zaman tüneli
signum regis
2007'de kurulan ve son albümü bugün çıkan veya günün ilerleyen saatlerinde çıkacak olan 7 albümü bulunan slovakyalı kaliteli power metal grubudur.
slovakya ve metal deyince aklıma çok fazla şey gelmiyor ama bu herifler cidden iyi. 2008'de çıkan ilk albümlerinden itibaren türe pek özgün şeyler katmamış olsalar da hep klas işler sunmuşlar. özellikle ilk albümlerinde kompozisyon bakımından birtakım "heyecanlı deneme"lere rastlasak da sonradan bu bakımdan da gelişmişler; tüm albümlerinde kayda değer bir kalite sunuyorlar. bugün çıkan veya çıkması beklenen albümleri undivided'a da bir şans vereceğim mutlaka.
yeri geldiğinde cayır cayır heavy metal elementleri ve nispeten sofistike progressive metal dokunuşları olsa da müziklerinde, temelde power metal yaptıklarını söyleyebilirim. avrupa power metalinin 2000'lerde çıkan iyi temsilcilerinden biriler bence. klavyelerden de faydalanıyorlar avrupalı öncüleri gibi lakin daha ziyade gitarlar ve vokaller asıl egemen olan unsurlar müziklerinde. ilk iki albümlerindeki vokalist göran edman'ı birtakım başka projelerinden tanıyordum zaten. sonrasında da gruba mayo petranin isminde bir arkadaş gelmiş. bir süredir ise vokalistleri jota fortinho isminde biri. aralarından mayo benim favorim olsa da hepsi benzer stillerle ve klasik power normlarında şarkı söylüyorlar diyebilirim.
ilk albümlerindeydi herhalde. sonlarda acayip davul atraksiyonları vardı. elbette power metalde, bir progressive metaldeki kadar uçuk yetenek gösterileri pek yapamazsınız o yüzden "solo" olarak size ayrılan kısımlarda tam hünerlerinizi gösterebilirsiniz. angra gibi prog yönü daha baskın bir power metal grubuysanız işler değişebilir elbette ama signum regis, dediğim gibi daha ziyade salta yakın power metal tarzına sahip bir topluluk. ancak, aslında davuldan anlayan birinin fark edebileceği netlikte ipuçları da veriyor aslında bateristleri, şarkılar içinde. bu arada bu enstrümanda da sabit bir elemanla gitmediklerini ama tüm albümlerindeki davulculukların üst kalitede olduklarını da ekleyeyim.
gitarlardan sorumlu olan filip koluš ve klavyeci ján tupý ise hep aynı kalmış ki melodi karakterlerini veren kişiler de bunlar denebilir albümlerine. vokaller de melodik elbette ama altyapısal melodilerden bahsediyorum. basçı ronnie könig de hiç değişmeyen bir elemanları ve o da kalifiye bir müzisyen.
signum regis'in iki sebeple pek de büyüyebilme şansı olduğunu düşünmüyorum metal dünyasında; 1.si, power metal zirvesini 90'larda gördü ve 2000'lerde "öldü" diyemesek de şaşaalı günleri çok geride kaldı diyebiliriz. 2. olarak da bu grup "mainstream"e oynamıyor hiç, albümlerinde. yani belli bir tarz oturtmuşlar ve klasik power metal alevini kendilerince canlı tutmaya çalışıyorlar. bu, saygı duyulası bir şey elbette ama bu yaklaşımla tüm power metal dinleyicilerini tavlayabilseniz bile kitleniz yine de sınırlı olacaktır zira dinleyici bazında da power metali hevesle takip eden metalci sayısı artık çok fazla diyemeyiz gibime geliyor.
yer yer neoklasik atraksiyonlar da içeren çok sıkı bir power metal albümü dinlemek isterseniz grubun aşağıya koyduğum 2015'te çıkan ama 2023'te sound'u yenilenen albümüne bir şans verebilirsiniz. bence 2015'teki orijinal kaydı da gayet iyiydi ama bu versiyon sanki daha da iyi sound bazında. bu sound "güncelleme" şeysini her zaman iyi bulmam ama burada güzel bir iş çıkartılmış. bu arada bu da favori albümüm, grubun şimdiye kadar çıkarttıkları arasından. dediğim gibi, çıkış tarihi bugün olarak görünen bir albümleri daha var. henüz dinlemediğim için, onu hariç tutuyorum bu değerlendirmemde.
slovakya ve metal deyince aklıma çok fazla şey gelmiyor ama bu herifler cidden iyi. 2008'de çıkan ilk albümlerinden itibaren türe pek özgün şeyler katmamış olsalar da hep klas işler sunmuşlar. özellikle ilk albümlerinde kompozisyon bakımından birtakım "heyecanlı deneme"lere rastlasak da sonradan bu bakımdan da gelişmişler; tüm albümlerinde kayda değer bir kalite sunuyorlar. bugün çıkan veya çıkması beklenen albümleri undivided'a da bir şans vereceğim mutlaka.
yeri geldiğinde cayır cayır heavy metal elementleri ve nispeten sofistike progressive metal dokunuşları olsa da müziklerinde, temelde power metal yaptıklarını söyleyebilirim. avrupa power metalinin 2000'lerde çıkan iyi temsilcilerinden biriler bence. klavyelerden de faydalanıyorlar avrupalı öncüleri gibi lakin daha ziyade gitarlar ve vokaller asıl egemen olan unsurlar müziklerinde. ilk iki albümlerindeki vokalist göran edman'ı birtakım başka projelerinden tanıyordum zaten. sonrasında da gruba mayo petranin isminde bir arkadaş gelmiş. bir süredir ise vokalistleri jota fortinho isminde biri. aralarından mayo benim favorim olsa da hepsi benzer stillerle ve klasik power normlarında şarkı söylüyorlar diyebilirim.
ilk albümlerindeydi herhalde. sonlarda acayip davul atraksiyonları vardı. elbette power metalde, bir progressive metaldeki kadar uçuk yetenek gösterileri pek yapamazsınız o yüzden "solo" olarak size ayrılan kısımlarda tam hünerlerinizi gösterebilirsiniz. angra gibi prog yönü daha baskın bir power metal grubuysanız işler değişebilir elbette ama signum regis, dediğim gibi daha ziyade salta yakın power metal tarzına sahip bir topluluk. ancak, aslında davuldan anlayan birinin fark edebileceği netlikte ipuçları da veriyor aslında bateristleri, şarkılar içinde. bu arada bu enstrümanda da sabit bir elemanla gitmediklerini ama tüm albümlerindeki davulculukların üst kalitede olduklarını da ekleyeyim.
gitarlardan sorumlu olan filip koluš ve klavyeci ján tupý ise hep aynı kalmış ki melodi karakterlerini veren kişiler de bunlar denebilir albümlerine. vokaller de melodik elbette ama altyapısal melodilerden bahsediyorum. basçı ronnie könig de hiç değişmeyen bir elemanları ve o da kalifiye bir müzisyen.
signum regis'in iki sebeple pek de büyüyebilme şansı olduğunu düşünmüyorum metal dünyasında; 1.si, power metal zirvesini 90'larda gördü ve 2000'lerde "öldü" diyemesek de şaşaalı günleri çok geride kaldı diyebiliriz. 2. olarak da bu grup "mainstream"e oynamıyor hiç, albümlerinde. yani belli bir tarz oturtmuşlar ve klasik power metal alevini kendilerince canlı tutmaya çalışıyorlar. bu, saygı duyulası bir şey elbette ama bu yaklaşımla tüm power metal dinleyicilerini tavlayabilseniz bile kitleniz yine de sınırlı olacaktır zira dinleyici bazında da power metali hevesle takip eden metalci sayısı artık çok fazla diyemeyiz gibime geliyor.
yer yer neoklasik atraksiyonlar da içeren çok sıkı bir power metal albümü dinlemek isterseniz grubun aşağıya koyduğum 2015'te çıkan ama 2023'te sound'u yenilenen albümüne bir şans verebilirsiniz. bence 2015'teki orijinal kaydı da gayet iyiydi ama bu versiyon sanki daha da iyi sound bazında. bu sound "güncelleme" şeysini her zaman iyi bulmam ama burada güzel bir iş çıkartılmış. bu arada bu da favori albümüm, grubun şimdiye kadar çıkarttıkları arasından. dediğim gibi, çıkış tarihi bugün olarak görünen bir albümleri daha var. henüz dinlemediğim için, onu hariç tutuyorum bu değerlendirmemde.
devamını gör...
kahvaltıyı güzelleştiren sofra elemanı
adriana limanı....
domuz jambon+şarap.
domuz jambon+şarap.
devamını gör...
burcunda taşıdığın bir özellik
sonuca ulaşana kadar ısrarcı olmam..
devamını gör...
yazarların yeni başladığı şeyler
parabiriktirmeye başladım..
devamını gör...
kahvaltıyı güzelleştiren sofra elemanı
sicak ekmek bal kaymak. cay olmadan asla
devamını gör...
üst komşuya söylemek istenen şeyler
genetiğimizde toplu yaşam diye bir şey yok
insanların çoğu da ciddi boyutta arızalı
ağızlarından din düşmez, sorsan en dindar kendisi
ama
yaptığına bakarsın, yemediği mok yok.
ama din iman o ağzından hiç düşmez.
bence psikiyatrik bir şey.
en üst katında oturduğum apartmanın, en üst katında....
en alt kattaki otostop çocuğu girip çıkarken, kapıyı öyle bir çarpıyordu ki
benim avizeler sallanıyordu...
millet olarak toplu yaşam kültürümüz yok.
altı veya üstü farketmiyor,
üst kattakinin ufak çocuğu veya hayvanı varsa s.çtın
olur olmaz vakitte atlar zıplar, koşuşturur....
bozkır insanıyız ve bunu atamıyoruz
dünya ile gidiyor ama biz hep geri gidiyoruz
memleketin yarısı en az 1000 yıl önceye dönmek istiyor,
onu hayal ediyor...............................................................
insanların çoğu da ciddi boyutta arızalı
ağızlarından din düşmez, sorsan en dindar kendisi
ama
yaptığına bakarsın, yemediği mok yok.
ama din iman o ağzından hiç düşmez.
bence psikiyatrik bir şey.
en üst katında oturduğum apartmanın, en üst katında....
en alt kattaki otostop çocuğu girip çıkarken, kapıyı öyle bir çarpıyordu ki
benim avizeler sallanıyordu...
millet olarak toplu yaşam kültürümüz yok.
altı veya üstü farketmiyor,
üst kattakinin ufak çocuğu veya hayvanı varsa s.çtın
olur olmaz vakitte atlar zıplar, koşuşturur....
bozkır insanıyız ve bunu atamıyoruz
dünya ile gidiyor ama biz hep geri gidiyoruz
memleketin yarısı en az 1000 yıl önceye dönmek istiyor,
onu hayal ediyor...............................................................
devamını gör...
adobe stock
daha önce gönderdiklerini kabul etmemişti, shutterstock ta 3 görsel kabul almıştı ama. şimdi inat ettim şu adobe stock a koyacam, baktım kabul etti biraz çaba harcayıp kaliteli fotoğrafları yükleyecem belki 3-5 bir şey kazanırım.
devamını gör...
müslümanların ürettiği antibiyotik
müslüman çoğunluk doğal antibiyotik olarak gördükleri çiğ sarımsak, soğan, maydonoz kürünün en güçlü antibiyotik olduğunu savunur. hiçbir bilim insanı allah'ın yarattığı antibiyotikten daha etkili ve daha zararsız bir antibiyotik üretemez çünkü...
onların bir şey üretmesine gerek yok zaten.
bilim yoksa allah var. hatta allah'ın ilaçları dururken kimyasallara ne gerek var?
sarımsağın bilmem nesinden antibiyotik üretilebileceğini savunan insanlar bunlar.
fazla bir şey beklemeyin.
onların bir şey üretmesine gerek yok zaten.
bilim yoksa allah var. hatta allah'ın ilaçları dururken kimyasallara ne gerek var?
sarımsağın bilmem nesinden antibiyotik üretilebileceğini savunan insanlar bunlar.
fazla bir şey beklemeyin.
devamını gör...
gönlünün alınmasını beklemek
beklenti yaratır.
devamını gör...
dünyaya gelmek saldırıya uğramaktır
dünyaya gelmek çok iddialı olmuş..
o değil de ortadoğu bataklığının sınırları içinde dünyaya çocuk getirmek evladını ateş çemberinin içine bırakmaktır.
atıyorum istanbul'un elit semtlerinden birinde yaşayıp çocuklarını iyi bir çevrede yetiştirmek ve özel okullarda okutup genel manzaranın durumundan korumak kaygısı duyuyor azıcık titiz düşünen her insan..
bizim tanıklık ettiklerimizi evlatlarımız bilmesin, yaşamasın istiyoruz çünkü.
manzara malum. insanlar malum..
işte o zaman fahriye evcen sendromuna bile kapılabilir insan. kadın ne diyor? siz benim çocuğumla iletişim kuramazsınız, buna izniniz yok, konuşamazsınız? psikolijisi bozulur laga luga.
sonuç, en geniş imkanlara sahip ailelerin bile avam korkusu ileri boyutta. çünkü avam kanserli bir hücre gibi. toplum kanser olmuş ama çocuk kanseri ve toplumu tanımıyor.. ondan uzakta başka bir dünyada yaşatılıyor... yine de tüm bu tedbirlere rağmen çocukların maruz kaldıkları her şeyi kontrol etme, bilme endişesi taşımak işte bu cehennemin en açık özeti... ve başka bir sağlık sorunu...
bu ülkede çocuk dünyaya getirmek deliliktir...
ihmalkarlık/cinayetse avamın türeme şeklidir..
sonuç, kaygı ve endişe altında yaşamak sadece bir evham olarak değerlendirilemez, aksine bu saldırının varolduğunu bizlere gösterirler.
kanserli, mikroplu toplumlar saldırısı!
o değil de ortadoğu bataklığının sınırları içinde dünyaya çocuk getirmek evladını ateş çemberinin içine bırakmaktır.
atıyorum istanbul'un elit semtlerinden birinde yaşayıp çocuklarını iyi bir çevrede yetiştirmek ve özel okullarda okutup genel manzaranın durumundan korumak kaygısı duyuyor azıcık titiz düşünen her insan..
bizim tanıklık ettiklerimizi evlatlarımız bilmesin, yaşamasın istiyoruz çünkü.
manzara malum. insanlar malum..
işte o zaman fahriye evcen sendromuna bile kapılabilir insan. kadın ne diyor? siz benim çocuğumla iletişim kuramazsınız, buna izniniz yok, konuşamazsınız? psikolijisi bozulur laga luga.
sonuç, en geniş imkanlara sahip ailelerin bile avam korkusu ileri boyutta. çünkü avam kanserli bir hücre gibi. toplum kanser olmuş ama çocuk kanseri ve toplumu tanımıyor.. ondan uzakta başka bir dünyada yaşatılıyor... yine de tüm bu tedbirlere rağmen çocukların maruz kaldıkları her şeyi kontrol etme, bilme endişesi taşımak işte bu cehennemin en açık özeti... ve başka bir sağlık sorunu...
bu ülkede çocuk dünyaya getirmek deliliktir...
ihmalkarlık/cinayetse avamın türeme şeklidir..
sonuç, kaygı ve endişe altında yaşamak sadece bir evham olarak değerlendirilemez, aksine bu saldırının varolduğunu bizlere gösterirler.
kanserli, mikroplu toplumlar saldırısı!
devamını gör...
yerel televizyon kanalları
rumeli tv, kanal ege, gaziantep olay tv gibi kanallarını içerir.
bu kanallarda aşırı dandik esnaf reklamları olurdu, züccaciye, beyaz eşya dükkanı, kuaför falan filan
reklamın fon müziği böyle helvacıoğlu flütle şov yapılmış gibi garip flütlü melodileri olurdu
kötü zoomlar, kötü açılar, bunu anlatması çok zordu ama aykut elmas bunu çok iyi gözlemlemiş
beni yormadı sağolsun.
özyılmazlar mobilya
bu kanallarda aşırı dandik esnaf reklamları olurdu, züccaciye, beyaz eşya dükkanı, kuaför falan filan
reklamın fon müziği böyle helvacıoğlu flütle şov yapılmış gibi garip flütlü melodileri olurdu
kötü zoomlar, kötü açılar, bunu anlatması çok zordu ama aykut elmas bunu çok iyi gözlemlemiş
beni yormadı sağolsun.
özyılmazlar mobilya
devamını gör...
sexting
kim olursa olsun sıkıntı internet ağına düşen her şey sonsuza kadar kayıt altında ne de olsa silsende silinmez . reelde ne yaparsanız yapın dostlar .
devamını gör...
üst komşuya söylemek istenen şeyler
geçen gün bu başlığa senin hakkında sayıp sövdüğüm bir tanım girmiştim. pişmanım. şaka lan şaka az bile yazmışım şöyle bir bakınca. bo...unda bogul p....k
devamını gör...
sevgiliye çiçek almak yerine kendin topla bahçesine götürmek
evladır.
devamını gör...
müslümanların ürettiği antibiyotik
müslümanın ya da hristiyanin ürettiği değil bilimin ürettiği antibiyotik olur kardeşlerim. ha üreten in dinine bakacaksak islam dinine inanan bilim insanı çıkmaz mı çıkar o da zaten müslüman coğrafyalarda çıkmaz.
devamını gör...
çiçekler ve anlamları
ne anlamı olabilir ki. tamamı insanların uydurduğu yüklediği anlamlardir. çiçek güzeldir. birisi size çiçek verdiyse eğer anlamını çiçeğin türünde değil kendisinde arayın.
devamını gör...



