yazar: ece ayhan
yayım yılı: 1998
ece ayhan’ın şiirsel düşünce yapısını deneme türünde ortaya koyduğu; kentleşme, yozlaşma ve tarihsel kopuş gibi birçok temayı içerisinde bulunduran eseri.
yayım yılı: 1998
ece ayhan’ın şiirsel düşünce yapısını deneme türünde ortaya koyduğu; kentleşme, yozlaşma ve tarihsel kopuş gibi birçok temayı içerisinde bulunduran eseri.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 22.05.2025 22:45 tarihinde açılmıştır.
1.
ece ayhan imzalı eser olup deneme türünde yer almaktadır; kitabımız 1998 yılında yayınlanmıştır.
ece ayhan okumak bana hep iyi gelmiştir ve okuru olmaktan da gurur duyarım.
onunla hiçbir zaman tanışamamış olmanın burukluğunu her kitabında yeniden yaşıyor olsam da yazdıklarını okuyarak bu burukluğu asgarî düzeye indirmeye çalışmaktayım.
şimdi ise kitaba geçelim.
yaklaşık 90 sayfalık bir kitaptı, konu yelpazesi geniş ve sarsıcı bir kitap olduğunu başta belirteyim.
ece ayhan salt bir şair olmadığını ve fikir insanı olduğunu da hatırlatıyor bizlere, kitapta en çok değinilen konunun şiir olduğunu belirtmekte fayda var, elbette en çok şiirden söz edecektir çünkü uzmanlık alanıdır, vâroluşunu tanımlama aracı şiirdir, kolunu kessek kan değil şiir akar.
kitapta şairin fikirlerinin yanı sıra edebiyatçılar ile anıları, onlara dair izdüşümleri, gözlemleri de yer alıyor.
bence bu kitap aykırılığın bir iz düşümü niteliğindeydi, aykırı olan isimlerin konu olarak ortak paydada birleştiği, sıradan ve aykırının senkronize irdelendiği bir kitap olduğunu düşünüyorum biraz da.
edebiyatta özgünlük, türkiye'de edebî açıdan marjinal olmanın mümkün olup olmaması, nilgün marmara ve kaçınılmaz intiharı, başka edebiyatçılarla olan anıları, bohemlik, edebiyatta yalınlık, şairin şiire dair yaklaşımları, kitabı özetleyebileceğim bazı konu ve durumlardandı.
bilindik şairlerin de adını kitapta sıkça görüyoruz, ece ayhan'ın sarsıcı kaleminden çıkma olduğu hemen hissedilen bir kitaptı.
en çok nilgün marmara hakkındaki bölümü sarsıcı buldum, onun yakın arkadaşı olarak onu böylesine canlı anlatması bölümü etkileyici kılan şeylerdendi.
okurken güldüğüm yerler de oldu, sarsıcı bulduğum sözler de oldu.
şairin en sevdiği rengin de mor olduğunu öğrendiğimiz bir kitaptı, kitap kapaklarında neden hep mor olduğunu şimdi anladım. ^^
seçmiş olduğum bazı sözleri bırakarak burada bitiriyorum.

kırk yıldan beri mor benim rengimdir.
özgünlük denen şey de zaten kendi kendine oluşur.
necatigil'in odasında sigara içiyoruz.
biz aslında ayrıntıyız.
ayrıntı, bütünden büyük olabilir bizde.
althusser ne demiş?
"insanın temel niteliği tahmin edilemez oluşudur. "
7-8 yaşlarındayız, evden hemen hiç harçlık veremezlerdi. biz de paramız olmadığı için çelikten yapılmış misketleri satın alamazdık yahu.
herkes biraz kamburdu şimdi.
nilgün marmara'nın kızıltoprak'ta,
denize ters yönde, bir çığlık bile atmadan kendini 6. kattan aşağı bırakması üzerine ben ne söyleyebilirim ki?
evet, işte nilgün marmara'nın gözleri öyle bir renkteydi. resim boyası satan kırtasiyecilerde bile böyle bir maviliğe rastlayamazsınız.
bir kere türkiye'de marjinal yoktur,
olamaz da ayrıca, izin vermezler buna.
şiirimin hiçbir zaman iktidar'a geçmesini istemiyorum, istemem ben.
bilimsel olarak söylemiyorum ama insan ses ve öfkeden ibarettir.
ece ayhan okumak bana hep iyi gelmiştir ve okuru olmaktan da gurur duyarım.
onunla hiçbir zaman tanışamamış olmanın burukluğunu her kitabında yeniden yaşıyor olsam da yazdıklarını okuyarak bu burukluğu asgarî düzeye indirmeye çalışmaktayım.
şimdi ise kitaba geçelim.
yaklaşık 90 sayfalık bir kitaptı, konu yelpazesi geniş ve sarsıcı bir kitap olduğunu başta belirteyim.
ece ayhan salt bir şair olmadığını ve fikir insanı olduğunu da hatırlatıyor bizlere, kitapta en çok değinilen konunun şiir olduğunu belirtmekte fayda var, elbette en çok şiirden söz edecektir çünkü uzmanlık alanıdır, vâroluşunu tanımlama aracı şiirdir, kolunu kessek kan değil şiir akar.
kitapta şairin fikirlerinin yanı sıra edebiyatçılar ile anıları, onlara dair izdüşümleri, gözlemleri de yer alıyor.
bence bu kitap aykırılığın bir iz düşümü niteliğindeydi, aykırı olan isimlerin konu olarak ortak paydada birleştiği, sıradan ve aykırının senkronize irdelendiği bir kitap olduğunu düşünüyorum biraz da.
edebiyatta özgünlük, türkiye'de edebî açıdan marjinal olmanın mümkün olup olmaması, nilgün marmara ve kaçınılmaz intiharı, başka edebiyatçılarla olan anıları, bohemlik, edebiyatta yalınlık, şairin şiire dair yaklaşımları, kitabı özetleyebileceğim bazı konu ve durumlardandı.
bilindik şairlerin de adını kitapta sıkça görüyoruz, ece ayhan'ın sarsıcı kaleminden çıkma olduğu hemen hissedilen bir kitaptı.
en çok nilgün marmara hakkındaki bölümü sarsıcı buldum, onun yakın arkadaşı olarak onu böylesine canlı anlatması bölümü etkileyici kılan şeylerdendi.
okurken güldüğüm yerler de oldu, sarsıcı bulduğum sözler de oldu.
şairin en sevdiği rengin de mor olduğunu öğrendiğimiz bir kitaptı, kitap kapaklarında neden hep mor olduğunu şimdi anladım. ^^
seçmiş olduğum bazı sözleri bırakarak burada bitiriyorum.

kırk yıldan beri mor benim rengimdir.
özgünlük denen şey de zaten kendi kendine oluşur.
necatigil'in odasında sigara içiyoruz.
biz aslında ayrıntıyız.
ayrıntı, bütünden büyük olabilir bizde.
althusser ne demiş?
"insanın temel niteliği tahmin edilemez oluşudur. "
7-8 yaşlarındayız, evden hemen hiç harçlık veremezlerdi. biz de paramız olmadığı için çelikten yapılmış misketleri satın alamazdık yahu.
herkes biraz kamburdu şimdi.
nilgün marmara'nın kızıltoprak'ta,
denize ters yönde, bir çığlık bile atmadan kendini 6. kattan aşağı bırakması üzerine ben ne söyleyebilirim ki?
evet, işte nilgün marmara'nın gözleri öyle bir renkteydi. resim boyası satan kırtasiyecilerde bile böyle bir maviliğe rastlayamazsınız.
bir kere türkiye'de marjinal yoktur,
olamaz da ayrıca, izin vermezler buna.
şiirimin hiçbir zaman iktidar'a geçmesini istemiyorum, istemem ben.
bilimsel olarak söylemiyorum ama insan ses ve öfkeden ibarettir.
devamını gör...
