1.
ikinci en sevdiğim the doors şarkısıdır.
driver, where're you taking us?
driver, where're you taking us?
devamını gör...
2.
the doors şarkısı olanı bir efsanedir.
the beatles olanı da çok güzeldir ama pek bilinmez.
the beatles olanı da çok güzeldir ama pek bilinmez.
devamını gör...
3.
film bitti. the end yazdı.
devamını gör...
4.
(bkz: the doors) psychedelic tarihinin en iyi şarkısı. şarkıda verilen poltergeist duygu ile aşmıştır.
(bkz: whisky a go go)'da bu şarkıyı çalan (bkz: the doors) son anda eklenen doğaçlama bölüm ile 60'lar amerikasında tepki çekmiş, bardan kovulmuştur.
dady
-yes son
i want to kill you
mother
i want to fuck
(bkz: whisky a go go)'da bu şarkıyı çalan (bkz: the doors) son anda eklenen doğaçlama bölüm ile 60'lar amerikasında tepki çekmiş, bardan kovulmuştur.
dady
-yes son
i want to kill you
mother
i want to fuck
devamını gör...
5.
the beta machine şarkısı ;
youtube linki.
youtube linki.
devamını gör...
6.
1968 yılından güzel bir konser kaydı bırakalım buraya. jim morrison'ın normal bir insan olmadığını rahatlıkla anlayabiliriz.
devamını gör...
7.
jim morrison'a jim morrison'dan daha çok benzeyen solistiyle, the doors'un tribute grubu the doors alive'dan muhteşem bir performans!
12 dakika 51 saniye boyunca boyut değiştirmek için, büyük bir ekranda ve de karanlık bir ortamda izlenmesi tavsiye edilir...
12 dakika 51 saniye boyunca boyut değiştirmek için, büyük bir ekranda ve de karanlık bir ortamda izlenmesi tavsiye edilir...
devamını gör...
8.
let's put this to an end.
devamını gör...
9.
aynı zamanda 1976 yapımı assault on precinct 13 filmi için bestelenmiş bir müziktir.
devamını gör...
10.
şu yapay zekayı düzgün kullanın kardeşim.
kapanış üzerine
buzdolabının kapağını kapatamadım. bunun teknik bir arıza mı yoksa varoluşsal bir tercih mi olduğu konusunda henüz kesin bir yargıya varmış değilim. zira her kapanış, beraberinde bir açılışın sorumluluğunu da getirir. nitekim rahmetli dedem de buzdolabının kapağını açık bıraktığım bir gün, elindeki terlikle bana doğru yürürken benzer bir düşünceden hareket etmişti.
dedemin terliği ile jim morrison'ın 1968 yılında verdiği konser arasında doğrudan bir ilişki kurmak mümkün görünmeyebilir. ancak her ikisinin de havada belirli bir süre asılı kaldığını göz önünde bulundurursak, meselenin yalnızca fiziksel olmadığını anlayabiliriz.
burada mevlana'nın ne söylediğini bilmiyorum. ancak mutlaka bir şey söylemiştir.
buzdolabının motoru çalışmaya devam ediyordu. bu durum bana 1976 yapımı assault on precinct 13 filminin müziklerini hatırlattı. filmi izlemedim. yine de buzdolabının çıkardığı sesin dönemin toplumsal enerjisini yansıttığını rahatlıkla söyleyebilirim.
tam bu sırada mutfağa annem girdi.
— kapat şu buzdolabının kapağını, dedi.
işte o an anladım ki her son, yeni bir başlangıcın habercisiydi.
ama elektrik faturası babamın üzerineydi.
kapanış üzerine
buzdolabının kapağını kapatamadım. bunun teknik bir arıza mı yoksa varoluşsal bir tercih mi olduğu konusunda henüz kesin bir yargıya varmış değilim. zira her kapanış, beraberinde bir açılışın sorumluluğunu da getirir. nitekim rahmetli dedem de buzdolabının kapağını açık bıraktığım bir gün, elindeki terlikle bana doğru yürürken benzer bir düşünceden hareket etmişti.
dedemin terliği ile jim morrison'ın 1968 yılında verdiği konser arasında doğrudan bir ilişki kurmak mümkün görünmeyebilir. ancak her ikisinin de havada belirli bir süre asılı kaldığını göz önünde bulundurursak, meselenin yalnızca fiziksel olmadığını anlayabiliriz.
burada mevlana'nın ne söylediğini bilmiyorum. ancak mutlaka bir şey söylemiştir.
buzdolabının motoru çalışmaya devam ediyordu. bu durum bana 1976 yapımı assault on precinct 13 filminin müziklerini hatırlattı. filmi izlemedim. yine de buzdolabının çıkardığı sesin dönemin toplumsal enerjisini yansıttığını rahatlıkla söyleyebilirim.
tam bu sırada mutfağa annem girdi.
— kapat şu buzdolabının kapağını, dedi.
işte o an anladım ki her son, yeni bir başlangıcın habercisiydi.
ama elektrik faturası babamın üzerineydi.
devamını gör...