arkadaşlar ben evde tek başıma kalma korkusunu yeni yeni atlatan biriyim ve bir senedir yanlız kalıyorum hiç bir sorun yoktu ve yatağımda durup dururken gözlerimi açtım gözlerimi haliyle yeni açtığım için bulanık çapaklıydı ve bir anda her yeri bulanık görmeye başladım yemin ediyorum her yerim tüylerim diken diken oldu vücudumdakı kanın akışını hissetim o anda yazarken bile hala etkisindeyim ufak bir ses duydum alt kattan köpeğimdir dedim sonra merdivenlere geldi ses sonra bir anda odamın kapısında bitti ses daha gelecek gibi hissetim ve o anda iğrenç ve tiz bir sesle sanki titreme gibi bulanık şekilde görmem arttı artık tamamen bulanık görüyordum her yeri ve tiz bir ses aslında tiz değilde böyle zzzzzzz şekilinde titremeler arttı ve o an tüylerim diken diken oldu ense bölgemden kafamın arka kısmı ensemden aşağıya belime kadar soğukluk ve kasılma karıncalanma yaşadım ufak bir şey gördüm görmedim anlık bir süliet gördüm yazamıyorum bile ellerim hala titriyor anlatırken ve düşündüğümde bile her yerim kasılıyo o an yatağıma kasılıp kaldım gözlerimi kapadım ve allah'ın adını zikretmeye başladım allah allah allah allah edasında sonra sübhaneke duasını okudum ve o anda o ses azalıp gitti ve vücudumdaki yanma ürperme azaldı sonra uyandım lütfen ben daha öncelerde açtığım konularda hiç bu kadar korkmamıştım ama bu konu gerçekten gerçek nasıl izah etceğimi bile bilmiyorum çok kötüyüm lütfen yani anlatamıyorum durmadan tedirginim kaç saatir yalvarıyorum bir yardımcı olun bir fikir verin etkisinden kurtulamıyorum gördüğüm yaşadığım neydi telafisi ne bu günde oruçlu değildim normalde tutarım 2 gündür ara vermiştim dün tuttum bu günde tutmadım ve pisim acaba ondan mı bilmiyorum genelde hiç pis olmam ama ilk kez bu gün oldu inandığınız veya düşündüğünüz tanrınız tanrıçanız inancınız aşkına yalvarıyorum yardım edin bir fikir verin şuana kadar kime ne desem geçer kabus görmüşsün diyecek her şeye öyle diyorlar ama çok farklı iliklerime kadar hissetim bir kaç aydır ne ilaç kullanıyorum ne herhangi bir bağımlılık yapıcak madde kullanıyorum film gibi oldu hayatım belalar üzerine bela korkuyorum…
devamını gör...
…uzaklarda kaybolan o küçük kızın ardından derin bir nefes alıp verdim . söylediklerini düşündüm bir müddet gülümsemeleri her aklıma geldiğinde hafifçe sırıtıyordum . onu asla unutmayacağıma dair kendime söz verdim ve hatırası olarak verdiği çubuğu saklayacaktım . çubuğu elime aldım ve ona uzun uzun baktım .


hayal çubuğu ‘’eminim seninde resmini çizeceğin hayallerin vardır.’’ cümlesi çok şeye bedeldi aslında . peki ya bir hayalim var mıydı ?
aslında evet bir hayalim vardı . yada en azından ben öyle olduğunu düşündüğüm bir hayal . öyle bir hayale sahip olmalıydım ki bir ömür peşinden koşmalıydım , kolay ulaşılmamalıydı 7 yaşından 70 yaşına kadar uzanabilen bir amaç uğruna yaşamalıydım . ömrümün son nefesinde ulaşamasam bile uğrunda savaşmaktan gurur duyacağım bir savaş olmalıydı .


düşünceler arasında sokak lambasına ulaştım . içimden bir ses düz devam etmemi söylüyordu onu dinlemek mantıklı gelmişti . lambanın altında beklemek anlamsızcaydı ve ayrıca o yöne daha hiç gitmemiş olmamın getirdiği merak beni harekete geçirmeye yetmişti . yavaş adımlarla etrafı süzerek yoluma devam ettim . halen buranın neresi olduğunu bilmiyordum tanıştıklarım kimlerdi ? beynimi kemiren sorular ile boğuşarak yoluma devam ettim etraf ne karanlık nede aydınlıktı ama çok uzağı olmasa da yeterince uzaklıktaki mesafeleri görebiliyordum . biraz daha yürüdükten sonra yolun ikiye ayrıldığını gördüm ve ayrımın başında yaşlı bir adam bekliyordu kısa boylu uzun beyaz sakallıydı . sol elinde kendi boylarında kalın bir sopası vardı . beynimi sorularla dolduracak birini daha görmek beni hem mutlu hem de mutsuz ediyordu ama yine içimde sorularıma cevap bulma umudu hiç sönmüyordu . yaklaştıkça yaşlı adam daha belirginleşti . bakımsız gri bir elbisesi vardı ve sağ elinde parmakları hiç durmadan hareket ediyordu bir şeyi sayar yada tesbih eder gibi biraz daha yaklaşınca beni gördü ve gözlerini bana dikti . çok donuk bir yüz ifadesi vardı biraz korkutucu ve agresifti de . dudakları hareket etmeye başladı kendi kendine bir şeyler söyleniyor gibiydi . biraz daha yaklaştım aramızda 10 metre gibi bir mesafe vardı elindeki sopayı kaldırıp yere sertçe vurdu .sanki yaşadığım heyecan yetmezmiş gibi bir de her adımımda bunu 2 katına çıkaran bu yaşlı adama içimden sitem ediyordum . sopayı yere vurduktan sonra biraz duraksadım sonra derin bir nefes alarak bir adım daha attım bu kez tekrar sopasını kaldırıp yere vurdu ama bu daha şiddetliydi . artık sinirime gitmeye başlamıştı bu durum ama içimdeki tedirginlikte artıyordu . korkarak bir adım daha attım ve ihtiyarı gözümle süzdüm oda aynı şeyi bana yapıyordu ama bu kez sopasını yere vurmadı . biraz doğruldu ve konuşmaya başladı .
- geç kaldın !

- geç mi kaldım ? iyide n..(neye)

-beni takip et yapacak işlerimiz var .

sözümü kesip yol ayrımındaki sol yoldan ilerlemeye başladı . bende neye uğradığımı şaşırarak afalladım ve ona bakakaldım birkaç adım attıktan sonra arkasına baktı ve aval aval beklediğimi görünce :

-genç adam alınma ama tam bir vakit kaybısın .

diyerek yoluna devam etti . benden ne bekliyordu bu adam sinirlendim ve daha bu tür bir cümleye maruz kalmamak adına ona yetişmeye çalıştım yanına vardığımda merakımdan çatlıyordum . fazla dayanamadan sormak için konuşmaya başladım .

-ne ya…(yapacağız)

-sana burada bir müddet göz kulak olacağım ve eğitmeye çalışacağım .

-ne..(ne için)

-çünkü ona söz verdim

-ben da.. (ben daha söylemeden sözlerimi nasıl anlıyorsun)

-ne söyleyeceğini bilmek hiçte zor bir şey değil genç adam

-yan.. (yani tahmin mi ediyorsun)

-belkide

bu sinir bozucu konuşmaya daha ne kadar tahammül edebilirdim bilemiyorum .

-o k… (o kim)

-buraya ilk geldiğinde karşılaştığın kişi.

-te… (tekrar geleceğimi nasıl biliyordu)

-onu aptal mı sandın tabiki geleceğini biliyordu . senin gibi sabırsız biri için bunu tahmin etmekte zor bir şey değil hatta seni dün bekliyordum . sana gönderdiğim mesajı bu kadar geç fark edeceğini hiç düşünmezdim .

-pek… (peki ne öğreteceksin)

-neye ihtiyacın varsa . geç kaldığın için dersi erkenden başlatıyorum . sorularıma cevap ver . zaman nedir ?
-zaman..zaman

-pekala ne kadar zekisin bunu gördük şimdi beni iyi dinle. aslında zaman diye bir şey yoktur . zaman değişim dediğimiz şeyin sayılabilirlik yada çözümlenebilirlik açısından kurgulanmış olduğu matematiksel bir olgudur . burada asıl öğrenmeni istediğim nokta değişim . bana değişim denilince aklına gelen şeyleri söyle .

- yaşam ve ölüm .

-bu kadar mı ? daha geniş bakmayı düşündün mü hiç ?

-varoluş ve yok olma

-bunu kastetmedim . bak.. değişim her şeydir , değişim hayattır değişim yaşamdır . değişim evrendir. değişimin kaynağı maddedir , değişimin kaynağı harekettir . dön bak heryerde bir değişim görebilirsin hatta bunu sana kendi üzerinden açıklamak istiyorum . 1 saniyelik zaman diliminde senin vücudunda milyonlarca hücre ölüp yerine yenileri geliyor bunu saniyenin yüzde biri olan 1 saniselik zamana vurduğumuz zaman bu sayı on binler oluyor bu az bir rakam mı peki bu zamanı öyle bir hassaslığa indirelim ki o zaman diliminde senin bir hücren ölüp yerine yeni bir hücre varolsun sanisenin on binde birinde gerçekleşen olayda bile sen eski sen olmaktan çıkıyorsun işte değişim budur . peki buna dayanarak şunu diyemez miyiz :

nefes almaya başladığın andan itibaren her saniye yaklaşık bir milyon tane farklı sen varken söylesene bana genç adam bunlardan hangisi asıl sensin ?
devamını gör...
… karşımdaki ev bütün gizemiyle yine karşımda duruyordu . bu yerde hissedebildiğim tek şey kalbimin atışıydı . heyecan ve merak duygumun yarattığı atmosferin içinde kayboluşum harekete geçme dürtüm ile sonlandı . ilk olarak evden başlama fikri o an için bana mantıklı gelen tek şeydi . hareket etmedeki acemiliğim sebebi ile biraz zaman alsa da sonunda eve girmeyi başardım . klasik villa görüntüsünde olan bu evin alt katında kayda değer pek bir şey göremedim bunun üzerine yavaş adımlarla üst kata çıktım ilk geldiğim yerdeki oda da bir koltuk ve yanında duran küçük masadan başka bir şey yoktu . diğer odalara da teker teker baktım geriye tek bir oda kaldı . içeri girdiğimde kendimi bir kütüphanenin içinde buldum . her yerde tam dolu kitaplıklar vardı merakımdan elime geçen ilk kitabı aldım hafif koyu yeşil kapağı vardı ve üzerinde hiçbir şey yazmıyordu orta sayfasına doğru açtım bomboştu . diğer sayfaları da kontrol ettim onlarda boştu sadece sayfa sayıları yazıyordu . kitabı yerine koyup hemen yanındaki kitaba el uzattım ve hemen içini açtım buda diğerinin aynısıydı . bu sefer başka bir kitaplığa yöneldim rastgele bir kitap seçtim . onunda diğerlerinden farkı yoktu . böylece diğer kitaplıklardan 5-6 kitap kadar baktım onlarda bomboştu . anlamlandıramadığım bu olayı çok garipsemiştim . üzerinde fazla kafa yormadan evin dışını keşfetmek için dışarı çıktım . yavaş adımlarla sokak lambasının olduğu yere doğru gitmeye başladım .

vardığım da dikkatimi çeken lamba geçen geldiğimdeki gibi yanıp sönmüyordu . sadece yanıyordu , ışığın etrafındaki böceklerin anlamsız gezintilerine dalarken gökyüzündeki bir hareketlenme bütün dikkatimi üzerine toplamıştı . bir grup insan gökyüzü üzerinde yürüyorlardı . bu yerin anormalliği artık sinirlerimi bozmaya başlamıştı . istemsiz olarak bir an onlara seslenmek için bağırdım lakin hiçbiri bu hareketime tepki vermiyorlardı , görüntüleri turkuaz bir saydamlıktan ibaret olan bu kişilerin kim oldukları hakkında en küçük bir fikrimin olmayışı olayın gizemine gizem katıyordu . onları gözden uzaklaşana kadar izledim artan merakım beni bir an olsun yalnız bırakmıyordu . artık göremediğim zaman da derin bir nefes vererek başımı indirdim . uzakta büyük bir taşın üzerine oturan birinin olduğunu gördüm . ürkerek de olsa yanına gitmeye karar verdim . dikkatli bir şekilde ona doğru ilerledim ve yaklaştıkça onun küçük bir kız olduğunu anladım elinde küçük bir çubuk vardı yeri eşeliyordu . onu görmemle tedirginlik duygum yerini meraka bırakarak benden uzaklaştı .

siyah saçlı bu gizemli küçük kız ona yaklaştığımı gördü ve dikkatini çubuğundan alıp bana yoğunlaştırdı . artık aramızda sadece 7-8 metre vardı . insanın içini ısıtan bir gülümseme ile “merhaba” dedi ve yeri eşelemeye kaldığı yerden devam etti . şaşkınlığı bir kenara bırakıp bende karşılık verdim . yüzüme bakıp gülümsedikten sonra tekrar yeri eşelemeye başladı . pek umurunda olmadığım açıktı dikkatini üzerime toplamak için birkaç bir şey söyleme ihtiyacı duydum kendimde .

-adın ne ?

gülümseyerek

-bir adım yok

şaşkınlığımı gizleyemeyip konuşmaya devam ettim.

-peki sana nasıl seslenirler ?

-bilmiyorum

-peki burada ne yapıyorsun ?

-bekliyorum

-neyi bekliyorsun ?

-resmimin bitmesini

-resim mi ?

-evet işte burada bak

diyerek eşelediği yeri gösterdi . orayı öylesine eşelediğini zannediyordum . biraz daha yakınlaşıp baktım tek gördüğüm düz ve oval birbirini kesen çizgilerdi.
pek bir şeye benzemiyordu bu resim yüzümü ona dönup sordum .

-nedir bu ?

-hayalim .

bunu söylerken ki mutluluğu ve o gülüşü gözümden kaçmamıştı . ama yinede resmin hiç bir şeye benzemiyordu . kafamı tekrar resme çevirip bir şeye benzetmeye gayret ettim ama yine bir şeye benzetemedim . duygularım anlar gibi araya girdi .

- daha bitmedi tabi .

kafasını hafifçe yana eğerek birkaç çizgi daha ekledi . sonra bana dönüp devam etti .

-bu resmin en güzel yanı da ne biliyor musun ?

-nedir ?

-onu sadece benim yapıyor olmamam .

anlamadığım her halimden belliydi . açıklama beklercesine bakışlarım onun gülüşüne sebep olmuştu . ama hiçbir açıklama yapmıyordu . sadece resmine odaklanmıştı bende sessizce onu izliyordum . birkaç çizgi daha ekledikten sonra sağına doğru baktı . nereye baktığını merak edip bende baktım . ilerde hiçbir şey yoktu . boşluğa doğru bakışı bir esintinin ardından bitti . bana dönerek manalı bir şekilde gülümsedi ve resmine bakmaya başladı . bende merakla resme kitlendim . rüzgarın etkisiyle toprak hareket ediyor ve resmi değiştiriyordu bazı çizgilerin içi doluyor bazıları ise daha çok belirginleşmeye başlıyordu . tekrar bana döndü sevecen bir ses tonuyla .

-demek istediğimi şimdi anladın mı ?

-evet

gülümsemesi bir an bile yüzünden düşmüyordu . onun mutlu oluşu çok hoşuma gitti bu duygu benimde gülümsememe sebep oldu . esinti bittikten sonra tekrar resmine dönerek çizmeye devam etti . o sırada bende hem onu izliyor hemde ona sorular soruyordum .

-peki resim bitince ne yapacaksın ?

-hiç düşünmedim .

-buraya nereden geldin

-uzaklardan çok uzaklardan

-geldiğin yerin bir ismi var mı ?

-yok

cevapları beni deli ediyordu ama yinede bu küçük kıza sinirlenemiyordum bile . bu sebeple sorular sormaya devam ettim .

-orada yaşayan birileri var mı ?

-evet

-kim onlar

-hiç kimseler aynı benim gibi .

dediklerinden hiçbir şey anlamıyordum . öğrenememek beni yine çileden çıkarıyordu . bu küçük kız ile ilgili sorularım bilinmezliğe kürek çeken bir sandaldan farklı bir şey değildi . ne yapacağımı bilmiyordum tam o sırada hafif bir yağmur başladı . başımı gök yüzüne çevirdim . yüzüme düşen damlacıkları rahatlıkla hissedebiliyordum . bir den aklıma resim geldi . hızlıca başımı indirip resme baktım . yağmur damlaları yere her düşüşünde resimden bir parçayı söküp alıyordu . küçük kızın üzüleceğini düşünüp ona döndüm . küçük kız aksine gülüyordu ve hiçte hisleri bozulmuş gibi durmuyordu . şaşkınlıkla sordum .

-resim bozulduğu halde neden gülüyorsun ?

-hayır resim bozulmadı .

-ne ?

-aslında resim şimdi tamamlandı .

-nasıl yani ?

-evet .. evet işte benim hayalim buydu .

-yani bozuk bir resim mi ?

-hayır . yeniden yapılacak bir resim .

ne anlatmaya çalıştığı hakkında hiçbir fikrim yoktu . sadece anlamsızca ona bakıyordum ve o hala gülümsüyordu . sözüne devam etmeden önce ellerini uzattı ve yağmuru hissetmeye çalıştı . sonra bana dönüp .

-yağmur … işte bu yağmur aslında resmimi yok etmedi sadece bana daha güzelini yapmam için bir fırsat verdi .

şaşırıp kalmıştım söyleyecek tek bir söz bile bulamıyordum . ne kadar istesem de ağzımdan tek bir kelime bile çıkaramıyordum . şaşkın bakışlarım arasında kız oturduğu yerden kalktı . bana doğru bir iki adım attı . tatlı sesiyle konuşmaya başladı .

-artık benim gitmem gerek . sana bir hediye vermek istiyorum kabul eder misin ?

şaşkınlığımla gülümsemem birleşti . evet dercesine kafamı hafifçe salladım . bana elindeki çubuğu uzattı ve hevesli bir şekilde .

-hadi al bunu . eminim seninde resmini çizeceğin hayallerin vardır.

-teşekkür ederim .

gülümsemesi arttı . çubuğu elime aldım ve mutlu olmasına sevindim . meraklı bir şekilde nere gideceğini sordum .

-mükemmel resmimi çizeceğim yere .

dedikten sonra arkasını döndü ve yürümeye başladı ağzına ufak bir ritim tutturup yoluna devam etmeden önce arkasına dönüp “ hoşçakal ” diye seslendi ve uzaklarda kayboldu . bense o gidene kadar onu izleyip ona bol şans diledim…
devamını gör...
…“bir gün hayat denen şeyin sadece yanılsamalardan ibaret olduğunu anlayacaksın” o gece bir rüya gördüğümü hatırlamıyorum ama bu cümle sanki beynime monte edilmiş gibi sabah karşımda bütün gizemiyle dikiliyordu . uyanır uyanmaz hemen düşünceler içinde kayboldum . cümlenin ne anlama geldiğini düşünmekten bile uzaktım açıkçası . başımın inatçı ağrısı beni bir an olsun yalnız bırakmıyordu . tabi buna dün ki olayın şaşkınlığı ve merakı da eklenince bütün günümü boş bir odada düşüncelere dalmaktan kendimi alamadım nihayet gece oldu . nedenini bilmiyorum ama geceler benim için çok rahatlatıcı bir olaydı . nasıl söylesem böyle sanki ruhum sadece geceleri nefes alıyordu . sabah ki oynadığım sıradanlık rolünün yükünü atıyordum üzerimden işte bu sebepten ötürü geceleri hep sevmişimdir zaten hayatımı değiştiren her şey geceleri gerçekleşirdi diyebilirdim . ruhumun zincirlerinden kurtuluşu benim o kadar hoşuma giderdi ki çoğu gece neredeyse hiç uyumazdım . o gün de aynen böyle geçti . kahve , müzik ve sigara üçlüsü eşiğinde yaptığım tek şey düşünmekti . zaten düşünmeden durduğum her an benim için önemsiz zaman dilimlerinin başında gelirdi . aradan daha 24 saat bile geçmemişti ki bütün benliğimi sabırsızlığım kapladı . düşündüğüm tek şey oraya tekrar nasıl gidebileceğimdi . ama bunun için uyarılmış olmam bu düşüncemi biraz olsun dizginliyordu . sadece sonrasını merak ediyordum . beklemekten nefret ederim , ve onun konuşmalarına bakacak olursak uzun bir süre bekleyeceğim bu düşünce bile moralimi bozmaya yetiyordu . bir şeyler yapmadan duramazdım . ama onun konuşmasındaki ciddiyet bunun benim için gerçekten kötü sonuçlar doğuracağının habercisi olmuştu . günün ilk ışıklarında yattım . uyandığımda yine beynimin bir köşesinde o cümle varlığını tazelemiş bir biçimde “ben buradayım” dercesine bağrıyordu ve malesef ki yine bir rüya görmemiştim ..

gündelik işlerle kendimi meşgul ederek geceye ulaştım ve gecenin ilk karanlıkları ruhumu yine serbest bırakmıştı . oraya tekrar gitme isteğim dün kinden daha güçlü bir şekilde bana saldırıyor ve malesef ciddi hasarlar vermeyi başarıyordu . gece yarısında sonra bu saldırılara dayanamayıp beyaz bayrak çekmeye karar verdim , merakım bütün benliğimi kuşatmış ve beni kontrol altına almayı başarmıştı . şimdi sadece tek bir soru vardı . oraya tekrar nasıl gideceğim ???

ilk gidişimden biraz kopya çekmek üzere olayları hatırlamaya çalıştım . meditasyon yapıyor ve sadece düşünüyordum . bu uygulamayı tekrar denemek için yerime geçtim ve odaklanmaya çalıştım . 1 saat süren bir çalışmanın ardından elim boş bir şekilde meditasyonu bıraktım . o günki yaptığım her şeyi harfi harfine yapmaya çalışsam da neden olmadığı sorusu beynimi işgal etti . balkona çıkıp sigaramı içerken de bu sorunun cevabını arıyordum . sevdiğim müziğin etkisi ile bir an için bütün bu şeylerden kendimi uzaklaştırmayı başardım . müzik benim için gereğinde fazla öneme sahip olduğu için o anlarımı tam doygunluk yaşamak için kendimi müziğe bıraktığım anlarım çok olmuştur . müzik bitti ve 5 dakika önceki ruh halime tekrar büründüm . aklımdaki soru üzerine düşünürken içeri geçtim ve yatağımın üzerine oturup parmaklarımla kendime şakak masajı yapmaya başladım . böyle geçen 5 - 10 dakikanın ardından sanırım bir şey bulmuştum . evet mantıklı bir şey . o gün ki meditasyonum da düşündüğüm derin konuları gerçekten düşünüyordum yani gerçekten onlara kafa yoruyordum ama bu son denemem de onları gerçekten düşünmemiştim . sadece o gün ki meditasyonumu taklit etmiştim . bu düşünce yüzümde bir anlık bir tebessüme yol açtı . ve yarın bütün konsantremi bu olaya vereceğim diye kendimi şartladım ve uyumaya karar verdim . biraz zorlansam da nihayet düşüncelerimi bir kenara bırakıp uyumayı başardım .


sabah ki durumum dünkinin aynısıydı ve yine hiçbir rüya görmemiştim . aklımda yine yer eden cümle bugünde bütün canlılığıyla karşımda durmaya devam ediyordu . sabırsızca gecenin gelmesini bekliyordum . ama bariz bir sorunu gözümden kaçırmıştım . bu geceki meditasyon sırasında düşüneceğim konu ne olmalıydı ? geceye daha zaman olduğunu ve düşünüp bulmam gerektiği beni hemen bir arayışın ortasına götürdü . öyle bir konu bulmalıydım ki o an aklımdaki diğer bütün düşünceleri rafa koyacak bir konu . uzun bir arayışın ardından ne yazık ki kayda değer hiçbir konu bulamadım son olaylar beni diğer konulardan uzaklaştırmıştı şuanlık aklımda merak perdesini aralıyacak bir konu bulamayışım beni bir anlık umutsuzluğa düşürdü . ne yapacağımı bilemezken dağınık duran defterlerim gözüme çarptı . onları karıştırmak için elime aldım belki bir umut beni bu geceki konuma ulaştırması dileğimle tabiki . hepsini sırasıyla kontrol ettim ama yine bir şey bulamamıştım . en son defter son umut açıyım dedim . bu benim rüya defterimdi . aslında ona çok nadir yazardım ve son bir kaç aydır elime bile almamıştım . karıştırırken hiçbir şey dikkatimi çekmedi umutsuzlukla onuda yerine koyup yatağıma geçip uzandım . rüya defterimin boş olmasının sebebi rüyalara aslında pekte önem vermeyişimden kaynaklanıyordu . bu konu üzerinde düşünürken aklıma son günlerdeki görmediğim rüyalar geldi saçmada olsa birkaç rüya görürdüm genellikle . bu konuyu düşünürken doğal olarak aklıma son birkaç gündür sabah uyandığımda zihnimde canlanan o cümle belirdi .“bir gün hayat denen şeyin sadece yanılsamalardan ibaret olduğunu anlayacaksın” donakalmıştım . şaşkınlığım ve önümde duran gizemli cümle aslında aradığım tek şeydi . burnumun ucundaki şeyi göremeyip uzaklarda onu aramam ne kadar kötü bir durum olduğunu gözlerimin önüne sermişti adeta . o an aradığını bulma mutluluğu yaşadım ve kısa süren bu mutluluk harekete geçme arzumla sonlandı .

uygun saatin gelmesini bekledim . vakit geldiğinde ise hazırlıklarımı yapıp meditasyona başladım bütün bilincimi tek bir konuya yoğunlaştırmak için aklımdaki her şeyi bir kenara bıraktım . evet konumuz “bir gün hayat denen şeyin sadece yanılsamalardan ibaret olduğunu anlayacaksın” diye bir cümleden ibaretti . kendi içimde konuşarak düşünürdüm genellikle . kendime sorular sorarak .

-hayat sadece yanılsamadan ibaret ise bu hayatın aslında bir süre dahilinde olduğunu gösterir sanırım . öyle ise bu başlangıç ve bitiş noktaları doğmak ve ölmek ile bağdaştırılabilir . lakin sadece bunlar olsaydı hayat basit bir düz yaşamdan ibaret olurdu oysaki öyle değil . peki ya daha neler var . yanılsama derken neyin yanılsaması . var olan bir şeyi gizlemek için kurulmuş bir sahne oyunu gibi mi yada iç yüzlerin dışa vuruşundaki giyilen maskeler gibi mi ? yanılgılar için kurulan bu kusursuz varoluşun altında yatan olgu neye dayanıyor ?

gibi soruların cevaplarını kendi zihnimde bulmak için verdiğim savaş hayli hararetli ve süreklilik ile devam ediyordu . uzun bir süre konu hakkında düşündüm , düşündüm ve yine düşündüm ta ki bütün benliğimle bu sorulara yönelinceye kadar . o sıralarda gördüğüm hiçlik karanlığından bazı görüntüler geçmeye başladı ne oldukları idrak edemeyeceğim kadar hızlı olan bu görüntüler de neyin nesiydi acaba ? giderek artan bir bir çınlama sesi ardından kendimi yine o evin önünde buluverdim …
devamını gör...
sözlüklerde flood yapmak da paranormal olay kabul edilmeli. önemli olan gelsin bi okusun başlığı..
devamını gör...
10 sene öncesi ..
sebebini bilmezdim ama karanlıktan çok korkardım. hayalimde varlıklar görünürdü hissederdim odamda salonda. garip korkunç rüyalar görür odamın kapısını hiçbir şekilde açık bırakıp yatamazdım. ben geceleri çığlık çığlığa kaldığımı hatırlıyorum annemlerle beraber yatmak istediğimde kızardı annem hep bu yüzden bi süre sonra kendi başıma kalmaya karar verdim ve annemden nefret ettim. gecelerim genelde uykusuz korku dolu geçiyordu. duydugum ses görüntü olmasa da hissediyordum. nedense o dönemleri az çok hatırlasam da 10 sene öncesine ait hiçbir bilgi yok hatırladığım. ailem ilgi çekmek için yaptığımı düşünüp benim yalan söylediğimi aslında korkmadığımı söyledi defalarca. ben iyice annemden nefret etmeye başlamıştım gururumdan korktugumdan geceleri ağlıyor yinede bağırmıyodum anne diye. . sonra yine böyle defalarca korkunca annem beni psikologa götürdü “ dediği tek şey ergenlik. annem sagopa kajmer dinlediğimi söyleyince doktor bu gibi insanların insanları duygusal olarak çökmesine neden olacagını dinlemememi tavsiye etti ilaçlar yazdı. eve geldik. ben o haplarla uyumaya başlamıştım. ama çok fazla uyuyordum. artık bu eziyete dayanamayıp intihar ettim bütün doktorun haplarını içtim. çok huzurluydum yatağımda kesin ölüyorum diye annem farkedip geldi beni kusturdu korkusundan acile bile götürmedi beni bizi tutuklarlar bize suc bulur polisler diye. içimden dedim zaten tek suclu sensin diye. . o tek intihar edişimdi..

böyle geçti yıllar. bazen çok iyiydim bazen korkularım artıyordu inanılmaz derecede. cok fazla anımsayamıyorum fakat lise hayatım korkarak geçti geceleri..korkunç cinli rüyalar, garip suretler gülüşmeler sesler..

üniversiteye ilk girdiğimde hazırlık okuyordum. mart ayı sıralarıydı. kardeşim her gece sara krizi gibi epilepsi krizi geçiriyordu. ben korkacağımdan hiç bakmamıştım annemler müdahale ediyordu. gitmedik doktor profesör kalmamıştı. ben kardeşime baktığımda içim ürperiyordu konuşamamaya başlamıştım. kardeşimden rahatsız oluyordum . birgün annem teyzemlerle kuzene istanbul’a kız istemeye gitti. onların gideceği gece abdest alıp uyudum. rüyamda abdest alıp koridorda yürürken kardeşim pc’de donuk kalmış bir şekilde duruyordu. naber kızlara mı bakıyosun yine dedim dalga geçerek. cevap vermedi. rüyamda çok iyi hatırlıyorum işte kardeşim o değil oradaki cin dedim. rüyamda düşünebildiğime şaşırmıştım. o anda kafasını bana çevirdi ve gözleri istemsiz kırpılır açılmaya başladı sonra ağzı yüzü eğildi elleri ters döndü garip sesler çıkardı. abim babam kardeşimi tutup yatağa yatırdıktan sonra beraber uyuduğumuzu gördüm uyandım.

ertesi gün okuldayken içim sıkıldı hocadan izin alıp eve döndüm. evdeyken abdest alıp duştan çıktım su almadan yatmayım dedim giderken kardeşime baktım pc’de hareketsiz duruyor. o an beynimden vurulmuşa döndüm. işte o an dedim.. .. o kelimeler döküldü ağzımdan. napıyosun kızlara mı bakıyosun dedim gülerek ama ağlıyordum. cevap vermedi. yanına yaklaşinca dedim napıyosun ? cevap yok. ağzı yüzü eğilmeye başladı kirpikleri aynen öyle eli ayağı döndü garip sesler çıkarttı . o anda dedim allah’m dayanma gücü ver. çıglık attım babamlar geldi yatağa yatırdık ben açtım annemin ayet-el kürsi fayda ettiğini söylediği aklıma geldi. sağ kulağına 7 kere ayet-el kürsi okudum ve kardeşim bir anda durdu. ben zannettim öldü abim kaçtı gitti.. çok korkmuştum. abim 112 aramış geldiler baktılar bizlik bişey yok eski filmlerine bakarak bir hocaya götürün dediler. ben zaten biliyordum anneme söylediğimde açma o ağzını demişti.. ve biz o gece babam tek yatmamıza izin vermedi. kardeşim ben babam abim aynı odada yattık ve ben o rüyamın aynen çıkmasını hiç unutmadım…

neyse kardeşimi bir hoca ve tabiki allahın izni ile kurtardık.. kardeşimden sonra uyuyamaya başladım ciddi şekilde dürtülüyordum geceleri elleniyordum gidip eczaneden bana uyku hapı vermesini istedim aldım geldim. anneme çocukluğumdan beri korktuğum konuyu söylesem heralde bir de sen mi çıktın başıma derdi. içtim ve huzurlu uyudum .. derken hapa alıştım artık etki etmiyordu.. hocam farketmiş olacak ki defalarca beni çekti konuşturmaya çalıştı konuşmadım. gittim başka uyku hapları aldım onlara da alıştım.. ve yine büyük hazin son. artık tamemen hissediyordum yatağıma girdiklerini yanımda bulunduklarını. bayılıyor gibi uyuyor rüyada çarpıyorlardı beni defalarca işkence ediyorlardı. ama şunu diyordum hep bu rüya birazdan uyanacağım bitecek dayan”. böyle böyle rüyalarımda kendimi telkin ettim. bir gün ayet-el kürsi’yi rüyamda okumaya çalıştım. duydugum ses şuydu ? ben senden daha iyi okurum bununla korkutacağını mı sanıyorsun ? başladım okumaya.. ve o da okuduğu an yıkıldım !
az kalsın dinden çıkacaktım ! hani gidecekti hani yanacaktı diye sitem ettim haşa haşa.. artık dua da okumaz hale geldim. ağlıyordum sabahlara kadar pc de oturup film dizi müzik chat sitelerinde dolanıyordum.. ezanla uyuyor okula gidemiyordum. okula gittiğim birgün hocaya anlattım bu varlıklar tarafından rahatsız edildiğimi. hoca her insan bunları yaşayabilir dedi. c kuru boyunca seni yok yazmayacağım evden çalış sınavlara gel dedi ve beni idare etti. geceleri uyuyamıyor arada uyku hapı atıyordum. birgün çığlık çığlığa kaldım ama hatırlamıyorum ne olduğunu ailem apar topar beni hocaya götürdü.

gittiğimiz hocaya hiç inanmadım ve güvenmedim. iç çamaşırımın içine muska koyup iç çamaşırımı zeytin ağacının dibine gömmemi istedi. ve buradaki tüm insanlara ders olsun diye anlatacağım bu kısmı.

babamın yanında şu sözleri söylememi istedi…

7 ceddimden gelen döl, iblis vs gibi şeyler vardı bu söylettiği şeyler içerisinde. adamdan çıkar cıkmaz bu adamın yalancı oldugunu ve inanmamamız gerektiğini allah geçen hiçbir cümle kurmadığını çok kötü baktığını yaptığı uygulamalara nasıl inandıklarını sorduğumda çok çok ağir tepkiler aldım ailemden ve ağladım.. sustum… ve her bir kardeşim için akik kurbanı kesmemiz gerektiğini söyledi. biz gittik kurbanları kestik alnımıza sürdüler. sonra hocanın dediği şeyi annem zorla yaptırdı bana iç çamasırımla muskayı gömme işlemini…

gittim gömdüm. o gece çok rahatsız edildim. anladım ki bu adam bana daha çok musallat edecekti. gittim gömdüğüm yerden çıkarttım muskayı açıp yakıp attım. iç çamaşırı da çöpe attım. olaylar durdu bi süre..

üniverste 1 e başladım namaz vs kılıyordum rahattım. üniversite 2 de yine rahatsız edilmeye başlandım sürekli böyle gece sesler korkunç rüyalar kötü insanlar kötü kokular duyuyordum. dolabımda sanki varlıklar var gibi geliyordu. yine dedim başladı anneme.. annem kızdı yine mi ? yeter artık neylerle uğraşıyosun neden normal bir çocuk değilsin dedi sanki suçummuş gibi sustum anneme bir şey demedim.. sürekli karabasan olayları yaşıyordum ve görüyordum karabasanımı dolaplarımı açıp kapatıyordu üstümden yorganımı alıyordu. gecelerim yine zehir olmuştu.

rüyamda her zaman olacak şeyleri görüyordum aynen çıkıyordu.. amcamı gördüm bir pazar..
yanında bir fatma adlı bayanın öldüğünü amcamın uçurumun tepesinde arabada kaldığını gördüm. anneme dedim amcamı arayalım lütfen başına iş gelecek dinlemedi beni. . amcamın eşini aramak istedim aratmadı annem. o akşama kadar ben sıkıldım bunaldım. akşam telefon geldi…
amcam kaza geçirmiş ucurumun tepesinde kalmış ve yanında fatma diye bir kadın ölü halde bulunmuş.. ailem bana dönerek şok oldu ve olay yerine gittiler… sürekli böyle olaylar yaşadıkça çıkma gerçekleşme korkusuyla uyuyamaz hale geldim. rüya görmemek için allaha yalvardığım günler oldu. bir hocaya gidip korunma duası yazdırdım geçti gitti..

biliyorum çok uzun geldi ama doğru tespit yapabilmeniz açısından en detayına yazacağım..


derken böyle namazla kuranla ayetel kürsiyle iyileştim kendim başıma. ara sıra varlıklarını hissettim korktum.. ama üstelemedim. baktım böyle yapınca hiç birşey olmuyor korkmuyorum dedim. dualar ettim bir sürü…

birgün öyle birşey yaşadım ki aklım fikrim başımdan gidecekti

yatarken huzursuzdu içim uyumak istemiyordum ama gözüm kapanıyordu. rüyamda annemi gördüm yanıma oturmuş - kızım diyor artık korkmuyorsun değil mi? + evet anne korkmuyorum, diyorum. tamam korkmuyosan çıkar o muskayı diyor bende diyorum ne gerek var kalsın. yok kızım sen çıkar dediği an rüyada yine düşünebildiğimi farkediyorum ve o anda besmele çektiğim an cin eski evimizdeki odamıza gidiyor. diyorum ki allah’ın laneti üzerinize olur ben size naptım ne istiyorsunuz çocuklugumdan beri ne bu diyorum gülüyor kıs kıs.. diyorum göster yüzünü. görürsen delirirsin diyor. göster diyorum dedim yanımda bitti rüyamda korkuyorum uyanmak istiyorum dedim yüzüne bakmadan. rüyadan uyandım. korkudan ayet-el kürsi okudum. sonra yine yattım uyumuş kalmışım. kapım herzaman kilitli yatarım ben korkudan güvende hissederim kendimi. kapımı kitlediğime eminim hiç unutmam. kapım açılıyor annem ve babam kapıda bana bakıyorlar. ..

m….. uyudun mu kızım diyor annem ? cevap vermiyorum. babam diyor evet uyumuş baksana.. o da diyor muskayı çıkartacak mı sence? o da diyor asla o çıkartmaz onu. bence çıkartacak diyor öbürü çıkartmayacak. sonra kapattılar kapımı. kapı öyle sert kapandı ki sıçradım yataktan kalktım gittim anahtar üstünde ve kilit açık ! ben kitlemiştim diye ağladım anladım annemle babamın olmadığını… geri kitledim.. üzerime karabasan çöktü uyumuşum elektrikler gitti uyandığım an saat 5 ezana 1 saat kala odamın kapısı açıldı karanlık göremiyorum. biri geliyor erkek. sesim içime kaçtıgına yemin ederim.. ağlıyorum sessiz sessiz dua okumaya basladım ama geliyodu yine. bağırdım ne istiyosun yeter artık öldürecek misin gel öldür naptım ben size ne istiyorsunuz benden diye. babam bağırmaya başladı merve sakinleş benim kızım diye yalancısınız yalan söylüyorsunuz diye babama elimden ne varsa fırlattım babam ağladı annem çığlıklar attı.. ve ben o gece hiç olmadığı kadar isyan ettim…


yine hoca yolu gözüktü. hoca dedi evet musallatı var muskanı çıkarma kızım gidecekler inşallah zamanla dedi. niye hemen göndermiyosunuz dedim herşeyi allah bilir o karar verir dedi. buhurla üfledi bir sürü dua okuyarak o gece rahat uyudum sonraki gecelerde uyku hapları da alıyordum gizli gizli..

bunun gibi bir sürü olay oldu ama malesef coğunu hatırlamıyorum o kadar çok ..

sonra birgün sırtıma biri elini değdirdi acıdı gibi oldu tıklatıyor gibi yaptı dönmedim biliyorum dönsem görücem apaçık görünüyordu ışıktan anlamıştım odadaki. ben dönmeyince kızdı ay sonunda yeni bir ev ay sonunda yeni bir ev diye bağırdı durdu kadın. gitti sonra. ama biz bu eve zaten 1 ay olmamıştı taşınalı ? sonra korktum dualar okudum araştırma yaptım.. farkettim ki cinler vela yeuduhü hifzuhüm ve aliyyül azim diyince giderlermiş ayetel kürsinin son cümlesini ezberlemeye başladım. bir gün rüyamda gene korkutulurken bunu söylediğim an kaçtı gittiler. bunu defalarca günlerce okudum durdum iyiydim..


en son 4-5 ay önce.. öyle bir şey yaşadım ki.. bunun ne olduğunu hiçbir zaman çözemedim. artık boyut atladığımı farkettim. artık cinleri görebiliyordum belki kendi şekillerinde değil ama tasvir olarak net görüyordum…

birgün duştan çıktım geldim odamda giyiniyorum sıcak olmasına rağmen üşüdüm ve hissettim izlendiğimi. o an besmele çekip giyindim. saçlarımı taradım ve uyudum.. rüyamda yatağımda bir varlık var ama görünmüyordu yorganımdan süzülüyordu yılan gibi. dur dedim kimsin sen ? ses vermedi devam etti. elleri bedenimde geziyordu. cinsel anlamda tabiki. yeter artık korkmuyorum kimsin göster yüzünü dedim. o anda belirmeye başladı. . erkek bir insan.. kaslı ama gri tenli baya soluk gri tenli gözleri siyah ama beyazlığıda var çok yakışıklı mı yakışıklı birisiydi.. gülümsedi bana. öpmeye başladı. heyecandan kaskatı kesildim. bağırmak istedim güldü ayağım kilitliydi duvara vurup ses cıkarmak istedim olmadı. pc ye baktım dakikalar geçtiğini görünce dedim ki normal hayattayım ben rüya değil !! tam eliyle pijamamı indirecekti ki . hayır istemiyorum dedim. baktı ters ters indirmeye devam etti. ya allah dedim kızdı bana dişlerini gösterdi köpek gibi ama aynı yüz. sonra cinsel anlamda bir erkek gibi hissettim detayı yazamıyorum anlıyosunuzdur tam o şey olurken vela yeuduhu derken boğazıma sarıldı öyle bir sıktı ki dedim ki buraya kadar ölüyorum öldürecek beni.. kelime-i şehadet getirdiğim an beni bıraktı gitti. kalktığımda pijamam inik bir halde ve vucudumda izlerim vardı. sabah ezanı bekledim ve anneme sabah anlattım cevabı şuydu.

gençlerde olur böyle şeyler rüyalanma bu dedi . abinde de olurdu. üstüne düşmedim aslında onun çenesiyle uğraşmak istemedim. bundan baya etkilendim gittim hiç kullanmadıgım bır uyku hapını içtim 1 tane uyuttu beni.
2 gün sonra huzursuzlandım anladım ki gelecek. yattım uyudum yine geldi yatağıma girdi ellemeye başladı uyandırmaya çalıştı beni ben takmadım gitti.

1 hafta sonra rüyamda yatağımda olduğunu gördüm. dedim ki gerçek kendini göster bana seni merak ediyorum. söz veriyorum sana zarar vermicem ayet-el kürsi okumucam sadece benden ne istiyorsun dedim. oda dedi seni seviyorum senden asla vazgeçmem. niye bana dua ederek zarar veriyosun dedi ? o anda o bana tecavüz eden belirdi işte ben dedi. yalan söylüyosun dedim bu sen değilsin. kendini göster. gösterdi buna inanamadım…

1.50 boylarında yeşil tenli gözleri de yeşil beyaz bir varlık koca kafalı kel kafalı çok hızlı hareket eden bir varlık. içimden geçirdim aa yaşlıymış bu.
o bana döndü gülümsedi ne farkeder istediğim bedene bürünebilirim dedi yok böyle kal dedim. ne istiyosun dedim, seni istiyorum sensiz yaşayamıyorum seni görmeden duramıyorum. bir anda boynuna baktım bendeki kolye onda var ama bu kolyenin nerden geldiğine dair en ufak bilgim yok. dedim bu bende de var ! sendeki daha büyük ve ince dedim ! oda dedi onu ben sana verdim. aramızdaki hissi arttırır neden takmıyosun artık dedi muska takıyorum dedim fayda ediyor mu bari dedi güldü. sonra dizime yattı kafasını okşadım. cok yoruldum ben bedenimdeyken burda enerjim bitiyor gitmeliyim dedi. lütfen gitme bırakma beni diye yalvardım öptü beni. pencereme doğru giderken elinden defalarca tutup gitme dedim ve en sonunda gitti. rüyadan kan ter içinde uyandım ! kalktım baktım kolye duruyor aynısı iştee dedim ! ben her zaman rüyalarımı kontrol eden ben nasıl oldu da ona sevgiyle yaklaştım nasıl öptüm nasıl gitme dedim napıyorum ben dedim ! şaşırdım kaldım devam ettim ayet-el kürsi’ye..

sonra karabasan olayları başladı.. yatağımda yatarken uyumadan önce yatağıma girdiğini hissediyordum ellerini, hızlı hareket ediyordu üstelik. diyordum yavaş anlayacaklar ailemler. sürekli böyle onu kızdırmadan içimden konuşuyordum. çünkü kızdırdığımda en son ölüyordum. onu tekrar görme isteği geliyordu içime bilmiyorum neden..

bir daha gelmedi.


taa ki birgün rüyamda gördüm yine rüyamda cinsellik yaşıyorum ama kimse yok yatağımda kendi kendimi görüyorum. diyorum görünsene yaaaa beliriyor yatağımda cok yakışıklı bir erkek. diyorum ses çıkarma bak babamlar duymasın tamam mı ? gülümsüyor hadi gel uyutayım seni diyor yok diyorum kapıyı kitlicem kitliyorum yatıyorum bi anda uyanıyorum ki garip yanımda biri var gibi. burda mısın diyorum cevap yok.

yatıp uyuyorum .


bir daha onu hiç görmedim.. bekledim rüyamda yalan değil ama gelmedi çünkü annem çektiğim vucudumdaki izleri telefonumda görmüştü olanları anlattım. annem memlekete 24 ocakta gittiğimiz bir hocaya anlattı. hoca bana büyü yapıldığını söyledi. resmime 4 saçımı dolayıp yapılmış yapanları tarif etti ama imkan vermedim. 230 tl de alınca dedim bu tam bi sahtekar. anneme dedim alma verdiği muskayı ama aldı. zorla taktırdı geceleri annem gelip kontrol etti takıyor muyum diye? oldu sana 2 muska. o varlık bu yüzden hiç gelemedi biliyorum.

yine rüyamda çarpıldıklarımı görüyorum ailemi görüyorum pis yerler görüyorum. benden hoşlanan erkek arkadaşım beni tek gözlü görüyor rüyasında.. sonra erkek arkadaşımı ayağından çekiyorlar erkek arkadaşımın ailesi bu varlıkları gördü onlar da hocalık oldu. tüm aileye bulaştılar. erkek arkadaşımla skype alarak yatıyorduk ama garip şeyler oluyordu görüntüler atıyorduk. dolabımda duran bir varlığı farkettim ve gittim videoya aldım bana gülüyordu bunu birkaç kişiye yolladım bunun kafir bir cin olduğunu iyi bir hoca bulmam gerektiğini söylediler hepsi. erkek arkadaşım hala onlardan kurtulabilmiş değil. neyse yabancı bir yengem var evimize gelip biyoenerjisi ile kontrol etti ve odamda bir enerjinin olduğunu söyledi. rahatsız olup açıkcası kaçarak gitti. bir ghost olduğunu söyledi benden yardım istiyormuş ! inanmadım. müslümanlık gereği bir ruhun azrailden kurtulup burada kalacağına imkan vermedim ve allah aldığı canı koruyamaz mı kaçar ruh dedim ve inanmadım.

erkek arkadaşımla başbaşa kalmak istediğimiz bir gün ev kiraladık. yemek yiyip sohbet ediyorduk film izliyorduk yatağa uzanmış halde sonra ben erkek arkadaşımın olmadığını anladım cünkü bana cinsel anlamda yaklaşmaya başladı ciddi anlamda rahatsız olduğumu belli ederek devam etti içimden besmele çektiğim an yorganın altına gelmek ister misin dedi ve pat diye yorganı kafamızdan aşağı geçirdi gözlerine baktığımda öyle bir korktum ki tarif edemem hemen yorganın içinden çıktım ve ayet-el kürsi okudum gülerek o da okumaya devam etti. vela yeuduhu dediğim an uzaklaşmaya başladı. sonra yatağa oturup transa geçmiş halde kendimi besmeleyi ve ayet-el kürsi’yi unutmuş bir halde buldum etrafımda kur’an okuyan insanlar arapça böyle duyuyordum. erkek arkadasım ağlıyor ve m…. geçti nolur kendine gel diyordu nasıl unutursun diye bana hatırlatıyordu duaları. o evden kaçarcasına çıktık. sonra arkadaşıma olanları yazdım hala yaşıyor..


yine kötü rüyalar gördüm en son 2 hafta önce rüyamda yine çevremde biri var belli.. diyorum neden ben ? ne istiyorsun ? gördüğüm görüntüyü aynen aktarıyorum.. tacı var bir bayan gibi saçları uzun ama erkek yüzlü dişleri sık ve demir gibi gözleri siyah teni parlak gri. yanımdan uçarak sol tarafımdan sağ tarafımdan diyor ki şeddin şeddin şeddin sürekli bağırıyor çığlık çığlığa !

o günden sonra namaz kılmaya başladım zikir çekmeye başladım…
sonra tam yatacakken odamın içinde bir ışık belirdi. kristal gibi sol gözüm görüyor ama sağ gözümde hiçbir şey yoktu. sol gözüm tamamen o ışıkla kapandı. yatağı göremiyordum sağ gözümü kapatınca o ışık git gide büyüyordu. annemi çığlık çığlıga çağırdım. ayet-el kürsi okudu düzelmedi gözüm.
kafamı suya soktum düzelmedi. gözümün içine elimi soktum bişi mi var diye oda olmadı. annem baktı muskan nerde senin dedi ? bilmiyorum dedim. hemen aradık bulduk muskayı daha geçirirken o ışık kayboldu. korkarak uyudum…

sonra rüyamda bana büyü yapıldığını gösterildi bi kaç yerde. erkek arkadaşımın annesinin evinde otururken yerin yarılıp içinden kara kara hayvanların çıktığını gördüm… rüyamda bir arsada muska buluyorum içine pastırma var ama iyice deşelemiyorum muskayı kadının biri geliyor diyor kıza aşık etme büyüsü yaptırmışlar allah yardım etsin diyor…

sonra dedim ki bende büyü mü var? allah’ıma hergün zikir namaz dua edip bu niyetle yatıyorum… 2 kişiyi görüyorum hep sorduğum sorularda erkek arkadaşımın annesi ve görüşmediğim küs oldugum halam… halam muskacıdır kendi eşine bile yaptı bana mı yapmıcak ? erkek arkadaşımın annesinin eşiyle arası bozuldu destek olmak için gittiğimde kızına şunları dediğini duydum kızım korkma gideriz muska yaptırırız kul köle ederim sana onu dedi. ben 8 yıllık bir ilişkimi bitirdim bundan önce. 1.5 sene bu erkek arkadaşım pesimden koştu intiharlar etti kalbi kaç kere durdu yalvar yakar onunla çıktım 8 senelik ilişkimde sorunlarım vardı ve bitirdim. hala erkek arkadaşımlayım ona da musallat oldular ailesine de. .. düşüncem şu ? acaba bu erkek arkadaşım beni bağlamak için ailesiyle büyü yaptırdı da bana olanlar sonra ona mı döndü ? ne zaman bu niyetle yatsam halamla onun annesini görüyorum başka da bir şey görmüyorum…



bir bu yaşadığım olayı bir de şeddin kelimesinin ne oldugunu merak ediyorum…
hala hazırda onları hissediyor ve korkmamaya çalışıyorum. duşta gözlendiğimi biliyorum. namaz kılıyorum. dua ederek uyuyorum. bunun sebebini öğrenmek istiyorum ama güveneceğim hiçbir kimsem yok. delirmek istemiyorum. erkek arkadaşıma da bulaştı.. bilmiyorum ne çözüm yapacağımı.

birgün çıldırmaktan korkuyorum…
devamını gör...
musallat vb. konulara fazla ilgi göstermezdim 16 yaşıma kadar. fakat başıma olay gelince inancım kesinleşti zar zorda olsa şükürler olsun atlattım bu durumu (türkiyenin neredeyse her bölgesine gidecektim az kalsın). bu durumu atlattım fakat ailem çok yıprandı bu durumdan allaha inancı şükürler olsun çok sağlam ama o olaydan sonra ona saldırmalarım olsun benim haberim yokken onunla iletişime geçmem olsun yıprattı kadıncağzı. herneyse sizi fazla meşgul etmek istemem hemen soruma geçeyim. 1 hafta önce bir rüya gördüm. yeni bir yere taşınıyorduk ve misafirler tanışmak amacı ile geliyordu. yalnız 2 adam benim odama girdi ve inanmayacaksınız benimle ibranice'ye benzer konuşmaya başladılar. ve mümkünse bilgisayarın kamerasını kapatmam istendi. yaptım ve bana nerden geldiklerini anlattılar. en çok konuşan kel orta boylarda ve çok düzgün konuşuyordu. kamerayı kapattıktan sonra bana sende bizden olabilirsin bilgin var diyip omzuma iki kere dokundu ve diğer adamla derin bir sohbete girdiler. buraya kadar tırsılacak birşey yok fakat bana fazla bir bilgim yok ama şu pentagram tarzı şeyleri anlattılar sonra odadan çıktım ve inanamadım ev insan kaynıyor.. uyandığımda ayak baş parmaklarım delicesine hareket ediyordu. fazla sallamadım. 2 gün öncede bir rüya gördüm. kız arkadaşımı evine bıraktım tam köşeyi dönerken 2 tane siyah tenli çekik gözlü birilerini farkettim ve sigara yaktım. yakşaltıkça beni korku ve ağırlık bastı ve nefes nefese uyandım yine ayak başparmaklarım hareket ediyordu. şimdi sizin sitenizi takip edenlere soruyorum ne olabilir bu başıma gelen?
devamını gör...
benim şöyle bir sorunum var içimde bir ses var ve onunla konuşuyorum bazen iyi bazen kötü şeyler söylüyor. normal konuşuyor gibiyim ses benim sesim değil. bununla alakası var mı bilmiyorum ama ezan okununca da çok garip oluyorum ama öyle böyle değil sanki içimde bir şeyler ölüyor. sonra eski anılarım aklıma geliyor küçükken sokakta oynardım arkadaşlarla sonra tek başıma sokakta olduğumu görüyorum akşam ezanı okunuyor. bazı arkadaşlar o zaman bir şey yaşamışsındır diyorlar ama yaşamadım da ? içimdeki seste hiç susmuyor şunu yazarken bile ne gerek var yazma diyor. 2-3 seneden beri çok sinirli ve paranoyak oldum aşırı derecede de tembel oldum. bazen bir tık sesi bile beni çıldırtmaya yetiyor. hala anlamış değilim.
devamını gör...
bazen küçük küçük şeyler olmadan önce hissediyorum. örneğin geçende pek sık gitmediğim bir mekana o gün bir şey beni sürükledi, arkadaşım sen oraya gitmeyi sevmezsin ki dedi ben de bilmiyorum içimde bir his var gitmek istiyorum dedim ve gittim uzun zamandır görmediğim benim için anlam taşıyan birini gördüm. bu küçük bir örneği bazen durup dururken içimden bi his beni bir şeylere sürüklüyo ve hayatımda günlük yaşadıklarımdan farklı şeyler oluyor. hiç alakasız bir yere hiç alakasız birinin gelebileceğini hissediyorum yani daha doğrusu oraya içimden bi his beni sürüklüyo ve o his beni oraya sürüklerken aklımda o kişi oluyo. kimle istersem karşılaşabiliyorum tuhaf bi duygu. içime doğan herşey hemen hemen oluyor eğer o his beni anlam veremediğim bir şekilde o şeye çekiyorsa mutlaka bir şey oluyor.
devamını gör...
dün gece çok garip bir olay yaşadım. rüyamda bir arkadaşım ile sohbet ediyorduk. arkadaşım cinlerden bahsetmeye başladı çok gerildim ondan susmasını isteyecektim ama tam ağzımı açmışken başıma çok şiddetli bir ağrı saplandı. kulaklarım çok şiddetli çınlıyordu ellerimle başımı tuttuğumda yere yığıldım ve bir uğultu ile uyandım. ellerim ve bacaklarım uyuşmuştu yatakta bedenim yan yatıyordu ama kendimi sırt üstü yatıyor gibi hissediyordum. daha sonra odayı tavandan izledigimi farkettim bunun astral seyahat olabileceğini düşündüm ama tekrar bedenimde hissettim kendimi artık uyuşan yerlerin yerini uyuşukluk yerine acı almaya başladı çok sinirlendim çünkü biri sanki hareketlerimi kontrol etmek için çabalıyor gibiydi ama başaramıyordu. daha sonra tekrar aniden uykuya daldım. bu sefer kendimi okulumda buldum arkadaşlarımın yanına dogru gidiyordum sesleniyordum ama beni ne duyuyor ne de farkediyorlardı. kıyafetlerime baktım ve şok oldum üzerimde geceliklerim vardı. en yakın arkadaşıma acilen eve gitmem gerektiğini söyledim ama beni yinr duymadi ayağa kalkar kalkmaz kendimi yatağımda buldum. saate baktığımda saat on civarıydı ve okula gec kalmıştım. bu bir rüya mıydı?
devamını gör...
uzun zaman önce başıma gelen bir olaydı bu çok fazla kimseye anlatmadım bir gün köydeyken tuvalete gittim malum tuvalet evin dışında ve karanlık. neyse tam tuvaletten çıkarken ortam birden aydınlandı ve içeri yeşil kocaman çirkin bişey girdi direk üstüme geliyodu. o korkuyla anında içinden geçip çıktım eve girerken deli gibi adımı bağırıyolardı beynimin içinde eve girip odaya girince kesildi. ben tabi korkudan kendimden geçmişim naparsam yapayım bir türlü unutamadım bu olayı.

bir keresinde de gündüzden kuzenimle anlaştık yarın buluşalım gel beni al diye neyse akşam oldu uyudum ben. sonra uyurken sesler duymaya başladım uyanıp pencereye baktığımda kuzenim kapıya gelmiş beni çağırıyor. her şeyi o kadar net hatırlıyorum ki kalktım el salladım oda bana salladı ben tabi uyku sersemiyim. tam geliyorum deyip kapıdan çıkarken annem yakaladı kolumu ‘nereye gidiyosun sen gecenin bu saati’ diye beni sarstı baksana kuzenim geldi ben gidiyorum diyorum kuzenim hala bana bakıyor ama annem inatla durduruyor .o kadar çok sarstı ki kendime bi geldim her yer karanlık gerçekten de gecenin bi’ yarısı uyanmışım.

bu gecenin bir vakti çağırıp gitme olayları eskiden çok oluyormuş bir keresinde ananemin kardeşini aynı böyle çağırıp götürmüşler kız çok uzaklaşmadan olayı anlayıp kendine gelmiş kaçmış eve gelmiş. şimdi bu olayları yazdım diye sanki varlıklarını arkamda hissediyorum şu an bu olayları sanırım son kez burda anlatıcam bu korku bana çok fazla geliyor.
devamını gör...
yazarken sanki aynı şeyleri tekrar tekrar yaşıyorum, ellerim terliyor, kalbim duracakmışçasına atıyor…

herşey canımdan çok sevdiğim büyükannemin vefatıyla başladı. kendisi beni büyüten insandır ve annemden çok onun emeği vardır üzerimde. onun bu dünyadan ayrılışına kadar geçen sürede belki ailemden çok büyükannem ve büyükbabamla yaşadım. kendisi çok uzun zamandır hastaydı ve en nihayetinde son nefesini verdiğinde de yanındaydım. çok çok kötü birşey allah kimseye böyle acılar yaşatmasın.
büyükannem vefat ettikten sonra, annem ve akrabalarla sabahladık. benim başka bir odaya geçtiğim zaman annemin makas istediğini duydum. odaya geçtiğimde saçından bir tutam kesmiş elinde tutuyordu, saklayacağını söyledi. ailece islam dinine mensubuz, ama öyle beş vakit namaz kılmayız doğrusunu söylemek gerekirse. annemin yaptığı karşısında pek bilgi sahibi olmadığımızdan, bir şey de söyleyemedik. engelleyen olmadı yani. defin işleminden sonra annem bu saç tutamını, onun çene bağının içine koyarak sardı ve evde bir yere kaldırdı.
defin işleminden bir kaç saat sonra odada oturuyordum ve salona doğru öylece bakıyordum. büyükannemin yatak odasından çıkıp oturma odasına doğru yavaşça giden bir şey gördüm. bu görüntü bir su buharını andırıyordu, yerden başlayıp yaklaşık 1 küsür metre boyunu bulan beyaz/şeffaf gibi ama içine doğru sarmal olarak dönen birşeyler vardı. şu an tam olarak anlatamıyorum, doğru kelimeleri bulamıyorum. daha önce gördüğüm hiç bir şeye benzemiyordu. içimden bi ses “o” dedi, “sizi görüyor işte. gitmedi hala burada.” sonra içimden “saçmalama” dedim. “ruh görünür mü hiç? karnın aç. (o halde insan bir şey yiyemiyor, takdir edersiniz) halisünasyon görüyorsun. uykusuzsun, normal.” ama kalbim güm güm atıyor. kimseye gördüklerimden bahsetmedim. gidip elimi yüzümü yıkadım.
yarım saat sonra tam da oturduğum yerde oturan teyzem beni çağırdı. saatlerdir bağıra çağıra ağlayan kadın, kulağıma fısıldıyor: “büyükanneni gördüm. ruhu evde hala. dolaşıyor.” gördüklerini anlatmasını istedim. tam da gördüğümün aynısı. nasıl hissettiğimi az çok tahmin edersiniz.
ilk gecemizde hepimiz büyükannemin yatağına doluştuk, onun kokusunu biraz olsun duyabilmek için midir nedir, odasında hiç bir şeyi değiştirmedik. uyuyoruz, uyanıyoruz, ağlıyoruz, uyuyoruz aynı döngü. gece yarısı annem görüyor bu sefer aynı cismi. bana tarifi yine benim ve teyzemin gördüğüyle birebir uyuşuyor. bana söyledikleri aynen şunlar: “teyzenin üzerine eğilip bakan bir şey gördüm. buhar gibi, bulut gibi, içinde sim gibi şeyler uçuşuyordu. nedense içimden annem bu dedim. gözlerimi kapayayım da benim yanıma da gelsin dememe kalmadan bir ağırlık çöktü ki, gözlerimi açtığımda sabah olmuştu.”
büyükannemin vefatından yaklaşık dört yıl kadar sonra, annem büyükannemin saçına bakmak istedi. ben karşı çıktım, çünkü içim hala daha böyle bir şeye el vermiyor, çok çok üzülüyorum. bana “onu çok özledim, saçını öpüp koklayacağım.” dedi. (bu arada bu saça bakan tek kişi annem, başka kimseye namahrem olabileceğini söyleyip göstermiyor, ben hariç.) onu sakladığı yerden çıkardı, bir poşete koymuş içinde çene bağı, çene bağının içinde de biriciğimin saçı. ama daha onu yerinden çıkarmamızla şok olmamız bir oldu, içine koyduğumuz poşet parça parça olmuştu! sanki birisi makasla küçük küçük parçalara ayırmış gibi elimize almamızla poşet zerrelerine ayrıldı, üstümüze kar yağmış gibi bembeyaz olduk. (poşet beyaz renkliydi.) yerlere, yani her yere yayıldı zerreleri. yerini bizden başka bilen yok, yani kimsenin poşeti o hale getirmiş olma imkanı yok. sakladığımız ortam da güneş almayan, nemsiz bir yerdi.
şimdi aklıma takılan kısım şunlar; o gün üçümüzün de gördüğü şey, tam olarak neydi? onun saçından aldığımız bir tutamla farkında olmadan aramızda bir bağ mı oluşturduk, ya da şöyle sorayım bu onu rahatsız mı etti? öyle ise ne yapmak gerekir?
devamını gör...
lisede okuyordum o zamanlar, fizik dersindeyim. en önde oturur dersleri yakından takip ederdim. fizik dersini ayrıca daha bi’ iyi dinlerdim, en sevdiğim dersti yani sıramda uyuklamam gibi birşey söz konusu değil. birden birşey oldu sanki elektrik çarpmış gibi hissettim. kırptığım gözümü açtığımda başka bir ortamdaydım. odada hiç eşya yok, sadece üzerinde oturduğum şey (her ne ise bilmiyorum), bir de yere kadar uzanan beyaz tüller. içeride çok ışık var, camlardan güneş ışığı doluyor. kim olduğunu göremediğim birisi gelip çenemi sıktı ve zorla ağzımı açtı. yüzüne baktım ama gözüme ışık giriyordu görebildiğim sadece elleriydi. ağzıma küçük sarı bir parça koydu görünüşü ayva gibiydi. değdiği yerleri uyuşturan değişik bir tadı vardı ve ağzıma girdiği gibi kendiliğinden dağıldı, dudaklarıma değen kısımda nerdeyse his hiç yoktu ve ağzımda dağıldığı noktalarda. sonra yine aynı şekilde elektrik çarpmış gibi hissettim, sınıftaydım. tahtanın yarısı yeni örneklerle dolmuş, hoca adımı seslenmiş duymamışım. yanıma gelmiş beni eliyle dürtüyordu, iyi misin diye. sıra arkadaşımın dediğine göre dakikalarca gözlerimi kırpmadan tahtaya bakmışım.

işin garip bir kısmı daha var ki, eve gelip de anneme olanları anlattığımda kadın ayrıca şaşırdı, çünkü (tahminimce) benimle aynı saatlerde aynı şeyleri kardeşim de görmüş.

bu olayın gerçekleştiği gün ciddi anlamda his kaybım vardı, kaynar derecede çayı içerken nerdeyse hiçbir şey hissedemedim. ertesi günden itibaren his yerine gelse de, akabindeki 3 gün yediğim/içtiğim hiç bir şeyden tat alamadım, kardeşim de öyle.

annem sıkı sıkı tembihledi, kimsenin elinden bir şey alıp yemeyin/içmeyin diye. başka bir açıklama getiremedi.
devamını gör...
bir gece vakti yalnız kalmıştım. çoğu zaman yaptığım gibi sıkıntılarıma ağlıyor, dualar ediyor ve tekrar ağlıyordum. kısa bir süre önce dini inançlarımın tamamını terketmiştim ancak bunun ruhsal dünyamı fazla sarsmadığını, aksine ufkumu açtığını ve beni özgür bıraktığını belirtmek istiyorum. inançlarımı terketmeme rağmen umutsuzluk yüzünden son çare olarak dua ediyor, bu alışkanlığı bırakamıyordum. ben yapım gereği sürekli endişe duyan biriyim. hayatım boyunca hep endişe duydum ve hep beklenti içinde yaşadım. ta ki o ana kadar.
duygusal yoğunluğum son raddeye geldiğinde dua etmeyi bıraktım ve gerçekten yıllardır kendi kendime konuştuğuma adım gibi emin oldum. bunu bilinçaltım tam olarak algıladığında rahatlamaya başladım. sanki yavaşça kayıp gidiyordum ve giderek hızlanıyordum. artık hiçbir şeye hiçbir şekilde dua etmemeye, “dua” denilen şeyi sadece kendime etmeye karar verdim. sahip olduğum tüm gücün, tüm sorunların çözüm kaynağının yegane kaynağının kendim olduğu sonucuna vardım ve buna bütün beynimle inandım.
bu düşüncelerle kendi kendime konuşmaya ve kendimi rahatlatmaya çalıştım. bu dünyadaki düzenin yapısını tüm gerçekliğiyle kendi kendime anlattım ve sorunlarımdan kurtulmanın tek yolunun yine kendi gücümle mücadele etmek olduğunu kabullendim.

derken o olay oldu, birden gözlerimin önünde birşey belirmeye başladı. hani uçsuz bucaksız mükemmel huzur verici bir manzara görürsünüz de kucaklamak istercesine kollarınızı açarsınız ya, işte ben de o duygunun kat be kat yoğununu yaşayarak kollarımı açtım. içime hayatımda hiç hissetmediğim kadar huzur doldu. o karanlık odada başımı kaldırmış, yeşilin mükemmel tonlarının sağdan sola dönerek bir galaksi benzeri şekil oluşturduğu o “şeye” bakıyordum. içinde elektriksel akımlara benzeyen ışık dalgalanmaları ve sanki bir galaksiyi izliyormuşçasına milyonlarca küçük rengarenk ışık noktası gördüm. ancak genel olarak o şeyin rengi yeşildi, yeşilin mükemmel ötesi güzellikte bir tonuydu.
zerre kadar korkmadım, hatta o güne kadar içimde biriktirdiğim tüm korkular tüm kaygılar tamamen uçup gitmişti. aşırı hayranlık duygusuyla gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. içimde sonsuz bir huzur, sonsuz bir mutluluk duygusu vardı. adeta o döngünün içine doğru akıp gidiyordum.
tam olarak bunun ne kadar sürdüğünü bilmiyorum çünkü o anda zaman kavramını yitirmiştim. herhangi bir ilacın etkisinde değildim ya da bilincim kapalı değildi. tamamen uyanık ve tamamen aklı başındaydım.
ben bilime inanan ve hayatını buna göre düzenleyen biriyim. böyle “paranormal” bir olayın başıma gelebileceğini en azından inançlarımı terk ettikten sonra asla düşünemezdim. o andan sonra artık içimde zerre kadar korku ve endişe kalmadı. artık dünyanın en huzurlu, en rahat, en neşeli insanıyım.
devamını gör...
1. suriyeli bi arkadaş biz cagiriyoruz soracak birseyimiz varsa soruyoruz dedi normal bir şekilde. arkadasini arayip sormak kadar rahat bi şekilde anlatti. normalmis gibi. bende o bilinçle cagirdim zaten. soracagimi sordum cevabi alinca gondermeden kalktim. yani benim bi cinim olsun vay efendim emrime alayim anlaşma yapayim gibi bi hirsim yoktu. zaten boyle şeylerden haberim yoktu dediğim gibi. sonrada hep o yokmuş gibi davrandim. dogal davranisimi surdurdum. cok isime yaramissa da tesekkur ettim. paraları da kendi param gibi harcadim. anlatmasaydim belki hala harcıyor olurdum bilemiyorum. neden bir yil durdu gitti onu da bilmiyorum. bazilari gitmemiştir diyor. gitmese farkederim gibime geliyor.

2. 5 yaşlarındayken gece yunan mitolojisindeki heykeller gibi 8 kişi geldi bana bakıyorlardı aralarında birşeyler konuşuyorlardı bana doğru bakıp birşeyler tartışıyorlardı böyle birkaç gece devam etti sonra bir daha gözükmediler çocukluktanmı bilmiyorum hiç kormuyordum belkide hayal gücünden bir tasavvuruydu.

3. yaz zamanıydı ve ikindi vakti uyumuştum akşam 9 gibi uyandım karşımda vantiratör çalışıyordu ve uyandığımda gözlerim direk oraya gitti ve dönen pervanenin içinde birşey gördüm bir oyuncak bebek büyüklüğünde idi gözleri biraz çekik bana bakıyordu bende ona ama enteresan bir biçimde hiç korkmadım “ sen de nesin böyle ” düşüncesiyle bakıyordum yatağımdan hiç kalkmadım 10 15 dk baktım ve kalktığımda o görüntü kayboldu,bu neydi bilmiyorum yada bu gördüğüm gerçek değil miydi onu da bilmiyorum ama enteresan bir akşamdı.

4. bir gece gece lambasi isiginda kitap okuyordum, ampul patlamasi zannettigim bir ses duydum. havada hizla hareket eden bir ates topu gordum dokunmak icin bir hamle yaptim, basimin ustunde uc kez dondu, hizla zemine yoneldi yanina egildim, avcumun icinden bir alev dilimi halini alip yok oldu.

5. gece uyurken yatağıma birisinin geldiğini hissettim daha uyumamıştım ben korkunca gitti gözümü açamadım bile bazen uyurken kalktığımda farklı bir şekilde uyandığım oldu ben uyurken odaya kamera koyucam belki bir film bile çıkar.

6. ben küçükken hasta olduğumda sürekli bir kadını görüyormuşum her seferini hatırlamıyorum ama birini çok iyi hatırlıyorum. bir keresinde tuvalete gidecekken evimizde uzun bir koridor vardı ve koridorun ortasında beyazlar giymiş her yeri kapalı sadece yüzü açık bir kadın vardı. yeşil suratlıydı ve benim geçmeme izin vermiyordu bende anneme gidip anne koridordaki kadın geçmeme izin vermiyor demiştim. o da çok korkup dışarıya çıkartmıştı beni. o kadını çok sık görmedim ama geçen senelerde bir kere daha rüyamda ve uyandığımda görmüştüm daha da yaşlanmıştı.

7. bence evde benle dalga geçen bir varlık var yada ağır derecede beynimin bana oynadığı oyun şuan kapı görüş alanım içinde tıpatıp bir yüz var o yöne çevirince gözümü hiçbirşey yok ama eminim o bir yüz
sonra hep odalar arası sanki birileri geçiyormuş gibi görürüm beynim bana oyun oynamıyorsa bildiğiniz insan gibi odaları dolaşan biri var.

8. inanamayacaksınız ama şimdi başıma bir olay geldi 5 dakika bile geçmemiştir.siz nasıl değerlendirirsiniz bilmem ama daha öncesinden pencereyi açmış laptobu televizyona bağlamış şarkımı açmış bir şekilde bu konuyu okurken aklımdan keşke şimdi benim başıma da paranormal bir olay gelse bir varlık,yaratık görsem diye aklımdan geçirdim.sonrasında 3. sayfayı okurken pencereyi kapatmak için hareketlendim ve kapattığım anda sanırsam koridor veya banyodan pat küt diye bir ses geldi sanırım büyük bir şey devrildi.kalbim küt küt atmaya başladı ve kendimi sakinleştirdim korkumu bastırmaya çalıştım ve hemen buraya yazmaya başladım ama hala içeride ne oldu ne düştü hala bilmiyorum gitmeye de cesaret edemedim evde tek olduğum için.

9. ilki 5-6 yaşındayken olmuştu.gece yatak odamda uyurken sebepsizce uyanmış gözlerimi açmıştım.sol tarafımda bedeni bembeyaz elinde kitap olan ve o kitabı okuyan birini gördüm.ya yatağa oturmuştu yada kısmen uçuyordu,tam hatırlamıyorum.gördükten ve ne olduğunu farkettikten sonra da yorganı başıma çekip çeşitli dualar okudum açtığımda gitmişti.1-2 ay o odada yatamadım.


ikincisi 2014'de iş yerinde oldu.temmuz yada ağustos ayıydı sanırım.bir arkadaşla boş vaktimizi değerlendirmek için 2.depo katının olduğu yerde langırt oynamaya gittik.langırt -2.kattaydı.iş yerinin yemek hanesi ve 2.deposu oradaydı sadece.oraya 2 yerden giriş var ve girişlerin hepsi güvenlik kartlarıyla sağlanıyor.ve o kartlar basıldığında akbil sesi gibi bir ses çıkarıyor yani duymamaya imkan yok,biri içeri girse.mesai saati olduğu için millet işinde gücündeydi.2.depoda kimse yoktu.geçtik arkadaşla oynamaya başladık.5-10 dakika sonra langırt oynayamamaya başladım.elim ayağım istemsizce dolanıyor,titriyordu.arkamda 8-10 adet boş sandalyenin olduğu tarafa baktım,çünkü biri bana oradan bakıyor ve bakışları beni delip geçiyor gibiydi.kimse yoktu.daha sonra tekrar baktım aynı yere.ve tekrar sonra orada oturan kara sakalı ve kara bıyığı olan kapkara suratlı bir adam gördüm.1-2 saniye baktım o orada çalışmıyordu.ve o oraya girmemişti.daha evvelde orada değildi.langırt oynamaya devam ettim.sonra garajın kapısı açılmaya başladı.arkadaşı kolundan tutup çektim ve oradan uzaklaştık.sonra öğrendim ki büyücü olan bir akrabam o gün soğan ve sarımsak yakmış.muhtemelen o yüzden göründü ve zarar vermedi.

10. daha bu yaz yatakta yüz üstü uzanırken birden yatağımda bir ağırlık içe çökme hissedip başımı kaldırdım. ınsan silüetinde biri vardı. başımı çevirdim tekrar baktım yoktu ve o çöken kısım yavaş yavaş normal halini almaya başladı. işin garip yanı evde tektim.
aynı gün yine yatarken gözlerimi kapattığım anda birisini gördüm bana yaklaşan, gözlerimi açtığımda yine bana yaklaşıyodu ve içimden geçip gitti sanırım veya dibimdeyken kayboldu. o an rüzgar hissettim.

11. bana varlıklarını ilk hissettirdikleri yaşı net hatırlamıyorum.belki 4-5, küçüktüm haliyle…seslerini duyardım bana ismimle hitap ederlerdi.hatta bir seferinde o korkuyla yorganı kafama çekişimi unutmam.anneme söylerdim siz mi sesleniyorsunuz bana diye…çocukluktan gelen ve halen benimle olan çok fazla durum yaşadım yaşamaktayım.artık öyle alışmışım ki karşıma çıksalar korkmam herhalde diyorum.bana insanlardan ürkütücü gelmiyorlar çünkü …

12. ilk okula gidiyordum.evimizde o eski kocaman vitrin ayna takımları vardı.çocukkende sabahlamayı çok severdim, herkes uyurdu ben uyumazdım. bir kuşumuz vardı tamda aynalı dolabın önündeydi kafesi.sevmek için kolumu kaldırdım, o sırada gözüm aynaya takıldı.kaldırdığım kolumun altında bir erkek kafası gördüm ama sadece kafası vardı.bedenden altı yoktu.yüzünde pis bir sırıtmayla bana bakıyordu.bu dediklerim saniyede oldu.çok korktum çığlık atıp annemin yanına gidip ağlamıştım.saniyelikti ama çok korkutucuydu.hala dün gibi hatırlıyorum. annem bana kızmıştı bu saate kadar oturursan böyle şeyler görürsün diye.
devamını gör...
1. şeytanı gördüm ya da görüp de işaret ettiğim şeyi büyükler öyle sandı.. bana güzel gelmişti ama onlar eşedlerini getirerek kaçıştılar. demek ki her alevli yanar döner şey şeytan değilmiş ya da şeytan da bir kul onda sevgi arayıp sevgi aşılasak belki o da iyi olurdu, diye içimden geçmiş ancak diyememiştim o yaşta. hipnozsuz hatırladığım ilk deneyim bu.

2. 5. yaşımızda olanları hatırlamamız zordur ama ben anımsıyorum. müstakil bir evimiz vardı ben elbise dolabını açar çığlık atarmışım . sanırım kaçamayıp olduğum yerde nefessiz kalma özelliğim o zamanlardan kalma . karanlıktan korktuğum için dayıcım beni kolumdan tutup evin dolaplı odasına sokmuştu kapıda bekliyordu. kücük bir penceresi vardı orda net hatırlayamadığım yüz görmüştüm. yine çığlık atınca dayım çıkardı beni. sonra salona gidince ben pencereden dışarı baktım. yine çıglık cığlığa kalınca dilim tutulmuş. kağıt kalem verip çizdirmişlerdi. kocaman elektriklenmiş gibi saçları olan bir baş ve küçük zayıf bir vücut bembeyazdı.


o gece dayım bizde kalmış . salonda sırtına birinin vurduğunu hissedince kaçmış gece yarısı . bir dahada gece hiç gelmedi. annem o evde bereket olduğunu söylerdi , gece takunya sesi gelir çeşme açılır havlu ıslanırmış. kıyamam korkarmış tabi ama yinede temiz havluyu eksik etmezmiş. çok sonra eski oturanlar ermiş var kızım orda temiz tut evini demişler. tabii doğruluğunu rabbim bilir.

o gece dayım bizde kalmış . salonda sırtına birinin vurduğunu hissedince kaçmış gece yarısı . bir dahada gece hiç gelmedi. annem o evde bereket olduğunu söylerdi , gece takunya sesi gelir çeşme açılır havlu ıslanırmış. kıyamam korkarmış tabi ama yinede temiz havluyu eksik etmezmiş. çok sonra eski oturanlar ermiş var kızım orda temiz tut evini demişler. tabii doğruluğunu rabbim bilir.

3. benim ilk olayim cocukendi yasim 4-5 yasimda. gece odama parmak kadar adamciklar geldi cok kalabaliktilar, yatagim adamcik dolmustu, 50 belki 75, belki daha fazla.bilemem
ve bu adamciklarin bir tanesi o birazcik farkli idi, bana yatagimdan inmemi istedi bende indim dolaniyordu üstümde bende onu izliyordum, hizlica dolaniyordu bütün bedenimi dolanioyrdu, bana dediki sen hastasin hemde cok hastasin, babana deki senin kaninda sari sari topcuklar var artikca artiyor, bunun önüne gecilmez ise sen cok hastalanacaksin. ski ski tembihledi, babna anlat diye. bende anlattim, baba ben hastayim sari top hastaligi var bende diyorum o cocuk anlaysim ve lisanimla.babam inanmadi ciddiye almadi. fakat cok zaman gecmedi bir kac gün ve hastaligim iyice ayyuka cikti,o zaman simdiki gibi degildi annem komsumuzun kadinini cagirdi, bu cocuga noluyor diye, komsumuz hemsire idi, bana bir kere bakmasi yeterli geldi, gözlerim tenim sararmisti, ve kadin anneme bu cocuk hepapetis dedi halk arasinda sarilik hasaligi. ben haftalarca tedavi oldum, ve babam bana sormusu sen nerden bildin bu sari topcuklu hastaligini? arkadaslarim dedi demistim.

ben cocukken cok hastalanirdim sürekli hastalanirdim, ve onlari hep görürdüm,ayni surette degil ama sirin suretlerde.oyardik bir defasinda bana bir sey icirdiler oynarken, eksimis cürümüs portakal tadindaydi, ben o seyi cok zor yutmustum ve bu yüzden hala portakal fanta tarzi seyler tüketemiyorum, kokusu tiksindiriyor.

4. göremesemde hissettiğim olur, mesela daha önce burada anlatmıştım cep telegonu şarjının kablosu gözümün önünde sanki biri sallıyordu, birde geçen yıl oldu gece tam yatağa gidiyorum, karanlıkta 2 tane 1 metre boyunda var yok gölgeler gördüm, besmele bile çekemedim, sanki dilim bağlandı, ama zihnimden okuyordum felak nas, bir süre sonra kayboldu ama 2009 yılından beri saçımla, ayaklarımla ellerime sanki dokunma hissini hep hissediyorum. geçen gece nefes tekniklerini denerken kulağımda bir fısıltı ama çığlık gibi fısıltı (hani fısıldamayı bazıları çok yüksek yapar ya bu da öyleydi) patladı resmen.. suuusss diye bağırdı.. düşündüm neden böyle oldu diye, o sıra aklımda kızgın olduğum biri vardı ona kızmıştım aklıma gelmişti. gözüm kapalıydı ve şekil gözüktü sanki başında kuş tüylerinden yapılmış bişey vardı, gözleri çok iriydi, omuzları dar hayal meyal hatırlıyorum.. çocukkende sobanın içindeki küller yüz biçimine bürünmüştü, ve sesini duymasamda konuşup gülüyordu. bende maşa vardı meraklı köfteci gibi tuttum maşayla vurdum, gözlerini yumdu yine sırıttı..ne olabilir ihtimalini düşünmedim bile, şimdi görsem öyle bişey kalp krizi geçirirdim.

5. 15 yaşındayım bu olay olduğunda. gece uyurken annemin sesini duydum evde birileri var diye, ben de çok korkağım hafifce başımı kaldırıp yan odanın penceresine baktım.. gölge gibi 2 metre falan boylarında çok uzun saçları olan bişey gördüm hemen annemi uyandırdım. yarı uykulu halde ne olduğunu sordu ben de doğru söylüyorsun evde birisi var dedim, ama ben sana hiç bişey söylemedim ki, dedi.. o günden sonra yalnız uyuyamıyorum


bi keresinde de gece uykudan uyandığımda baktım anneannem gidiyor arkasında da bir gölge ben de onların arkasından dışarı çıktım. mutfak kapısını açtığımda yoktu hiç kimse, ben de çığlık çığlığa koşarak bütün ışıkları yandırdım anneannem yatağında uyuyordu. olanların hiç birisine anlam veremedim.. uzun zamandır böyle şeyler yaşamadım hiç.. ama bu yıl yine bazı şeyler oldu.. mesela gece uyurken birden uyandım tam karşımda at üstünde simsiyah birşey yüzü gözükmüyordu bana bakıyordu elinde bişey vardı. hemen yorganı başıma çektim sanki beni koruyacaktı biraz geçtikten sonra baktım hiç bişey yoktu orda.. 1 hafta falan önce de yine gece uyandım yatağımda siyah bir gölge oturmuştu eğilip bana bakıyordu, herzamanki gibi yine yorgan beni o gölgeden korudu yani bana bişey yapmıyor sadece bakıyor ama ben çok korkuyorum.. hiç uğraşmam böyle şeylerle neden görüyorum o gölgeleri bilmiyorum. istemiyorum görmek.

6. benim yaşadığım ilk doğaüstü olay, daha okula bile baslamadandı sanırım. ormana pikniğe gitmiştik, hava kararana kadarda otururuz hep. o zamanda esyaları toplayıp kalkıyolardı bizimkiler sanırım, bende bişeyemi küsmüşüm nedir tek başına annemler uzakta oturmuş ormana bakıyodum.ogünde yumuşak ağaçtan bi düdük oyup oynayım diye vermişlerdi bife onu hatırlıyorum. işte o gün akşam üstü düdüğü öyle calarken, ağacların arasından grimsi zayıf çok uzun boylu dev gibi bişiy görmüştüm, hala unutmadım, deli gibi koşup annemlerim yanına kaçmıştım. bir kaç seferde önümden arkamdan gectiğini hissetmiştim…
bende isterdim, şirin tatlı cüceler görmek ama dev baya bi korkutmuştu.

7. siyah cüppeli bir kız görmüştüm bir evin arka bahçesinden çıkıyordu cüppesini başına örtüyordu o sırada hem şok oldum hemde yürümeye devam ettim sonra da nereye gittiğini göremedim galiba kayboldu kızın saçları sapsarı yüzü de bembeyazdı bunlardan bi tane daha evimize bakan görmüştüm beni görünce yürüdü gitti insan gibilerdi varlık diyemeyecek kadar hala onları düşünüyorum.

8. ben bilinçsizce bir varlık davetinde bulunmuştum. lisedeyken ve doğa üstü olaylar ile alakalı hiç bir ilgim-bilgim yoktu, aniden gelişti. davete icabet oldu sorularımın doğru cevabını aldım ve tecrübe ettim. akabinde yaşadığım ilk ilginç olay mutfak tezgahı üzerindeki şişenin gözümün önünde hareket etmesiydi. şişe ve tezgah ıslak değildi. hem daire çiziyor hemde kendi ekseni etrafında dönüyordu belli bir hizi vardı.


devam eden günlerde gece uyandırıldım yataktan çekildim yorgan üzerimden fırladı gitti. birçok kez dokundu. nefes seslerini ayak seslerini duyuyordum enerjisini hissediyordum ama kendisini göremiyordum. bazen gölge gibi filan. kapılara tıklatıyodu. elimde tepsiyle balkona gidecektim kapalı mutfak kapısını açtı kapı kolunun hareketini gördüm. balkon kapısına da aynısı oldu balkon kapısı kilitliydi anahtarının da döndüğünü gördüm. bir kez kız kardeşime benim suretimde göründü. az önce koyduğum eşyanın yerini değiştiriyordu alakasız bir yerde buluyordum.

ceplerimden çok para çıkıyordu. parasız kaldığım zamanlar bütün giysi dolapların içindekilere bakıyodum cepleri tek tek kontrol ediyodum bişiler buluyodum. yıkanmış kurumuş ipteki kotlarımdan bile sağlam para çıkıyodu. 1 sene sürdü bu da. ben bunu anlatmaya başladıktan sonra kesildi birden. bir sene böyle şeyler oldu kendiliğinden bitti gitti. o şey herneyse gitti. artık nadiren ufak tefek gariplikler yaşasamda bu olay gibi değil.

(merak eden olursa diye yazıyorum. davet bir fincan davetiydi. fincana okunan duaları ve şifreli kelimeleri yada neyse hatırlamıyorum. )

9. benim çocukken yaklaşık 50cm. boylarında 7-8 tane sarışın,mavi gözlü arkadaşım vardı, sadece rüyalarımda gelirlerdi, bana liderleriymiş gibi davranırlardı, oyun oynar, eğlenirdik. bazen ,ertesi gün olacakları gösterirler, beni uyarırlardı. aileme anlattığımda, cinlere karışabileceğimi söyleyip çok tepki vermişlerdi ve benim bu konuda konuşmamı yasaklamışlardı. yaşım ilerledikçe onları görme sıklığım azaldı. en son 14 yaşımdayken rüyama geldiler ve artık büyüdüğümü bu nedenle o gecenin son ziyaretleri olduğunu söylediler, ilk ve son defa beni biraz korkuttular. ayrılma vakti geldiğinde yatağımı deli gibi çevirmişlerdi. sonrasında bir daha onları hiç görmedim. burada benden başka onları gören insanlar olduğunu öğrenince de sevindim diyebilirim.

10. aslında ilk hatırladığım ama hatırlamamam gerektiğine inandığım anımda- çünkü o kadar küçüktüm ki olayım en fazla 2 -2,5 yaşında, beşikte yatıyorum, aşağıdan bakıyorum yuıkarı doğru ve bebek kucajklarında agucuk gugucuk sesler çıkarıyorlar-o zaman şöyle düşündüm: niye normal konusmuyorlar böyle ses çıkarıyorlar? diye bu saçma geliyor ama o kadar net ki kafamda yuzler bile tanıyorum.

ama daha makul olanı-biraz daha büyükken ilk gördüğümü hatırladığım gece herkes uyuduktan sonra sese kalkar ve dışarıda beyazlar içinde insanlar görürdüm,ölüleri- bunu çok gördüm ama sonra birden durdu. zararsızdı ama.

11. ben de bir anımı anlatayım, yunanistan da bizim bir türk köyü var o köyün tepesinde hep toplanırız gece 12 de ve sabaha kadar otururuz 7-8 arkadaş,bir gece gene öyle otururken bir kadın gördük hepimiz aynı anda ve sonrasında birden kayboldu tabi biz hemen köye geri döndük yusufların etkisiyle sonra köyün büyükleri anlattı bize o gördüğünüz kadın karaca ayşe dediler hoca ahmet yesevi'nin erenlerinden bir bayan vakti zamanında islamı yaysın diye her mürit biryere gönderilirken karaca ayşe de abisi karaca ahmet ile balkanlara gönderilmiş ve oralarda islamı anlatıp çok kişinin müslüman olmasını sağladıkları zaman türbelerinin yapılması için işaret bırakmışlar,zaman zaman karaca ayşe görülürmüş kimi zaman abdest alırken kimi zaman yürürken bizede görmek kısmet oldu ama hani gündüz görülse hiç fena olmayacak.

12. ben 2 sene önce köyde odun almaya odunluğa gitmiştim elimdeki feneri odunluğun kapısına bir tuttum patates rengi gibi bir renkte bacakları ve kolları çok uzun gözleri sarı bir yaratık görmüştüm o anda bir kaçtım hala odunluğa giderkin içim bir garip oluyor.

13. çocukluğumdan beri bir varlığı hep yanımda olduğunu hissediyorum, tabi ilginç olaylar da yaşadım. mesela uyurken yüzüme üflerdi,artık dua mı ediyor başka bir sebepten mi bilmiyorum. rüyamda da çok gördüm onu görmekten korktuğumu bildiği için rüyamda iletişime geçiyor sanki. herneyse beni etkileyen en son olayı anlatayım. geçtiğimiz yaz kasılarak uyandım, bedenim felç ama etrafımı görebiliyordum. önce kapının önünde uzun siyah cüppe gibi kapüşonlu birşey giymiş bir varlık gördüm. yüzünü seçemedim ama karanlıktı. sonra bir farkettim tam yatağımın yanında da kısa boylu yaklaşık yarım ya da bir metre şeffaf kız çocuğuna benzeyen bir varlık. sanki içindeki damarlar bile görünüyordu o derece renksizdi ve muzip bir gülümseme vardı yüzünde. korkudan duayı okuyamadım karıştırdım besmele çekerken bağırdım garip bir böğürtüyle. eşim uyandı noldu diye. senden mi çıktı o ses dedi, ben bile şaşırdım. garipti ses tonum. tabi ben bağırıp kendime gelince yok oldular. aşağıda kardeşim yatıyordu o da görmüş ve balkondan çıkıp gitmişler. bilemiyorum neydi onlar ama uzun bir süre geceleri etkileri devam etmişti. sonrasında pek birşey yaşamadım. sadece varlıklarını hissediyorum sürekli arkamda gibiler. ama şükür zararı yok, alıştım onlarla yaşamaya.

14. hangisini anlatsam ki 3 olay var yaşadığım ve net anımsadığım.ilki okul bahçesinde gündüz 12 yaşlarımdagördüğüm hayvanla insan arası bir yaratıktı.aniden karşıma çıkınca şoka girdim.o bana bakıyor ben ona yakalanmış gibi bir yüz ifadesiyle bana baktı ve ben eve kaçtım.annemlere tarif etsemde ee komiktir gelinciğe benzettiler .ki alakası yok gelincikle.en az boyu 1 metre iki ayağı var kanguru gibi bir duruş.uzun kulaklı ve kuyruklu,kocaman gözleri vardı sanki yüzü köpeği andırıyordu.
ikinci olay yanındayken bizzat şahit olduğum 15 yıl evvel bir yakınımın varlıklar tarafından ordan oraya atılması bir manada şiddet görmesiydi.
üçüncüsü de yatarken odanın ortasında yatağın önünde oturan kısa boylu çarşaflı bir kadının oflaması
bunun dışında ufak tefek şeyler oldu ama bunlar kadar kötü değildi.
devamını gör...
küçüklüğümden beri musallat durumu yaşayan biriyim fakat artık ne yapmam gerektiğini bilemiyorum. durumu özetleyecek olursam; öğrenciyim, geçen yıl yurtta bir takım olaylar meydana gelmişti fakat ben her şeyi mantıkla açıkladığım ve pek etkilenmediğim gibi hocaya gitme ihtiyacı duymadık.

bu yıl arkadaşlarımla bir eve çıktık. eve geldiğimizden beri benim etrafımdaki olaylar artmaya başladı. şöyle ki tuhaf tuhaf çıtırtılar geliyo, üzerine gidiyorum, artıyo, örneğin gerçekten böyle bir musallat durumu varsa az önceki sesi tekrar çıkarın diyorum 3 defa art arda ses geliyo vs.. neyse bu işler böyle fısıltılar şeklinde ilerleyince arkadaşlar bize bir hoca önerdiler burada. biz de bir gidip görünelim dedik ama ben pek önemsemiyordum.

sonra duvarda bir el izi gördük, upuzun, incecik, tırnaklarına kadar belirgin bir el izi. bunu görünce ben durumun ciddiyetini kavradım çünkü bu el izi insan el izi olamazdı ki bunu da ispatladık, aynı izi defalarca yapmaya çalıştık, hiç bir şekilde insanlar o el izini meydana getirmeyi başaramıyorlar. anlatacak çok fazla şey var olabildiğince kısa kesmeye çalışıyorum.

el izi evin bir kaç yerinde daha çıktı biz de hemen ertesi gün hocayı arayıp bulduk ve yanına gittik. kadın bize bende babamdan gelme bir durum olduğunu, babama büyü yapıldığını, onun etrafındakilerin de bana musallat olduğunu söyledi. neyse ki merak etmeyin vs. diyerek bize bir kaç şey yazdı bunları üzerinizde taşıyın bir daha asla bişey olmaz dedi. bu kağıtları alınca ben işkillendim acaba üzerinde ne yazıyo diye çünkü arapçaydı. ama kimseye okutamadık çünkü bir gün duşa girdikten sonra kağıdı bulamadım daha. arkadaşımınkinin de yazısı aktı tuhaf bir hal aldı. sadece evin girişine koymamızı istediği kağıt sağlam hala kapıda. hocaya gittikten sonra olaylar azalmıştı ama bitmemişti. hocaya gittiğim gün kafeye gittim ve kafenin camında da aynı el izi belirdi. tabi korkmuyorum hala.

en sonunda annem istanbul eyüpte bi medyuma danıştı, o da bana kurşun verdi, üzerine de çalınmasın diye bişey yazdı. onu taşırken de bir şey değişmedi, sesler kesilmedi. ve en son, şu anda evdeki izler tekrar artmaya başladı.. artık dertleri ne, acaba bir şey yaptım da mı bulaşıyolar diye sormuyorum haliyle ama bu varlıklar neden el izi bıraksınlar? ya da bırakırlar mı? bu arada bir fotoğrafta da tuhaf bir insan yüzü camdan yansımış arkamda. cevap arıyorum, nereye gitmeliyim. onlarla iletişime geçmekten korkuyorum bunu asla denemem ama birine danışmak lazım sanki, bu böyle devam edemez artık rüyalarımı hatırlayamıyorum bile…
devamını gör...
uzun zaman önce tarihi tam olarak anımsayamadım gecenin bir vakti meditasyon yapıyordum ve derin konularla beynimi meşgul ediyordum yani herkes kendi sorularıma cevaplar arıyordum desek daha doğru olur. bu meditasyon sırasında (nasıl olduğu hakkında hiç bir fikrim yok ) bir anda kendimi bir evde buldum pencereden uçsuz bucaksız karanlığı izliyordum bulunduğum ortam hem o kadar tanıdık hem de bir o kadar da yabancıydı benim için. ne yaptığımı bilir gibi tavrım olsa da olay hakkında hiçbir fikrim yoktu yağmur damlarının tavanda çıkardığı sesler eşliğinde durumu anlamaya çalışıyordum sadece, bir süre böyle devam etti ta ki ardından gelen şimşek karanlığı bir anlık aydınlatana kadar. karşımda duran ağaçların altında beni izleyen bir çift göz ortamın bütün havasını bozdu. şimşeğin ardından karanlık az da olsa gözümde daha net belirdi. her haliyle bana benzeyen o şey bütün ciddiyetiyle gözlerini bana dikmiş bakıyordu. bana benzemeyen tek yönü bakışları olan bu şeyin beni şaşkınlık ve ürperti denizinde boğulmak üzere bırakışını izlemeye kaldım bir an için. böyle geçen şaşkınlık silsilesi ardından kendimi biraz toplayıp yanına gitmeye cesaret etmek için dizginlemeye çalıştım. kendimi toparladığımda onun yanına gitmek için hamle yapmaya çalıştım lakin ne elim ne ayağım hiç biri sözümü dinlemez olmuştu. felçli gibi olan halim beni tekrar ürperti zindanına sürükledi ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim olmaması da bu durumu en güzel şekilde destekliyordu ama her şeye rağmen yanına gitmeyi gerçekten istiyordum. tam o anda kendimi onun yanında buluverdim. aramızda sadece 2 metre vardı bu nasıl olabilirdi sorusu nefesimi kesmeye yetmiş de artmıştı bile kalbim vücudumdan bağımsız atışı yağmur sesini bastırıyordu adeta. o hala bütün soğukkanlılığı ve ciddi bakışıyla beni göz hapsinde tutmaya devam ediyordu. ne yapacağımı bilemezken gözlerimi demin önünde durduğum pencereye çevirdim. bir dakikalık şaşkınlık ardında gördüğüm görüntünün tanıdık oluşuna şahit oldum bu pencereli ev görüntüsünü nereden hatırladığımı bulmuştum. yaklaşık 1 buçuk yıl önce durugörü çalışmamda gördüğüm hemen aklıma lakin gördüğüm görüntüde pencerenin önünde biri vardı. şaşkınlığımın dalgaları arasında yaşam savaşı veriyordum adeta. bütün sessizlik bir anda onun sesi ile bozuldu .

sevecenlikten nasibini almamış o ses bütün şaşkınlığımı ürpertiye çevirdi…

-şaşırtıcı değil mi ?

nasıl bir cevap vereceğimden zerre kadar düşüncem yoktu sadece donakalmış bir şekilde ona bakıyordum. suskunluğum adeta yağmur sesine karışmış ve bütün yalnızlığım da beni izliyordu. yine ciddi bir tonla bu sessizliği darmadağın etti.

-o görüntüdeki kişi sendin .

şaşkınlığımı bir kenara bırakıp bütün gücümle bir şeyler söylemeye çalıştım. bu tahmin ettiğimden de zor bir şeydi.

- ne ? … nasıl ?

afallamamı görmüş olsa gerek ki çok hafifçe gülümsedi. o an kendimi aptal yerine konulmuş gibi hissettim. kendinden emin tavrını hiç değiştirmeden bir sonraki cümlesiyle beni yine soru işaretlerine içine attı.

- aramızdaki bağdan dolayı gözümden görüntüler görmen doğal.

yine afallamıştım söylediği her şey beni soru işaretleri bataklığında biraz daha derine batırıyordu. olaylara o kadar fransızdım ki bu beni çileden çıkarmıştı. yağmur artık sinirimi bozmaya bile başlamıştı bir an. bir an bütün bu olanlardan habersiz oluşumun verdiği iteklemeyle sert bir çıkış yaptım ses tonum olduğundan daha kalındı yüksek bir sesle karşılık verdim.

- neler oluyor burada ?!!!

cümlemin ardından yine o anlamsız anlık gülümsemeyi gerçekleştirdi. gözlerini benden hiç ayırmıyordu, sessizliğini biraz koruduktan sonra insanın içini ürperten o ses tonuyla cevap verdi.

- siz insanlar bilmediğiniz şeyler yüzünüze vurulunca neden hep agresif tavırlar sergilersiniz ki.

cümledeki hayıflanma içimde utanç bayraklarının dalgalanmasının tek sebebi oldu. kendimi mahcup hissedişim bir cevap veremememi destekledi adeta, ben de sadece sustum. bu suskunluğun oluşturduğu bir anlık zaman diliminde dikkatimi biraz daha verip daha fazla sorularla karşılaştım.


burası neresi ?
bu evde neyin nesi ?
karşımda duran ve bana oldukça benzeyen, bakışlarıyla beni ürküten bu adamda kim ?
ve en önemli soru neden buradayım ?

bu soruların cevabını bulmak için beynimi zorluyordum adeta, kafamın uyuşmuş hali buna engel oluyordu. bir anda buraya gelmem, bu kişiyi görmem nasıl bir şeydi, bir an için meditasyon yaptığım aklıma geldi sanırım uyumuş olmalıydım garip bir rüyanın içine düşmüş olabileceğim fikri şuan için en mantıklı fikirdi. rüyadan uyanmak istedim, koluma çimdik atmak geldi aklıma düşünür düşünmez sağ elimi sol koluma götürdüm. ne kadar çimdik atmaya çalışsam da bir türlü acı yada benzeri bir his duymadım bunun üzerine kafamı kaldırıp ona baktım. yine beni aptal yerine koyan gülümsemeye şahit oldum. sinirlendim ama elimden bir şey gelmiyordu. ufak çaplı bir çaresizlik okyanusunda buldum kendimi. ne yapacağımı bilmiyordum. elimden gelen tek şey kendimi olaya bırakmaktı, hissiyatımı anlamış olmalı ki sessizliğini bozdu ve ciddi tutumuyla ağzından birkaç kelime çıktı.


-benimle gel .

bu cümleyi sarf eder etmez arkasını arkasını dönüp yavaş adımlarla ilerlemeye başladı. içimden yapacak başka bir seçeneğim olmadığını düşünerek peşinden gitmeye karar verdim ama bir sorun vardı ayaklarımı oynatamıyordum. pek de hoş olmayan durumumdan sanki önceden haberi varmış gibi arkasını dönmeden seslendi.

- yürümeye çalışma, yürüdüğünü düşün. aynı koluna çimdik attığın gibi.

ne demekti bu şimdi pekte anlam verememiştim. çimdik atarken kolum hareket etmişti ama şimdi ayağımı oynatamıyordum. ve bunu nasıl yapacağımı pek bilmiyordum. anlamamam da ısrar edişimi görüp arkasını gördü ve bana doğru bir iki adım attıktan sonra konuşmaya başladı.

- çimdik atmaya çalışırken olayın sonucuna odaklandın yani sadece koluna çimdik atmak istedin böyle gerçekleştirdin. şimdi de aynı şeyi yapmalısın yürümeye çalışmamalısın yürüdüğüne odaklanmalısın.

şaşkınlığımı üstümden atıp dediğini yapmaya çalıştım bir iki denemenin sonunda evet yürüyordum ama bir gariplik vardı. ayaklarımı hissetmiyordum bir etki yoktu, et parçası olarak bir ağırlıkları bile yoktu sadece yürüyordum. olayın garipliğini bir kenara bırakıp peşine takıldım.

ağaçların arasından geçtikten sonra bir düzlüğe ulaştık eve yüz metre kadar mesafede olan bu yer toprak bir zemin gibiydi. sağ çaprazımıza doğru gidip gelen bir sokak lambası görünümünde bir ışıktan başka bir şey yoktu ortalıkta, gözümü lambada biraz daha ilerledikten sonra yolun ortasında durduk. hafifleyen yağmur ve insanı okşayan o esinti eşliğinde etrafımı meraklı gözlerle inceliyordum. etrafta karanlıkta fazla pek bir şey gözükmüyordu açıkçası.
biraz daha bakındıktan sonra gözlerimi bir açıklama beklercesine meraklı meraklı ona diktim. tam ona kim olduğunu soracaktım ki benden önce davranıp lafa girdi .

-şimdi beni iyi dinle. aklındaki soruları bir kenara bırak zamanı gelince hepsini öğreneceksin. burası neresi olduğunu öğrenmen için henüz çok erken zaten anlatsam da anlamazsın. seni buraya getiren başlıca neden sabırsızlığın oldu. zamanından daha önce geldiğin için burada bu kadar zorlandın, ayrıca bir daha buraya gelmeye çalışma. zamanı gelince ben seni çağıracağım. sormadan söyleyeyim bunun nasıl olacağını düşünme sadece olunca anlayacaksın aklını çok yorma, sabırsızlığın buraya gelme zamanını değiştirmene sebep oldu. buraya gelmemin tek amacı seni uyarmak, kendi isteğinle buraya gelebilirsin ama ben burada olmayabilirim. işte bu senin için büyük bir sorun olur. bu yeri ancak rehberliğimde öğrenebilirsin o yüzden sabırlı olmayı öğren! benim kim olduğuma gelince bunu da zamanla öğreneceksin.

dediklerini bir bir dinledikten sonra bunları hafızamda tutmaya gayret ettim kim olduğunu bilmediğim bu kişi ve neresi olmadığını bilmediğim bu yer hakkında bildiğim hiçbir şey yoktu. sadece soğuk bir sesle anladığımı belirmek için hafifçe kafa salladım ama dediği gibi ben çok sabırsızdım ve böyle bir yeri keşfetmek için onun bekleme düşüncesi hiç hoşuma gitmemişti. ne zaman çağıracağı bile gizemin ta kendisiydi. ne yapacağımı bilmeksizin şu anlık sadece dediğini yapmam gerektiğini düşünüyordum. biraz sessizlikten sonra yine soğuk sesiyle konuşmaya başladı.

-birazdan buradan gideceksin dediklerimi sakın unutma ve sakın buraya gelmeyi deneme !

bunlar ondan duyduğum son cümlelerdi. bir anda her şey benden uzaklaşmaya başladı büyük bir karanlığın içine çekildiğimi hissettim her şey karardığı anda gözlerimi açtım meditasyon yaptığım yerde aynı pozisyondaydım. her şey olduğu gibi aklımda yer etmişti. kendimi gereğinden fazla yorgun hissediyordum ama öyle bir yorgunluk değil böyle sanki vücudum dinç ruhum yorgundu. olanların etkisi ile halen kendime gelememiş olmam bir yana hayatımın bu garip deneyimi sanki kuralları ihlal etmişim gibi kendimde suçluluk duygusu oluşturmama sebep oldu . kafamı çok yormamam gerekti aklıma geldi hazır da yorgunken biraz uyumaya çalışmak o an için mantıklı geldi ama yaşadığım olayların etkisi ile uyumam baya zaman aldığını söyleyebilirim…
devamını gör...
uzun zamandan beri iş aradığım yaz günlerinden biriydi,

ilanları dolaştıktan sonra eve dönmüştüm yine.
evde yanlızdım birkaç gündür, bir duş aldım bişeyler atıştırdım.
tv yi açtım kanalları dolaşırken,
bir pop müzik açık hava konseri ilgimi çekti
3 kişi sahnede ortalığı kasıp kavuruyorlardı…
seyirciler kendilerinden geçmiş şarkılara eşlik ediyorlardı…
ses sistemim iyiydi sesini açtım baya bi,
pencereler açık perdeler çekili ve hafif hafif salınıyorlardı…

kendimi müziğe bıraktım ara ara gözlerimi kapatıp,
orda olduğumu hayal ederek sağa sola sallanıyordum…

o kadar coşkulu bir konserdi ki ben çok etkilenmeye başladığımı hissettim.
hani insanın tüyleri diken diken olur işte o histi üzerimdeki,
nefes alışverişlerim bir tad vermeye başlamıştı sanki ağzımda…

git gide artan bu etki yavaş yavaş kafamın üzerinde sanki
bir balonu halıya sürtersin de elektiriklenir, işte aynı şey
sanki kafamın üzerinde hissetmeye başlamıştım. çok ilginçti.

git gide artan içimdeki haz nefesim ile kafamın üstündeki o his
yavaş yavaş omuzlarıma kadar indiğini hissediyordum.

sağa sola yavaşça müziğin ritmi ile sallanırken iyice artan haz
sanki bir enerji yüklü balonun içideymişim gibi görünmeyen bir şeyi
hissetmek çok etkileyiciydi.

arttı arttı arttı ve sanki her nefesimde bu dünyada bile olmayan
en lezzetli yiyecekleri yiyiyormuşum ama doyamıyormuşum gibi hissediyordum…

harika bir duygu sürekli katlanıyordu sanki,




bir süre sonra konser programı bitti ve ben tv yi kapatıp,
hemen yatak odasına doğru gittim içinde bulunduğum hali koruyarak.

karyolanın hemen uç kısmına bağdaş kurdum ve derin derin
nefes alıp vermeye devam ettim.
sanki dünyada bile bulunmayan tadlar tadıyordum her nefeste,
mutluluk hat safhada, heyecan ile karışık anlatmak için
“haz"diyebilirim ancak hislerimi belki
100 de 1 ini kelimelerle ifade edebilirim.

bu sırada gözlerim yarı açık, 1 mt. karşımda duran gardropta
aynadaki yansımama bakıyordum.
gardrobun kapağı sürgülü olmasına rağmen bir kapı kolu belirdi.
(sürgülü kapağın kolu dikey duran ahşaptı ama bildiğimiz yatay bir kol belirdi)
beliren kapı koluna hayret edip korkup oradan kaçardım normalde olsa,
ama içimde müthiş bir huzur, haz, heyecan elimi kapı koluna atmama sebep oldu.


kolu tutmamla beraber tüm moleküllerinin içine nüfuz etmişçesine
sanki bir olmuş gibiydim onunla, menteşeleri çivileri
ahşabının kokusu rengi üzerindeki tozuna varasıya kadar bütünleşmiş ve
birlik duygusunu bir düzeyde yaşamıştım.

sonra kapıyı yavaşça açtım ve gardrop olarak bildiğim yerin içinde
bir banyo büyüklüğüne yakın, sıvaları olmayan tuğlalardan örülmüş
bir oda ile karşılaştım, odanın içine girerken, odanın gözlerimin
bakmadığı yerleride görebildiğimi hatta içine nüfuz ederek her yerini
aynı anda hissettiğimi hissettim.

harcının içindeki her kum tanesini tuğlaların yapıları onları oluşturan her toz tanesini hissedebiliyordum
sanki içiçe girdik birbirimize aktık.

o kadar hoş bir ruh hali içindeydim ki heyecan duygusunun güven içindeki hali
gibi, ama o da değil. tam olarak anlatacak kelime bulamadığım ve her an giderek katlanan
bir haz hali içindeydim.

sonra dikkatim yukarıya çevrildi orada kapak olduğunu gördüm ve aynı anda tam kapağın
hizasından yere kadar inen demir bir merdivenin odanın ortasında olduğunu farkettim.
tutunarak yukarıya doğru çıktım kapağı yavaşça tutup kaldırdım yukarıya doğru.

içinde bulunduğum ve anlatmaya en yakın kelime olan haz duygusu içinde kapağın açıldığı yere baktım. karanlık bilmediğim bir yerdi bir tarafında ışık görünen çıkış yolu olan büyük bir mağaraydı.

mağarada bir an düşündüm karanlık olan tarafı mı keşfetsem yoksa çıkışa mı gitsem diye.
kararım ışıktan yana oldu…
geçtiğim yerleri sanki bir küreymişim gibi geçerken içine girip özdeşleşiyordum sanki.
her toprak tanesini, köklerini, taşını hissederek ve aynı anda her tarafa bakıyormuşum gibiydim.
içimde ne bir korku hali nede endişe yoktu, sadece heyecanla dolu haz halindeydim.

mağaranın çıkışına gelince devasa ağaçların gövdelerinden ve onların göğe uzanan farklı tonlarda
yeşillerinden bir şey göremiyordum.
çıktığım mağaranın yukarısına doğru çıkıp etrafa bakma ihtiyacı duydum ve yukarı doğru tırmandım.

tepeye doğru yaklaşınca tepenin bir uçurumun yamacı olduğunu farkettim ve aşağıya bakmak için
ilerledim.

öyle yüksekte duruyordumki aşağıda yüce dağlar ve bulutlara bakarken hazdan sarhoş olmuştum sanki
aşağıya kendimi atsam belki 1 haftada ancak yere düşerdim.

sonra etrafıma bakmak için arkama döndüm ve döner dönmez devasa cüssesi ile turuncu siyah beyaz çizgili
harika bir kaplan patilerini omuzuma koyuvermişti. normalde korkudan orada ölmem gerekirdi,
ama üzerime ağırlığını vermiyor, gözlerimin derinine bakıyor ve hafif derinden güçlü duyulan hırıltılarla sanki
yıllardır göremediği dostuna hoşgeldin der gibiydi.

öyle sıcak bir samimiyet vardıki aramızda içimiz bir bütün ama ayrı bedenlerde gibiydik.
tatmadığım bir duyguydu bu ve anlatacak kelime bulamıyorum haz demekten başka,
dilim çaresiz kalıyor ve size anlatmaya çalıştığım duyguların belkide 100 de 1 ini yansıtıyor
bu haz kelimesi ve bu duygu her an ımda giderek katlanıyordu.

yere indi ve ben ona sanki bir çocuk gibi sarılıyor tüylerinin arasında ellerimi sürüyorum gıdısını okşuyordum.
sanki büyük bir hasretlik duygusunu dışa vuruyordum.
kaplan ve ben birbirimizden zerre kadar korkmuyorduk birbirimize nüfuz etmişçesine birlik hissi yaşıyorduk.

beraber aşağıya doğru orman tarafına indik ve birde ne göreyim,
ormanda ne kadar güzel narin hayvan varsa hepsi toplanmışlar beni karşılıyorlar.
harika duyguları o kadar hayvanla tekrar tekrar yaşamanın hazzı git gide katlanan bir sarhoşluk hissi veriyordu.
o narin karacalar, tertemiz bembeyaz tavşanlar harika kuyruğu ile tilkiler kocaman boynuzları ile güzel geyikler,
rengarenk değişik kuşlar, papağanlar, atmaca kartallar… hepsiyle hasret gidermeye çalıştım ve birlikte ormana doğru girdik…

ormanda ilerlerken sanki küçük bir ordu gibi ormanın bittiği yere kadar geldik ve beni ormanda beklemek üzere onlar durdu.
ben ilerledim ve ayağımın altında tertemiz kumların, karşımda sonu görünmeyen uçsuz bucaksız bir denizin ve şahane gökyüzü olan
ılık serin rüzgarlı bir yere geldim.
bir yere bakakaldım ama içimde hiç bir şaşkınlık, korku, endişe yoktu
tek bildiğim dilimin çaresizlikler içinde kalarak bulabildiğim kelime heyecanımsı haz duygusuydu.

suya doğru gittim yüzmeyi bilmediğim umrumda bile değildi, göğsüme kadar o turkuazımsı berak mavili suya girdiğimde,
karşıdan iki ayrı yüzgeç gördüm suyun üstünde, bana doğru hızla zigzaglar çizerek geliyorlardı.

o devasa vücutlarıyla suyun üstüne sıçrayıp dibe dalarken şaşkınlıkla bakıyordum; bunlar yunusbalıklarıydı.
gelip etrafımdan dolanıp bana sürtercesine yanımdan geçtiler ve biri tam karşımda durdu birbirimize baktık,
ona doğru atladım deli gibi sarıldım sımsıkı o yumuşacık kaygan derisine şap şap vurup onun garip seslerle diğer arkadaşına
doğru gittiğini gördüm.

diğeri benim yanıma geldiğinde sırt yüzgecinden kavradım ve beni sürat ile suyun ilerlerine kadar götürmesine izin verdim.
sonra öbür yunus benim yanıma geliyor ona tutunarak başka tarafa gidiyorduk sanki oyun oynuyorduk birbirimizi seviyorduk.

bir zaman sonra beni kıyıya doğru getirdiler ve vedalaştık.

kıyıya döndüğümde kumsalda kumsal boyunca insan duruyordu, kimisi havlusunu sermiş güneşleniyor kimisi şezlongunda uzanıyor,
kimisi de şemsiyenin altında denize doğru bakıyordu.


baktığım alanda ne kadar insan varsa hepsinin ruhunun içinin derinliklerine kadar görebiliyordum konuşmadan.
konuşmaya ihtiyaç duymuyordum sanki onlar ile bir olmuştum.
hepsini tanıyordum ve kötü olarak bildiğim aşşağılık denecek insanlar da vardı orada.
o kadar şaşırmıştım ki oradakileri özünde nekadar değerli olduklarını görünce.
ne kadar büyük hatalar suçlar işlemiş olursa olsun oradaki insanların özünde ne kadar değerli varlıklar olduklarını gördüm.
şunu diyebilirim ki;
hitler’in bile yanına ne kadar melek koyarsanız koyun hitler’in değerinin karşısında bir hiç olarak kalacaklardır melekler.

sonra aralarından konuşmadan geçip ormanda beni bekleyen hayvanların arasına girdim.
yaşadığım haz duygusu hiç eksilmeden ve her saniyesinde kat kat katlanarak çoğalıyordu.

onlara ellerimi sürerek birlikte mağaranın ağzına kadar geldik.
onlarla vedalaşarak mağaraya girdim ve aynı geldiğim kapağa ileriye doğru gittim,
kapağı kaldırdım merdivenden aşağıya indim, odanın kapısını açtım ve yatak odasına geçtim bunları yaparken haz duygusu içinde
sorhoşluk içersindeydim etrafımdaki her şeyle birliği yaşıyordum.

yatağa tekrar oturdum gardrobun kapısı kapandı kol yok oldu ve ben gözlerimi açtığımda gözlerim kıpkırmızı olmuş
aynadan kendime bakıyordum;
üzerimdeki atlet gözyaşlarımdan sırılsıklam olmuş içimde büyük bir hüzün ile kendimi yatağa doğru devirdim ve
hüngür hüngür çocuklar gibi ağladım ağladım ve kendime sürekli şu soruyu soruyordum;
neden! neden! neden!, neden ben geri döndüm ki! ne işim var benim burada?…

yaşadığım rüya değildi böyle bir şeyi daha önce hiç yaşamadım.
yaşadıklarımı anlatacak kelimeler bulamadığımdan üzgünüm.





ben o yaşadığım şeyden sonra artık farklı biriyim;

cehennem diye bir yer, şeytan diye bir varlık, günah diye bir şey olduğuna inanmıyorum…
korku ve suçluluk duygusu benden silindi.

tek önem verdiğim şey vicdan/merhamet.

allah’ın dışı olamıyacağına göre, allah ile bir olan yerde cehennem, şeytan, günah gibi vb…. gerçek olduğuna inanmıyorum aslolan saf/yoğun sevgidir/aşk tır…
devamını gör...
yine akrabalarlayım, bursa'da bir alışveriş merkezindeyiz, oturuyoruz. benim de o zamanlar enerjimin yoğun olduğu günler, hissediyorum. ufak bir yaramazlık yapayım dedim, sonuçlarının böyle olacağını nereden bilebilirdim ki.

oturduğumuz alanda belirli aralıklara yerleştirilmiş yangın önleme sistemleri vardı, onlara yoğunlaşarak, bir defa çalış dedim, hiçbir şey olmadı. ikinci defa çalış dediğimde farkettim ki arkalarından zar zor görülebilecek kıvılcımlar çıkıyor emin olamadım aslında yangın önleme sistemleri olduğunu da bilmiyordum onların. üçüncü kere çalış dediğimde artık çok geçti, hepsi aynı anda harekete geçti, benim kuzenler tırstılar, korktular, hepsi bir ağızdan “abi, ne yaptın sen?!”, falan demeye başladılar, ortalık rezalet tabi herkes kaçışıyor, biz de kaçtık gittik elbette. orada ne olduğunu yalnızca ben biliyordum, şu ana kadar da kimseyle paylaşmadım.

bu olayları eskiden böyle ufak tefek psişik yeteneklere sahip bir arkadaşıma anlatıyordum, tabii beraber de deneyimlerimiz oldu, şimdi epeyce bir şeyler olmuştur, kime anlatsam bu tür şeyleri muhakkak bir yerlere geliyor hayatta. yine böyle bir günde, alışveriş merkezindeyiz anlatıyorum arkadaşa bu sana anlattığım tarzda şeyleri, o arkadaş bir anda sağına baktı, ben de o sırada onunla aynı yöne baktığımda sağ bitişiğimizdeki masadaki insanlar adeta donmuş gibiydiler, yaşam belirtisi yok olmuş gibiydi, bu tarif edilemez derecede korkunçtu, çünkü onlar dışında her şey canlıydı… bir anda birbirimize baktık yeniden arkadaşımla, bir daha göz ucuyla baktığımızda, masadaki 4 kişiden bir bayan hüngür hüngür ağlamaya başladı ve aynı anda aralarında 2-3 metre mesafe olan aynı hizadaki kadın da ağlamaya başladı. arkadaşa dedim kalk gidiyoruz, moraller sıfırlandı bizde ama çaktırmamaya çalışarak oradan uzaklaşabildiğimiz kadar uzaklaşmıştık.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"paranormal deneyimler günlüğü" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim