sevgili olacaksak normal sözlük'ü bırakacaksın diyen kız
başlık "homo ludens" tarafından 23.09.2021 20:47 tarihinde açılmıştır.
21.
bana sevgili olacaksak x i bırakacaksın demeye cesaret eden kimse olmadı bugüne kadar.
hayır nasıl kadınlarla beraber oluyorsunuz ki size böyle dayatma yapabiliyor? sana ne lan diyemiyorsanız sorun sizdedir.
hayır nasıl kadınlarla beraber oluyorsunuz ki size böyle dayatma yapabiliyor? sana ne lan diyemiyorsanız sorun sizdedir.
devamını gör...
22.
ben söylemediysem şayet, "o nereden biliyormuş normal sözlüğü". diye septik bir düşünceye kapılırım.
demek ki o da gezmiş sözlük sözlük.
bu anı da hemen bir anı ile pekiştiririm.
üniversitede okur iken, yemeğe üniversite yurdunun karşısında, karayolunun kenarında, hiçliğin öte yanında var olan ancak varlığı bile bizi mutlu etmeye yeten, kaşıkları ve çatalları pembe tatlı kağıdına(bkz: tatlının tutulduğu kağıdı zihninizde canlansın diye aşağıya bırakıyorum. resim 1) sarılı, bardakları olduğu gibi ters çevrilmiş ve kirli masanın üzerine bırakılmış, masada demir sürahi içinde su olan izbe bir lokantaya gittik. aile lokantası ve üç kuruş kazanmak için yurdun karşısına açılmış mecburiyet işletmesi.
resim 1
neyse otururken daha evvelden atıştığım, bir kaç defa omuzlaştığım, it sürüsü tayfasından 160 kiloluk bir yağ tulumu ile kesişmeye başladık, biraz sonra aramızda şöyle bir diyalog gelişti: (not: beni "b" ile onu "o" ile belirteceğim.)
o : hayırdır gardaş birine mi benzettin
b : yooo hiç bir şeye benzetemedim.
o : o zaman ne bakıyorsun ?
b : benim sana baktığımı anlaman için senin de bana bakman lazım, sen bana neden bakıyorsun ?
o : (döngüye girip tekrardan) hayırdır gardaş,
b : la bi s...
ardından ayakları metal, oturak kısımları süngersiz lamine malzemeden (werzalit) sandalyenin (bkz: sandalye zihninizde canlansın diye aşağıya bırakıyorum. resim 2), ileri geri hareketleriyle demir sürtünme sesinden sonra, ayağa kalkan biz tıfıl üniversite öğrencileri ve bize "hişşş ayıp oluyor gençler" diyen mekan sahibinin ardından sükûnet.
resim 2
o gün kağıt kebabı yemiştik. ve yurda tekrar döndüğümüzde yanlız gelmeye cesaret edemeyen, o şişko yağ tulumu, it sürüsüyle beraber akşamı bekleyerek odamızın kapısında bitti. 6 kişilik yurt odasında, kayseri sarızlı kankardeşim ve gaziantep ıslahiyeli sınıf arkadaşımla sese kapıya yöneldiğimizde, it sürüsünü gördük. derhal itin toynaklısını içeriye çekerek kapıyı zorla da olsa kapattık ve arkasına demir yurt dolaplarını itekledik. dışardan kapıyı açmaya çalışan itin eniklerini ıslahiyeli engellemeye çalışırken, içeride "kalabalıkta kabadayılık yapan itin özrünü tenhada kabul etmeyen biz" bir kaç hamle ile o tombalağı sindirdik. hemen sonra yurdun güvenlikleri ve yöneticileri geldi ve vaka son buldu. yani o it soyu o gün benim ona baktığımı gördüyse o da bana bakmıştır.
hasılı, eğer sözlüğe girmenden rahatsız olan sevgilin olacak kızın ya da erkeğin sorgulaması seni rahatsız ediyorsa, derhal ama derhal deport etmelisin, aksi halde hayat zindan, karanlık ve çekilmez olur. hiçbir şey zamanla düzelmez. kötü olan iyileşmez, iyi olan kötüleşebilir de kötü olan asla iyileşmez. evlilik gibidir mesele, sallanan bir evliliği çocukla canlı tutacağını düşünen çiftler, hasar almış, batmaya yüz tutan gemiye daha fazla yük yükleyen acemi kaptan gibidir.
konuların bağlantısında kopukluk var gibi hissedebilirsiniz zira, bunu bir ben anlarım bir de benden olanlar.
biraz betimleyici ve fazla örneklerle açıklamalı bir tanım oldu. yetkin kişiler zaten hemen anlayacaktır söylemek istediklerimi, anlamayanların da seviyesine ineyim istedim.
siz anladınız onu..
demek ki o da gezmiş sözlük sözlük.
bu anı da hemen bir anı ile pekiştiririm.
üniversitede okur iken, yemeğe üniversite yurdunun karşısında, karayolunun kenarında, hiçliğin öte yanında var olan ancak varlığı bile bizi mutlu etmeye yeten, kaşıkları ve çatalları pembe tatlı kağıdına(bkz: tatlının tutulduğu kağıdı zihninizde canlansın diye aşağıya bırakıyorum. resim 1) sarılı, bardakları olduğu gibi ters çevrilmiş ve kirli masanın üzerine bırakılmış, masada demir sürahi içinde su olan izbe bir lokantaya gittik. aile lokantası ve üç kuruş kazanmak için yurdun karşısına açılmış mecburiyet işletmesi.
resim 1

neyse otururken daha evvelden atıştığım, bir kaç defa omuzlaştığım, it sürüsü tayfasından 160 kiloluk bir yağ tulumu ile kesişmeye başladık, biraz sonra aramızda şöyle bir diyalog gelişti: (not: beni "b" ile onu "o" ile belirteceğim.)
o : hayırdır gardaş birine mi benzettin
b : yooo hiç bir şeye benzetemedim.
o : o zaman ne bakıyorsun ?
b : benim sana baktığımı anlaman için senin de bana bakman lazım, sen bana neden bakıyorsun ?
o : (döngüye girip tekrardan) hayırdır gardaş,
b : la bi s...
ardından ayakları metal, oturak kısımları süngersiz lamine malzemeden (werzalit) sandalyenin (bkz: sandalye zihninizde canlansın diye aşağıya bırakıyorum. resim 2), ileri geri hareketleriyle demir sürtünme sesinden sonra, ayağa kalkan biz tıfıl üniversite öğrencileri ve bize "hişşş ayıp oluyor gençler" diyen mekan sahibinin ardından sükûnet.
resim 2

o gün kağıt kebabı yemiştik. ve yurda tekrar döndüğümüzde yanlız gelmeye cesaret edemeyen, o şişko yağ tulumu, it sürüsüyle beraber akşamı bekleyerek odamızın kapısında bitti. 6 kişilik yurt odasında, kayseri sarızlı kankardeşim ve gaziantep ıslahiyeli sınıf arkadaşımla sese kapıya yöneldiğimizde, it sürüsünü gördük. derhal itin toynaklısını içeriye çekerek kapıyı zorla da olsa kapattık ve arkasına demir yurt dolaplarını itekledik. dışardan kapıyı açmaya çalışan itin eniklerini ıslahiyeli engellemeye çalışırken, içeride "kalabalıkta kabadayılık yapan itin özrünü tenhada kabul etmeyen biz" bir kaç hamle ile o tombalağı sindirdik. hemen sonra yurdun güvenlikleri ve yöneticileri geldi ve vaka son buldu. yani o it soyu o gün benim ona baktığımı gördüyse o da bana bakmıştır.
hasılı, eğer sözlüğe girmenden rahatsız olan sevgilin olacak kızın ya da erkeğin sorgulaması seni rahatsız ediyorsa, derhal ama derhal deport etmelisin, aksi halde hayat zindan, karanlık ve çekilmez olur. hiçbir şey zamanla düzelmez. kötü olan iyileşmez, iyi olan kötüleşebilir de kötü olan asla iyileşmez. evlilik gibidir mesele, sallanan bir evliliği çocukla canlı tutacağını düşünen çiftler, hasar almış, batmaya yüz tutan gemiye daha fazla yük yükleyen acemi kaptan gibidir.
konuların bağlantısında kopukluk var gibi hissedebilirsiniz zira, bunu bir ben anlarım bir de benden olanlar.
biraz betimleyici ve fazla örneklerle açıklamalı bir tanım oldu. yetkin kişiler zaten hemen anlayacaktır söylemek istediklerimi, anlamayanların da seviyesine ineyim istedim.
siz anladınız onu..
devamını gör...