1.
global çapta en sevdiğim kadın şarkıcı/ses olan nilüfer'in, adından da anlaşılabileceği gibi 1974'te çıkan, ilk albümüdür. çıkalı 51-52 sene olmuş, vay be!.. sanatçının bundan önce çıkardığı 45'likleri falan da vardır ki bunlarda yer alan kimi parçalar bu albüme de taşınmıştır ama işte nilüfer'in ilk stüdyo albümü budur. ben nilüfer ile bu albümüyle tanışmadım elbette zira 1981 doğumlu olarak yaşım az sayılmasa da işte o kadar da dinozor değilim diyelim. haha. nilüfer'in 80'ler öncesi şarkılarını ilk dinlediğimde, "aaaa, bu nilüfer'in sesi mi?.." falan dediğimi de hatırlıyorum ama tabii ki kendisinin ses karakteri daha ileri yaşlarında tam oturdu/belirginleşti, ki bu mevzuya bilahare, yazının ilerilerinde değineceğim. nilüfer gibi, sesini ilk duyduğum anda hayran kaldığım bir şarkıcının bu müzikal tanışmamdan öncesinde neler yaptığını da araştırmam kadar doğal bir şey olamaz sanırım. yani o zamanlarını "yaşamasam" da sonuçta internet denen bir şey var ve bu minvalde bana epey yardımcı olabiliyor bu meret. yazı başlarda planladığımdan daha uzun oldu ama gene de içime sindi. bunu da yazıyı tamamladıktan sonra belirtiyorum muhakkak. yani dünyadaki en sevdiğim kadın şarkıcı hakkında bir tanım girdim sonuçta ve bunun hakkını vermek istemem kadar doğal bir şey de olamaz herhalde.
şimdi başlığın konusu olan albüme geçelim.

içinde şu şarkılar yer alır:
göreceksin kendini
hayır hayır hayır
neden
hatıra defteri
başıma gelenler
ayrılık hasreti
o sevince
sende söyle (albümde sahiden "sende" diye yazılmış, "sen de" olarak değil)
aldanırım sanma
dünya dönüyor
bunlardan ilki olan göreceksin kendini, zamanın testinden başarıyla çıkmıştır ve günümüze de taşınan, sevilen nilüfer şarkılarındandır. ben de pek severim bu şarkıyı. albümün kapanış şarkısı dünya dönüyor da yeni versiyonuyla 90'larda çok popüler olmuştu. yani yeni versiyon dediğim, 90'larda yeniydi. ahah. aslında bunun "şarkı" olarak çıkış yılı 1973'tür ama bir albümde ilk yer alması babında bu tarih 1974'tür. başıma gelenler de güncelliğini yitirmedi, ki 2000'lerde de bir düetli versiyonu çıkmıştı bunun galiba. aldanırım sanma için de aynı şeyi söyleyebilirim, yani bu da günümüze taşınan, çok sevilen nilüfer şarkılarındandır. ezcümle, albümdeki şarkıların kayda değer bir bölümü yarım asırdan fazladır güncelliğini koruyabilmiş diyebiliriz sanırım. hayır hayır hayır da albümde çok sevdiğim şarkılardandır ama bu günümüzde pek bilinmiyor herhalde.
aslında albümdeki şarkıların çoğunun orijinal müzikleri yabancı sanatçılara ait ve bunların düzenlemelerini atilla özdemiroğlu, onno tunç ve şanar yurdatapan yapmış. örneğin ayrılık hasreti, 70'lerin hemen başlarından gelme killing me softly with her song'un yerli yorumu. 70'lerdeki orijinalini ben sonra keşfetsem de benim ergenliğimdeki fugees versiyonu çok meşhurdu bu şarkının. nilüfer'in yorumu da hiç fena değil ama. hatıra defteri, başıma gelenler ve dünya dönüyor ise müziği de türklere ait olan eserler albümdeki. yani albümde geriye kalan 7 şarkının müziği yabancılara ait. zaten dinlediğinizde de anlıyorsunuz hangilerinin "bizden", hangilerinin "gavur devşirmesi" olduğunu. ahaha. takılıyorum. yabancı müzikleri alıp türkçe söz ve aranjmanlarla sunulmasından normalde rahatsızlık duyan biri değilimdir.
nilüfer, 1955 doğumlu bir ses sanatçısı ve 1970 yılında, yani 15 yaşındayken falan katıldığı altın ses yarışması'nı kazanmış mesela ki buna doğuştan yetenek diyebiliriz herhalde. bence ses karakteri tam olarak 30'lu yaşlarında oturdu ve 40'lı yaşlarında da prime özelliğini yitirmedi sesi. zaten insan sesinin 30'larında tam oturması ve karakterinin net belirlenmesi de yaygın rastlanan bir şeydir, hatta benim bildiğim kadarıyla normal olan seyir bu şekildedir. artık tabii eskisi kadar iyi vokal yapamaz, yani doğa kanunları, yaşlanmak falan... başlığın konusu olan albümde evet, ses karakteri tam oturmamış zira daha 19 yaşında falanmış bu albüm çıktığında. yine de su gibi söylüyor vallahi. muhteşem ses!
bu albümdeki her şarkıya o kadar da bayılmıyorum ben şahsen ama zaten tüm şarkılarının inanılmaz etkileyici olduğu albüm de az vardır. nilüfer'in nazarımda buna en yaklaştığı albümü 1992 tarihli yine yeni yeniden'dir. nilüfer '74 de bu bağlamda kötü bir yerde duymuyor lakin. yani evet, albümün 4 şarkısı günümüze taşınmış klasikler ve diğer şarkılarının genelini de seviyorum albümün. hatta çıktığı tarih ve bir sanatçının ilk albümü olduğu düşünüldüğünde kayda değer seviyede başarılı bir yerde durduğunu düşünüyorum ben şahsen bu çalışmanın.
albümdeki kayıt niteliği ve sound da elbette 70'lerin analog standartlarında değerlendirilmeli. yani 80'lerin dijital devriminin yansımalarını bittabi bu albümde göremiyoruz. görsek iyi olurdu falan da demiyorum, yanlış anlaşılmasın. her dönemin sound karakteristiğinden şahane albümler/şarkılar üretilebileceği kanısındayım ben ve bu albüm de bu bağlamda hiç de fena bir iş değil. ben mesela dünya dönüyor'u 90'lar sound'uyla tanıdım, işte 1998 tarihli yeniden yetmişe albümündeki versiyonu ile. klibi dönerdi televizyonda sürekli. orijinalini, yani bu albümdeki kaydını da sevdim ama sonra. gerçi orijinalini kesin daha önce bir yerlerden duymuşumdur zira 1998'de zaten lise son falandım. aklımda o 1998 versiyonuyla yer etmiş demem daha doğru olur sanırım.
nilüfer tabii ki en çok 80'ler ve 90'lara damga vurmuş bir sanatçıdır ama bu demek değil ki 70'lerdeki çalışmaları dandikti. elbette değildi. yani televizyon etkisini de bu bağlamda yadsıyamayız ve işte 80'ler, özellikle de özel kanalların da kültürümüze dahil olmasıyla birlikte 90'lar bu minvalde damga vurabilmek için çok daha ideal koşullar oluşturdu. nilüfer de sound'unu ve kendisini yeniledi, yelkenlerini açtı ve bu rüzgarı arkasına alarak şişkin yelkenleriyle uzun ve çok başarılı bir müzikal yolculuğa çıktı, istikrarlı bir kariyer yükselişi deneyimledi, nihayetinde de kalburüstü ses sanatçılarımızdan biri oldu. gelgelelim kadının sesi zaten müthiş değerli bir cevher ve işte 1974'teki ilk albümünde bile ışıl ışıl parlıyormuş zaten.
nilüfer gibi/kadar olağanüstü iyi bir ses sanatçısıysanız bir bestekar olmamanız da son derece hoş görülebilir kanımca. bazı insanlar, şarkı yazarlığı yapmayan yorumcuları negatif olarak eleştirse de ben buna pek katılmam. yani her şarkı yazmayan müzisyenin teorik müzik bilmediği iddiası biraz gülünçtür hatta. ya da bazı isimler ise sadece şarkı yazarlığı yapar ve şarkıcılık yapmaz. bu da her durumda ilgili kişinin sesi kötüdür kapısına çıkmaz. nilüfer denemiş ve iyi şarkı yazamadığını görünce yorumculuğuna odaklanmış olabileceği gibi, sadece bir ses sanatçısı olması külliyen kendi tercihi de olabilir. mesela iki yönde de becerikli olabilir kendisi ama tamamen ses sanatçılığına fokuslanmış da olabilir. belki bu konuda kendisi bir açıklama yapmıştır ama benim bir bilgim yok bu bağlamda. her halükarda kendisi müthiş başarılı bir şarkıcı ve işte daha bu ilk albümünde bile gün gibi ortada bu.
nilüfer '74'ün tümünü şuradan dinleyebilirsiniz. bu arada çok iyi kayıt kalitesi. restorasyonlu falan herhalde.
ayrıca: (bkz: en sevilen nilüfer şarkıları)
şimdi başlığın konusu olan albüme geçelim.

içinde şu şarkılar yer alır:
göreceksin kendini
hayır hayır hayır
neden
hatıra defteri
başıma gelenler
ayrılık hasreti
o sevince
sende söyle (albümde sahiden "sende" diye yazılmış, "sen de" olarak değil)
aldanırım sanma
dünya dönüyor
bunlardan ilki olan göreceksin kendini, zamanın testinden başarıyla çıkmıştır ve günümüze de taşınan, sevilen nilüfer şarkılarındandır. ben de pek severim bu şarkıyı. albümün kapanış şarkısı dünya dönüyor da yeni versiyonuyla 90'larda çok popüler olmuştu. yani yeni versiyon dediğim, 90'larda yeniydi. ahah. aslında bunun "şarkı" olarak çıkış yılı 1973'tür ama bir albümde ilk yer alması babında bu tarih 1974'tür. başıma gelenler de güncelliğini yitirmedi, ki 2000'lerde de bir düetli versiyonu çıkmıştı bunun galiba. aldanırım sanma için de aynı şeyi söyleyebilirim, yani bu da günümüze taşınan, çok sevilen nilüfer şarkılarındandır. ezcümle, albümdeki şarkıların kayda değer bir bölümü yarım asırdan fazladır güncelliğini koruyabilmiş diyebiliriz sanırım. hayır hayır hayır da albümde çok sevdiğim şarkılardandır ama bu günümüzde pek bilinmiyor herhalde.
aslında albümdeki şarkıların çoğunun orijinal müzikleri yabancı sanatçılara ait ve bunların düzenlemelerini atilla özdemiroğlu, onno tunç ve şanar yurdatapan yapmış. örneğin ayrılık hasreti, 70'lerin hemen başlarından gelme killing me softly with her song'un yerli yorumu. 70'lerdeki orijinalini ben sonra keşfetsem de benim ergenliğimdeki fugees versiyonu çok meşhurdu bu şarkının. nilüfer'in yorumu da hiç fena değil ama. hatıra defteri, başıma gelenler ve dünya dönüyor ise müziği de türklere ait olan eserler albümdeki. yani albümde geriye kalan 7 şarkının müziği yabancılara ait. zaten dinlediğinizde de anlıyorsunuz hangilerinin "bizden", hangilerinin "gavur devşirmesi" olduğunu. ahaha. takılıyorum. yabancı müzikleri alıp türkçe söz ve aranjmanlarla sunulmasından normalde rahatsızlık duyan biri değilimdir.
nilüfer, 1955 doğumlu bir ses sanatçısı ve 1970 yılında, yani 15 yaşındayken falan katıldığı altın ses yarışması'nı kazanmış mesela ki buna doğuştan yetenek diyebiliriz herhalde. bence ses karakteri tam olarak 30'lu yaşlarında oturdu ve 40'lı yaşlarında da prime özelliğini yitirmedi sesi. zaten insan sesinin 30'larında tam oturması ve karakterinin net belirlenmesi de yaygın rastlanan bir şeydir, hatta benim bildiğim kadarıyla normal olan seyir bu şekildedir. artık tabii eskisi kadar iyi vokal yapamaz, yani doğa kanunları, yaşlanmak falan... başlığın konusu olan albümde evet, ses karakteri tam oturmamış zira daha 19 yaşında falanmış bu albüm çıktığında. yine de su gibi söylüyor vallahi. muhteşem ses!
bu albümdeki her şarkıya o kadar da bayılmıyorum ben şahsen ama zaten tüm şarkılarının inanılmaz etkileyici olduğu albüm de az vardır. nilüfer'in nazarımda buna en yaklaştığı albümü 1992 tarihli yine yeni yeniden'dir. nilüfer '74 de bu bağlamda kötü bir yerde duymuyor lakin. yani evet, albümün 4 şarkısı günümüze taşınmış klasikler ve diğer şarkılarının genelini de seviyorum albümün. hatta çıktığı tarih ve bir sanatçının ilk albümü olduğu düşünüldüğünde kayda değer seviyede başarılı bir yerde durduğunu düşünüyorum ben şahsen bu çalışmanın.
albümdeki kayıt niteliği ve sound da elbette 70'lerin analog standartlarında değerlendirilmeli. yani 80'lerin dijital devriminin yansımalarını bittabi bu albümde göremiyoruz. görsek iyi olurdu falan da demiyorum, yanlış anlaşılmasın. her dönemin sound karakteristiğinden şahane albümler/şarkılar üretilebileceği kanısındayım ben ve bu albüm de bu bağlamda hiç de fena bir iş değil. ben mesela dünya dönüyor'u 90'lar sound'uyla tanıdım, işte 1998 tarihli yeniden yetmişe albümündeki versiyonu ile. klibi dönerdi televizyonda sürekli. orijinalini, yani bu albümdeki kaydını da sevdim ama sonra. gerçi orijinalini kesin daha önce bir yerlerden duymuşumdur zira 1998'de zaten lise son falandım. aklımda o 1998 versiyonuyla yer etmiş demem daha doğru olur sanırım.
nilüfer tabii ki en çok 80'ler ve 90'lara damga vurmuş bir sanatçıdır ama bu demek değil ki 70'lerdeki çalışmaları dandikti. elbette değildi. yani televizyon etkisini de bu bağlamda yadsıyamayız ve işte 80'ler, özellikle de özel kanalların da kültürümüze dahil olmasıyla birlikte 90'lar bu minvalde damga vurabilmek için çok daha ideal koşullar oluşturdu. nilüfer de sound'unu ve kendisini yeniledi, yelkenlerini açtı ve bu rüzgarı arkasına alarak şişkin yelkenleriyle uzun ve çok başarılı bir müzikal yolculuğa çıktı, istikrarlı bir kariyer yükselişi deneyimledi, nihayetinde de kalburüstü ses sanatçılarımızdan biri oldu. gelgelelim kadının sesi zaten müthiş değerli bir cevher ve işte 1974'teki ilk albümünde bile ışıl ışıl parlıyormuş zaten.
nilüfer gibi/kadar olağanüstü iyi bir ses sanatçısıysanız bir bestekar olmamanız da son derece hoş görülebilir kanımca. bazı insanlar, şarkı yazarlığı yapmayan yorumcuları negatif olarak eleştirse de ben buna pek katılmam. yani her şarkı yazmayan müzisyenin teorik müzik bilmediği iddiası biraz gülünçtür hatta. ya da bazı isimler ise sadece şarkı yazarlığı yapar ve şarkıcılık yapmaz. bu da her durumda ilgili kişinin sesi kötüdür kapısına çıkmaz. nilüfer denemiş ve iyi şarkı yazamadığını görünce yorumculuğuna odaklanmış olabileceği gibi, sadece bir ses sanatçısı olması külliyen kendi tercihi de olabilir. mesela iki yönde de becerikli olabilir kendisi ama tamamen ses sanatçılığına fokuslanmış da olabilir. belki bu konuda kendisi bir açıklama yapmıştır ama benim bir bilgim yok bu bağlamda. her halükarda kendisi müthiş başarılı bir şarkıcı ve işte daha bu ilk albümünde bile gün gibi ortada bu.
nilüfer '74'ün tümünü şuradan dinleyebilirsiniz. bu arada çok iyi kayıt kalitesi. restorasyonlu falan herhalde.
ayrıca: (bkz: en sevilen nilüfer şarkıları)
devamını gör...