1.
iron maiden'ın efsane vokalisti bruce dickinson'ın bir sonraki solo albümünün ismi olacakmış bu.
2024 başlarında çıkması bekleniyormuş.
sanatçının 7. solo albümü olacak. benim için şu albümleri çok özeldir: (bkz: the chemical wedding) (bkz: accident of birth) (bkz: balls to picasso) (bkz: tyranny of souls)
son solo albümü tyranny of souls 2005'te çıkmıştı.
asırlardır (abarttım ama öyle gibi geldi bana harbiden) çıkmasını beklediğim albüm nihayet çıkacak. yani umarım 2024'te çıkar en geç. kaç kere ertelendi, yarısı bitti denmesinin ardından beri bile çokça yıldır bekliyoruz.
bruce dickinson'ın solo kariyerini iron maiden'a tercih ederim her zaman; 1997'de balls to picasso albümüyle keşfettiğimden beri* bu böyle olmuştur.
bekledik biz bunu, çok bekledik!
haydi bruce baba. koy karizmanı ortamlara tekrar!
roy z, senden beklentim de daha aşağıda değil!
2024 başlarında çıkması bekleniyormuş.
sanatçının 7. solo albümü olacak. benim için şu albümleri çok özeldir: (bkz: the chemical wedding) (bkz: accident of birth) (bkz: balls to picasso) (bkz: tyranny of souls)
son solo albümü tyranny of souls 2005'te çıkmıştı.
asırlardır (abarttım ama öyle gibi geldi bana harbiden) çıkmasını beklediğim albüm nihayet çıkacak. yani umarım 2024'te çıkar en geç. kaç kere ertelendi, yarısı bitti denmesinin ardından beri bile çokça yıldır bekliyoruz.
bruce dickinson'ın solo kariyerini iron maiden'a tercih ederim her zaman; 1997'de balls to picasso albümüyle keşfettiğimden beri* bu böyle olmuştur.
bekledik biz bunu, çok bekledik!
haydi bruce baba. koy karizmanı ortamlara tekrar!
roy z, senden beklentim de daha aşağıda değil!
devamını gör...
2.
1 mart 2024'te çıkacağı açıklanan albüm. üffff, nasıl hecacanlıyım!
ilk single'ı afterglow of ragnarok gece paylaşılmıştı.
parça listesi ve albüm kapağı da şöyle:
1. afterglow of ragnarok (5:45)
2. many doors to hell (4:48)
3. rain on the graves (5:05)
4. resurrection men (6:24)
5. fingers in the wounds (3:39)
6. eternity has failed (6:59)
7. mistress of mercy (5:08)
8. face in the mirror (4:08)
9. shadow of the gods (7:02)
10. sonata (immortal beloved) (9:51)
ilk single'ı afterglow of ragnarok gece paylaşılmıştı.
parça listesi ve albüm kapağı da şöyle:
1. afterglow of ragnarok (5:45)
2. many doors to hell (4:48)
3. rain on the graves (5:05)
4. resurrection men (6:24)
5. fingers in the wounds (3:39)
6. eternity has failed (6:59)
7. mistress of mercy (5:08)
8. face in the mirror (4:08)
9. shadow of the gods (7:02)
10. sonata (immortal beloved) (9:51)
devamını gör...
3.
maalesef 10 üzerinden 7.5 verebileceğim kadar iyi bir albüm olmuş; gönül isterdi ki 9'luk olsun. albüm çıkalı birkaç gün oldu. ben de bu süreçte defalarca dinlemiş oldum the mandrake project'i. ilk gün bir şeyler yazmayı tercih etmedim zira defalarca dinlemeden detaylı bir analiz yapmak istemedim. şimdi kritiğime gelelim.
öncelikle sound karakterini çok beğendim. bruce dickinson'ın 7. solo albümü bu ve diğerlerinde olduğu gibi bunda da son derece iyi bir sound var ve bu albümlerin hiçbirinin sound'u birbirine benzemiyor ki bu mükemmel bir şey. mikste birtakım cidden tuhaf şeyler var yalnız. dickinson'ın vokalleri ve roy z'nin gitar soloları arada arkada kalıyor ki roy z gibi bir prodüktörden nasıl böyle bir şey geldi, anlam veremedim. zaten youtube'dan paylaşılan iki teklide bunları fark etmiştim ancak o platform özelinde bir sorun olabileceğini ummuştum bunun ki maalesef albümde de aynı. bir iki "garip" vokal atraksiyonu ve miksi tercihine de rastladım; yani ana vokal kanalları/partları değil de süsleme/zenginleştirmek için eklenen vokal kısımlarından bahsediyorum ve bunları benimseyebilip benimseyemeyeceğimi zaman gösterecek. benzer şekilde gitarlarda da, soloların üst üste bindirilmesi tarzında bir şeyi de çok "manalı" bulamadım ilk etapta. ne unison ne de dual-harmony diyebileceğim bir şeyden bahsediyorum... yalnız albümün sound karakteri çok güzel ve lezzetli; bunu yineleyeyim.
bruce dickinson'ın tüm şarkılarının mükemmel olduğu tek albüm the chemical wedding bence ve the mandrake project de bunu değiştirebilen, diskografiye baştan sona mükemmel bir albüm daha ekleyebilen bir iş olmamış. yalnız, accident of birth'ü de the chemical wedding kadar severim ben zira oradaki bazı parçaların da dickinson'ın kariyerinin en iyi şarkıları olduğunu düşünüyorum.
albümde bazı dikotomik denemeler var ve bunların bir kısmını defalarca dinledikten sonra benimsemişken, bir kısmına da ısınamadım. ani tempo değişimleri mesela. kimisi bana cidden eğreti geldi ve bu değişmeyecek gibi. dikotomi derken... örneğin çok tipik ve klasik formda giden bir şarkı birdenbire bambaşka bir şarkıya dönüşüyor adeta. bunu iyi de kotarabilirsiniz elbette ama burada kulağım yadırgadı bu tip denemelerden bazılarını.
bana göre dickinson'ın solo albümlerinde bruce'un müthiş vokalleri kadar roy z'nin süper gitarları da önemlidir; the mandrake project'te bruce çok iyi, hatta beklediğimden çok daha iyi söylüyor. cidden prime'ında gibi vokal yapmış adam. roy z ise maalesef o kadar iyi değil. bir iki tane mükemmel gitar solosu var ancak kesinlikle kendi standartlarının altında kaldığını düşünüyorum amerikalı gitaristin. riff'lerde de tablo benzer. bir tek gitar tonu seçimlerini ve biraz etnik hava katan bazı yaklaşımlarını çok beğendim.
albümü ruhlu ve atmosferik bulsam da bu kadar uzun süre üzerinde çalışılan bir albümde daha iyi bir bestecilik beklerdim. yani progressive metal yapsınlarmış falan modunda değilim ama şarkı yazımı bana neredeyse hiç heyecan vermedi.
albümdeki favori şarkılarım; rain on the graves, fingers in the wounds ve eternity has failed. orada burada gördüğüme göre shadow of the gods şarkısı en çok beğenilmiş. 4. dakikaya kadar harika giden ve sonrasında "olmamış" bir şarkıya dönüşen bir iş gibi geldi bana o. yani hep ilk 4 dakikadaki gibi soft gitmeliydi demiyorum fakat o geçişleri pek armonik bulmadım. yazının gerilerinde bahsettiğim dikotomi konusuna örnek olarak verebilirim bu parçayı. fingers in the wounds'tan bahsedildiğini ise görmüyorum fakat bana göre mükemmel bir parça bu. mesela onun ikinci dakikası civarı giren oryantal kısımı kulaklarım benimsedi. yani shadow of the gods'ta yadırgadığım cinsten bir şey var burada da ama bunu sevdim işte! resurrection men parçasında da benzer bir şey var. birden sanki black sabbath şarkısı giriyor parçanın ortalarında. buna da pek ısınamadım maalesef. belki de zaman gerekiyordur. sonuçta 3 gündür dinliyorum albümü ama şimdilik fikirlerim bunlar.
iki yerde bruce'un eski şarkılarına gönderme var. şimdi bulup dakika veremem, üşeniyorum fakat freak şarkısının temel riff'inin çok benzeri kullanılmış mistress of mercy şarkısında ve sonata (immortal beloved)'da da cyclops şarkısından bir şeyler var. aklıma bu ikisi geldi şu anda. başka şeyler de olabilir. bunu daha önce de yapmışlardı tyranny of souls'ta ve bunlar hoş detaylar bence; böyle şeyleri keşfetmek bana keyif veriyor.
dediğim gibi, benden 7.5/10 alır bu albüm. yine de teşekkürler bruce reyiz. her zaman büyük bir hayranındım ve hep öyle kalacağım.
öncelikle sound karakterini çok beğendim. bruce dickinson'ın 7. solo albümü bu ve diğerlerinde olduğu gibi bunda da son derece iyi bir sound var ve bu albümlerin hiçbirinin sound'u birbirine benzemiyor ki bu mükemmel bir şey. mikste birtakım cidden tuhaf şeyler var yalnız. dickinson'ın vokalleri ve roy z'nin gitar soloları arada arkada kalıyor ki roy z gibi bir prodüktörden nasıl böyle bir şey geldi, anlam veremedim. zaten youtube'dan paylaşılan iki teklide bunları fark etmiştim ancak o platform özelinde bir sorun olabileceğini ummuştum bunun ki maalesef albümde de aynı. bir iki "garip" vokal atraksiyonu ve miksi tercihine de rastladım; yani ana vokal kanalları/partları değil de süsleme/zenginleştirmek için eklenen vokal kısımlarından bahsediyorum ve bunları benimseyebilip benimseyemeyeceğimi zaman gösterecek. benzer şekilde gitarlarda da, soloların üst üste bindirilmesi tarzında bir şeyi de çok "manalı" bulamadım ilk etapta. ne unison ne de dual-harmony diyebileceğim bir şeyden bahsediyorum... yalnız albümün sound karakteri çok güzel ve lezzetli; bunu yineleyeyim.
bruce dickinson'ın tüm şarkılarının mükemmel olduğu tek albüm the chemical wedding bence ve the mandrake project de bunu değiştirebilen, diskografiye baştan sona mükemmel bir albüm daha ekleyebilen bir iş olmamış. yalnız, accident of birth'ü de the chemical wedding kadar severim ben zira oradaki bazı parçaların da dickinson'ın kariyerinin en iyi şarkıları olduğunu düşünüyorum.
albümde bazı dikotomik denemeler var ve bunların bir kısmını defalarca dinledikten sonra benimsemişken, bir kısmına da ısınamadım. ani tempo değişimleri mesela. kimisi bana cidden eğreti geldi ve bu değişmeyecek gibi. dikotomi derken... örneğin çok tipik ve klasik formda giden bir şarkı birdenbire bambaşka bir şarkıya dönüşüyor adeta. bunu iyi de kotarabilirsiniz elbette ama burada kulağım yadırgadı bu tip denemelerden bazılarını.
bana göre dickinson'ın solo albümlerinde bruce'un müthiş vokalleri kadar roy z'nin süper gitarları da önemlidir; the mandrake project'te bruce çok iyi, hatta beklediğimden çok daha iyi söylüyor. cidden prime'ında gibi vokal yapmış adam. roy z ise maalesef o kadar iyi değil. bir iki tane mükemmel gitar solosu var ancak kesinlikle kendi standartlarının altında kaldığını düşünüyorum amerikalı gitaristin. riff'lerde de tablo benzer. bir tek gitar tonu seçimlerini ve biraz etnik hava katan bazı yaklaşımlarını çok beğendim.
albümü ruhlu ve atmosferik bulsam da bu kadar uzun süre üzerinde çalışılan bir albümde daha iyi bir bestecilik beklerdim. yani progressive metal yapsınlarmış falan modunda değilim ama şarkı yazımı bana neredeyse hiç heyecan vermedi.
albümdeki favori şarkılarım; rain on the graves, fingers in the wounds ve eternity has failed. orada burada gördüğüme göre shadow of the gods şarkısı en çok beğenilmiş. 4. dakikaya kadar harika giden ve sonrasında "olmamış" bir şarkıya dönüşen bir iş gibi geldi bana o. yani hep ilk 4 dakikadaki gibi soft gitmeliydi demiyorum fakat o geçişleri pek armonik bulmadım. yazının gerilerinde bahsettiğim dikotomi konusuna örnek olarak verebilirim bu parçayı. fingers in the wounds'tan bahsedildiğini ise görmüyorum fakat bana göre mükemmel bir parça bu. mesela onun ikinci dakikası civarı giren oryantal kısımı kulaklarım benimsedi. yani shadow of the gods'ta yadırgadığım cinsten bir şey var burada da ama bunu sevdim işte! resurrection men parçasında da benzer bir şey var. birden sanki black sabbath şarkısı giriyor parçanın ortalarında. buna da pek ısınamadım maalesef. belki de zaman gerekiyordur. sonuçta 3 gündür dinliyorum albümü ama şimdilik fikirlerim bunlar.
iki yerde bruce'un eski şarkılarına gönderme var. şimdi bulup dakika veremem, üşeniyorum fakat freak şarkısının temel riff'inin çok benzeri kullanılmış mistress of mercy şarkısında ve sonata (immortal beloved)'da da cyclops şarkısından bir şeyler var. aklıma bu ikisi geldi şu anda. başka şeyler de olabilir. bunu daha önce de yapmışlardı tyranny of souls'ta ve bunlar hoş detaylar bence; böyle şeyleri keşfetmek bana keyif veriyor.
dediğim gibi, benden 7.5/10 alır bu albüm. yine de teşekkürler bruce reyiz. her zaman büyük bir hayranındım ve hep öyle kalacağım.
devamını gör...