yazarların kendisini en zengin hissettiği anısı
başlık "homo ludens" tarafından 11.10.2021 19:50 tarihinde açılmıştır.
1.
birkaç sene evvel ankara'da bir makam sahibi tarafından son model bir araçla karşılandım. son derece pahalı bir mekânda yemek yedim. önünden bile geçemem o mekânın normalde. üst düzey isimlerle başka bir yerde kahve falan içtik. kendimi o an çok zengin bir iş adamı gibi hissettim. insan para nedir, mevki nedir falan tokluğunda ama yaşayan hayatını krallar gibi yaşıyor. bizse karın tokluğuna tavız.
devamını gör...
2.
viayana'da yaşadığım dönemlerden kalma madeni 2 euro para bulduğum an.
devamını gör...
3.
bir arkadaşımın eniştesi göcekte yat kaptanı ve yat 10 günlük bir boşluktayken arkadaşım yat boşta yata tatile gidiyoruz dedi.. bu arada yat 2 katlı falan.. yatın sahibinden kalan kuruyemişler, alkoller, adını bile okuyamadığım garip peynir ve kahveler.. ne ararsan var. 3 gün 3 gece yatta tatil yaptık. migrosun yatlara servis yapan kendi market teknesi olduğunu gördü bu gözler..
sabah uyanıp direkt kendini denize bırakıyorsun sonra denizden çıkıp hemen iskelesinde duşunu alıp kahvaltıya geçiyorsun. bu rahatlıkta masa ve koltuklar evde yok. sonra müzik, alkol, eğlence.. sıfır kaygı.. sıfır endişe.. hiçbir şey umrunda olmuyor o an.. daha da o kadar zengin hissettiğim bir an olmadı..
arkadaşlar zenginler çok başka hayatlar yaşıyor bildiğiniz gibi değil..
eklemeden geçemeyeceğim: siz yatta denize atlayıp çıkarken, elinizde viski bardağınız ile güneşlenirken, yakınınızdan geçen tur teknelerindeki insanların bakışları var ya.. o an gözlerle nasıl küfür edilir onu anlıyorsunuz.
sabah uyanıp direkt kendini denize bırakıyorsun sonra denizden çıkıp hemen iskelesinde duşunu alıp kahvaltıya geçiyorsun. bu rahatlıkta masa ve koltuklar evde yok. sonra müzik, alkol, eğlence.. sıfır kaygı.. sıfır endişe.. hiçbir şey umrunda olmuyor o an.. daha da o kadar zengin hissettiğim bir an olmadı..
arkadaşlar zenginler çok başka hayatlar yaşıyor bildiğiniz gibi değil..
eklemeden geçemeyeceğim: siz yatta denize atlayıp çıkarken, elinizde viski bardağınız ile güneşlenirken, yakınınızdan geçen tur teknelerindeki insanların bakışları var ya.. o an gözlerle nasıl küfür edilir onu anlıyorsunuz.
devamını gör...
4.
iki bin lirayı iki saatte ezdiğim an.
devamını gör...
5.
arkadaşımın nikahından çıkıp kalburüstü bir mağazaya uğramıştım.normalde kimsenin yüzüne bakmazlar, bana o gün kahve teklif edilmişti.kıyafet ve makyaj:) ye kürküm ye işte.
devamını gör...
6.
çalışılan kurum sayesinde adile sultan kasrı 'na gidip yemek yemiştik .daha üst bir zenginlik hayal edemiyorum zaten .
devamını gör...
7.
fakirlik peşimizi bırakmadı.
devamını gör...
8.
demin gant'ın sitesine girdim.
baştan aşağı gardırop dizdim, üf dedim ne güzel şeyler aldım, birkaç kişiye de hediye koptu gönlümden, varsa harcayacaksın kardeşim dedim.
sonra sepeti silip çıkış yaptım.
almış kadar oldum bence, umarım hediye aldıklarım da memnun kalmıştır...
baştan aşağı gardırop dizdim, üf dedim ne güzel şeyler aldım, birkaç kişiye de hediye koptu gönlümden, varsa harcayacaksın kardeşim dedim.
sonra sepeti silip çıkış yaptım.
almış kadar oldum bence, umarım hediye aldıklarım da memnun kalmıştır...
devamını gör...
9.
doğum günümün olduğu ay her akrabam anlaşmış gibi üst üste para göndermişti. tam param bitmeye yaklaşıyor çat hesapta para beliriyor. o zamanlarda gezdiğimiz yediğimiz ne varsa kar kaldı…
devamını gör...
10.
çok acıkıyosun, baktın sahilde mis gibi taze gevrek simit, çantandan ona yetecek kadar bozukluk çıkıyorsa, oturduğun bankta huzurla denize karşı o simidi yiyebiliyorsan zenginsin bence.
devamını gör...
11.
üniversite tercihinden sonra şehre ilk ebeveynlerimle gitmiştim. o zamanlar dedem yaşıyordu ve benden büyük kuzenlerim üniversiteye gittiğinde hiç terminale kadar gelmemişti. baya kilosu vardı hem zorlanıyor hem de bundan ötürü insan içine çıkmaktan utanıyordu. (utanmasına neden olanlara sövüyorum.)
neyse, vedalaşma için evlerine gitmiştik. sonra da otogara. biraz beklerken bir baktım dayımlarla birlikte kendisi de gelmiş. baya şaşırdım ve gözlerim dolmuştu. annemde benimle birkaç günlüğüne gelse de "ikiniz birden gidiyorsunuz daha uzun görmek için geldim." gibi söz etmişti. baktım gözleri kızarmış içimden "oha cidden bu kadar duygusala bağlamış olabilir miii, kıyamam dede yaa." demiştim.
kızarmış veya sulu göze bakmak benim gözümü hemen doldurur o yüzden çok bakamamıştım zaten dolmuştu birde salya sümük moduna girmek istemedim.
veda olayı o zaman çok zor gelmişti. evde vedalaşmak daha kolaymış.
ve dedem hayatımdaki hep bembeyaz olan tek kişi. benim için herkesten önde gelir. ve dışarı zar zor çıkan adam benim mezuniyetime geleceğine dair söz vermişti. (vermiyordu ama caymasın diye istemiştim.) onu sonra 2 kez gördüm ve bir daha göremedim. mezuniyetime katılacak diye sınıf birincisi olup konuşmada sırf ona birkaç söz söylemek için çabalamıştım. o yoktu ben yine cabalamaya devam ettim ama o yoktu diye mezuniyetin bir anlamı da yoktu. gidemeyeceğim için ilk 3'e girmeyi salmıştım. tüm ailem olsa onun olmayışının boşluğunu dolduramayacaktı.
bundaki ikinci zenginliğim ise ünvdeyken benden ölümü saklanmıştı. o yüzden ve korkum yüzünden ilk haftalarda yoktum. en azından 40'ında olabilmiştim. onun için elimden yapabileceğim son şey; onun adına gelenleri ona layık bir şekilde ağırlamaya çalışmak olmuştu.
3.5 yıl oldu hattı kapatilsa bile hâlâ kayıtlı ve o zamanlarda baya mesaj atmıştım. ona diye çok yazı da yazdım. anneme destek olabilmek için o zamanlarda neredeyse hiç gözyaşı dökemedim. çünkü ağlasam duramazdım biliyorum...
benim zenginliğim oydu. yanaklarını tek bana sevdiren, onlarda tek tük yatıya kaldığımda uykulu halinde bile sırf vakit geçirebilmek adına uno/kızma birader oynardı. kart sırası ona gelene kadar uyku moduna giriyordu ve gülesim gelmekle birlikte içim acıyordu. o yüzden "dede çok uykum geldi bugün yorucu geçmişti. uyusak mı?" derdim çünkü onun diyeceği yok. mezun olunca ne hayallerimiz vardı hiçbiri olmadı...
neyse, vedalaşma için evlerine gitmiştik. sonra da otogara. biraz beklerken bir baktım dayımlarla birlikte kendisi de gelmiş. baya şaşırdım ve gözlerim dolmuştu. annemde benimle birkaç günlüğüne gelse de "ikiniz birden gidiyorsunuz daha uzun görmek için geldim." gibi söz etmişti. baktım gözleri kızarmış içimden "oha cidden bu kadar duygusala bağlamış olabilir miii, kıyamam dede yaa." demiştim.
kızarmış veya sulu göze bakmak benim gözümü hemen doldurur o yüzden çok bakamamıştım zaten dolmuştu birde salya sümük moduna girmek istemedim.
veda olayı o zaman çok zor gelmişti. evde vedalaşmak daha kolaymış.
ve dedem hayatımdaki hep bembeyaz olan tek kişi. benim için herkesten önde gelir. ve dışarı zar zor çıkan adam benim mezuniyetime geleceğine dair söz vermişti. (vermiyordu ama caymasın diye istemiştim.) onu sonra 2 kez gördüm ve bir daha göremedim. mezuniyetime katılacak diye sınıf birincisi olup konuşmada sırf ona birkaç söz söylemek için çabalamıştım. o yoktu ben yine cabalamaya devam ettim ama o yoktu diye mezuniyetin bir anlamı da yoktu. gidemeyeceğim için ilk 3'e girmeyi salmıştım. tüm ailem olsa onun olmayışının boşluğunu dolduramayacaktı.
bundaki ikinci zenginliğim ise ünvdeyken benden ölümü saklanmıştı. o yüzden ve korkum yüzünden ilk haftalarda yoktum. en azından 40'ında olabilmiştim. onun için elimden yapabileceğim son şey; onun adına gelenleri ona layık bir şekilde ağırlamaya çalışmak olmuştu.
3.5 yıl oldu hattı kapatilsa bile hâlâ kayıtlı ve o zamanlarda baya mesaj atmıştım. ona diye çok yazı da yazdım. anneme destek olabilmek için o zamanlarda neredeyse hiç gözyaşı dökemedim. çünkü ağlasam duramazdım biliyorum...
benim zenginliğim oydu. yanaklarını tek bana sevdiren, onlarda tek tük yatıya kaldığımda uykulu halinde bile sırf vakit geçirebilmek adına uno/kızma birader oynardı. kart sırası ona gelene kadar uyku moduna giriyordu ve gülesim gelmekle birlikte içim acıyordu. o yüzden "dede çok uykum geldi bugün yorucu geçmişti. uyusak mı?" derdim çünkü onun diyeceği yok. mezun olunca ne hayallerimiz vardı hiçbiri olmadı...
devamını gör...