ingilizce bölünme, parçalanma anlamında olup şarkıda da ortodoks kilisenin, katolik kiliseden ayrılması anlatılmaktadır. justin gunnar walter chancellor denen basçının introsunu dinleyipte vay be demeyene henüz rastlanmamıştır. ( ilk 45 saniyeden sonra başlıyor).

devamını gör...
tasavvufun bel kemiği tadında bir parça. ulan aynı fikirleri yüzyıllarca mutasavvuflar söyledi : parçaların birbirine uyduğunu biliyorum, çünkü onları ayrılırken gördüm.
devamını gör...
tool’dan harikulade bir parça.

parçalar aynı bütüne ait biliyorum
çünkü izledim onları düşerken
esas farklılıklar küflenmiş ve yanarken
saf niyetlerle birlikte
devindirecek o aşıkların ruhunu.
yolunu aşarken dağılmakta
ve bağımızı sınamakta
bir zamanlar korumuzu besleyen ışık
şimdiyse aramızı açmakta
ki ulaşamayalım o sona
bağımızı kırmakta
parçalar aynı bütüne ait biliyorum
çünkü izledim onları yıkılırken
suç yok ortada, keza suçlu da
lakin arzuluyorum içten içe
parmak sallayıp başkasını suçlamak da
izle mabedin yıkılışını
getirmek için ayrılmışları bir araya
keşfet yeniden bağlarını
devamlı çekişmelerden çıkan nazım ki
uyumsuzluktaki güzeli bulmakta

ki bir zamanlar
birbirine bağlıydı o parçalar
biliyorum
zira onları koparken izledim
küflenmiş ve yanıyor
hırsımızdan boğuluyor
bilmekteyim tehlikeli tenkitlerimizi
onlardır parçalanmaya götüren bizi
güçlendirmedikçe bağlarımızı

soğuk sessizlik ki
meyillidir şefkati köreltmeye
sözde aşıklar arasında

(kendi çapımda bir çeviri yaptım, umarım batırmamışımdır esas ruhunu.)

devamını gör...
tool'un tüm klipleri gibi acayip bir klibe sahiptir.



çok iyi çalınmış bir live kaydı da bulunuyor.

devamını gör...
sene 2007. izmir'den denizli'ye gidiyorum. o dönem turuncu kapaklı diskman'im var. ona da takılı urbanears'larım. içindeki cd'de özenle doldurulmuş kreş, sarp, kurban, kargo, şebnem, teoman, özlem tekin dolu. otobüs aydın otogarında yolcu almak için durdu. sigaramı içip 4 numaralı koltuğa çöktüm tekrar ama uyarıya rağmen otobüs kalkmadı. kulaklık takılı olduğu için olayı anlamamıştım, aynı koltuğu iki kişiye satmışlar, aşağıda benimle hemen hemen aynı yaşlarda bir kız bağırarak tartışıyordu. otobüste şu an tek yer var 3 numara ama erkek yanı diyorlar. sonra yanıma geldiler, problem olur mu diye, dedim ben müzik dinliyorum nasıl bir sorun olabilir ki? tabi ki otursun. nazilli'ye geldiğimizde benim cd bitmişti. kulaklığı çıkardım, çantama koyacakken omzumdan dürtüldüm -temas bağımlısıyım fakat tanımadığım insanlar tarafından dokunulmaktan nefret ederim- hafif bir sinirle döndüm. "pardon, inene kadar cd değiştirelim mi?" diye bir soru geldi. şaşırmıştım. ne olduğu hakkında o an fikrim bile yokken sadece "olur" dedim. ben ona karışık limewire'den çekilmiş cd'mi verdim, o da koyu kaplama cd verdi. taktım diskman'e ve play tuşuna bastım. the grudge introsunu duyar duymaz gözlerim büyüdü. kapağı açıp cd'ye tekrar baktım. üzerinde kocaman harflerle belli belirsiz tool yazıyordu. altında yazan albüm ismini ise anlamamıştım. birkaç defa okuyup lateralus yazdığını fark ettim. cd ilerledikçe daha da gaza geliyordum. bu şarkıya geldiğimde ise benim için kayış tam anlamıyla koptu. o dönemki 6600'ımı çıkarıp cd'nin fotoğrafını çekmiştim. dönüp "bu neymiş ya" diyebildim sadece ve bir yandan da ağzımın suyu akıyordu tabi. ardından bu şarkıyı denizli'de inene kadar tekrar tekrar dinledim. ben indiğimde onun yolu devam ediyordu, otobüsün varış noktası antalya'ydı. o günden geriye ne bir isim, ne bir telefon var. fakat bu anıyı asla unutamam sanırım.

spotify
devamını gör...
geleneksel tool şarkısı övme gecesinde bugünün konuğu olan ve tool'un en sevdiğim, efsanevi albümü lateralus'un beşinci şarkısı. analitik düzlemde bas varyasyonları ve danny carey denen hayvan evladının yaptığı aksak ritim ile adeta destan niteliğindedir. her sözünde ise ayrı bir derin mana taşır. öyle ki schism kelime anlamı olarak "ayrılma, bölünme"dir. şarkının geneline bakıldığında şarkının hristiyan kilise bölünmesi üzerine olduğunu anlayabilirsiniz. zira bu adamların dine bakış açısına ve şarkılarında ne derece yer verdiğini tool dinleyen herkes az çok aşinadır.


i know the pieces fit cause i watched them tumble down
no fault, none to blame, it doesn't mean i don't desire to
point the finger, blame the other, watch the temple topple over
to bring the pieces back together, rediscover communication

özellikle rediscover communication diye bir söz geçiyor. şarkının geri kalanından bağımsız olarak düşündüğümde çok daha fazla seviyorum bu sözü. yani insanın uzun süredir tanıdığı birine daha önce hiç bakmadığı şekilde bakmaya başlaması durumunu çok güzel açıklıyor sanırım.

ek: tanımı yazana kadar 7 8 kere dinledim de geldim
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim