2020 yapımı kısa fim, aile içi şiddetin yarattığı kırılmaları ve sevginin emekle yeniden inşa edilebileceğini anlatıyor. bir vazonun sembolik yolculuğu üzerinden, ilişkilerdeki kırılganlık ve onarılma ihtiyacını sade bir dille ortaya koyuyor.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 21.03.2026 01:30 tarihinde açılmıştır.
1.
senaryosu mehmet ali kıcım tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen kısa film; sultan altıok ve ahmet altıok gibi isimler rol almış iken film ise 2020 yılında yayınlanmıştır.

kocasına elma soyan bir kadının kocası tarafından uğradığı fiziksel şiddeti konu edinmesinin yanı sıra, gerçek sevginin emek istediğini de alt metninde vurgulayan bir kısa filmdi.
hiçbir şeyden memnun olmayan adam, kendisine elma soyulmasından bile bir nem kapacaktır, içinde sevgi olmayanın vurmak için bahanesi çok olur, tıpkı filmde gördüğümüz gibi, bazen sana çay kaşığıyla bile verilmeyen başkasına kamyonla verilir,
film bunu işlemiyor ama bunu da hatırlatıyor insana.
kadının vücudundaki morluklar göze çarpıyor ara sıra, yanındaki davarın eseri olmuş olmalı, sonrasında ise bir vazodaki çiçeklerin yapraklarının günbegün döküldüğü görülüyor, o çiçek belki de mutsuz olan kadının ruhuna bir göndermeydi, her gün biraz daha azalan, solan, kırılan, yorgun.
bana düşündürdüğü en önemli nokta şu oldu;
bir insana iyi davranmadıktan sonra ona aldığın hiçbir hediyenin önemi yoktur, önemli olan aldığın hediyeler değil, onun için verdiğin mücadele, gösterdiğin sevgi, döktüğün gözyaşıdır.
sevgi emek ister, gerçekten seven de seni asla bırakmayandır, seni unutan birinin seni sevdiğini sanma sakın, öyle bir dünya yoktur, hiç olmamıştır.
bir insanın sana söylediği güzel sözlere aldanma, onu tanımak istiyorsan sana nasıl davrandığına bak, ancak böyle tanıyabilirsin belki de onu...
her vazo bir gün kırılıyor değil mi?

kocasına elma soyan bir kadının kocası tarafından uğradığı fiziksel şiddeti konu edinmesinin yanı sıra, gerçek sevginin emek istediğini de alt metninde vurgulayan bir kısa filmdi.
hiçbir şeyden memnun olmayan adam, kendisine elma soyulmasından bile bir nem kapacaktır, içinde sevgi olmayanın vurmak için bahanesi çok olur, tıpkı filmde gördüğümüz gibi, bazen sana çay kaşığıyla bile verilmeyen başkasına kamyonla verilir,
film bunu işlemiyor ama bunu da hatırlatıyor insana.
kadının vücudundaki morluklar göze çarpıyor ara sıra, yanındaki davarın eseri olmuş olmalı, sonrasında ise bir vazodaki çiçeklerin yapraklarının günbegün döküldüğü görülüyor, o çiçek belki de mutsuz olan kadının ruhuna bir göndermeydi, her gün biraz daha azalan, solan, kırılan, yorgun.
bana düşündürdüğü en önemli nokta şu oldu;
bir insana iyi davranmadıktan sonra ona aldığın hiçbir hediyenin önemi yoktur, önemli olan aldığın hediyeler değil, onun için verdiğin mücadele, gösterdiğin sevgi, döktüğün gözyaşıdır.
sevgi emek ister, gerçekten seven de seni asla bırakmayandır, seni unutan birinin seni sevdiğini sanma sakın, öyle bir dünya yoktur, hiç olmamıştır.
bir insanın sana söylediği güzel sözlere aldanma, onu tanımak istiyorsan sana nasıl davrandığına bak, ancak böyle tanıyabilirsin belki de onu...
her vazo bir gün kırılıyor değil mi?
devamını gör...
"vazo (kısa film)" ile benzer başlıklar
vazo
3
