yazar : burhan sönmez
yayım yılı : 2021
bir mezar taşı ustası olan avdo'nun hikayesini anlatır roman. bir evi, bir ailesi, kökeni yoktur. çocukluğundan başlayıp mezar taşı ustası olana kadarki yolculuğunu okurken, bir yandan da ülkenin tarihi, farklı kültürleri, inançlarını gözler önüne seriyor yazar. çok yönlü olan romanın dili sade ve akıcı ilerlemektedir.
yayım yılı : 2021
bir mezar taşı ustası olan avdo'nun hikayesini anlatır roman. bir evi, bir ailesi, kökeni yoktur. çocukluğundan başlayıp mezar taşı ustası olana kadarki yolculuğunu okurken, bir yandan da ülkenin tarihi, farklı kültürleri, inançlarını gözler önüne seriyor yazar. çok yönlü olan romanın dili sade ve akıcı ilerlemektedir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "caysimitwesson" tarafından 07.04.2021 23:16 tarihinde açılmıştır.
1.
burhan sönmez'in iletişim yayınları'ndan çıkan romanıdır.
mezar taşlarına ölülerin ruhlarından bir parça katmaya çalışan mezartaşı ustası avdo, hayatının türkiye'nin ruhuna dolandığını fark etmeden, merkezefendi mezarlığı'nın yanı başındaki kulübesinde hikâyelerini anlatıyor. bu hikâyelerin ucu dersim'e de gidiyor haymana'ya da, darbeler de görüyor katliamlar da ve tabii aşklar da yerini alıyor bitimsiz acılar da. 30'lu yıllardan günümüze mezopotamya tablosu gibi bir roman ve müthiş bir kurgu. gönülden tavsiyemdir.
“gavsono, mülteci demek. kendi toprağından kopan, başka toprağa savrulan kişiye denir. rüzgârın önündeki yaprak gibi. toprağını yitirmek belleğini yitirmektir.”
syf.87
“bütün yıldızların kutup yıldızı'nın etrafında ve bütün meleklerin dünyanın etrafında dönmesi gibi hacıların da kâbe'nin etrafında döndüğünü anlattı. varlık daireydi ve daire merkezin etrafında dönerdi. gerçek hem dairede hem merkezdeydi, yani hem bütünde hem tekteydi. insan devranda usul usul dönerek yaradana yaklaşır, onunla bütün olurdu. merkez ile daire buluşurdu. mevlana hazretleri bir gün kuyumcular çarsısından geçerken çekiç seslerindeki müziği duymuş, olduğu yerde kollarını açıp devran dönmeye başlamıştı. yobazların onu kınamasının, onu günankâr saymasının değeri yoktu. mevlana'nın bize gösterdiği gibi gerçek her an, her yerde bulunabilirdi.”
syf.101
mezar taşlarına ölülerin ruhlarından bir parça katmaya çalışan mezartaşı ustası avdo, hayatının türkiye'nin ruhuna dolandığını fark etmeden, merkezefendi mezarlığı'nın yanı başındaki kulübesinde hikâyelerini anlatıyor. bu hikâyelerin ucu dersim'e de gidiyor haymana'ya da, darbeler de görüyor katliamlar da ve tabii aşklar da yerini alıyor bitimsiz acılar da. 30'lu yıllardan günümüze mezopotamya tablosu gibi bir roman ve müthiş bir kurgu. gönülden tavsiyemdir.
“gavsono, mülteci demek. kendi toprağından kopan, başka toprağa savrulan kişiye denir. rüzgârın önündeki yaprak gibi. toprağını yitirmek belleğini yitirmektir.”
syf.87
“bütün yıldızların kutup yıldızı'nın etrafında ve bütün meleklerin dünyanın etrafında dönmesi gibi hacıların da kâbe'nin etrafında döndüğünü anlattı. varlık daireydi ve daire merkezin etrafında dönerdi. gerçek hem dairede hem merkezdeydi, yani hem bütünde hem tekteydi. insan devranda usul usul dönerek yaradana yaklaşır, onunla bütün olurdu. merkez ile daire buluşurdu. mevlana hazretleri bir gün kuyumcular çarsısından geçerken çekiç seslerindeki müziği duymuş, olduğu yerde kollarını açıp devran dönmeye başlamıştı. yobazların onu kınamasının, onu günankâr saymasının değeri yoktu. mevlana'nın bize gösterdiği gibi gerçek her an, her yerde bulunabilirdi.”
syf.101
devamını gör...
"taş ve gölge" ile benzer başlıklar
gölge
24
