yazar: oruç aruoba
yayım yılı: 1990
1990 - 1992 yılları arasında yayımlanan yürüme üçlüsünün son kitabı olan tümceler'de yazar hayata dair felsefi gözlemlerini yazmıştır.
yayım yılı: 1990
1990 - 1992 yılları arasında yayımlanan yürüme üçlüsünün son kitabı olan tümceler'de yazar hayata dair felsefi gözlemlerini yazmıştır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 22.12.2023 16:32 tarihinde açılmıştır.
1.
" duygularım dönüşmüş hep anılara.
biliyor musun?
hayır, tabii ki; yoksun ki, bilesin. "
türk yazar, şair, akademisyen ve felsefeci oruç aruoba imzalı eser; 168 sayfa olan kitabımız 1990 yılında yayınlanmıştır.
oruç aruoba bir şair olsa da bence hiçbir zaman aşk şairi olmamıştır, şiiri dahi felsefe üzerine inşa edilmiş gibidir.
onun yazılarında ve kitaplarında bence duygusallığa fazla rastlanılmaz, bence dememin tek sebebi de çok bilmiş olmak, bencillik değil öznel yargılar olduğu ve kesinlik taşımadıkları içindir.
onun okuduğum kitaplarından yola çıkarak rahatlıkla söyleyebilirim ki o aşkı değil aşktan geriye kalanları, iki kişi arasında saklı kalanları, hiç söylenmemiş ve söylenemeyecek sözleri, aşkın, acının, yalnızlığın ve insan ruhunun haritasını çizer gibi bir bakış açısı hüküm sürüyor yazdıklarında ve bu kitabında da.
oruç aruoba her an düşünen, fark edilmesi zor olanı fark eden, düşünme biçimi neredeyse herkesten farklı olan, duyguları asgari düzeye indirmiş olsa da o duyguyu her şeye rağmen hissettiren, ağlatabilen, bambaşka biri.
insan bazen birkaç tümceye sığar, bütün ömrü birkaç tümcedir, olup olabileceği ancak bir anı ve birkaç tümce...
duygularını, düşüncelerini, acıyı, aşkı, yalnızlığı, fark edişlerini, hatırladıklarını, felsefik bir bakış açısıyla şiir formuna dönüştürdüğü, şiirlerin yanı sıra şiire benzeyen yazıların da yer aldığı bir kitap bu.
onun zilif adlı eserinde kızına yazmış olduğu intihar mektubunda etkilendiğimi hatırlıyorum, bu kitabı da benim için etkileyici ve sarsıcıydı.
artık acı vermedi bana, her an çıkıp gidebileceğim bu dünya benzeri bir sözü vardı zilif adlı eserinde, o sözü etkileyiciydi.
birkaç tümce ile tanımıma burada bir son veriyorum.

why is low -tide so pathetic?
duygularım dönüşmüş hep anılara.
felsefe yapmak, kişinin, gelmeyeceğini bildiği birisini beklemesine benzetilebilir.
hiçbir zaman kazanılmaz,
çünkü hiç kaybedilmemiştir.
zor iş - ölen için değil de, yaşayanlar için : gidip, 'teşhis' edip, alıp, götürüp, yıkayıp, sarıp sarmalayıp, bir kutuya koyup, bir çukur kazıp, taşıyıp, gömüp, toprak küreyip, ağlamalarını gerektiren bir iş --zor... --
yalnızlık idman gerektirir.
sevmiyorsak, yokuz.
biliyor musun, papatyamı öldürüyorum
- hep aynı saksı için de beslenmeden tutuyorum onu; ben varken biraz su alıyor, yokken de, kupkuru kökleriyle, öyle, güneş'in altında kalıyor:
verebildiği çiçekler, birer dal çıkıntısı yalnızca; yaprakları, sarı kahverengi, yanık ve kavruk - papatyamı niye öldürüyorum sence?
biliyor musun
hayır, tabii ki; yoksun ki, bilesin.
sen değilsin; olamazsın bu.
gece bitti artık; yoksun.
gelmeyeceksin
- ben de beklemeyeceğim seni artık.
gidiyorum işte şimdi
- sen de gelmeyeceksin artık.
hiç olmamış mıydın acaba
- - bir yanılgı mıydı, seni görmem, düşünmem?
biliyor musun?
hayır, tabii ki; yoksun ki, bilesin. "
türk yazar, şair, akademisyen ve felsefeci oruç aruoba imzalı eser; 168 sayfa olan kitabımız 1990 yılında yayınlanmıştır.
oruç aruoba bir şair olsa da bence hiçbir zaman aşk şairi olmamıştır, şiiri dahi felsefe üzerine inşa edilmiş gibidir.
onun yazılarında ve kitaplarında bence duygusallığa fazla rastlanılmaz, bence dememin tek sebebi de çok bilmiş olmak, bencillik değil öznel yargılar olduğu ve kesinlik taşımadıkları içindir.
onun okuduğum kitaplarından yola çıkarak rahatlıkla söyleyebilirim ki o aşkı değil aşktan geriye kalanları, iki kişi arasında saklı kalanları, hiç söylenmemiş ve söylenemeyecek sözleri, aşkın, acının, yalnızlığın ve insan ruhunun haritasını çizer gibi bir bakış açısı hüküm sürüyor yazdıklarında ve bu kitabında da.
oruç aruoba her an düşünen, fark edilmesi zor olanı fark eden, düşünme biçimi neredeyse herkesten farklı olan, duyguları asgari düzeye indirmiş olsa da o duyguyu her şeye rağmen hissettiren, ağlatabilen, bambaşka biri.
insan bazen birkaç tümceye sığar, bütün ömrü birkaç tümcedir, olup olabileceği ancak bir anı ve birkaç tümce...
duygularını, düşüncelerini, acıyı, aşkı, yalnızlığı, fark edişlerini, hatırladıklarını, felsefik bir bakış açısıyla şiir formuna dönüştürdüğü, şiirlerin yanı sıra şiire benzeyen yazıların da yer aldığı bir kitap bu.
onun zilif adlı eserinde kızına yazmış olduğu intihar mektubunda etkilendiğimi hatırlıyorum, bu kitabı da benim için etkileyici ve sarsıcıydı.
artık acı vermedi bana, her an çıkıp gidebileceğim bu dünya benzeri bir sözü vardı zilif adlı eserinde, o sözü etkileyiciydi.
birkaç tümce ile tanımıma burada bir son veriyorum.

why is low -tide so pathetic?
duygularım dönüşmüş hep anılara.
felsefe yapmak, kişinin, gelmeyeceğini bildiği birisini beklemesine benzetilebilir.
hiçbir zaman kazanılmaz,
çünkü hiç kaybedilmemiştir.
zor iş - ölen için değil de, yaşayanlar için : gidip, 'teşhis' edip, alıp, götürüp, yıkayıp, sarıp sarmalayıp, bir kutuya koyup, bir çukur kazıp, taşıyıp, gömüp, toprak küreyip, ağlamalarını gerektiren bir iş --zor... --
yalnızlık idman gerektirir.
sevmiyorsak, yokuz.
biliyor musun, papatyamı öldürüyorum
- hep aynı saksı için de beslenmeden tutuyorum onu; ben varken biraz su alıyor, yokken de, kupkuru kökleriyle, öyle, güneş'in altında kalıyor:
verebildiği çiçekler, birer dal çıkıntısı yalnızca; yaprakları, sarı kahverengi, yanık ve kavruk - papatyamı niye öldürüyorum sence?
biliyor musun
hayır, tabii ki; yoksun ki, bilesin.
sen değilsin; olamazsın bu.
gece bitti artık; yoksun.
gelmeyeceksin
- ben de beklemeyeceğim seni artık.
gidiyorum işte şimdi
- sen de gelmeyeceksin artık.
hiç olmamış mıydın acaba
- - bir yanılgı mıydı, seni görmem, düşünmem?
devamını gör...
