yazar: andrey voznesesnki
orijinal adı: oza
yayım yılı: 1964
oza, voznesenski'nin en ünlü ve biçimsel olarak en devrimci eserlerinden biri olan uzun bir şiir veya manzum eserdir.
orijinal adı: oza
yayım yılı: 1964
oza, voznesenski'nin en ünlü ve biçimsel olarak en devrimci eserlerinden biri olan uzun bir şiir veya manzum eserdir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 09.09.2025 15:46 tarihinde açılmıştır.
1.
" bir şey öylesine yitmişti ki yüzünde
bir şey, artık kimseler yerine koyamaz."
1933/ 2010 yılları arasında yaşayan rus şair andrey voznesenski imzalı eser; kitaba adını veren selam oza şiiri de bu kitabında yer almakta ve türkçe baskısının 1986 yılında yapıldığı bilinmektedir.
kitabımı mehmet h. doğan ve turgay gönenç çevirisi ile okudum.
kitapta yer alan ve kitaba da adını vermiş olan selam oza şiirini önceden biliyordum, o şiiri yeniden hatırlamak kitabı okumaya teşvik eden faktörlerdendi.
kitabın sonunda yer alan notlarda ise oza sözcüğünün zoe / yunanca yaşam sözcüğünden türetilerek kullanıldığı belirtilmiştir, oza diye seslenilen kişi kâh bir kahraman, kâh şairin nezdinde ulaşılmaz olan biri gibidir.
kitabın sonunda yer alan selam oza şiirinin dizelerinden yola çıkacak olursak da, oza onu terk eden kişi olarak da düşünülebilir, oza onun yaşamıydı ama onu sonsuz yokluğuna mâhkum etti gibi.
şiirleri iyi buldum ama beklentim daha üst seviyedeydi, şiir dışında yer alan monolog tarzındaki pasajların kitabın bütünlüğüne zarar verdiğini düşünüyor olsam da okumak güzeldi.
yıkımı, özlemi, görünmez olmayı,
(yani unutulmayı), terk edilmeyi, ölümün farkındalığını, geride bırakılmış kişi olmanın verdiği kırılmayı ve örselenmişliği derinden hissettiren şiirlerdi.
etkileyici bulduğum bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum, " selam oza! "

ben hep seni yaşatmayı ummuştum,
gel gör ki, yalnızca yıkımdı getirdiğim.
görmemek ne acı seni şimdi.
tam ışımaya başlarken gün
sen giriyorsun düşüme.
yaşamak ne büyük mucize
ama nasıl anlatırsın bunu,
yaşamasızın birine?
görülmezin biriyim ben.
kilometreler ayıramaz insanı, inan, birleştirir telefon telleri gibi;
ama milimetrelerse ayıran,
bağışlanmaz bir yazgıdır bu, beterin beteri.
sevinç mi duyduğunuz,
acı mı çektiğiniz gerçekte?
eriyip gideceğiz ve yine olacağız orda
önemi yok, nerde ya da hangi zamanda.
ne korkunç,
bir başına düşünmek şimdi seni?
daha da korkunç, bir başına değilsen oysa:
ne acı bu denli geç rastlamak sana
ve böylesine erken ayrı kalmak sonunda.
dilerim hiç bilmezsin ne denli hüzünlüyüm.
inan, kendimle üzmeyeceğim seni.
inan, dert olmayacak sana ölümüm.
inan, yük olmayacağım sana yaşamımla.
selam oza, dilerim ışıl ışıl kalırsın hep
bir sokak fenerinden sızan bir ışık gibi.
suçlayamam bırakıp gittiğin için beni,
şükür ki girdin yaşamıma..
bir şey, artık kimseler yerine koyamaz."
1933/ 2010 yılları arasında yaşayan rus şair andrey voznesenski imzalı eser; kitaba adını veren selam oza şiiri de bu kitabında yer almakta ve türkçe baskısının 1986 yılında yapıldığı bilinmektedir.
kitabımı mehmet h. doğan ve turgay gönenç çevirisi ile okudum.
kitapta yer alan ve kitaba da adını vermiş olan selam oza şiirini önceden biliyordum, o şiiri yeniden hatırlamak kitabı okumaya teşvik eden faktörlerdendi.
kitabın sonunda yer alan notlarda ise oza sözcüğünün zoe / yunanca yaşam sözcüğünden türetilerek kullanıldığı belirtilmiştir, oza diye seslenilen kişi kâh bir kahraman, kâh şairin nezdinde ulaşılmaz olan biri gibidir.
kitabın sonunda yer alan selam oza şiirinin dizelerinden yola çıkacak olursak da, oza onu terk eden kişi olarak da düşünülebilir, oza onun yaşamıydı ama onu sonsuz yokluğuna mâhkum etti gibi.
şiirleri iyi buldum ama beklentim daha üst seviyedeydi, şiir dışında yer alan monolog tarzındaki pasajların kitabın bütünlüğüne zarar verdiğini düşünüyor olsam da okumak güzeldi.
yıkımı, özlemi, görünmez olmayı,
(yani unutulmayı), terk edilmeyi, ölümün farkındalığını, geride bırakılmış kişi olmanın verdiği kırılmayı ve örselenmişliği derinden hissettiren şiirlerdi.
etkileyici bulduğum bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum, " selam oza! "

ben hep seni yaşatmayı ummuştum,
gel gör ki, yalnızca yıkımdı getirdiğim.
görmemek ne acı seni şimdi.
tam ışımaya başlarken gün
sen giriyorsun düşüme.
yaşamak ne büyük mucize
ama nasıl anlatırsın bunu,
yaşamasızın birine?
görülmezin biriyim ben.
kilometreler ayıramaz insanı, inan, birleştirir telefon telleri gibi;
ama milimetrelerse ayıran,
bağışlanmaz bir yazgıdır bu, beterin beteri.
sevinç mi duyduğunuz,
acı mı çektiğiniz gerçekte?
eriyip gideceğiz ve yine olacağız orda
önemi yok, nerde ya da hangi zamanda.
ne korkunç,
bir başına düşünmek şimdi seni?
daha da korkunç, bir başına değilsen oysa:
ne acı bu denli geç rastlamak sana
ve böylesine erken ayrı kalmak sonunda.
dilerim hiç bilmezsin ne denli hüzünlüyüm.
inan, kendimle üzmeyeceğim seni.
inan, dert olmayacak sana ölümüm.
inan, yük olmayacağım sana yaşamımla.
selam oza, dilerim ışıl ışıl kalırsın hep
bir sokak fenerinden sızan bir ışık gibi.
suçlayamam bırakıp gittiğin için beni,
şükür ki girdin yaşamıma..
devamını gör...
