1.
senaryosu hazal demir tarafından yazılan ve caner akkaya tarafından yönetilen kısa film; kadrosunda ise aslıhan altunel, berke sanlı, doruk cihan gıdık ve esra tekin gibi isimler rol almış iken film 2012 yılında yayınlanmıştır.

hayatımıza giren insanların yalnızca bir tesadüf eseri mi yoksa kaderin bir hediyesi mi olduğu sorusu üzerine düşündürüyor.
bankta oturmakta ve denizi seyretmekte olan genç bir kadının hüzünlü ve durgun olduğu görülüyor, o sırada deniz kenarında yürümekte olan genç bir adam genç kadının yanına oturuyor, tanışmaları kader mi yoksa tesadüf mü, bilinebilir mi?
genç adam, kadına kendi simitinden bir parça koparıp veriyor, kadın ise simitini martılarla paylaşıyor, geri döndüğünde ise genç adamın birkaç saniye içinde oradan ayrıldığı ve gitmeden önce bir not bıraktığı görülüyor.
umarım tekrar karşılaşırız yazıyor notunda, tekrar karşılaşmaları ya mümkün ya da imkânsız, bazen bir yüzü ölene kadar göremeyebilirsin, eğer sen onun için bir yazgı değil sadece bir tesadüf isen.
hayatın onları yeniden bir araya getirmeleri güçlü bir ihtimâl gibi görünüyor, belki kavuşacaklar, aşık olacaklar, belki de ebediyen yollar ayrılacaktır, hayatta ilişkilere dair sistemin böyle yürüdüğü gibi.
film hakkında kişisel fikirlerime geçmem gerekirse;
düşündürdüğü bazı şeyler vardı, tanıdığımız bir insanın, insanların, hayatımızda ne gibi bir iz bırakacağını, yokluklarının bizi ne hale getireceğini başta bilemezdik, tesadüfen tanıştığın bir insan sana cennet de olabilirdi, cehennem de, her şeyi anlamlı kılabilirdi, her şeyi anlamsızlaştırabilirdi, bu tamamen ona olan sevgimize ve onun yokluğuna bağlı değişirdi.
bir insanı ilk tanıdığın zamanlarda, onun senin hayatında bu kadar büyük bir iz bırakacağını bilebilir miydin?
ya da o, senin onun hayatında bu kadar büyük bir iz bırakacağını bilebilir miydi?
tesadüflere inanmak istemediğin oldu mu hiç?

hayatımıza giren insanların yalnızca bir tesadüf eseri mi yoksa kaderin bir hediyesi mi olduğu sorusu üzerine düşündürüyor.
bankta oturmakta ve denizi seyretmekte olan genç bir kadının hüzünlü ve durgun olduğu görülüyor, o sırada deniz kenarında yürümekte olan genç bir adam genç kadının yanına oturuyor, tanışmaları kader mi yoksa tesadüf mü, bilinebilir mi?
genç adam, kadına kendi simitinden bir parça koparıp veriyor, kadın ise simitini martılarla paylaşıyor, geri döndüğünde ise genç adamın birkaç saniye içinde oradan ayrıldığı ve gitmeden önce bir not bıraktığı görülüyor.
umarım tekrar karşılaşırız yazıyor notunda, tekrar karşılaşmaları ya mümkün ya da imkânsız, bazen bir yüzü ölene kadar göremeyebilirsin, eğer sen onun için bir yazgı değil sadece bir tesadüf isen.
hayatın onları yeniden bir araya getirmeleri güçlü bir ihtimâl gibi görünüyor, belki kavuşacaklar, aşık olacaklar, belki de ebediyen yollar ayrılacaktır, hayatta ilişkilere dair sistemin böyle yürüdüğü gibi.
film hakkında kişisel fikirlerime geçmem gerekirse;
düşündürdüğü bazı şeyler vardı, tanıdığımız bir insanın, insanların, hayatımızda ne gibi bir iz bırakacağını, yokluklarının bizi ne hale getireceğini başta bilemezdik, tesadüfen tanıştığın bir insan sana cennet de olabilirdi, cehennem de, her şeyi anlamlı kılabilirdi, her şeyi anlamsızlaştırabilirdi, bu tamamen ona olan sevgimize ve onun yokluğuna bağlı değişirdi.
bir insanı ilk tanıdığın zamanlarda, onun senin hayatında bu kadar büyük bir iz bırakacağını bilebilir miydin?
ya da o, senin onun hayatında bu kadar büyük bir iz bırakacağını bilebilir miydi?
tesadüflere inanmak istemediğin oldu mu hiç?
devamını gör...
"tesadüf (kısa film)" ile benzer başlıklar
tesadüf
26