1.
gilmore girls'ün çok kitap okuyan, ders çalışmayı seven, çok tatlı karakteri. zaman zaman ilişki seçimleriyle izleyiciye sinir krizi geçirtebiliyor.
devamını gör...
2.
kendimi çoğu zaman onun yerinde olmak istediğimi hissettiren karekter. annesiyle olan ilişkisi okadar mükemmelki... ilk sezonlarda her şey mükemmel gidiyo tabi sonradan beklenmedik şeyler yapıyo, izlerken şoka girmiştim... ilerleyen sezonlarda ne olur bilemem acilen izlemeniz gerekiyo:)
devamını gör...
3.
gilmore girls dizisindeki küçük lorelai gilmore.
rory doğduğunda annesi tek başına doğuma gitmiş, doğum sonrası ismi ne olsun dendiğinde ise (16 yaşındaki) lorelai'ın aklına yalnızca kendi ismi gelmiş ve kızıyla aynı ismi paylaşmaya başlamışlar
rory gilmore, dizi başında azmiyle, plancılığıyla, zekasıyla hayran kalınası ama pek ütopik bir karaktere sahipti. "bu kızın önündeki örnek lorelai!" diyen seyircileri duymuş olacak ki senarist, rory de kusursuz imajından ayrılıp hatalar yapmaya başlamıştı. bence kusursuz imajının olmadığı hali daha sevilesiydi çünkü insan karakterin hatalarında kendini görünce o karakterle bağ kuruyor. genelde rory gilmore ile beraber büyüme şansı olup da büyüyenlerin içinde de hep lorelai gibi bir anneye sahip olma arzusu olur.
rory doğduğunda annesi tek başına doğuma gitmiş, doğum sonrası ismi ne olsun dendiğinde ise (16 yaşındaki) lorelai'ın aklına yalnızca kendi ismi gelmiş ve kızıyla aynı ismi paylaşmaya başlamışlar
rory gilmore, dizi başında azmiyle, plancılığıyla, zekasıyla hayran kalınası ama pek ütopik bir karaktere sahipti. "bu kızın önündeki örnek lorelai!" diyen seyircileri duymuş olacak ki senarist, rory de kusursuz imajından ayrılıp hatalar yapmaya başlamıştı. bence kusursuz imajının olmadığı hali daha sevilesiydi çünkü insan karakterin hatalarında kendini görünce o karakterle bağ kuruyor. genelde rory gilmore ile beraber büyüme şansı olup da büyüyenlerin içinde de hep lorelai gibi bir anneye sahip olma arzusu olur.
devamını gör...
4.
spoilerin allahını veriyorum dikkat:
mom, i'm pregnant
mom, i'm pregnant
devamını gör...
5.
aslında tüm serinin rory'nin -korkunç geçmiş ergenliğine savunma olarak- ürettiği bir masalı anlattığına dair fan-fiction var. yani orjinal seri rory'nin hayali, 4 bölümlük ikinci seri o hayalini yazdığı kitabı bastıramamasını anlatan gerçek hayatı. detayları çok uzun bakarsınız.
efendi erkek yerine pik tercihine gelirsek: hayatı boyunca sadece anası, büyükanası da değil, koca bir kasaba tarafından "kusursuz iyi aile kızı" diye büyütülmüş bir ergenin, buna aykırı bir kimlik peşinde koşup hayvanın tekini seçmesi sonra da manüplasyonla yuva yıkması çok da garip gelmiyor. ne yazık ki kızlarda kendini harcayarak isyan etme eğilimi var bazen.
efendi erkek yerine pik tercihine gelirsek: hayatı boyunca sadece anası, büyükanası da değil, koca bir kasaba tarafından "kusursuz iyi aile kızı" diye büyütülmüş bir ergenin, buna aykırı bir kimlik peşinde koşup hayvanın tekini seçmesi sonra da manüplasyonla yuva yıkması çok da garip gelmiyor. ne yazık ki kızlarda kendini harcayarak isyan etme eğilimi var bazen.
devamını gör...
6.
aşırı derecede şımarık, ayrıcalıklı muameleye layık olduğunu düşünen, sınıfçı bir gilmore girls dizisi karakteri. nedenlerimi açıklayacağım ama önce uyarımı geçeyim, eğer diziyi izlemediyseniz lütfen yazdıklarımı okumayın çünkü baştan aşağıya spoiler içerecek yazılanlar. rory, rory, rory... kasabamızın altın çocuğu, harvard hayalleri kuran küçük melek. neler oldu sana rory'cim? hadi gel tartışalım.
uzun olacağı için bölmeye karar verdim yazacaklarımı, hayatsızın teki olduğum için kıçı kırık bir dizinin kıçı kırık bir karakteriyle ilgili zibilyon kelimelik a-ne-liz kasacağım, hazır mısınız?
sezon 1-3 rory'si:
bu rory genelde tüm fanların delicesine sevdiği rory'dir. liseli rory de diyebiliriz. akıllı, çalışkan, sevimli ve küçük tatlı meleğimizdir rory. üstün akademik başarısı nedeniyle başvurduğu özel okul olan chilton'a kabul edilmiştir. ancak maddi nedenler nedeniyle annesi, büyükanne ve büyükbabasından borç almak zorunda kalır ve bunun sonucunda da rory her cuma akşamı mütevazı evinden pek farklı olan ailenin malikanesine gidip yemek yemek sorunda kalır. ve bence bu rory'nin düşüşünü başlatan durumdur.

16 yaşına dek rory annesiyle beraber ufak bir evde, annesinin ailesinin sahip olduğu tüm zenginlikten uzak bir şekilde büyümüş birisi. kasabanın gözbebeği, bi daneciği. annesiyle ilişkisi bir anne-kız dinamiğinden çok arkadaşlık temeline dayanıyor ve evde bir baba figürü de olmadığı göz önüne alınırsa* rory'nin otorite nedir bilmeden büyüdüğünü görüyoruz. şans ya da şansızlık 16 yıl boyunca rory mükemmel çocuk olduğu için bunun nasıl bir sıkıntı yarattığını anlamaya anne lorelai'ın fırsatı olmamış, ancak anladığı zaman da artık çok geç oluyor.*
ilk bölüm dean ile tanışan rory sırf oğlana yakın olmak için chilton'a gitmek istemediğini fark edip annesiyle ilk sürtüşmesini yaşıyor. ancak en sonunda chilton'a başlıyor. yine de bu sahne bize rory'nin belki de en önem verdiği şeyin aslında eğitimi olmadığını görüyoruz. eğitimi en önemli noktaya koymadan yaşamak kötü bir şey mi? hayır, dizideki sıkıntı rory'nin o şekilde gösterilip sonra o şekilde davranmaması yoksa herkesin hayatına kimse karışamaz kim nasıl isterse öyle yaşasın.
aynı şekilde rory'nin asıl amacının harvard'a gitmek olmadığını chilton'a girdikten sonra tanıştığı paris'in söylediği bir cümleyle anlıyoruz: ders dışı aktitiviteler de harvard'a girmek için çok önemli, dışarıda binlerce takdirlik öğrenci var, asıl bu tarz ders dışı aktiviteler adayları ileri taşıyor... ** rory bilmem kaç yaşından beri harvard düşlüyor, ben* bile amerikada büyümeyen ya da yaşamayan kişi olarak bu kuralı biliyorum, rory bir defa bile bakmamış. böyle bir şey olabilir mi yauv?!?! amaç harvard'a gitmek değil kısacası, harvard'a giden kız dedirtmek, kapiş.
yine de sezon 1 güzel bir sezondur. rory'nin 16 yaşında kafası karışık, yaşı küçük, ne istediğini tam bilmeyen yaşantısını izleriz. ilk defa bir erkek arkadaşı olur, okulda başarı göstermeye çalışır. severiz rory'yi küçük büyümeye çalışan bir gençtir işte. hepimizin bir zamanlar olduğu gibi. ikinci sezonda ise rory bizi şaşırtmaya başlar ancak yine çok genç, bu tarz şeyleri daha önce yaşamamış yanlış tepkiler vermesi doğal deriz. öğrenecek deriz. gönlümüzde onun düzgün bir insan olması için taşıdığımız bir umut vardır. ancak gerçekte olan ise jess'ten etkilenen rory'nin gayet de boktan bir sevgili oluşudur. sezon finalinde jess'i öper* ve dean'e bundan bahsetmez bile. bu iki nokta çok önemli aldatmak ve yaptığı yanlışların sorumluluğunu almamak. henüz 2.sezon finalindeyiz ama bu 2 tema rory'nin hayatının temaları ve defalarca karşımıza çıkacaklar. üçüncü sezon hadi rory düzelt bazı şeyleri deriz ama... maalesef. jess ile karmakarışık bir ilişkiye başlarlar, her iki tarafın da sıkıntılı olduğu durumlarda yaşandığı gibi kaos eksik değildir yaşamlarından. ancak bir bölümle rory'nin çakallığını bir kez daha görürüz: büyükbabası ve büyükannesi yale mezunudur. bu nedenle rory'yi yale'e sokmak isterler. ve yıllarca harvard düşleyen kız bir anda yale'e gönlüm kaydı der. ama aslında belki de düşündüğü büyükbabasının da altını çizerek belirttiği konudur: ailesi kuşaklar boyu yale mezunu olduğu için alumni kontenjanından faydalanmak! sonuçta ha harvard ha yale değil mi? yani gerçekten gazetecilik okumak istese gazetecilik bölümü güçlü bir ivy league okuluna gitmek isterdi zaten. tekrarlıyorum amaç harvard ya da yale değil, harvard'a ya da yale'e giden kız dedirtmek.
peki neden? bu konuyla ilgili düşüncem şu şekilde: baba eksikliği ve anne ile olan sürtüşmeden kaçınmalı büyüme stiline tüm ama tüm kasabanın taptığı tatlı çocuk olmanın birleşiminin rory'nin zihninde her şeyi hak ettiğine dair bir inanç geliştirdiği yönünde. rory hata yapmaz, rory çok akıllı, rory çok güzel... kendisine defalarca söylenen övgüler sonucu alttan alta rory'nin de hata yapmayacağına, istediği her şeyi almaya hakkı olduğuna, en iyi, en güzel, en akıllı vs kişinin kendisi olduğuna inandığını yani kısacası gerçeklikten kopuk bir zihin dünyası geliştirdiğini düşünüyorum. elbette hepimiz özeliz, tekiz, hepimizin bu dünyaya yapacağı katkı bize özel ancak... kimseden üstün de değiliz. sıkıntı burada. stars hallow kasabası için rory altın çocuk olabilir ancak dünyada birçok akıllı, yetenekli, azimli, güzel vs çocuk var. herkes kendisi için bir hayat çiziyor ve bu hayatları kendileri belirliyor, "hak ettikleri" için önlerine serilmesini beklemiyorlar.
bu rory en sevdiğim rory bu arada yanlış anlaşılma olmasın^^. diğer sezonlarda daha da sert eleştireceğim kendisini, çünkü rory de zaman geçtikçe sağlam saçmalamaya başlayacak jdfbjksdhjkljfsdlşk. ha bu arada bir oğlan için chilton'a gitmek istemeyen kızın başka bir oğlan için anasının mezuniyetini* kaçırdığının da altını çizerek bu bölümü kapatmak isterim. ah rory ahhhh...
foto kaynağı
uzun olacağı için bölmeye karar verdim yazacaklarımı, hayatsızın teki olduğum için kıçı kırık bir dizinin kıçı kırık bir karakteriyle ilgili zibilyon kelimelik a-ne-liz kasacağım, hazır mısınız?
sezon 1-3 rory'si:
bu rory genelde tüm fanların delicesine sevdiği rory'dir. liseli rory de diyebiliriz. akıllı, çalışkan, sevimli ve küçük tatlı meleğimizdir rory. üstün akademik başarısı nedeniyle başvurduğu özel okul olan chilton'a kabul edilmiştir. ancak maddi nedenler nedeniyle annesi, büyükanne ve büyükbabasından borç almak zorunda kalır ve bunun sonucunda da rory her cuma akşamı mütevazı evinden pek farklı olan ailenin malikanesine gidip yemek yemek sorunda kalır. ve bence bu rory'nin düşüşünü başlatan durumdur.

16 yaşına dek rory annesiyle beraber ufak bir evde, annesinin ailesinin sahip olduğu tüm zenginlikten uzak bir şekilde büyümüş birisi. kasabanın gözbebeği, bi daneciği. annesiyle ilişkisi bir anne-kız dinamiğinden çok arkadaşlık temeline dayanıyor ve evde bir baba figürü de olmadığı göz önüne alınırsa* rory'nin otorite nedir bilmeden büyüdüğünü görüyoruz. şans ya da şansızlık 16 yıl boyunca rory mükemmel çocuk olduğu için bunun nasıl bir sıkıntı yarattığını anlamaya anne lorelai'ın fırsatı olmamış, ancak anladığı zaman da artık çok geç oluyor.*
ilk bölüm dean ile tanışan rory sırf oğlana yakın olmak için chilton'a gitmek istemediğini fark edip annesiyle ilk sürtüşmesini yaşıyor. ancak en sonunda chilton'a başlıyor. yine de bu sahne bize rory'nin belki de en önem verdiği şeyin aslında eğitimi olmadığını görüyoruz. eğitimi en önemli noktaya koymadan yaşamak kötü bir şey mi? hayır, dizideki sıkıntı rory'nin o şekilde gösterilip sonra o şekilde davranmaması yoksa herkesin hayatına kimse karışamaz kim nasıl isterse öyle yaşasın.
aynı şekilde rory'nin asıl amacının harvard'a gitmek olmadığını chilton'a girdikten sonra tanıştığı paris'in söylediği bir cümleyle anlıyoruz: ders dışı aktitiviteler de harvard'a girmek için çok önemli, dışarıda binlerce takdirlik öğrenci var, asıl bu tarz ders dışı aktiviteler adayları ileri taşıyor... ** rory bilmem kaç yaşından beri harvard düşlüyor, ben* bile amerikada büyümeyen ya da yaşamayan kişi olarak bu kuralı biliyorum, rory bir defa bile bakmamış. böyle bir şey olabilir mi yauv?!?! amaç harvard'a gitmek değil kısacası, harvard'a giden kız dedirtmek, kapiş.
yine de sezon 1 güzel bir sezondur. rory'nin 16 yaşında kafası karışık, yaşı küçük, ne istediğini tam bilmeyen yaşantısını izleriz. ilk defa bir erkek arkadaşı olur, okulda başarı göstermeye çalışır. severiz rory'yi küçük büyümeye çalışan bir gençtir işte. hepimizin bir zamanlar olduğu gibi. ikinci sezonda ise rory bizi şaşırtmaya başlar ancak yine çok genç, bu tarz şeyleri daha önce yaşamamış yanlış tepkiler vermesi doğal deriz. öğrenecek deriz. gönlümüzde onun düzgün bir insan olması için taşıdığımız bir umut vardır. ancak gerçekte olan ise jess'ten etkilenen rory'nin gayet de boktan bir sevgili oluşudur. sezon finalinde jess'i öper* ve dean'e bundan bahsetmez bile. bu iki nokta çok önemli aldatmak ve yaptığı yanlışların sorumluluğunu almamak. henüz 2.sezon finalindeyiz ama bu 2 tema rory'nin hayatının temaları ve defalarca karşımıza çıkacaklar. üçüncü sezon hadi rory düzelt bazı şeyleri deriz ama... maalesef. jess ile karmakarışık bir ilişkiye başlarlar, her iki tarafın da sıkıntılı olduğu durumlarda yaşandığı gibi kaos eksik değildir yaşamlarından. ancak bir bölümle rory'nin çakallığını bir kez daha görürüz: büyükbabası ve büyükannesi yale mezunudur. bu nedenle rory'yi yale'e sokmak isterler. ve yıllarca harvard düşleyen kız bir anda yale'e gönlüm kaydı der. ama aslında belki de düşündüğü büyükbabasının da altını çizerek belirttiği konudur: ailesi kuşaklar boyu yale mezunu olduğu için alumni kontenjanından faydalanmak! sonuçta ha harvard ha yale değil mi? yani gerçekten gazetecilik okumak istese gazetecilik bölümü güçlü bir ivy league okuluna gitmek isterdi zaten. tekrarlıyorum amaç harvard ya da yale değil, harvard'a ya da yale'e giden kız dedirtmek.
peki neden? bu konuyla ilgili düşüncem şu şekilde: baba eksikliği ve anne ile olan sürtüşmeden kaçınmalı büyüme stiline tüm ama tüm kasabanın taptığı tatlı çocuk olmanın birleşiminin rory'nin zihninde her şeyi hak ettiğine dair bir inanç geliştirdiği yönünde. rory hata yapmaz, rory çok akıllı, rory çok güzel... kendisine defalarca söylenen övgüler sonucu alttan alta rory'nin de hata yapmayacağına, istediği her şeyi almaya hakkı olduğuna, en iyi, en güzel, en akıllı vs kişinin kendisi olduğuna inandığını yani kısacası gerçeklikten kopuk bir zihin dünyası geliştirdiğini düşünüyorum. elbette hepimiz özeliz, tekiz, hepimizin bu dünyaya yapacağı katkı bize özel ancak... kimseden üstün de değiliz. sıkıntı burada. stars hallow kasabası için rory altın çocuk olabilir ancak dünyada birçok akıllı, yetenekli, azimli, güzel vs çocuk var. herkes kendisi için bir hayat çiziyor ve bu hayatları kendileri belirliyor, "hak ettikleri" için önlerine serilmesini beklemiyorlar.
bu rory en sevdiğim rory bu arada yanlış anlaşılma olmasın^^. diğer sezonlarda daha da sert eleştireceğim kendisini, çünkü rory de zaman geçtikçe sağlam saçmalamaya başlayacak jdfbjksdhjkljfsdlşk. ha bu arada bir oğlan için chilton'a gitmek istemeyen kızın başka bir oğlan için anasının mezuniyetini* kaçırdığının da altını çizerek bu bölümü kapatmak isterim. ah rory ahhhh...
foto kaynağı
devamını gör...
7.
kaşkol nasıl kafayı kırdı? kıçı kırık dizinin kıçı kırık karakterine nasıl sayfalarca tanım girdi? serimizin ikinci tanımına hoş geldiniz. gilmore girls dizisinin iki ana karakterinden yaşça küçük olanıdır rory gilmore. kendisinin sezon 1-3 arasında yaptıklarını kısaca(!) #2494994 no'lu tanımda yazmıştım, orayı okuduysanız buyrun üniversiteye başlayan rory'mizin neler yaşadığına. spoiler, baştan aşağı, aşağıdan yukarı spoiler efenim. okuyacaksanız ona göre okuyun:
sezon 4-7 rory'si:
rory, rory, rory seni küçük aptal! ateşle barut yan yana durmaz lafını bilmez misin? hadi amerikalısın bari ex'ten next olmaz lafını da mı hiç duymadın? dördüncü sezon rory'nin üniversiteye başladığı sezondur. yale'de muazzam bir yurt odasında liseden dostu paris ile maceraları başlar. marty adlı tatlı biriyle tanışır, derslerin yoğunluğunu görüp sıkıca çalışır ama... evlenen dean ile, eski sevgilisi dean ile arkadaş olmaya çalışır. yooo rory, herkesle iyi geçinmek zorunda değilsin, herkes senin arkandan iyi konuşmak zorunda da değil, bırak bu mükemmeliyetçiliği ve dean'e sen artık evli bir adamsın görüşemeyiz diye sınır çek.

dördüncü sezon finalimiz rory'nin ilk cinsel birlikteliğini evli dean ile yaşamasıyla sonlanır. daha da beteri lorelai * onları basmıştır ve rory'den şu garabet cümleleri içeren bir savunmayı dinleriz: onu terk edeceğini söyledi, o bana aşık, lindsay ona layık değil, bu aldatma değildi, o ilk olarak benim erkek arkadaşımdı, bunu benim için mahvettiğine inanamıyorum!!! bu cümlelerin varlığı bile rory'nin ne kadar duygusal olgunluğa ulaşmadığının kanıtıdır. bu süper kavga sırasında lorelai'in rory'ye verdiği şu cevap da favorimdir bu arada:
rory: he's dean -- my dean*
lorelai: he's not your dean. he's lindsay's dean. you're the other woman.*
olay bu kadar nettir aslında. rory evli bir adamla beraber olmuştur ve gerisi tamamen teferruattır. ancak hemen ardından büyükannesi ile avrupa turuna çıkarlar, ki bu tur da bir sene önce annesiyle çıktığı sırt çantalı turdan 180 derece ters bir gezidir. bu gezide rory mutsuzdur ama yaptığı şeyin yanlışlığından mı? yoksa dean ile beraber olamadığından mı? yoksa sırf annesi kızdı ve artık mükemmel çocuk olmadığından mı? burası sıkıntılıdır. dean'e bir mektup yazar ve özür diler, ancak lindsay bu mektubu bulur ve dean'den ayrılır. hem de ne ayrılış. maalesef lorelai lindsay'in annesinin rory'ye saldırması sırasında kızını savunarak gözümden bir tık düşmesi var ancak yine de yaşananlara karşı tutumu net olduğu için göz ardı ediyorum. sonrasında dean ile rory'nin ilişkileri başar ancak önceki sezonlardan daha farklıdır. artık rory'nin gözüne dean'in "eğitimsiz" oluşu, düşük ücret kazandığı işleri batmaya başlamıştır. fakir dean'den ayrılıp zengin logan ile aşka yelken açar. * öncelikle sevgililik değil, açık bir beraberlik yaşamak isteyen logan'a uyar ve kendini keşfetmeye başlar.
bu sırada logan'ın babasının sahibi olduğu gazetede de staj yapmaya başlamıştır ancak mitchum* sende gazeteci olmak için gerekenler yok diyerek rory'yi eleştirir. bu durumda siz ne yaparsınız? eğer gerçekten o işi yapmak istiyorsan çalışmak istediğin alandaki duayen sayılan birinin sende gördüğü sorunu anlayıp çözmek için elinden geleni yaparsın. adamın bir bildiği vardır dersin, kendini geliştirir, öz eleştiri yaparsın. ama rory ne yaptı? yale'i bıraktı! 1 kişi, 1 adet insan evladı kendisini eleştirdi diye. 1 kişi onu mükemmel bulmadı diye. dahası bunu yaparken de annesiyle kavga ettikleri için büyükbabası ve büyükannesinin evine taşınıp krallar ya da coğrafyamıza uygun haliyle paşalar gibi bir yaşam sürerek. ha bir de tekne çalma olayı var. onun mahkemesinde de dedesi şunu der rory için: o bir gilmore!
aldatma hikayesinin ve yaptığı hatanın sorumluluğunun alınmamasının üzerine rory bir de suç işlemiş ama ailesi tarafından savunulmuş, bir eleştiri nedeniyle deli gibi ders çalışarak hazırlandığı ve binlerce dolar ücreti olan, öğrencilerin girmek için kıçlarını yırttıkları okulu bırakmıştır. neden? çünkü ihtiyacı yoktur, hiçbir zaman eğitim onun için önemli olmamıştır. çünkü o bir gilmore'dur. parası, bağlantıları, başkalarından üstünlüğü vardır.
bu sırada logan'ın londra'da işe başlaması üzerine uzak mesafe ilişkisini denerler. bir süre sonra okula dönene rory ekstra dersler filan alarak mezun olur. 22 yaşındadır, kendine obama seçim kampanyasında bir gazetecilik işi ayarlamıştır. logan ile iyi giden ilişkisini ben kariyerime odaklanacağım diyerek * bitirir ve belki büyüdükçe olgunlaşır diyerek bizi bir tık umutla bırakır.
sorun nedir? bir önceki tanımımdan çok farklı değildir. rory istediği her şeyi hak ettiğini ve hak ettiklerinin önüne serilmesi gerektiğini düşünmektedir. hayatı boyunca bunu duymuştur ve içselleştirmiştir. başkasının kocası mı? salla o ilk benim sevgilimdi, hak bende. * başkasının teknesini çalmak mı? mitchum gazetecilik yeteneğimi eleştirmişti, canım sıkkındı, hakkımdı. okulu bırakmak mı? nasılsa dedem ödedi parasını boş ver. okula geri dönmek için para mı? amannn babama miras kondu, biraz da o ödesin.... rory evet annesiyle mütevazı bir yaşam sürmüş ama hiçbir zaman yoksunluğun ne olduğunu bilmeden piremses gibi yetişmiş. o marty gibi boş vakitlerinde çalışıp hayatını sürdürmek zorunda değil, lüks partilerde marty ile dalga geçenlerle keyif çatma peşindedir. para sahibi olmak kötü bir şey mi? hayır. ama rory zenginlerle dalga geçiyor 7 sezon boyunca, sıkıntı burada. aslında kendisi de dalga geçtiği o ayrıcalıklı kesimin bir parçası ve annesi lorelai'ın aksine sonuna dek olanaklarını kullanıyor. bu arada ayrıcalıklı bir yaşam sürmek de sıkıntı değil, sadece ayrıcalıklı yaşam sürerken aksini yaptığını iddia etmek sıkıntı. sandığın kadar masum deyilsin rory'cim!
ama buraya dek yine de çok sıkıntı değil aslında, çünkü dizi bittiğinde 22 yaşında rory. iş hayatına atılınca diğer insanları görür, başka yaşamları anlar ve büyür, büyüdükçe de olgunlaşır diyoruz... keşke olgunlaşsaydı. 32'sinde rory'yi daha da beter bir halde bulacağız. bekleyin.
foto kaynağı.
sezon 4-7 rory'si:
rory, rory, rory seni küçük aptal! ateşle barut yan yana durmaz lafını bilmez misin? hadi amerikalısın bari ex'ten next olmaz lafını da mı hiç duymadın? dördüncü sezon rory'nin üniversiteye başladığı sezondur. yale'de muazzam bir yurt odasında liseden dostu paris ile maceraları başlar. marty adlı tatlı biriyle tanışır, derslerin yoğunluğunu görüp sıkıca çalışır ama... evlenen dean ile, eski sevgilisi dean ile arkadaş olmaya çalışır. yooo rory, herkesle iyi geçinmek zorunda değilsin, herkes senin arkandan iyi konuşmak zorunda da değil, bırak bu mükemmeliyetçiliği ve dean'e sen artık evli bir adamsın görüşemeyiz diye sınır çek.

dördüncü sezon finalimiz rory'nin ilk cinsel birlikteliğini evli dean ile yaşamasıyla sonlanır. daha da beteri lorelai * onları basmıştır ve rory'den şu garabet cümleleri içeren bir savunmayı dinleriz: onu terk edeceğini söyledi, o bana aşık, lindsay ona layık değil, bu aldatma değildi, o ilk olarak benim erkek arkadaşımdı, bunu benim için mahvettiğine inanamıyorum!!! bu cümlelerin varlığı bile rory'nin ne kadar duygusal olgunluğa ulaşmadığının kanıtıdır. bu süper kavga sırasında lorelai'in rory'ye verdiği şu cevap da favorimdir bu arada:
rory: he's dean -- my dean*
lorelai: he's not your dean. he's lindsay's dean. you're the other woman.*
olay bu kadar nettir aslında. rory evli bir adamla beraber olmuştur ve gerisi tamamen teferruattır. ancak hemen ardından büyükannesi ile avrupa turuna çıkarlar, ki bu tur da bir sene önce annesiyle çıktığı sırt çantalı turdan 180 derece ters bir gezidir. bu gezide rory mutsuzdur ama yaptığı şeyin yanlışlığından mı? yoksa dean ile beraber olamadığından mı? yoksa sırf annesi kızdı ve artık mükemmel çocuk olmadığından mı? burası sıkıntılıdır. dean'e bir mektup yazar ve özür diler, ancak lindsay bu mektubu bulur ve dean'den ayrılır. hem de ne ayrılış. maalesef lorelai lindsay'in annesinin rory'ye saldırması sırasında kızını savunarak gözümden bir tık düşmesi var ancak yine de yaşananlara karşı tutumu net olduğu için göz ardı ediyorum. sonrasında dean ile rory'nin ilişkileri başar ancak önceki sezonlardan daha farklıdır. artık rory'nin gözüne dean'in "eğitimsiz" oluşu, düşük ücret kazandığı işleri batmaya başlamıştır. fakir dean'den ayrılıp zengin logan ile aşka yelken açar. * öncelikle sevgililik değil, açık bir beraberlik yaşamak isteyen logan'a uyar ve kendini keşfetmeye başlar.
bu sırada logan'ın babasının sahibi olduğu gazetede de staj yapmaya başlamıştır ancak mitchum* sende gazeteci olmak için gerekenler yok diyerek rory'yi eleştirir. bu durumda siz ne yaparsınız? eğer gerçekten o işi yapmak istiyorsan çalışmak istediğin alandaki duayen sayılan birinin sende gördüğü sorunu anlayıp çözmek için elinden geleni yaparsın. adamın bir bildiği vardır dersin, kendini geliştirir, öz eleştiri yaparsın. ama rory ne yaptı? yale'i bıraktı! 1 kişi, 1 adet insan evladı kendisini eleştirdi diye. 1 kişi onu mükemmel bulmadı diye. dahası bunu yaparken de annesiyle kavga ettikleri için büyükbabası ve büyükannesinin evine taşınıp krallar ya da coğrafyamıza uygun haliyle paşalar gibi bir yaşam sürerek. ha bir de tekne çalma olayı var. onun mahkemesinde de dedesi şunu der rory için: o bir gilmore!
aldatma hikayesinin ve yaptığı hatanın sorumluluğunun alınmamasının üzerine rory bir de suç işlemiş ama ailesi tarafından savunulmuş, bir eleştiri nedeniyle deli gibi ders çalışarak hazırlandığı ve binlerce dolar ücreti olan, öğrencilerin girmek için kıçlarını yırttıkları okulu bırakmıştır. neden? çünkü ihtiyacı yoktur, hiçbir zaman eğitim onun için önemli olmamıştır. çünkü o bir gilmore'dur. parası, bağlantıları, başkalarından üstünlüğü vardır.
bu sırada logan'ın londra'da işe başlaması üzerine uzak mesafe ilişkisini denerler. bir süre sonra okula dönene rory ekstra dersler filan alarak mezun olur. 22 yaşındadır, kendine obama seçim kampanyasında bir gazetecilik işi ayarlamıştır. logan ile iyi giden ilişkisini ben kariyerime odaklanacağım diyerek * bitirir ve belki büyüdükçe olgunlaşır diyerek bizi bir tık umutla bırakır.
sorun nedir? bir önceki tanımımdan çok farklı değildir. rory istediği her şeyi hak ettiğini ve hak ettiklerinin önüne serilmesi gerektiğini düşünmektedir. hayatı boyunca bunu duymuştur ve içselleştirmiştir. başkasının kocası mı? salla o ilk benim sevgilimdi, hak bende. * başkasının teknesini çalmak mı? mitchum gazetecilik yeteneğimi eleştirmişti, canım sıkkındı, hakkımdı. okulu bırakmak mı? nasılsa dedem ödedi parasını boş ver. okula geri dönmek için para mı? amannn babama miras kondu, biraz da o ödesin.... rory evet annesiyle mütevazı bir yaşam sürmüş ama hiçbir zaman yoksunluğun ne olduğunu bilmeden piremses gibi yetişmiş. o marty gibi boş vakitlerinde çalışıp hayatını sürdürmek zorunda değil, lüks partilerde marty ile dalga geçenlerle keyif çatma peşindedir. para sahibi olmak kötü bir şey mi? hayır. ama rory zenginlerle dalga geçiyor 7 sezon boyunca, sıkıntı burada. aslında kendisi de dalga geçtiği o ayrıcalıklı kesimin bir parçası ve annesi lorelai'ın aksine sonuna dek olanaklarını kullanıyor. bu arada ayrıcalıklı bir yaşam sürmek de sıkıntı değil, sadece ayrıcalıklı yaşam sürerken aksini yaptığını iddia etmek sıkıntı. sandığın kadar masum deyilsin rory'cim!
ama buraya dek yine de çok sıkıntı değil aslında, çünkü dizi bittiğinde 22 yaşında rory. iş hayatına atılınca diğer insanları görür, başka yaşamları anlar ve büyür, büyüdükçe de olgunlaşır diyoruz... keşke olgunlaşsaydı. 32'sinde rory'yi daha da beter bir halde bulacağız. bekleyin.
foto kaynağı.
devamını gör...
8.
gilmore girls'ün akıllı, kitap kurdu genç kızı. ve izlediğimiz sezonlae boyunca bir sürü ama bir sürü kitap okuyor. bir kitap sever de bunu fark etmiş olacak ki adına kitap kulübü bile kurmuş * ben de kitap kulüplerini listeleyen bir blogta gördüm ve sırf adı dolayısı ile merak ettim. bir instagram hesapları ile telgraf grupları var. yıllar önce kurulmuş ve sezon sezon rory ne okudu ise kulüp üyeleri de okumuşlar. şimdi ise bölümlere ithafen puanlar toplanabilen kendi kitaplarınızı seçeceğiniz bir challange başlatmışlar. sevenlerine duyurulur.
devamını gör...