1.
genel anlamda insanların temel ihtiyaçlarını karşılayamaması dar anlamda yoksulluk açlıktan ölme ve barınacak yeri olmaması geniş anlamda ise gıda giyim ve barınma gibi olanakları yaşamlarını devam ettirmeye yettiği halde toplumun genel düzeyinin gerisinde kalması durumudur.
devamını gör...
2.
bütün apokaliptik kurgularda insanlığın sonunu büyük bir nükleer bir savaşın yahut küresel ısınmanın getireceği söylense de, insanlık günümüzde çok daha büyük bir felaketle karşı karşıyadır. bu felaketin adı, kişinin kendisine yabancılaşması felaketidir.
aslında tarih iyi bir yerden başlamıştı. bundan 4 bin yıl önce ilk çağ filozofları insanların kendilerine ve topluma yapabilecekleri en büyük iyiliğin kendilerini tanımak olduğunu öğütlüyordu. insanlık bunun çabası içinde büyük ilerlemeler, hatta sıçrayışlar gerçekleştirdi.
bugün, 4000 yıl önceden çok daha geriyiz. kapitalist modernite, devlet aygıtı eliyle, topluma açtığı örgütlü savaşta en yoğun saldırıyı insanın bu felsefesine gerçekleştirdi. insanların ellerinden her türlü özgün tanımları alınıp, onlara beylik kalıplar verildi. insan günlük hazlarının zombisi olmuştur. bunu en iyi 3000 tl maaşla, ayda 8000 tl harcaması olan insanlarımızda gözlemleyebilirsiniz. hep bir şeyleri takla attırma çabasındalar. hep borçlular. durumları can çekişen mahluklardan bile beterdir. zira can çekiştiklerinin bile farkında değillerdir. bu yoksulluğuna yabancılaşmış zavallı insanın halidir.
aramızda bu tür hayatlar yaşayan dostlarımızı uyarıyorum ki, artık dünyada bu kadar çok nakit dönemi kapanmıştır. bir an önce herkes kendi gerçekliğine dönmesinin tedbirlerini alsın.
marks'ın bundan 200 yıl evvel yaptığı muhteşem bir tespiti vardır. o yıllarda çok muteber görünen ''avukatlık, doktorluk, mühendislik'' gibi mesleklerin zaman içinde proleterleşeceğini söyler. eminim aranızda asgari ücretin biraz üzerinde maaş alan, mimar, mühendis gibi mesleklere sahip arkadaşlar vardır. yakında asgari ücrete talim edeceksiniz. ve ortalıkta bol bol, asgari ücretin biraz üzerinde maaş alan taşeron firma elemanı doktor arkadaşlar olacak.
üniversite okuyan hangi gençle konuşsam bir yalana inandırılmış gidiyorlar. o yalan da, okul bitince avrupaya kapağı atabileceklerinin uykusu. çoğunu uykusundan uyandırmıyorum. fakat böyle bir gerçekliğin asla var olmayacağını bu vesileyle belirtmek isterim.
avrupalı bütün kadrolarını baya baya doldurdu. ilaa yurt dışı hayalleriniz varsa, şimdiden orta asya türk cumhuriyetlerindeki şantiyelere cv gönderin. orada lojman şartlarında bir şekilde avrupa hayallerinize devam edersiniz. yahut ırak'a falan gidebilirsiniz. suriye'nin yeniden inşaasında da, türkiye'de kazanacağınızın 3-5 yukarısı bir maaşla çalışabilirsiniz.
tek çözüm insanın artık bu zombilliğinden sıyrılmasıdır. yoksulluğunu tanıması ve bundan utanmamasıdır
aslında tarih iyi bir yerden başlamıştı. bundan 4 bin yıl önce ilk çağ filozofları insanların kendilerine ve topluma yapabilecekleri en büyük iyiliğin kendilerini tanımak olduğunu öğütlüyordu. insanlık bunun çabası içinde büyük ilerlemeler, hatta sıçrayışlar gerçekleştirdi.
bugün, 4000 yıl önceden çok daha geriyiz. kapitalist modernite, devlet aygıtı eliyle, topluma açtığı örgütlü savaşta en yoğun saldırıyı insanın bu felsefesine gerçekleştirdi. insanların ellerinden her türlü özgün tanımları alınıp, onlara beylik kalıplar verildi. insan günlük hazlarının zombisi olmuştur. bunu en iyi 3000 tl maaşla, ayda 8000 tl harcaması olan insanlarımızda gözlemleyebilirsiniz. hep bir şeyleri takla attırma çabasındalar. hep borçlular. durumları can çekişen mahluklardan bile beterdir. zira can çekiştiklerinin bile farkında değillerdir. bu yoksulluğuna yabancılaşmış zavallı insanın halidir.
aramızda bu tür hayatlar yaşayan dostlarımızı uyarıyorum ki, artık dünyada bu kadar çok nakit dönemi kapanmıştır. bir an önce herkes kendi gerçekliğine dönmesinin tedbirlerini alsın.
marks'ın bundan 200 yıl evvel yaptığı muhteşem bir tespiti vardır. o yıllarda çok muteber görünen ''avukatlık, doktorluk, mühendislik'' gibi mesleklerin zaman içinde proleterleşeceğini söyler. eminim aranızda asgari ücretin biraz üzerinde maaş alan, mimar, mühendis gibi mesleklere sahip arkadaşlar vardır. yakında asgari ücrete talim edeceksiniz. ve ortalıkta bol bol, asgari ücretin biraz üzerinde maaş alan taşeron firma elemanı doktor arkadaşlar olacak.
üniversite okuyan hangi gençle konuşsam bir yalana inandırılmış gidiyorlar. o yalan da, okul bitince avrupaya kapağı atabileceklerinin uykusu. çoğunu uykusundan uyandırmıyorum. fakat böyle bir gerçekliğin asla var olmayacağını bu vesileyle belirtmek isterim.
avrupalı bütün kadrolarını baya baya doldurdu. ilaa yurt dışı hayalleriniz varsa, şimdiden orta asya türk cumhuriyetlerindeki şantiyelere cv gönderin. orada lojman şartlarında bir şekilde avrupa hayallerinize devam edersiniz. yahut ırak'a falan gidebilirsiniz. suriye'nin yeniden inşaasında da, türkiye'de kazanacağınızın 3-5 yukarısı bir maaşla çalışabilirsiniz.
tek çözüm insanın artık bu zombilliğinden sıyrılmasıdır. yoksulluğunu tanıması ve bundan utanmamasıdır
devamını gör...
3.
yoksulluk en çok çocukları acıtır. bir günahı üstlerinde taşıyor gibi gezerler. bunun kendilerinin suçu, ayıbı olarak görürler. insanlar yoksulları kaprisli sanar. halbuki o insanlar doğuştan kırılmıştır. keskin uçları istemsiz batar insanlara.
devamını gör...
4.
(bkz: kathe kollwitz)
devamını gör...
5.
şuanki açıklanan sınırlara baktığımızda (yüzde 95'inin 'aç ve yoksul' olduğu ifade edildi. çalışmaya göre açlık sınırının altında yaşayanların oranı yüzde 49,6) %50 mizin bulunduğu durum
devamını gör...
6.
rus edebiyatını var eden durumdur. yoksulluk olmasa bu denli güzel romanlar okuyamazdık. thanks god.
devamını gör...
7.
kadının biri çocuklarını saç kurutma makinesiyle ısıtmaya çalışırken yaşadığı çaresizliklere dayanamayıp yan odaya geçip intihar etmişti mesela.
adamın birine küfrettiler, onurunu ayaklar altına aldılar da, çoluğu çocuğu aç kalmasın diye başını eğdi, zehir gibi sözleri yutmak zorunda kaldı mesela. kadının birini taciz ettiler, ağırına gitse de susmak zorunda kaldı mesela.
bir diğeri evladıma bir şey alamazsam diye düşünmekten kanser oluverdi mesela.
bir başkası anasını hastaneye götürdü de, bir tetkik için para isterler mi, ilaç için ek ödeme çıkar mı diye yüreği titredi mesela.
öteki her gün giymekten eprimiş kazağının sünmüş kollarını gizlemek için insan içinde dikkat çekmemeye çalışıyor mesela.
yoksulluk, kendi çekerken de ezer ya, asıl, sevdiklerinin derdine derman olamayınca ezer insanın onurunu.
insanın şerefinin, haysiyetinin, namusunun, korumak için çırpındığı her şeyin yoksullukla tehlikeye girmesi kadar korkunç çok az şey olsa gerek.
erdem üzerine bunca yazıp çizmiş insanlık için bunun akıl almaz bir şey olması gerekirdi mesela.
insan ne için yaşar ki zaten?
şunları çekenler mesela, hak divanına varınca cümle insandan şekvacı olsa, hak da rahmet etmese, kaç kişi kurtarabilir ki kendini azaptan?
adamın birine küfrettiler, onurunu ayaklar altına aldılar da, çoluğu çocuğu aç kalmasın diye başını eğdi, zehir gibi sözleri yutmak zorunda kaldı mesela. kadının birini taciz ettiler, ağırına gitse de susmak zorunda kaldı mesela.
bir diğeri evladıma bir şey alamazsam diye düşünmekten kanser oluverdi mesela.
bir başkası anasını hastaneye götürdü de, bir tetkik için para isterler mi, ilaç için ek ödeme çıkar mı diye yüreği titredi mesela.
öteki her gün giymekten eprimiş kazağının sünmüş kollarını gizlemek için insan içinde dikkat çekmemeye çalışıyor mesela.
yoksulluk, kendi çekerken de ezer ya, asıl, sevdiklerinin derdine derman olamayınca ezer insanın onurunu.
insanın şerefinin, haysiyetinin, namusunun, korumak için çırpındığı her şeyin yoksullukla tehlikeye girmesi kadar korkunç çok az şey olsa gerek.
erdem üzerine bunca yazıp çizmiş insanlık için bunun akıl almaz bir şey olması gerekirdi mesela.
insan ne için yaşar ki zaten?
şunları çekenler mesela, hak divanına varınca cümle insandan şekvacı olsa, hak da rahmet etmese, kaç kişi kurtarabilir ki kendini azaptan?
devamını gör...
8.
yoksulluk, kapitalizmin doğal sonuçlarından biridir. sermaye denilen şey, ancak üretim sürecinde çoğunluktan çalınarak oluşur ve birikir. çoğunluk yoksullaştıkça, zengin azınlık servet edinebilir. yoksullaştırma ancak büyüdükçe ve sürdükçe, zenginleşme ve sermaye de büyüyecektir. sermayedarlar arası ilişki (rekabet) bile, bir diğerini yoksullaştırarak büyüme (kâr) hedeflidir. kâr yani artı değer, üretim sürecinin doğasına uygun biçimde, üretenlere dönemediği her süreçte, yoksullaşmaya yol açacaktır/açar.
kısaca: yoksulluğun ve yoksulların müsebbibi, artı değerin çalınmasını mübah sayan kapitalist sistemdir. kapitalizm emeğe düşmanlık ve hırsızlığı beceri, sermayeye düşman ve karşıtlığı suç olarak görür/gösterir. yarattığı ahlâk ve kültürel yapı ile yoksullaşma ve yoksullaştırmayı körükleyerek artıran bir düzen inşa eder.
yaşadığınız dünyayı isterseniz yeniden gözlemleyerek üzerine düşünün: göreceğiniz gerçek budur.
einstein bile 1949'daki monthly review'da yayınlanan "why socialism" başlıklı makalesinde bu gerçeğe dikkat çekmişti.
kısaca: yoksulluğun ve yoksulların müsebbibi, artı değerin çalınmasını mübah sayan kapitalist sistemdir. kapitalizm emeğe düşmanlık ve hırsızlığı beceri, sermayeye düşman ve karşıtlığı suç olarak görür/gösterir. yarattığı ahlâk ve kültürel yapı ile yoksullaşma ve yoksullaştırmayı körükleyerek artıran bir düzen inşa eder.
yaşadığınız dünyayı isterseniz yeniden gözlemleyerek üzerine düşünün: göreceğiniz gerçek budur.
einstein bile 1949'daki monthly review'da yayınlanan "why socialism" başlıklı makalesinde bu gerçeğe dikkat çekmişti.
devamını gör...