1.
distopik filmler listesine alınız hemen.
1971 tarihli star wars evreninin kurucusu george lucas yapımı film.
insanların isimler yerine harf ve sayılara sahip olduğu, duyguların ve cinsel arzunun zorunlu ilaçlarla baskılandığı devasa bir yeraltı dünyası.
tüketim hırsının bir erdem, üretme çarkının ise yaşam amacı olarak sunulduğu bir dünyada hayal edin kendinizi. sistemin sesi kulağınıza sürekli aynı melodiyi fısıldıyor: daha çok üret, daha çok tüket, mutlu ol. kulağa neredeyse bir huzur reçetesi gibi gelen, günümüzde de verilen bu mantra, aslında modern insanın ruhuna giydirilmiş görünmez bir deli gömleğinden fazlası değil.
ancak çarkların bu kadar kusursuz dönmesi için sadece maddi vaatler yetmez tabi ki; insanın sığınacak bir limana, vicdanını rahatlatacak bir "kutsala" da ihtiyacı vardır. insanların vicdan azabıyla kapısına gittiği, günah çıkardığı o dini ikonlar bile isa figürüne büründürülmüş bir yapay zekadan ibaret. insan, kendi elleriyle kodladığı bir algoritmaya diz çöküp bağışlanma diliyor.
insanların sorgulama yetisini uyuşturan, adaletsizliklere ve yabancılaşmaya karşı bir itiraz geliştirmesini engelleyen bir tür "dijital afyon". ne kadar tanıdık değil mi? sonuçta karşımıza çıkan şey, ruhunu algoritmalar ile tüketim arzusuna teslim etmiş bir toplum. gerçek duygunun yerini kodların, gerçek inancın yerini ise sistemin ihtiyaç duyduğu illüzyonların aldığı bu soğuk dünyada; insan mutlu olduğunu sanırken, aslında sadece kusursuz çalışan bir makinenin en sadık parçasına dönüşüyor.
filmde aşk ise satılamayan, üretilemeyen ve tüketilemeyen tek olgudur. sadece duygusal bir yakınlaşma değil; doğrudan sisteme, devlete ve düzene karşı yapılmış en radikal politik eylem ve bir isyan biçimi olarak sunuluyor.
1971 tarihli star wars evreninin kurucusu george lucas yapımı film.
insanların isimler yerine harf ve sayılara sahip olduğu, duyguların ve cinsel arzunun zorunlu ilaçlarla baskılandığı devasa bir yeraltı dünyası.
tüketim hırsının bir erdem, üretme çarkının ise yaşam amacı olarak sunulduğu bir dünyada hayal edin kendinizi. sistemin sesi kulağınıza sürekli aynı melodiyi fısıldıyor: daha çok üret, daha çok tüket, mutlu ol. kulağa neredeyse bir huzur reçetesi gibi gelen, günümüzde de verilen bu mantra, aslında modern insanın ruhuna giydirilmiş görünmez bir deli gömleğinden fazlası değil.
ancak çarkların bu kadar kusursuz dönmesi için sadece maddi vaatler yetmez tabi ki; insanın sığınacak bir limana, vicdanını rahatlatacak bir "kutsala" da ihtiyacı vardır. insanların vicdan azabıyla kapısına gittiği, günah çıkardığı o dini ikonlar bile isa figürüne büründürülmüş bir yapay zekadan ibaret. insan, kendi elleriyle kodladığı bir algoritmaya diz çöküp bağışlanma diliyor.
insanların sorgulama yetisini uyuşturan, adaletsizliklere ve yabancılaşmaya karşı bir itiraz geliştirmesini engelleyen bir tür "dijital afyon". ne kadar tanıdık değil mi? sonuçta karşımıza çıkan şey, ruhunu algoritmalar ile tüketim arzusuna teslim etmiş bir toplum. gerçek duygunun yerini kodların, gerçek inancın yerini ise sistemin ihtiyaç duyduğu illüzyonların aldığı bu soğuk dünyada; insan mutlu olduğunu sanırken, aslında sadece kusursuz çalışan bir makinenin en sadık parçasına dönüşüyor.
filmde aşk ise satılamayan, üretilemeyen ve tüketilemeyen tek olgudur. sadece duygusal bir yakınlaşma değil; doğrudan sisteme, devlete ve düzene karşı yapılmış en radikal politik eylem ve bir isyan biçimi olarak sunuluyor.
devamını gör...