türklerden filozof çıkmamasının nedenleri
başlık "indusganj" tarafından 13.02.2021 19:39 tarihinde açılmıştır.
41.
çok sınırlı sayıda da olsa çıkıyor. elbette ki bu coğrafyada yaşa(ya)mıyorlar.
devamını gör...
42.
bizim millette bilgelik tek kişide toplanmamış herkese dağılmış. o yüzden tek kişi sivrilip göze batmıyor. lan baksanıza herkes bilge herkes her şeyi biliyor
devamını gör...
43.
filozoflarin ciktigi ulkelere bakarsak ekonominin iyi oldugu yerler. adamlarin karinlari tok, ev gecindirme kaygilari yok. can sıkıntısından dusunmusler dusunmusler en sonunda dusunmeye karar vermisler.
devamını gör...
44.
oruç aruoba ve ulus baker'i nasıl yok sayarsınız?!!?
devamını gör...
45.
düşün düşün b*ktur işin olarak ifade edilen atasözü.
devamını gör...
46.
icat çıkarmayın gece gece.
devamını gör...
47.
mandıra filozofu neyinize yetmiyor. mis gibi filozof işte.
devamını gör...
48.
farklı düşünme konusunda çok yetenekli bir millet değiliz, bunun bir çok sebebi var ki ilki biz fabrikasyon model insan yetiştiriyoruz, ayrıca bizde farklı düşünceye saygı duymak gibi bir durum da yok, farklı düşünen bireyi hemen ayıplıyoruz akabinde toplumdan dışlıyoruz.
devamını gör...
49.
(bkz: zeki ama çalışmıyor) *
devamını gör...
50.
farabi???? oruç aruoba???
ya liste çıkar liste...
hiç mi araştırmadiniz?
ay gece gece canımı sıktı bu bilgisiz bilmişlik
ya liste çıkar liste...
hiç mi araştırmadiniz?
ay gece gece canımı sıktı bu bilgisiz bilmişlik
devamını gör...
51.
hem doğru, hem de yanlış bir söylem için neden aranan başlık.
1-) göçebe toplumlarda filozof, bilim adamı çıkmaz. bu tarz marjinal insanların çıkabilmesi için tarım toplumu olabilmek birincil şarttır. türkler ise yerleşik hayata çok geç geçtikleri için dünyaya filozoflar armağan etmek için geç kaldı. konfüçyüs, heraklitos, socrates, hipokrat, platon ve nicesi.. bu insanların yaşadığı dönemde türkler henüz ertesi günü nasıl tok geçireceklerini düşünüyorlardı.
(bkz: maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi)
(bkz: guns germs and steel)
2-) normların batı medeniyeti tarafından belirlendiği bir dünyada yaşıyoruz. dolayısıyla kimin filozof olup olmadığı da bizzat bu normlarca belirleniyor. martin luther king deyince "humanizmin babalarından, rönesans'ın öncülerinden" diye tüm dünyanın dibi düşüyor ama yunus emre deyince türklerin kafasındaki imge "kendi kendine türkü çığıran bir köylü" oluyor. dünyanın kalanı zaten tanımıyor dahi. halbu ki yunus emre, martin luther'den 250 yıl önce doğmuş ve hümanizme, devrine göre en az luther kadar katkı sağlamıştır. gel gör ki doğum yeri sivrihisar olduğu icin günümüzde iplenmemektedir.
michel houellebecq diye bir adam var yahu bu dunyada. 20. yüzyıl filozoflarından. bu adam bir romanında bizzat "ne zaman bir filistinli'nin öldürüldüğünü duysam, zevkten titriyorum!" şeklinde bir ifade kullanıyor ama adam modern çağ filozofu olarak biliniyor. bu adamın filozof olduğu aynı 20. yüzılda neşet ertaş ise türkücüden öteye gidemiyor.
1-) göçebe toplumlarda filozof, bilim adamı çıkmaz. bu tarz marjinal insanların çıkabilmesi için tarım toplumu olabilmek birincil şarttır. türkler ise yerleşik hayata çok geç geçtikleri için dünyaya filozoflar armağan etmek için geç kaldı. konfüçyüs, heraklitos, socrates, hipokrat, platon ve nicesi.. bu insanların yaşadığı dönemde türkler henüz ertesi günü nasıl tok geçireceklerini düşünüyorlardı.
(bkz: maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi)
(bkz: guns germs and steel)
2-) normların batı medeniyeti tarafından belirlendiği bir dünyada yaşıyoruz. dolayısıyla kimin filozof olup olmadığı da bizzat bu normlarca belirleniyor. martin luther king deyince "humanizmin babalarından, rönesans'ın öncülerinden" diye tüm dünyanın dibi düşüyor ama yunus emre deyince türklerin kafasındaki imge "kendi kendine türkü çığıran bir köylü" oluyor. dünyanın kalanı zaten tanımıyor dahi. halbu ki yunus emre, martin luther'den 250 yıl önce doğmuş ve hümanizme, devrine göre en az luther kadar katkı sağlamıştır. gel gör ki doğum yeri sivrihisar olduğu icin günümüzde iplenmemektedir.
michel houellebecq diye bir adam var yahu bu dunyada. 20. yüzyıl filozoflarından. bu adam bir romanında bizzat "ne zaman bir filistinli'nin öldürüldüğünü duysam, zevkten titriyorum!" şeklinde bir ifade kullanıyor ama adam modern çağ filozofu olarak biliniyor. bu adamın filozof olduğu aynı 20. yüzılda neşet ertaş ise türkücüden öteye gidemiyor.
devamını gör...
52.
türklerde eskiden oğlancılık olmadığı için filozof çıkmamıştır..
artık çıkar..
artık çıkar..
devamını gör...
53.
filozof dediğin düşünür ve ortaya bir şey koyar ama etrafında o soruyu merak edenler vardır diye düşünür. bizim burada merak yokki herkes eleştirmen herkes filozof. bizden dinleyen çıkmıyor aslında başlık yanlış açılmış.
devamını gör...
54.
ülkede herkes filozof olunca siz hiç yok sanıyorsunuz.
devamını gör...
55.
türkler birbirini yemekten fırsat bulamıyorlar o işlere.birde insan seçerler dinlemek için, ne dediğine bakmazlar kimin söylediğine bakarlar. prestij önemli yani.
devamını gör...
56.
gayet iyi filozof tadında insanlarımız var ama ortaya çıkmıyorlar, düşünsene daha dünya düzdür diyen var bu torpaklarda yeğenim?
devamını gör...
57.
58.
delirme korkusu.
devamını gör...
59.
devamını gör...
60.
başlıktaki her tanımı tek tek okudum ve geneli haklı.
modern köleye dönüşmüş, hayatta kalabilme telaşıyla meşgul insanlarız. ayrıca okumaya, dinlemeye, araştırmaya meraklı insanlar da değiliz. birkaç üstte bir yazar iki üç kişinin adını yazmış mesela, ilk defa ondan duydum. çünkü bizim gündemimiz magazindir, futboldur. bu insanlar televizyona da çıksa kimse açıp da felsefeciyi, profesörü dinlemez. bakın deprem ülkesiyiz, ne depremler atlattık ve hâlâ büyük deprem bekleniyor. peki kaç kişi kaç deprem profesörü tanıyor, kaç kişi bu insanları dinliyor, kaç kişi ne yapacağını biliyor?
bir kere bu ülkede din her alanda hakimdir. nasıl ki deprem için allah bilir, allah korusun gibi çözümler ve çıkarımlar var; bu felsefede de böyle olur. felsefecinin söyleyeceği her şey bir dindar tarafından dinle çürütülüp yok edilir. bu ülkede farklı olmak zordur. denildiği gibi ezberci eğitim sistemi bile farklı düşünmeye izin vermez. o verse din ve toplum vermez. başımıza icat çıkarma olayı sonuna kadar haklı. giden sistemi bozmamak gerekir bu ülkede. sen giden bir sistem yok ki desen de daha sistemin gitmediğini kabul ettiremediğin adama fikrini nasıl ettireceksin.
sonra sözü kimin söylediği de çok önemlidir bu ülkede. herhangi bir konuda senle farklılığı varsa o adam bitmiştir, ne dese boş. çünkü biz insanların çeşitli farklılıkları olabileceğini kabul edebilen bireyler değiliz. mesela milletin çoğunun ters düştüğü işçi partisi hiç mi doğru birşey söylemez. ama o adamların bir görüşünü paylaşıp bu konuda haklılar dedim mi bırak şu pkklıyı denilip konu kapatılır. hayatı boyunca kusursuz gitmiş insan var mı. bir insan bir konuda yanlış düşünüyorsa her konuda hep yanlış mı düşünüyordur.
mesela bu ülkeden celal şengör gibi bir adam çıkmış ama o adamın söylediği neyi söylersem söyliyim bırak şu herifi kendi b.kunu yemiş atayiz denilip adamın itibarını alaşağı etmeye çalışan tanıdıklarım var. bu insanlar sadece benim çevremdeki üç beş kişi değil ki. ülkede dolu. o yüzden bu adamlar burda canlı yayına katıldığında survivor kadar izlenmiyor ama adamları konuşması için avrupa'da seminerlere davet ediyorlar.
bizi bağlamaz felsefe, bilim falan. kim kimi nerde düdüklüyor bize ondan haber ver sen.
ayrıca bizim herhalde delirmemek, intihar etmemek için beynimizin geliştirdiği bir mekanizma olarak alaycılığımız çok yaygınlaştı. hakikaten ciddi olamıyoruz. ne olursa olsun espri yapıp geçiyoruz. ben de bu uzun yazıyı ti'ye alarak bitireyim. nasıl filozofumuz yok, şenol güneş öldü mü?
modern köleye dönüşmüş, hayatta kalabilme telaşıyla meşgul insanlarız. ayrıca okumaya, dinlemeye, araştırmaya meraklı insanlar da değiliz. birkaç üstte bir yazar iki üç kişinin adını yazmış mesela, ilk defa ondan duydum. çünkü bizim gündemimiz magazindir, futboldur. bu insanlar televizyona da çıksa kimse açıp da felsefeciyi, profesörü dinlemez. bakın deprem ülkesiyiz, ne depremler atlattık ve hâlâ büyük deprem bekleniyor. peki kaç kişi kaç deprem profesörü tanıyor, kaç kişi bu insanları dinliyor, kaç kişi ne yapacağını biliyor?
bir kere bu ülkede din her alanda hakimdir. nasıl ki deprem için allah bilir, allah korusun gibi çözümler ve çıkarımlar var; bu felsefede de böyle olur. felsefecinin söyleyeceği her şey bir dindar tarafından dinle çürütülüp yok edilir. bu ülkede farklı olmak zordur. denildiği gibi ezberci eğitim sistemi bile farklı düşünmeye izin vermez. o verse din ve toplum vermez. başımıza icat çıkarma olayı sonuna kadar haklı. giden sistemi bozmamak gerekir bu ülkede. sen giden bir sistem yok ki desen de daha sistemin gitmediğini kabul ettiremediğin adama fikrini nasıl ettireceksin.
sonra sözü kimin söylediği de çok önemlidir bu ülkede. herhangi bir konuda senle farklılığı varsa o adam bitmiştir, ne dese boş. çünkü biz insanların çeşitli farklılıkları olabileceğini kabul edebilen bireyler değiliz. mesela milletin çoğunun ters düştüğü işçi partisi hiç mi doğru birşey söylemez. ama o adamların bir görüşünü paylaşıp bu konuda haklılar dedim mi bırak şu pkklıyı denilip konu kapatılır. hayatı boyunca kusursuz gitmiş insan var mı. bir insan bir konuda yanlış düşünüyorsa her konuda hep yanlış mı düşünüyordur.
mesela bu ülkeden celal şengör gibi bir adam çıkmış ama o adamın söylediği neyi söylersem söyliyim bırak şu herifi kendi b.kunu yemiş atayiz denilip adamın itibarını alaşağı etmeye çalışan tanıdıklarım var. bu insanlar sadece benim çevremdeki üç beş kişi değil ki. ülkede dolu. o yüzden bu adamlar burda canlı yayına katıldığında survivor kadar izlenmiyor ama adamları konuşması için avrupa'da seminerlere davet ediyorlar.
bizi bağlamaz felsefe, bilim falan. kim kimi nerde düdüklüyor bize ondan haber ver sen.
ayrıca bizim herhalde delirmemek, intihar etmemek için beynimizin geliştirdiği bir mekanizma olarak alaycılığımız çok yaygınlaştı. hakikaten ciddi olamıyoruz. ne olursa olsun espri yapıp geçiyoruz. ben de bu uzun yazıyı ti'ye alarak bitireyim. nasıl filozofumuz yok, şenol güneş öldü mü?
devamını gör...

