herkes şunun farkına varmalı... gece üçte söylenen döner sadece döner değildir arkadaşlar... bir süreçtir...siparişi, beklemesi, kuryenin elinden alırken yaşanan heyecan ve orgazma ulaştıran o ilk ısırık... dünyanın aslında yaşanabilir bir yer olduğuna karar veriş süreci...

sovyet montajında da mesele tam olarak bu dostlarım... tek başına bakıldığında hiçbir şey ifade etmeyen görüntülerin yan yana gelerek bambaşka bir anlam üretmesi... yani insanın yüzünü görüyoruz, sonra bir tabak çorba, sonra boş bir sokak... normal şartlarda bunların üçünü aynı anda görünce muhtemelen televizyonun bozulduğunu düşündürür insana ama doğru sırayla bir araya getirildiklerinde insanın içine öküz oturtuyo... neden oturduğunu tam olarak açıklayamıyorum ama oturuyo işte... sinemanın bazı konularda insana hesap vermeden iş yapabilme özgürlüğü var.

eisenstein'ın burada yaptığı şey de seyircinin önüne yalnızca görüntüler koymak değil, o görüntülerin arasında bir ilişki kurmaya zorlamak... çünkü bazen bir şeyin anlamı kendi içinde değil, hemen yanına ne koyduğunda saklı... aynı yüzü bir tabak çorbanın ardından gösterdiğinde başka, bir tabutun ardından gösterdiğinde başka bi şey hissediyosun. adamın yüzü aynı yüz arkadaşlar, hayatında hiçbir değişiklik yok ama senin kafanda bi şeyler değişmiş durumda... yani adam belki de sabahtan beri aynı ifadeyle dolaşıyo ama sen onu önce çorbayla sonra tabutla gösterdiğin için bir anda hayatın anlamını sorgulayan, geçmişiyle hesaplaşan bir adama dönüştürüyosun... adamın bundan haberi bile yok, muhtemelen eve gidince makarna yiyip yatıcak ama sen çoktan onun iç dünyasına üç perdeli bir trajedi yazmışsın...

işin güzel tarafı şu ki insan zihni de biraz böyle çalışıyo galiba... hayatımız boyunca bir sürü şey yaşıyoruz, bazılarını unutuyoruz, bazılarını yıllarca kafamızda taşıyoruz, sonra hiç alakası olmayan iki anı bir araya geliyo ve bir bakmışsın çocukluğunda yaşadığın saçma sapan bi olayın bugünkü kişiliğinle bağlantısını kurmuşsun... halbuki o gün sadece sınıfta yanlış cevap vermiştin ve aradan on beş yıl geçmişti. beynin bunu bekletmiş, uygun görüntüyü bulmuş ve montajı tamamlamış... eisenstein'ın kemikleri sızlamasın ama insan zihni de boş durmuyo...

sovyet montajının beni asıl etkileyen tarafı da bu zaten, anlamın bazen tek başına hiçbir şey ifade etmeyen parçaların arasında ortaya çıkması... bir görüntüye bakıyosun, sonra başka görüntü geliyo ve ilk görüntü artık aynı görüntü olmaktan çıkıyo... sinema bunu yapıyo, edebiyat yapıyo, hatta bazen hayat bile yapıyo bunu... yıllardır hiçbir anlam yüklemediğin bi olayın yıllar sonra başka bi olayla yan yana gelmesi ve bir anda her şeyin yerine oturması gibi. tabii bazen de hiçbir şey yerine oturmuyo, sen sabaha kadar kafanda kurgu yapıyosun ve ortaya çıkan tek sonuç üç saat uyuyamamış olman oluyo... her montajın başarılı olmasını beklememek lazım arkadaşlar, sonuçta bazı hayatların kurgusu gerçekten çok kötü.
devamını gör...
hassastan söyle panpa.. diğerleri cacık
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sovyet montajının gece üçte söylenen dönere benzemesi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim