victory06 yazar profili

victory06 kapak fotoğrafı
victory06 profil fotoğrafı
rozet
karma: 483849 tanım: 658 başlık: 14 apolet: 16 takipçi: 45
cahit sıtkı'nın yolun yarısından daha büyüğüm. küçüklüğüm dün gibi. ne ara gelip geçti bu kadar zaman ve neden bu kadar hızlı geçti, ne hayata yetişebildim ne de planladıklarıma. gördüğümden geri koymazsa yaradan beni, ihtirasım yok gibi. olmayan olmasın gayrı, can sağolsun yeter.

son tanımları | başucu eserleri


apartmanda yaşayan insan

zor, çok zor bir organizasyona dahil olmuş insan çeşididir.
selam vermemeye yemin etmiş komşular, binanın ortak alanlarını babasının çiftliği gibi kullanan türleri,
sığınakta kelle ütüleyenler ( bu tabiri de ilk defa duydum ) bina leş kokunca öğrendim.
aynı binada oturduğunuz arsa sahipleri hala binayı kendi mülkleri zanneder.
müstakil insanlarıyız biz. orta asyadan geldiğimizden beri. toplu yaşamaya entegre olamayız.
herkesin kendi otağı olmalı ve orada yaşamalı bence. kendileriyle birlikte sığırlarını gütmeli. hayvanlarla birlikte otlamalı.
hele ki bir de çokkkk sevdiğim mamakta oturuyorsanız.
devamını gör...

an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
dehlizin dehlizindeyim.
devamını gör...

ankara

#4064162 adnan 400 tl ye kesiyor. aynı zamanda şampuanlı yıkama da var. efsane berberdir kardeşim. tavsiye derim.

bozkırın ortasında parıldayan bir şehir,
ankara'm gurur saçan, ömre bedel bir şiir.
kalesi surlarında saklı binyıllık mazi,
atam’ın mekanıyla şanlı, gururlu, gazi.

rüzgarı tatlı eser, ayazı serin yakar,
kızılay meydanında insan nehri can akar.
anıtkabir üstünde parlar özgürlük izi,
her sokağın hatıra, sarar bağrına bizi.

gündüzü ayrı güzel, gecesi ışıl ışıl,
sevdanı fısıldar bak, rüzgar esip ışıl ışıl.
bozkırın başkentisin, kalbimizin eşisin,
sönmeyen yıldızısın, hiç batmaz güneşisin.

ankara'ya sayısız şiir, sayısız türkü, sayısız öykü yazılır. sevmeyen sevmez de o "gri" ankaram bambaşkadır.
komple bir bozkır olsaydı bile atamın varlığının burada olduğunu bilmek yeter.
devamını gör...

anın fotoğrafı

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kvkk dan dolayı kişisel veriler gizlenmiştir.
duvar yazısını duvar yazısı ile trolleyen kardeşim sana da hayırlı cumalar
devamını gör...

bu dünyaya gelme amacımız ne sorusu

bu dünyaya gelme amacımız olamaz, çünkü onu planlayanlar başkaları. bu dünyada yaşama amacınız olabilir, bir de bu dünyaya getirilme amacınız olabilir, onu da anne babaya sormak lazım.
baba ya da annenin birbirlerine birlikteliklerini tescillemek mi, mirasa ortakçı doğurmak mı, yapamadıklarınızı yapacak, hatalarınızı tekrarlamayacak daha başarılı bir tohumla dünyayı güzelleştirmek mi vs. vs. orasını planlayanlara sormak lazım.
devamını gör...

radikal kararlar almak

uygulamadıktan sonra pek bir anlamı kalmıyor.
eğer "bundan sonra" diye başlar ve bunu da başkasına duyururusanız işiniz daha zor. çünkü sürekli karşınıza çıkacak ve kararlarınızı söylediğiniz insanlar açısından istikrarsızlıkla suçlanacaksınız.
en iyisi bir karar alırken bunu kimseyle paylaşmamak.
kararı alıp, sadece uygulamak...
devamını gör...

yer çekimi ivmesi ve aşk

bütün aşkar bir zamanlar nirvanaya çıktığı gibi bir gün mutlaka yerçekimine mağlup olacak gerisin geriye yere çakılacaktır.
devamını gör...

üzüntü en şiddetli zehirdir

kiminin kaportası sağlam ama motor içten yemiş, ifade edemiyor hislerini, kimi ifade ediyor ama kabul görmüyor, üzüntü duyuyorsun sonra, bir de bakıyorsun diğer tarafta en mutlu olanlar, kendine hayıflanıyorsun ardından o zaman sorun bende diye, bazen de hiç iplemiyorsun kalanları. iplemeyenlere kızıyorsun sonra umursamazlar diye, kimi barda, gece kulüplerinde derdi yokmuşçasına, kimi işte güçte hayat gailesiyle. kiminin içinde fırtınalar kopuyor, o sert rüzgarı göstermeyerek yaşıyor hüznünü. gün geçiyor bir daha mı geleceğim diyorsun dünyaya, yine başa sarıyorsun. zehiri aldın hücrelerine. iflah olmaz artık bedenin de. var sen git yoluna. dokunma bana. herkes mutlu olduğu hayatı yaşasın. melankolik değilim diyorsun. ağlıyorsun gizliden, kimse görmesin o güçsüz yanını.
devamını gör...

varoş dertleri

ankaranın başkenti mamak'ta ikamet ettğim için varoş kültürü bize çok uzak. mamak ankaranın en güzel ilçesi nitekim. başkentin başkenti.
diğer varoş ilçeler için bahsedeyim varoş dertlerinden, bir arkadaş anlatmıştı oradan biliyorum.
-ego otobüs kuyrukları, özellikle 339 nolu hat
-bakkal poşetiyle yokuş çıkmak
-50 liralık sebze için bile pazarcıyla pazarlık etmek,
-kışın soba ya da varsa doğalgazdan tasarruf için evde eskimo gibi dolaşmak.
-millet yağmurda el ele dolaşırken, çatıdan leğene damlayan şıp şıp sesleriyle uyumak.
-sürekli, evladımı nasıl mutlu ederim düşüncesi

gibi dert sayılmayacak dertleri varmış varoşlarda yaşayan fakirlerin. bunlar da dert mi sanki

ha bak unutuyordum bir de "bunlar da dert mi sanki" diyenleri dert ediniyormuş varoşlarda yaşayanlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
başkalarının dertlerini umursayarak dertlenenlere de bin selam olsun.
devamını gör...

kullanıcı mesaj alımını kapattığından mesaj gönderemezsiniz

nickaltına yazın, hem silinmez hem de mutalaka size döner, bana neden yazıyorsun ş...iz diye.
hırsıza yol göstermiş gibi oldum sanki.
devamını gör...

sahibinin sesiyle okunan cümleler

volkan konak: canumun yarisi
neşet baba: ayaklarınızın turabı gongüllerinizin hizmetçisiyim.
mahmut tuncer : lo ne diyisizz. sen de bırak loo
cüneyt arkın: nayır n'olamaz.
robert de niro: you talkin' to me? (bana mı dedin), (hatta polis filminde taksi şoförü haluk bilginere söylüyordu, taxi driver filmine atıfta bulunarak.)
marlon brando: ı'm gonna make him an offer he can't refuse (baba filminden).
osmancuktan gelirken sanga ne getirüm abi: bu da sevgili arkadaşım emreee
devamını gör...

saddam hüseyin

yaptığı kötülüklerin hesabını rûz-i mahşerde kendisi verir o kısmını bilemem.
dezenformasyon yaparak sanki bir çukurun içinde saklanıyor gibi göstererek alçaltmaya çalıştılar. milleti, ordusu, yakın çevresi tarafından ihanete uğradığında, gözleri kör olmuş ırak vatandaşları nümayiş yapıyorlardı. heykeli devrildikten sonra ayağından çıkardığı terlikle, heykelin yüzüne vuran bir ıraklının videosunu hatırlıyorum. amerikan askerlerine sarılan ıraklıları sonra. bir daha o coğrafyaya ne istikrar geldi ne de mutluluk. ardından ülkede doğan çocukların büyük bir kısmı sarışın doğdu. emperyal güçler yalnızca hammaddeyi ve ülkenin kaynaklarını alıp götürmediler. aynı zamanda gen haritasını değiştirdiler ülkenin. bir başka ülkenin askerlerinin nezaretinde kendi ülkesinin devlet başkanının idamını göbeklerini kaşıyarak keyifle izleyen ıraklı hainleri de (memleketin genelini kastederek hain ıraklılar diyemem tabiiki, zira bunu kabullenmeyen bir çok ırak'lıda vardı) tarih unutmayacaktır. bir ülkenin kaderini, kendi ulusu tayin etmelidir. okyanus ötesinden gelerek topraklarınıza demokrasi getirdik diyenler değil.

muammer kaddafi de aynı benim için, kötü mü iyi mi ona kendi milleti karar versin.
adamı bir menfezde sıkıştırarak sırtlan sürüsü gibi sürükleyerek çıkarıp, m...atından demir kazık sokarak kanamadan ö...rdüler. cenazesini vahşi bir hayvanı sergiler gibi, soğuk hava deposunda sergilediler. yargılanmasına fırsat bırakmadan kamyonet kasasında kendi silahıyla vurdular. bunu yapanların da emperyal güçlerin ajanları olduğu su götürmez bir gerçek.

ihanetin cinsi, cibiliyeti, ırkı, rengi olmaz hain haindir.

"el itini överken siz aslanda kusur aradınız" diye bir söz var. layık olduğunuz gibi yaşayın tüm hainler.
devamını gör...

kadir mısıroğlu



ben bişey demeyim kendisi söylesin.

buradan
ben birşey demem reis söyledi.

ben siyasetten nefret ederim, ben bişey söylemem hanfendi söylemiş
buradan
devamını gör...

bir üstteki yazar hakkında düşünülenler

...
noktayı koyayım, sırası geçmesin öyle yazayım devamını. (artık her üstteki tanıma böyle yapıyorum)

evetttt sevgili yazarımız: "elzem"
bekleyiniz saat 22:51 de tanımı düzenleyip buradan göndereceğim. (dedim ve yaptım)

2021 doğumlu sözlük yazarımız, 1. nesil v.001, 7 apoletli, 158 takipçili (bu yazıdan sonra da takipçi sayısı artar diye düşünüyorum). 7 apoleti, 248 açılmış başlığı var. kırmızı başlıklı kızdan hallice. 8285 tane artı oyu, 1778 favoriye alınmış tanımı var. bir çok ta ukde bırakmış, bakarsınız, yazarsınız altına.
1300 küsür tanımın tamamını okuyarak tek tek çıkarımlarda bulunmak hem biraz zaman hem de biraz özveri gerektirecek zira kendisinin de 2021 in 8. ayında ilk tanımında söylediği gibi herkesi anlamaya çalışarak kendinin anlaşılamaması bir insan için en zor hususlardan biri olsa gerek.

akıl hocam diyeceğim bir arkadaşım bana, hataları hep kendinde aradığın için kendine çok haksızlık ediyorsun demişti bir zamanlar. aynı hatayı sende yapıyorsun yazılarından anladığım kadarıyla. hep özür dile dile nereye kadar. bırak biraz da, senden özür dilesin hadsizler.

kimse sevemez seni çift “t” li attila ilhan’ın sevdiği kadar, o eski aşklar mazide kaldı, dizeleriyle de atıfta bulunmuşsun özlemlerine #1180785 #1621073 #1965157 #1982198 #2042120. underground/alternatif rap, melankolik ezgileri de sever. ismail yk dan çek git bebeğim uzaklara çek gittt şarkısını çalalım sözlük kaçak yayınlarında. neee! o şarkı ismail yk nın değil mi. bilemedim mi yoksa.
üstteki paragraftan ana fikir olarak ne çıkarıyoruz peki : attila ilhan şiiriyle duygulanıp, arka planda kaçak yayında ismail yk açılınca melankolisinden ödün vermeyen çok yönlü dert küpü.

o da bizim gibi orta direk insanı. klimalı evde büyüyenlere şaşıracak cinsten.
samimiyetsiz riyakar insanlardan nefret eder.
jean-paul sartr, albert camus, rené descartes abilerimiz gibi “elzem” rumuzlu yazarımız da benlik felsefesini, insanın dünyadaki yerini, amacını, varoluşçulukla irdelen bir kişi. jean-paul sartre okuyup varoluşsal sancılar çekerken, mahallede ötekileştirme yapan birini görünce basma fistan giydirip racon kesmeye hazır yerli felsefeci kimliklidir. ötekileştirmeyi sevmez, ötekileştirenleri itin g.. ne sokmayı sever. cesurdur, kimleri kendisine hero, kimileri kahraman dese de gözünü budaktan esirgemez. bazen satanist ayinini basacak kadar gözü kara, ama konu ela gözlü birine gelince kurşun yemeğe hazır, dengesi ayarsız romantik fedai. ayin basan ela göz avcısı. ela gözlü sözlük yazarları bir adım öne çıkın.

hayatındaki dramatik anları yılmaz gibi derinleştiren, ilkkan gibi çile çeken, ersoy gibi "ya ben ne alaka" diyerek olayların ortasında kalan izleyici. “gibi”yi de sever “doğu”yu da.

sürekli motivasyonla kendini değerli hissetmesi mottosu da ayrı bir güzel, tebrikler. aslında bilinçaltında her ne kadar bunu olumlamaya çalışsa da sinirlendirmeyin yüzünüze kusar #1216061 vallahi. içsel kusma potansiyelli terapi danışmanı.

bir taraftan insan ilişkilerine çok ciddi önem verir. insanların birbirini anlaması, empati, incitmemek, terk edilmek, dostluk, geçmişten kalan insanlar gibi konular tekrar tekrar karşısına çıkar. nedir bu incinmişlik, neden ?

aynı zamanda sözlüğü açıkça bir “sosyalleşme platformu” olarak görmediğini söylüyor. bir tanımında; burada sohbet ettiği insanlar olsa da “her şeyin sınırında güzel” olduğunu ve burayı esasen sanal günlük gibi kullandığını belirtiyor. sizi tenzih ederek söylüyorum sayın yazar, yazarlardan bir kısmına bakarsan "ben burayı sanal günlük gibi kullanıyorum" derler, sözlükteki tanımları tek tek denetleyen ve at gözlüğü takmış eşekler gibi ırza tasallut ederler. onlara dikkat....

neyse konumuza dönelim.
insanlardan kopuk değil; fakat insanlarla arasına kontrollü bir mesafe koymayı seviyor.
insan ilişkilerinde sınırları cetvelle çizen, "sınıfın sessiz ama her şeyi kaydeden çocuğu" rolünde takılıp milletin karakter röntgenini çeken gizli sosyolog, ceketini alıp giden dostluk gurusu.

çok ilginç bazen yazdıklarıyla çeliştiğini düşündüğüm anda sonuna kadar okuyunca tutarlı olduğunu gördüm. yazdıklarını iyi incelemezsen “çok dışa dönük” ya da “asosyal” diye sınıflandırabilirsin. ama bence seçici sosyal. yalnızca düşündüklerini yazmıyor, başkalarının nasıl davrandığını da izliyor.
insanları gözlemlemekten ve küçük ipuçlarından karakter okumaktan hoşlanıyor. “ben sınıfın sessiz ama gözlemci çocuğuyum” düşüncesine haiz. bu nedenle elzem'in yazılarını okurken “ben ne hissediyorum?” kadar “başkaları ne hissediyor?” sorusunun da önemli olduğu görülüyor.

empati onun için sıradan bir özellik değil, ahlaki bir ölçüt. “sevenlerin gitmek zorunda kalması” başlığına düşüncesini ifade ederken insanların davranışlarının başkalarını nasıl etkilediğini önemsememesine ciddi şekilde tepki gösteriyor. sevgili yazarımızın dünyasında kötü insan tanımı yalnızca kaba, saldırgan insanı betimlemiyor. kendi davranışlarının başkalarının üzerinde nasıl bir his yarattığını önemsemeyen insanda kötü insan ona göre.
empatiden yoksun, vicdanı olmayan, merhametsiz insanın taaaaaaaaaaa buradan.

e kıymetli yazar başkalarına karşı yüksek empati gösterirken, kendine karşı aynı ölçüde şefkat göstermekte zorlanıyorsun ya değer mi sence. absürt mizah yapan, her şeyi tiye alan, enerjisi yüksek yazarları övdüğünü görüyorum. sen de kaostan uzak yaşamak istiyorsun, sen de çepeçevrenin öyle olmasını istiyorsun ama nerde....... biz de o zaman ne yaparız biliyormusun, umutsuzluklarımızı bir kenara bırakır “düştüğü gibi kalkmasını bilenler derneği” kurarız sözlük olarak seni de dernek başkanı yaparız. baba tarafı ile husumetli akrabaların varsa onları da kapıda güvenlikçi yaparız... absürt mizah destekli kaos savar
şarkıları da duyguya bağlama eğilimi var. uzun ince bir yoldayım dinlese veysel isimli çocukluk arkadaşı aklına gelecek, onunla yaşadıklarını hatırlayacak kadar da anılarına düşkün.
eski dilci mi, 5 hececi mi, garip akımcı mı anlamadım. muzmahil, namütenahi, müsebbip kelimelerini seviyor. nerede kullanıyorsun bu kelimeleri “z kuşağı” ile konuşurken mi? ona pek anlam veremedim.
angara ile duygusal bağı olduğuna şaşırdım, zira yengeç angaralıyı yürüyüşünden tanırım. malum ankaranın başkenti ve en güzide ilçesi olan mamak’tanım. netice itibariyle abdulhak hamit’in dediği gibi ne senle oluyor ne de sensiz düsturunu benimseyerek, ankara’dan ayrıldıktan sonra yaşanabilecek tüm olumsuzlukları yaşamış, ankara’dan ayrılan üzülür, hasta olur, ankara'dan her uzaklaştığında metabolizması çöken, istanbul'un sadece dönüş yolunu seven tescilli ankarasever hatta 339 ege mahallesi mamak-aşti hattı duygu lojistikçisidir kendisi.

ses tonu tekdüze değildir, inişler çıkışlar gösterir. sınırlarını bilir, karşı tarfı ezik, güçsüz hisettirmemek için elinden geleni yapar. gerektiğinde çocuk gibi, gerektiğinde kütüphane müdürü ciddiyetine bürünüp, 5 dakika sonra sosyal pili bittiği için ekran karşısında pamuk gibi eriyen ortam sakini gibidir. karşısındakinden de kendisi gibi çocuklaşabilmesini bekler, ama yerinde, ama yerinde yanlış olmasın buna dikkat...
bazen gemişe saplanıp kalmanın çok ta kötü bir şey olmadığından bahseder. “eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı” deyiveren çokbilmişleri pek sevmez, hemen şamarlayabilir, eski kafa, yeni kuşak, geçmişe demir atmış anı kolleksiyoncusu. nostalji bağımlısı bit pazarı muhafızı.

yeri gelir enerjiktir ama yeri gelir yukarıda yazdığım gibi sosyal pili bitebilir, inanmıyorsan o tanımın altına bir bak #3910029.
evvelki yazıları ile yeni yazıları arasında ankara elmadağ kadar fark var. eskiden daha enerjik, daha hareketli, daha çok yazarken şimdi daha seçici, daha usruruplu, nedense!!! daha içe dönük yazıyor.
hayvanlara karşı sıcak, hayvanlaşmış insanlara karşı soğuk. bir yazarı anlatırken bir seni seviyorum birde kedileri diyebilecek kadar da paylaşımcı. sevgi kotasını kedilere ve sayılı insana ayırıp, geri kalan samimiyetsiz kalabalığa buz gibi bakışlar atan seçici sosyopat.

neyse fazla uzun yazmayı sevmem adetim değildir.
kısa tutayım bari
millet bu kadar uzun yazıyı okumaz, ben de sen oku diye yazmış olayım. fazla da uzatmayayım. tadı kaçmasın, daha yazılacak çok şey var aslında.

ben yazmaya uzak bir yazar arkadaşınızım ama sözlükte yazmaya müsait birçok arkadaş var kadınlı- erkekli, onlar sana yazarlar merak etme. yazmayı da yürümeyi de severler.
hadi kal sağlıcakla. allaha emanet.
devamını gör...

arkadaşa yükselmek

yükselince ya da yürüyünce niteliği değişiyor artık.
arkadaş olmuyor o saatten sonra.
neticeye göre ya sevgili, ya eski dost, ya ırz düşmanı, ya şerefsiz, ya balım, ya da dallı başka ifadeler kullanılıyor.
devamını gör...

bir üstteki yazar hakkında düşünülenler

...
noktayı koyayım, sırası geçmesin öyle yazayım devamını. (artık her üstteki tanıma böyle yapıyorum)

evetttt sevgili yazarımız: levla

levla kelimesini okuduğumda hemen aklıma kutsi hadis olduğu rivayet edilen “levlâke levlâk lemâ halaktü'l-eflâk” cümlesi geliyor.
levla: olmasına ihitayaç duyulan ya da olmalı, olmasaydı manasında bir kelime,
sen bu nicknameyi hangi düşünceyle aldın tabiiki onu bilemem. okuyunca anladım ki model grubunun 2013 te çıkardığı konsept albümünün ismiymiş, neyse fazla bilgi göz çıkarmaz.
sözlükte daha 38 günlük miniminicik bir yazarımızmışsın. hoşgelmişsin.
38 tanımlı, 2 başlıklı, 8 takipçili yazarımız, hızlı takipçi elde etmişsin 38 tanımda tebrikler.

kendisine older sister ya da sugar mommy arıyor, evlatlık ta olabilir küçük kardeşte, yardımcı olacak olan varsa duyurulur ablalarımızdan.
hem yırtıcı olmaya çalışan bir kartal yavrusu hem de melankolik.
nazik ve pozitif olarak değerlendiriliyor başka yazarlarca.

hayat onu adeta bir blender'ın içine atıp 'smoothie' moduna almış, üstüne bir de kapağı kapatmayı unutmuş gibi... içindeki o melankoli, sanki arka planda durmadan çalan ve ne zaman kapatmak istesen "premium üye olmanız lazım" diyen hüzünlü bir fon müziği gibi yapışmış yakana. evet, yıpranmışsın pek yazmasan da; görünen (okunan) o ki son zamanlarda ruh halin, kedi tırmalamış koltuk minderinden hallice. ama işin en absürt ve şahane kısmı ne biliyor musun? sen hala bu enkazın ortasında, elinde bir parlatıcıyla "neyse, en azından yıkıntıların açısı tam instagramlık" diyerek etrafı düzenlemeye çalışıyorsun! gibi geliyor bana.
titanik batarken keman çalmaya devam eden o inatçı müzisyenlere benziyor; gemi batıyor olabilir ama, ya sie... a....q.... gecemiz batmasın modundaymışsın gibi.
cinsiyetini bilmiyoruz tabiiki ama , bazen "vay be, ne güzel dram kasmıştım ama neyse ki makyajım akmadı" diyeceksin gibime geliyor.

kiminin sevdiği ama kiminin de rahatsız olduğu yazarlardan o da rahatsız oluyor, yeri geldiğinde akrostiş bile yazıyor onlara.
selamlar,
hoşgelmişsiniz.
devamını gör...

iyi giden bir ilişkiyi bozan şey

yanlış anlamak, dinlememek, yanlış anlayabileceğini düşünmemek, dinlememeyi alışkanlık haline getirmek.
yanlış ifade etmiş olabileceğine inanmamak, herşeyin doğrusunu bildiğini düşünmek.
dinlememek demiş miydim.
devamını gör...

nick vermeden bir yazara seslen

hoşgeldin sözlüğe aziz dostum, içini rahatça dökebileceğin normalsözlük sana günlük olacak. yazdıklarını; yarın neden bunu yazmışım demeyeceğin nice cümlelere. ama dikkat et. etrafında güller, meyve bahçeleri olacağı kadar, dikenler, sansarlar, atmacalar da olacak.
bol şans, yolun açık olsun.
devamını gör...

içki içmek günah mı sorusu

(bkz: arif tekin, islamda içki)
hurma ağaçlarının ve üzüm asmalarının meyvelerinden hem sarhoşluk veren bir içki hem de güzel bir rızık elde edersiniz. şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için kesin bir delil vardır. (nahl.67)
devamını gör...

iktidara oy verip muhalefetten hesap sormak

(bkz: gavura kızıp oruç bozmak.)
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim