1.
bir şarkı vardi yazar arkadaşlarım şarkı da soruyordu:
yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu,
samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu?” hakikaten ne oldu?
insan bazen gerçekten bunu düşünüyor.
biz kerem’in aslı için yandığını,mecnun’un leyla diye diye çöllere düstüğünü dinleyerek büyüdük.
adam sevince dağa taşa vururdu kendini,kadın sevince dünyayı karşısına alırdı.
sonra büyüdük ve kirlendi dünya. bir baktık ki bizim çağda kimse çöle falan düşmüyor.
en fazla “mesajıma niye görüldü atıp cevap vermedin” çölü var o da çölden sayilirsa.eskiden aşk dediğin şey biraz gözü karaydı.
şimdi ilişki başlamadan önce küçük bir mülakat var: ev var mı, araba var mı, maaş ne kadar, kredi bitmiş mi?
ya mecnun çöle düşmüş, sen hangi kafadasin gözünü sevdiğim? zamane mecnun’um kredi kartı ekstresine düşüyor.
kerem ateşlerde yanmış, bugünün kerem’i “aidatı niye bu kadar geldi” diye yanıyor. samanlıkta seyran olan gönüller vardı bir zamanlar. şimdi seyran var ama konusu biraz değişti:
“suyu niye yere damlattın, balkonu yıkadın mi, çorapları sepete atsana”
aşkın destan olduğu zamanlardan, temizlik listesine madde olduğu zamanlara geldik.
o yüzden o şarkının dediği gibi:
“siyah beyaz filmler gibi güzelim sevdalar da bitti. özlemler hayaller veda makamı. şarkıların canı cennete gitti.
ama yine de içimizde küçük bir umut var ve her zaman olmalı.
belki bir gün biri çıkar,balkonu yıkamamıza kızmadan önce “gel biraz samanlıkta seyran yapalım” der.
yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu,
samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu?” hakikaten ne oldu?
insan bazen gerçekten bunu düşünüyor.
biz kerem’in aslı için yandığını,mecnun’un leyla diye diye çöllere düstüğünü dinleyerek büyüdük.
adam sevince dağa taşa vururdu kendini,kadın sevince dünyayı karşısına alırdı.
sonra büyüdük ve kirlendi dünya. bir baktık ki bizim çağda kimse çöle falan düşmüyor.
en fazla “mesajıma niye görüldü atıp cevap vermedin” çölü var o da çölden sayilirsa.eskiden aşk dediğin şey biraz gözü karaydı.
şimdi ilişki başlamadan önce küçük bir mülakat var: ev var mı, araba var mı, maaş ne kadar, kredi bitmiş mi?
ya mecnun çöle düşmüş, sen hangi kafadasin gözünü sevdiğim? zamane mecnun’um kredi kartı ekstresine düşüyor.
kerem ateşlerde yanmış, bugünün kerem’i “aidatı niye bu kadar geldi” diye yanıyor. samanlıkta seyran olan gönüller vardı bir zamanlar. şimdi seyran var ama konusu biraz değişti:
“suyu niye yere damlattın, balkonu yıkadın mi, çorapları sepete atsana”
aşkın destan olduğu zamanlardan, temizlik listesine madde olduğu zamanlara geldik.
o yüzden o şarkının dediği gibi:
“siyah beyaz filmler gibi güzelim sevdalar da bitti. özlemler hayaller veda makamı. şarkıların canı cennete gitti.
ama yine de içimizde küçük bir umut var ve her zaman olmalı.
belki bir gün biri çıkar,balkonu yıkamamıza kızmadan önce “gel biraz samanlıkta seyran yapalım” der.
devamını gör...
2.
devamını gör...