bir islam mezhebi.

burada henry corbin'in, histoire de la philosophie islamique adlı kitabının şiilik ile ilgili bölümünü okurken aldığım notları paylaşacağım. kendim şii olmadığım gibi şiilik ile ilgili bilgim bu kitap ve abdülbaki gölpınarlı'nın şiilik kitabı ile sınırlıdır. burada anlatılanlar corbin'in şiilik ile ilgili yorumlarıdır. ben bu görüşleri paylaşmıyorum.

gölpınarlı'nın kitabı corbin'in aksine şiiliğin düşünce sistematiği, dünya görüşünden çok şiiliğin tarihi, ibadetteki kuralları vs. ile ilgilidir. corbin'in bahsettiği şeylerin epey ilgi çekici olduğunu ve yazıyı okursanız pişman olmayacağınızı düşündüğümü rahatlıkla söyleyebilirim. şiiliği yaymak gibi bir misyonun yoktur illa neden bu yazıyı yazdığımda ısrarcı olacaksanız baudelaire gibi "c'est l'ennui!" demekten başka elimden bir çare gelmez.

elimizde kutsal olduğuna inandığımız bir kitap varsa temel mesele bu kitabın gerçekte ne söylediğinin anlaşılmasıdır. hakikat, gerçek anlam kavramı.

islam'da bir kilise ve ruhban sınıfı olmadığı için kuranın hakikatini tartışmasız yorumlayacak kimse yoktur.

islamiyet'in temel çıkış noktası allah ile kullarının, bizim dünyamızdan önce yaptıkları bir sözleşmeye dayanır. bu anlaşma neticesinde kullar allah'a teslim olmuşlardır. peygamberler bu sözleşmeyi hatırlatmaya gelirler ve söyledikleri şeriattir. şeriat şiiliğe gore hakikatin görünen yüzüdür (egzoterik), hakikat ise dinin batıni anlamıdır. şeriat ebediyen sabit kalan batıni anlamın zamana gore değişmesidir.

islam dininde peygamberlik son bulduğu için şii inancında hakikati devam ettirecek bir imamoloji gelişmiştir. altıncı imam cafer sadık'a gore kutsal kitap kuran dört kategoriden oluşur.

1. ilan edilen, görülen ifadeler. (ibarat): tüm inanlar için ortaktır.
2. metnin kendisinden doğrudan çıkmayan, mecaz olarak çıkan anlamlar. (isharat): seçilmişleri ilgilendirir.
3. gizli, duyular ötesi alem ile ilgili olanlar: allah dostları içindir.
4. yüksek ruhani doktrinler: peygamberler içindir.

şii imamlarına gore kuran'ın değişik insan tiplerine hitap eden farklı anlamları vardır. hatta hz. ali'ye gore bu ayrı anlamlar sadece ayrı ayrı ayetlerde ifadesini bulmaz, her bir ayet için de söz konusudur. kuran'ın anlamının ihtivası hakkındaki bu algılayış farklılığı ezoterist islam ile literarist islam arasında büyük bir uçurum oluşturmaktadır.

sufiler ve islam flozofları, şiiliğin, kuran'ın batıni ve zahiri anlamı hakkında yaptığı bu ayrımdan yola çıkarak görüşlerini oluşturmuşlardır.

kuran farklı anlamlar ihtiva ettiğine gore kuran'un yorumlanmasında değişik dereceler mevcuttur. bu dereceler hiyerarşik sırası ile şöyledir:

1. tafsir.
2.ta'wil
3.tafhim

kuran gerçek anlamına ta'wil okuması ile dönüşür. bu görüş, kuran'ı islam felsefesinin ana kaynağı haline getirmiştir. örneğin cabir bin hayyan'ın simya ile yaptığı şey, kurana uygulanan ta'wil'in tüm nesnelere uygulanması ve görünenin içindeki görünmezin, zahirinin içindeki batıni'nin ortaya çıkarılmasıdır. dolayısı ile islam'da felsefenin başlangıcı, şia'nın, kuran'ın görünenin dışında farklı bir anlamı olduğunu iddia etmesi olmuştur.

şiiliğe gore kurandaki gerçek anlamı ancak imamlar anlayabilir. bu imamlar cemaate yol göstererek onlara hakikatın kapılarını açarlar. peygamberlik hz. muhammed ile bitmiştir, ancak yeni bir çevrim başlamıştır: walayat çevrimi. peygamberin sülalesinden gelen her bir imam wali olarak hakikati cemaate açıklar.

sufilik ile şiilik birçok noktada karşı karşıya gelseler de, islam felsefesinde temel mesele mistik anlamın(batıniliğin) salt literarist anlayışa karşı şiilik tarafından savunulması olmuştur. yani şia olmadan sufizm olmazdı. kimi tarikatlardaki kutup kavramı da şiiliğin walayat kavramından alınmadır.

kuran'daki bu anlamların hitap ettiği kişiler bağlamında şiiliğin insan görüşünü bilmek açıklayıcı olacaktır. insanların bilinç kapasiteleri arasında farklılıklar vardır. herkes aynı bilinç seviyesinde değildir. bir çoğu kendi bilinç seviyelerini aşacak kapasiteden yoksundurlar. beş bilinç seviyesi vardır. insanların büyük çoğunluğu birinci seviyededir. bu sebeple sadece maddi bilinç seviyesindeki insanların arasındaki ilişkileri düzenlemek saikiyle peygamberler tarafından getirilen kutsal yasalara (yani şeriat) ihtiyaç vardır.

yukarıdakilerden şiiliğin insan için eşitsiz, negatif bir bakışı olduğu düşünülebilir; ancak anthropos celeste kavramı bunu fazlası ile dengeleyen hatta insanı evrende çok müstesna bir yere koyan bir muhteviya sahiptir. insan, tanrının kendi kanıtını içeren, tüm gaybın görünen tarafı, tüm evrendeki formların bileşimi, tanrının kendi eliyle yazdığı kitaptır. yani allah akıllı bir canlıyı, insanı yaratmakla kelamı, logosu, haqiqat-ı muhammediyeyi yaratmış oluyor. hadisteki şu ifade: "allah'ın ilk yarattığı şey benim ışığımdı." kastedilen allah'ın zekayı, kelamı, tini yaratması.

şiilikteki rasul, nabi, vali kavramlarına değinelim biraz da.

oniki imamcılığa gore peygamberler çevrimi bittikten sonra, imamlar (wali) çevrimi başlar. kurandaki ezoterik bilgiye, kelam ile, normal düşünce yolu ile ulaşılamaz; ezoteriğe ulaşabilen seçilmiş bir wali lazımdır.

bu durum şöyle açıklanır: sebebi olmayan şey, yani kendisi diğer şeylerin sebebi olan şey, düşünce yolu ile çıkarsanamaz, özü tanımlanamaz, başka bir şey yardımı ile anlaşılamaz. çünkü kendisi kanıttır. tanrı, tanrıdan başka bir şey aracılığı ile bilinemez. ne felsefi düşünce ile ne de yarattıklarına bakılarak tanrının gerçek anlamına ulaşılamaz. bu bilgiye ulaşmak için ilham ya da vahiy şarttır. bu sebeple bu bilgiyi normal insanlara aktaracak bir "kitabın koruyucusu" gereklidir.

bunlar imamlardır. imamlar allah tarafından onun ışığı ile yaratılmışlardır, zamandan bağımsız olarak vardırlar. dünyada görülmeleri aynen bir nesnenin aynada zuhur etmesi gibidir. aynadaki nesne gözükür, ama bu görüntü maddesel olarak aynaya dönüşmez. imamlar, inananın kalbindeki ışıktır. imamların hepsi aynı özden gelir, yani aynı özün yansımalarıdır. (ayna metaforu) imamlık, peygamber ile kan bağının bir sonucu değildir. tersine, peygamber ile akrabalık imamlığın, yani onunla aynı özü paylaşmanın bir sonucudur.

muhammedden önceki peygamberler (bir topluluğa şeriat getirmekle yükümlü 6 peygamber hariç) nabidir. bilgiyi birisinden ya da dışarından almazlar, melek tarafından bildirilir. ancak nabiler meleği göremezler. muhammed ile birlikte nabilerin devri kapanmış wali devri açılmıştır.

şiiliğin epistemolojisinden bahsedelim.

gayb bilgisene erişimin çeşitli yolları vardır.

1. filozofların bilgisi. gözlem, yorum vb. metotlar ile elde edilir. (platonun kastettiği ideler dünyası, kontemplatif bilgi olabilir.)

2. kişinin farkında olmadan onun kalbinde bir ilham neticisinde tecelli eder. (imamların, evliyaların bilgisi)

3. direk meleği görerek vahy yolu ile. (7 peygamberin bilgisi)
devamını gör...
islam düşünce geleneğinde seçkinci ( ehli beyt/ peygamber ailesi) siyasal paradigmaya sahip, ortodoks/ sünni geleneğe/ toplumcu/ tekçi otoriteye karşı olan, imamet teorisini savunan düşünceye verilen ad. kelimenin aslı şia'dir. şiilik, düşünce paradigmasını; akla, kur'ana, peygambere ve ehli beyt düşünce iklimine göre yapilandırmıştır.
bu akli yol, içinde mistik ve aşkın, gizil bir ruh barindirır. onlara göre allah, peygamberler aracılığı ile yeryüzünde sorumluluk yüklediği insanoğlu ile vahiy dedigimiz bir iletişim dili ile bağlantı kurar. bağıntiyi peygamberle kuran kişi bilinçli bir varlık/melek olan cebrail'dir. ilahi bağıntıyı peygamber kendi ailesine bir miras olarak ilahi bir gorev ile devreder.
peygamber bu ilahi baglanma mirasını kuzeni ve damadı olan hz. ali üzerinden aileye aktarır. bu ailede ilahi misyon, hz. fatma ve hz. zeynep gibi öncü, devrimci kadinlar üzerinden de islami geleneğe aktarılarak günümüze kadar canlılığını koruyor.
hz. ali ve sonrasında gelen aile içindeki oniki imam cebrail vasıtasıyla olmasa bile farklı bağlanma formları ile herzaman ilahi bilgiye açık bir hikmete sahip olarak görülurler. bu seçkinci durumu akli olan ile de izah eferler. bir toplumda önder olmanin şartını, onder/imam masum olmalıdır prensibine bağlarlar. suç işleyen ve günahkâr olanların toplumsal liderlik yapmamaları gerekir.... yoruldum.... içinde derya deniz bir kültür ve felsefe barindiran miras. günümüzdeki liderlerinden biri olan iran dini lideri( iran'ın velayeti fakihi: imam mehdi'nin vekili) ayetullah ali hamaney aynı zamanda batı eğitimi de almış, ulemadan bir felsefecidir de. cumhurbaşkanı hasan ruhani de öyle... değişikler. ben severim...
devamını gör...
karşı cinse en ufak bir temas sonucu abdest tazelemek zorunda kalan insanları içinde barındıran mezhep.
devamını gör...
şia da denilen islamın pers(iran, acem) ekolü olan 2. büyük ve ana mezhebi. şiiler, hilafet hakkının 632'de ölen muhammed peygamberin damadı ali'nin olduğuna ve ebubekir, ömer ve osman gibi halifelerin hak yiyici sahtekar olduğuna inanırlar. tarihe tarafsız bir şekilde baktığımızda şiilik, sünniliğe nazaran islam kültürüne bir çok şey katmıştır: güzel sanatlar, felsefe, edebiyat, mimari, müzik vb.
bu arada şiiler de aynı sünniler gibi şeriatçıdır. şiilik ile alevilik, dışarıdan bakıldığında birbiriyle benziyormuş gibi duran, derinlemesine bakılıp görüldüğünde aslında birbirinden çok farklı olan şeylerdir. bakmak başka, görmek başka.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel sünni araplar ve şii persler arasındaki sosyolojik farklar: arap, cahil bir zengindir; pers ise geçmişten gelen bilgi birikimiyle dünya'da ve islam'a pek çok şey katmıştır.
devamını gör...
eskiden mensubu bulundugum mezhep.

dogustan bir siiydim aileden mutevellit.

ve sunu soyleyebilirim: bu arkadaslar akillarinca sunniligi sunni kitaplarindan curutmek icin rivayetler kullanip, bak ya sizin kaynak diyo ebu bekir savastan kacmis diye diyorlar.

halbuki kendi kaynaklarinda ali kufretti dense 40 dakka tevil ederler.

aynisini sunniler de yapiyor.

ateistler de, hristiyanlar da vsvs.

neden insanoglu isine geleni tevil gederken, isine gelmeyen rivayeti kabak gibi sunup "yaoow hadi atayizler bunu da aciklayin?!" yapar ki?

sikinti ne biliyor musunuz?

siiler diyor ki, yaow fedek fatimanin hakkiydi, peygamber onu ona vermisti? kaymak, falanca sii kaynagi.

sunni diyor ki, hayir efendim fatimaya vermediydi. kaynak, falanca sunni kaynagi.

ya once adam gibi oturulup, sii tarihinin kaci uydurma kaci guvenilir veya tam tersi yani sunni tarihinin kaci uydurma, kaci guvenilir bunlar ilgilenmeli.

sen boyle boyle deyip kendi tarihinden kaynak veriyorsun,
adam boyle boyle deyip kendi tarihinden kaynak veriyor dimi?

e biz neden sizin kaynaginiza guvenelim? once her 2 islam kolunun tarihsel kriterler incelenmeli.

ki ben neden sunni oldum?

bakin soyle aciklayayim,

ebu bekir kimdir? ilk halife. aise kimdir? peygamberin hanimi.

omer kimdi? ikinci halife. hafsa kimdir? peygamberin hanimi.

bu cepte mi arkadaslar?

okey.

aise eba bekirin, hafsa, omerin kizi.

tamam.

siilerin en sevmedigi 2 kisi kimdir?

ebu bekir ve omer.

peki siilerin sevmedigi peygamber hanimlari kimdir?

aise ve hafsa.

simdi mantigim, bakin mantigim, bana diyor ki,

siilee aise ve hafsayi sevmez, fakat onlar tarihsel olarak kotu insanlar oldugu icin degil, ebu bekir ve omerin kizi olduklari icin.

yoksa allah allah, tesadufe bak ki, en kotu 2 hanim, siilerin en sevmedigi 2 adamin kizi cikiyor. bak sen su ise ya.. alla alla, ne garip oyle degilmi?

mantigim bana diyor ki, hadis madis bahane, siiler, ebu bekir ve omer gibi, alinin hilafet hakkini sozumona gaspetmis 2 kisinin kizini, peygamberin sevimli esleri olarak kabul edemediklerinden rivayet uydurdular.

olay bu kadar basit ya.

mesela, hz. muhammedin kuzeni kimdir? ibn abbas.

ibn abbas, hz. muhammedin amcasi abbasin ogludur.

sunniler abbasi da ibn abbasi da sever. siiler de abbasi peygamberin amcasidir, hani ailesindendir diye kotulemez ama 1 ebu talib kadar sevmezler(neden ebu talibi seviyorlar o konuya gelicem simdi).

siilerin bir kismi ibn abbasi severken, bir kismi ibn abbasi bazi rivayetleri delil getirerek kotuler.

peki sizce siilerin ibn abbasi sevmemesinin nedeni o rivayetler midir?

hayir.

cunku abbas ve ibn abbas, sunni abbasiler devletinin halifelerinin atasidir, hatta abbasilere bu yuzden "abbas"iler deniyor:)

haliyle oyle olunca, abbasilerin atasini sevecek degillerdi ve rivayet uydurdular.

olay bu kadar basit aslinda.

mantik tamamen sulale.

bu siiler cok sulaleci adamlardir, bir kisi sirf peygamberin ailesinden diye onu gunahsiz addedecek kadar sulaleci ve irkcidirlar.

sunni kaynaklarin buyuk cogunluguna gore ebu talib kafirdir, ustelik aliyi sevmelerine ragmen derler bunu.

halbuki ebu talib, siilere gore muslumandir.

peki siiler bunu rivayetleri yuzunden mi kabul eder?

yoo.

cunku, ebu talib, alinin babasidir. bu kadar sevip ovdukleri bir kutsalin babasinin kafir olma noksanligini tasimasi olacak is miidr? degildir.

e o zaman ne devreye giriyor? rivayetler.

mantik tamamen sulalecilik.

mesela siiler, ebu bekirin oglu olmasina ragmen muhammed bin ebu bekiri cok severler, soyle iyi insandi, soyle siiydi boyle falandi soyle cesurdu soyle ebu bekirin hilafetine karsi cikmisti falan.

peki sizce siilerin muhammedi sevmesinin nedeni bu rivayetler mi?

yoo.

cunku muhammed, osmana isyan edenlerdendi, e osma kotu adam, e bi de muhammedi kutsallarin kutsali gunahsiz ali buyuttu.

e tamam o zaman muhammed iyi insandir diye rivayetler uyduralim. adam hem osmana isyan etmis, hem ali buyutmus onu. daha ne olsun dimi?

mesela siiler sunnilerce cennetle mujdelenen 10 sahabiden biri olan zubeyr bin avvami sevmezler.

soyle ali karsitiydi, soyleydi boyleydi falan.

e peki zubeyri sevmemelerinin nedeni o rivayetler mi?

yine hayir.

cunku zubeyr, cemel savasinda aisenin safindaydi.

e aise ebu bekirin kizi, otomatikman lanetli. e o zaman zubeyr aiseyle iyi geciniyorsa, hele bir de cemelde aisenin safindaydi dersek, kotu biri olmalidir.

o zaman napalim? rivayet uyduralim.

bu mantigi cozerseniz sii tarihselligini de genel olarak cozersiniz beyler.

sii tarihselciligi, siyasi temellere dayanir, ve siyasi alanda alinin azicik onunde durmus herkes hakkinda zalimdir, lanetlidir, soyledir boyledir diye rivayetler sunar.

onlara gore, sevmediklerinin cocuklari da sevimsiz olmalidir.

peygamber 2 kizini osman'a verdi,

halbuki siiler bu evlilikleri aciklamak icin de 40 takla atmislar.

mesela girip ingilizce sii siteleri falan okursaniz, o kizlar uveydi falan demisler puhaahhahagejsuwhsw

yani kisacasi arkadaslar isine geldigi gibi olayi tevil et, rakibine karsi rivayet uydur ve adini "din" koy. cok guzel.
devamını gör...
şia; taraf olmak anlamına gelen bir terimdir. şiilik ise; taraf olana verilen isimdir.

şiilik özelde 12 ehlibeyt imamlarına (as) bağlılığı temsil eden bir kimliktir. bu kimlik ilk peygamberimiz(saa) döneminde imam ali(as)'nin özel dostlarına verilen bir kimlikti. ilk şiiler; ammar ibn yasir, mikdat ibn esved, ebu zer el-gıfari ve bilal-i habeşi'dir(as).

şiilik; temelde imam ali(as)' nin gadir-i hum meselesinde peygamberimiz(saa) tarafından velayet makamına getirildiği meşhur mesele üzerinden imamet ve hükümetin peygamber(saa)'ın atadığı ehlibeyt'e ait olduğuna inanır.

bu durumun sosyolojik etkisi üzerinden konuşmak gerekir ise şöyle söylemek doğru olur; peygamberimiz(saa) kendi terbiyesinden ve bizzat tedrisinden geçen imam ali(as)'yi bizzat kendi yerine atadı. çünkü; ideal toplum tam manasıyla hala oluşmamıştı. nitekim imam ali, hilafeti döneminde yaptığı 3 savaş müslümanlar ile yapılmıştı. islamın hakim olduğu topraklar genişler iken; islami toplumun içindeki çürüme de boyut atlamıştı. ve imam ali(as) bu çürüme ile savaştı.

emeviler, islam hükümetini gasp edince, şiilik kimliği ilk halifeler döneminde olduğu noktadan başka bir noktaya evrildi. çünkü imam ali(as) her ne kadar karşı da olsa 1. halife hz. ebubekir ve 2.halife hz. ömer döneminde temel manada bir ayrılık söz konusu değildi. yani şiilik bir kimlik değil, bir gönül bağı idi.

emeviler, islam dinini şekilci bir dini anlayış haline getirdi. islam temelde saltanat rejimleri ile savaşan bir dini anlayış iken; emeviler, saraylarda yaşayıp islam toplumunun malını mülkünü sömürmeye başladı. bu sömürüye karşı en bilinen karşı çıkış, imam hüseyin(as)'in kıyamıdır. kerbela vakası akabinde harre olayı ve kabe'nin ateşten toplarla yakılması bizzat dönemin şeytan halifesi yezid bin muaviye'nin emriyle gerçekleşti.

şiiliğe göre; ideal toplumun oluşması için, ilahi atama söz konusudur. eğer ilahi atama gerçekleşmez ise; bugün var olan birkaç yüzbin şuurlu müslüman hariç, 2 milyar şuursuz müslüman meydana gelir.

eğer şiiliğin arzu ettiği ve gerçekleştirmek istediği yönetim tarzı islami topluma hakim olsaydı; yani 12 ehlibeyt imamı(as) kendi imametleri döneminde hükümet ve velayet sahibi olsa idi; islami ideal toplum oluşmuş olurdu. 300 yıl gibi bir süre, risalet evi ile bağı kesilmeyen islami toplum, ideal bir toplum oluşturmuş olurdu.

şiilik bir kimliktir. bu kimlik, fıkhi bir ekolden ziyade; siyasi, hukuki ve sosyolojik bir kimliktir.
devamını gör...
iranlıların kendilerinden kültür olarak aşağı ancak kararlı,inançlı ve dinamik bir topluluk olan müslüman arapların
medeniyetlerini çeyrek asır gibi bir sürede mağlup etmesini hazmedememeleri neticesinde islam'ı içten çökertmek için uydurdukları, çokça pers zerdüşt inancı, kısmen dailik ve çokça islam batıniliğinden oluşan mezhep. kısaca ehl-i bidat ve dalalet.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"şiilik" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim