1.
türkiye'de en pahalı emlak fiyatlarına sahip semt. hep bir kargaşa var sanki bu semtte.
devamını gör...
2.
nişantaşı'nın en işlek caddesinin en harika köşesinde wendy's vardı bir zamanlar, türkiye'nin en harika burgerini ucuz ve hızlı bir şekilde orada yiyebilirdiniz.
sonra birden bir daha geri dönmemek üzere türkiye pazarından çıktılar
sonra birden bir daha geri dönmemek üzere türkiye pazarından çıktılar
devamını gör...
3.
6 sene yaşadığım semt.
devamını gör...
4.
ne cazibesi var da ünlüler burada yaşar hiç anlamam. olsa olsa network içindir. pahalı mağazalar ve bir iki tane bar'ı haricinde bir olayı da yok. en son yedi katlı bir mağazanın bir katında zeytinyağı bir katında çıtalardan yapılma kuş kafesi satıyorlardı. konsept ne onu da anlamadım. cartier'in de mağazası vardır burda. müvevher falan alacaksanız bilginiz olsun. city's nişantaşı tam cihad ilan etmelik. yemek katında domuz etli ürünler satan restoran vardı. işin komik tarafı araplar da orda.
mecburen orda mimar bir dayıyla sohbet ederken ben de entel bir havaya bürünmüştüm aslı börek'di yanlış hatırlamıyorsam orda. o zamanlar avrupa yakası da prime zamanıydı tam. dayıya "ben de nişantaşı çocuğuyum, beni de aranıza alın" demek istemedim değil.
mecburen orda mimar bir dayıyla sohbet ederken ben de entel bir havaya bürünmüştüm aslı börek'di yanlış hatırlamıyorsam orda. o zamanlar avrupa yakası da prime zamanıydı tam. dayıya "ben de nişantaşı çocuğuyum, beni de aranıza alın" demek istemedim değil.
devamını gör...
5.
26a otobüslerinin eminönü'ne giderken üzerinden dolaştığı semt.
devamını gör...
6.
sonradan bir yere gelip parayı bulanlar buranın cafelerinden çıkmaz. örneğin basın sektöründen "alaçatı" bey in cafe basmışlığı, "kıvırcıkla" kapışmışlığı var. bunlar nişantaşına da gitseler ortamı esenlere çevirebiliyorlar. konu da esenlerdeki kavgaların en popüler iki konusundan biri. ayşe.
devamını gör...
7.
8.
sakarya'nın karasu ilçesine bağlı bir köy. kuzey marmara otoyolu üzerindedir.
devamını gör...
9.
flood var hocam. modlar göreve.
devamını gör...
10.
ismi padişahların atış talimleri sırasında eskiden burada bulunan ormanlık alandaki okların ulaştığı en uzak noktayı belirtmek için dikilmiş nişan taşlarından gelir.
devamını gör...
11.
herkesin mutlu ve kızların taş olduğu semtlerden birisi. amerikan hastanesi'nden çıkan kızlardan birisi bile, şişli etfal'deki kızlar gibi dertlere sahip değil. lan birinizin de mi kolu molu kırılmaz, bacağı kopmaz?
sanki herkes, tükenmişlik sendromu, varoluş sancısı gibi şeyler yaşıyor. en fazla, tırnak kırılması operasyonu için gelmiş gibi rahatlar. zengin bir kız olmak, boyu otomatik olarak uzatıyor diyebilirim.
bence hastanenin önlerinde, yerde gizli bir delik var. "böööle buramdan bir ağrı zaplanıyo guzumm" diyen hasta türlerini, yarısı yanmış hastaları, salaş kıyafetler giymesine rağmen utanmadan hasta olanları, otomatik olarak oradan içeri çekiyorlar. sadece vitrin yüzü olabilecek donanımda hastalar geziyor hastanenin önünde.
devlet hastanelerinin bahçesinde olan büfe yok. çok garip bir sosa batırdıkları, sosisli sandviç olarak satılan besin de yok.
bir hastanede bunlar yoksa, bankta çekirdek çitleyen teyze kümesi yoksa ben oraya hastane demem. hiç kusura bakılmasın. burada, sanki banklarda oturanlar bile en düşük taco veya beef wrap yemek zorunda. hadi bilemedin latte. jeeplerin heybeti dağlardan yüce. arkasındaki otoparktan çıkıp taco'sunu alanlar, banka oturup hasta olan yakınını bekliyor sanki. yakınının hastalığı da gözlerinin azıcık bozulması falan.
"para mutluluk getirmez" diyenler, burada abdi ipekçi'de, kırıntı'nın oralarda falan yarım saat turlasın. azıcık gözlem yapsın. "ne gülüyonuz lan hepiniz şerefsizler" diye dalasın gelir güzel kardeşim. öyle ki mutlular. ya da rol yapıyorlar (bu kadar güzel rol yapılmaz, al pacino mu bunlar, peh..)
sanki herkes, tükenmişlik sendromu, varoluş sancısı gibi şeyler yaşıyor. en fazla, tırnak kırılması operasyonu için gelmiş gibi rahatlar. zengin bir kız olmak, boyu otomatik olarak uzatıyor diyebilirim.
bence hastanenin önlerinde, yerde gizli bir delik var. "böööle buramdan bir ağrı zaplanıyo guzumm" diyen hasta türlerini, yarısı yanmış hastaları, salaş kıyafetler giymesine rağmen utanmadan hasta olanları, otomatik olarak oradan içeri çekiyorlar. sadece vitrin yüzü olabilecek donanımda hastalar geziyor hastanenin önünde.
devlet hastanelerinin bahçesinde olan büfe yok. çok garip bir sosa batırdıkları, sosisli sandviç olarak satılan besin de yok.
bir hastanede bunlar yoksa, bankta çekirdek çitleyen teyze kümesi yoksa ben oraya hastane demem. hiç kusura bakılmasın. burada, sanki banklarda oturanlar bile en düşük taco veya beef wrap yemek zorunda. hadi bilemedin latte. jeeplerin heybeti dağlardan yüce. arkasındaki otoparktan çıkıp taco'sunu alanlar, banka oturup hasta olan yakınını bekliyor sanki. yakınının hastalığı da gözlerinin azıcık bozulması falan.
"para mutluluk getirmez" diyenler, burada abdi ipekçi'de, kırıntı'nın oralarda falan yarım saat turlasın. azıcık gözlem yapsın. "ne gülüyonuz lan hepiniz şerefsizler" diye dalasın gelir güzel kardeşim. öyle ki mutlular. ya da rol yapıyorlar (bu kadar güzel rol yapılmaz, al pacino mu bunlar, peh..)
devamını gör...

