alice in chains dinlerken vokalin insan sesinin hangi noktaya kadar çıkarılabildiğini ve gitarların nasıl paralel ilerleyebildiğini test ediyorsun, soundgarden dinlerken ses sistemi kontrol ediyorsun, pearl jam zaten hayatı sorgulatan bir grup... mudhoney ve green river'dan bahsetmeye bile gerek yok grunge'ın anayasasını yazmışlar... nirvana açıyorsun iki akor, üç bağırış, biraz distortion, yanında patates. al götür menüsü gibi... içinden anlam çıkarmaya çalıştıkça daha da boşalan bir müzik.

nirvana'nın en büyük başarısı grunge'ı müzikal bir tür olmaktan çıkarıp öğle arasında tüketilebilen bir ürüne dönüştürmek olabilir ki bence bu en zor şeylerden birisi o dönem için. grunge dinlemeye yeni başlayan da seviyor, hayatında grunge dinlememiş olan da, instagramına alternative music enthusiast yazan da seviyor valla.

nirvana grunge'ın fast food'u. müzik dünyasının "ne yesek?" sorusuna verdiği en risksiz cevap olabilir, öyle de büyük bir gruptur yani...
devamını gör...
bir şey diyicem biraz daha ıkının gerçekten ya mudhoney severiz sayarız meat puppets sonic youth bunları severiz sayarız da
bitti ya müzik de bitti alternatif müzik kültürü diye bir şey de kalmadı, it’s all larp now
bi iki aya da kendimi asıcam, evet senin yüzünden
devamını gör...
şimdi ciddi bir iki cümle edelim.

grunge, bir müzik türü, ecnebilerin tabiri ile bir "genre" değil, bir akımdır. örneğin dearh metal gibi ya da black metal gibi bir kalıba sokamazsınız. çünkü türü temail eden müzikal bir alt yapısı yok. her grup için değişken bir sound ve alt yapı var.

zaten "grunge" adı altında müzik yapmış popüler gruplardan, nirvana, soundgarden, alice in chains, pearl jam gibi grupları nasıl aynı tür altında toplayabilirsin ki? hepsinin lirik yapısı ve soundları birbirinden çok farklı.

bu akımın farkı, hard rock, heavy metal arasında giden grupların popüler olduğu dönemde bir alternatif yaratmak oldu. saçları uzundu ama simsiyah giyinmiyorlardı mesela. yine asi çocuklarıdı fakat motosiklete binmiyorlardı distortion olmadan akustik konserler veriyorlardı ya da.

bu farklı yaklaşım ciddi bir kitle oluşturdu. kalıplara bağlı olmadan da müzik yapabileceği fikri oluşturdu insanlarda. simsiyah giyinmeden de motosiklete binmeden de asi çocuk olunabiliyor izlenimi oldu insanlarda.

yeni bir indie alt kültür oluştu yani. evet, bu akımı başlatan da nitvana olduğu için fast food diyebiliriz. ama öncü olduğunu da unutmamak lazım. nirvana olmasaydı, chris cornell, eddie vedder, layne staley gibi müthiş vokallerden mahrum olacaktık belki de.

bir de bu adamlar hepsi aynı bölgeden seattle'dan çıkıyor. değişik de bir bağ var aralarında. farklı grupların elemanlarının birleşimiyle proje grupları üretip, albümler falan yaptılar. değişik bir aidiyet yani. o yüzden severiz kendilerini.

o proje işlerden iki örnek de bırakalım buraya.



devamını gör...
kurt'e de sallamayın be.
hani o kadar da değil yani.
tabi zevk işi ama bazı şeylerin sınırı olabilmeli.
jordan* da basketçi mi yaaa demek gibi, olmuyor yani*
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"nirvana'nın grunge'ın fast food'u olması" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim