zaman tüneli
kış bitti mutlu musunuz sorusu
değilim canım kardeşim. kış güldür ma çiçektir.
bu yaz geçen yıla göre daha sıcak olacak, sıcaktan uyuyamayınca ya da toplu taşımada ter kokusundan baygınlık geçirince anlarsın kışın değerini.
bu yaz geçen yıla göre daha sıcak olacak, sıcaktan uyuyamayınca ya da toplu taşımada ter kokusundan baygınlık geçirince anlarsın kışın değerini.
devamını gör...
kış bitti mutlu musunuz sorusu
(bkz: çok)
hatta mayıs ayında mutluluğum katlanacaktır.
hatta mayıs ayında mutluluğum katlanacaktır.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
udemy'e ne gerek var kapı gibi youtube videoları var. o bile yeter.
devamını gör...
kış bitti mutlu musunuz sorusu
beni arafta bırakıyor bu soru. doğalgaz faturasından kurtulduğum için mutluyum. ama gelecek sıcaklarda yabış yabış olacağımdan bir tık düşündürüyor.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
abi şimdi hakikaten trollüğü bırakıp aluminyumun spektograftaki imza yerine geçen elektron hareketlerini yazsam bence küfür yerim "bilgi tanımı girme pij" diye. sözlükte dergi de çıkardım mesela. fakat gerçekten niş bir kitle okuyor. meja bile radyoda bilgi verebilmek için goygoydan önce uzay yayını yapıyor. siz istiyor goygoy, dinleyecek uzay yayını. dgdfs
devamını gör...
ilk mesaj nasıl atılmalı sorunsalı
atılmamalı. iyi günler, tşkrlr.
devamını gör...
kış bitti mutlu musunuz sorusu
haziran gelsin daha da mutlu olacağız.
devamını gör...
kış bitti mutlu musunuz sorusu
soru bana sorulmuş gibi cevap veriyorum, evet mutluyum. aslen silifkeliyim ama mut'dan da kız alıp verdik.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
coup kitap gibi hatunsun resmen. senin foto bilgi içerikli tanıma girer.
devamını gör...
sünnetçiye yanları al üstü kalsın demek
bu espri tutarsa telif davası açıp farenin 10000 tanımına el koyacağım.
devamını gör...
neden böyle oluyor düşüncesi
öyle olmadığı için.
devamını gör...
richard mille
lüks saat piyasasına 20 küsur yıl önce dahil olup senede 5-6 bin saat üretimiyle milyar dolarlık ciroya ulaşmış bir marka. bazı modelleri milyonlarca dolara satılır. isviçreli saat markaları içinde ilk ondadır.
gel gör ki, bazen övülür, çoğunlukla aşağılanır.
neden?
birincisi, bu başarının asli unsuru pazarlama stratejisidir.
richard mille, dünyanın en popüler insanlarına saat temin ederek (!) çok hızlı şekilde popülerleşmiştir. ne var bunda? bu temin sürecinde talep eden tarafın richard mille olduğu söylenir. bir diğer deyişle; reklamını en çok yapacak sporculara gidip bedavadan ve hatta ödeme karşılığı kendi saatlerini takmalarını talep ediyorlarmış. mış, müş, kısmı ne kadar doğru bilinmez ama sürece bakılınca çok mümkün gözüküyor. zira richard mille takan popüler tiplerin çoğu saatten anlamaz. anlayanların da gidip o saate para ödeyerek koleksiyonuna kattığına, ben de pek ihtimal vermiyorum açıkçası.
aslında bu saatin koleksiyon değeri olduğuna da pek ihtimal vermiyorum. evet, milyon dolar verdiğin saati 10 yıl sonra daha yüksek fiyatlara satmak mümkün ama bir şeyin zaman içinde fiyatlanması koleksiyon değerine tekabül etmez. bir şeyin koleksiyon değerine sahip olması, azlığınının yanında, hikayesi, geçmişi ve sembolik olarak temsil ettiği şeylerle ilgilidir. richard mille için henüz bir marka geçmişinden bahsetmek, herhangi bir modeline yönelik bir hikaye inşa etmek için baya erken. şu an için sadece x kişisinin kullandığı saat veya bilmem ne turnuvasında takılan saat temsiline müsait.
diğer yandan, ürünleri marvel film karakterlerini anımsatıyor. temelde açıklanabilir sembolizm söz konusu olsa da bütün olarak baktığınızda tasarımlar kaotik. dahası, herhangi bir modelin yıllar içinde temel hatlarıyla tekrar tasarlanıp piyasaya sürülüp sürülmeyeceğine dair hiçbir fikriniz yok. bu da, ikonik bir modele sahip olup olmadığınıza dair bir fikrinizin olmaması demek.
saat koleksiyoneri ve saat sever bileğindeki modelin ilk kez örneğin 1960’larda piyasaya çıktığını, o günden bugüne kasa çapının, mekanizmanın vs özelliklerinin ne kadar değiştiğini ancak her şeye rağmen aslına ne kadar sadık kalındığını bilir. yani takip edilebilir bir model evrimine aşinadır. richard mille için böyle bir şeyden bahsetmek henüz mümkün değil. böyle bir süreç takip edeceklerine dair herhangi bir işaret de yok.
popüler insanların saati kullanması, filmlerde yer verilmesi eleştiri konusu olmamalı elbet. rolex’ten patek’ine kadar bu tür reklam stratejileri her zaman kullanılmıştır. gel gör ki, rolex ya da bilinen diğer markaların tanıtım stratejilerinde bu da sınırlıdır. en azından şunu hissedersiniz; o filmdeki o karakterin o saati takması zaten muhtemeldir. dahası, bu tür köklü firmaların tanıtım girişimi olmadan modellerinin filmlerde kullanıldığı da görülür. işte omega ay’a giden ilk saattir ve bu seçim özel olarak omega’nın girişimiyle olmamıştır. (en azından öyle anlatılır) ya da birçok holivud starı, müzisyen, sporcu bu köklü markaları özel hayatında zaten kendiliğinden satın alıp kullanır. richard mille için böyle bir genelleme yapmak (hele de bu fiyat skalasında) pek mümkün değil.
gelgelelim, richard mille’i tamamen zengin kazıklama amaçlı görgüsüz tercihi olarak etiketlemek de mümkün değil.
zira, mekanizmaları muhteşemdir. bu işin içinden gelmiş insanlarca tasarlanmıştır ve her bir saat bizatihi el işçiliği ile bir araya getirilmiştir. saat kompenantlarının üretiminde ise en ileri teknoloji ürünleri ve yöntemleri kullanılır. uzay teknolojilerinden tutun da, en modern metalurji tekniklerine kadar her yönteme başvurulur. tabi ki bunlar maliyeti artıran unsurlar ancak ürün başına milyon dolara çıkaracak derecede değil. diğer yandan, mekanizmada halat sistemleri kullanmaksa estetik, yenilikçilik ve komplekslik açısından ciddi fark yaratan bir unsur. ürün kalitesinde çok üst seviye olduğunu teslim etmek lazım.
yani, geleneksellik açısından henüz ortaya bir şey koymamış, koymaya yönelik bir işaret görülmeyen richard mille yenilikçilikte oldukça iyi durumda.
ancak ne de olsa ürünün marka değerinde ve ikonikleşmede en önemli unsur alıcıdır. richard mille, seçtiği hedef grupla (milyonerler) fiyatlama stratejisinde başarılı olurken hedef grubun sosyolojik olarak temsil ettiği skala görgüsüzlük, şımarıklık, (saat anlamında) cahillikle özdeşleşmiş durumda. hızlı bir şekilde böyle bir ciroya ulaşmanın başka bir yolu da yoktu sanırım.
“richard mille şımarık milyonerlerin g-shock’ıdır.” görüşünün temelinde yatan da aslında bunlar. ki hem saat tasarımları hem de alıcı portföyüne yönelik eleştiri bağlamında (biraz acımasız da olsa) güzel saptama. mekanizma ve kaliteyi görmezden gelsek katılabilirdim.
markalarının fanboyu veya hater’ı olmak bana salakça geliyor. beğensen de, beğenmesen de hakkını teslim etmek lazım.
gel gör ki, seçim yapmam gerekse, örneğin üst düzey saat markalarından hiçbir zaman satmamak kaydıyla saat seçmem gerekse, richard mille ilk 10’da olmazdı sanırım. sanırım, diyorum, çünkü birçok modeline hakim değilim. tasarımları pek ilgimi çekmiyor. koleksiyoner olsam, hani bütün ikonik markalarda doyuma ulaştıktan sonra bir tane modelini (en farklı ve en iyi mekanizmaya sahip olanını) eksik kalmasın diye belki alırdım.
ancak tasarım başka bir dünya ve doğrudan şahsi zevkle ilgili. gösteriş, çarpıcılık, ön planda olma gibi kriterleri önemseyenlere de saygı duymak lazım tabi.
gel gör ki, bazen övülür, çoğunlukla aşağılanır.
neden?
birincisi, bu başarının asli unsuru pazarlama stratejisidir.
richard mille, dünyanın en popüler insanlarına saat temin ederek (!) çok hızlı şekilde popülerleşmiştir. ne var bunda? bu temin sürecinde talep eden tarafın richard mille olduğu söylenir. bir diğer deyişle; reklamını en çok yapacak sporculara gidip bedavadan ve hatta ödeme karşılığı kendi saatlerini takmalarını talep ediyorlarmış. mış, müş, kısmı ne kadar doğru bilinmez ama sürece bakılınca çok mümkün gözüküyor. zira richard mille takan popüler tiplerin çoğu saatten anlamaz. anlayanların da gidip o saate para ödeyerek koleksiyonuna kattığına, ben de pek ihtimal vermiyorum açıkçası.
aslında bu saatin koleksiyon değeri olduğuna da pek ihtimal vermiyorum. evet, milyon dolar verdiğin saati 10 yıl sonra daha yüksek fiyatlara satmak mümkün ama bir şeyin zaman içinde fiyatlanması koleksiyon değerine tekabül etmez. bir şeyin koleksiyon değerine sahip olması, azlığınının yanında, hikayesi, geçmişi ve sembolik olarak temsil ettiği şeylerle ilgilidir. richard mille için henüz bir marka geçmişinden bahsetmek, herhangi bir modeline yönelik bir hikaye inşa etmek için baya erken. şu an için sadece x kişisinin kullandığı saat veya bilmem ne turnuvasında takılan saat temsiline müsait.
diğer yandan, ürünleri marvel film karakterlerini anımsatıyor. temelde açıklanabilir sembolizm söz konusu olsa da bütün olarak baktığınızda tasarımlar kaotik. dahası, herhangi bir modelin yıllar içinde temel hatlarıyla tekrar tasarlanıp piyasaya sürülüp sürülmeyeceğine dair hiçbir fikriniz yok. bu da, ikonik bir modele sahip olup olmadığınıza dair bir fikrinizin olmaması demek.
saat koleksiyoneri ve saat sever bileğindeki modelin ilk kez örneğin 1960’larda piyasaya çıktığını, o günden bugüne kasa çapının, mekanizmanın vs özelliklerinin ne kadar değiştiğini ancak her şeye rağmen aslına ne kadar sadık kalındığını bilir. yani takip edilebilir bir model evrimine aşinadır. richard mille için böyle bir şeyden bahsetmek henüz mümkün değil. böyle bir süreç takip edeceklerine dair herhangi bir işaret de yok.
popüler insanların saati kullanması, filmlerde yer verilmesi eleştiri konusu olmamalı elbet. rolex’ten patek’ine kadar bu tür reklam stratejileri her zaman kullanılmıştır. gel gör ki, rolex ya da bilinen diğer markaların tanıtım stratejilerinde bu da sınırlıdır. en azından şunu hissedersiniz; o filmdeki o karakterin o saati takması zaten muhtemeldir. dahası, bu tür köklü firmaların tanıtım girişimi olmadan modellerinin filmlerde kullanıldığı da görülür. işte omega ay’a giden ilk saattir ve bu seçim özel olarak omega’nın girişimiyle olmamıştır. (en azından öyle anlatılır) ya da birçok holivud starı, müzisyen, sporcu bu köklü markaları özel hayatında zaten kendiliğinden satın alıp kullanır. richard mille için böyle bir genelleme yapmak (hele de bu fiyat skalasında) pek mümkün değil.
gelgelelim, richard mille’i tamamen zengin kazıklama amaçlı görgüsüz tercihi olarak etiketlemek de mümkün değil.
zira, mekanizmaları muhteşemdir. bu işin içinden gelmiş insanlarca tasarlanmıştır ve her bir saat bizatihi el işçiliği ile bir araya getirilmiştir. saat kompenantlarının üretiminde ise en ileri teknoloji ürünleri ve yöntemleri kullanılır. uzay teknolojilerinden tutun da, en modern metalurji tekniklerine kadar her yönteme başvurulur. tabi ki bunlar maliyeti artıran unsurlar ancak ürün başına milyon dolara çıkaracak derecede değil. diğer yandan, mekanizmada halat sistemleri kullanmaksa estetik, yenilikçilik ve komplekslik açısından ciddi fark yaratan bir unsur. ürün kalitesinde çok üst seviye olduğunu teslim etmek lazım.
yani, geleneksellik açısından henüz ortaya bir şey koymamış, koymaya yönelik bir işaret görülmeyen richard mille yenilikçilikte oldukça iyi durumda.
ancak ne de olsa ürünün marka değerinde ve ikonikleşmede en önemli unsur alıcıdır. richard mille, seçtiği hedef grupla (milyonerler) fiyatlama stratejisinde başarılı olurken hedef grubun sosyolojik olarak temsil ettiği skala görgüsüzlük, şımarıklık, (saat anlamında) cahillikle özdeşleşmiş durumda. hızlı bir şekilde böyle bir ciroya ulaşmanın başka bir yolu da yoktu sanırım.
“richard mille şımarık milyonerlerin g-shock’ıdır.” görüşünün temelinde yatan da aslında bunlar. ki hem saat tasarımları hem de alıcı portföyüne yönelik eleştiri bağlamında (biraz acımasız da olsa) güzel saptama. mekanizma ve kaliteyi görmezden gelsek katılabilirdim.
markalarının fanboyu veya hater’ı olmak bana salakça geliyor. beğensen de, beğenmesen de hakkını teslim etmek lazım.
gel gör ki, seçim yapmam gerekse, örneğin üst düzey saat markalarından hiçbir zaman satmamak kaydıyla saat seçmem gerekse, richard mille ilk 10’da olmazdı sanırım. sanırım, diyorum, çünkü birçok modeline hakim değilim. tasarımları pek ilgimi çekmiyor. koleksiyoner olsam, hani bütün ikonik markalarda doyuma ulaştıktan sonra bir tane modelini (en farklı ve en iyi mekanizmaya sahip olanını) eksik kalmasın diye belki alırdım.
ancak tasarım başka bir dünya ve doğrudan şahsi zevkle ilgili. gösteriş, çarpıcılık, ön planda olma gibi kriterleri önemseyenlere de saygı duymak lazım tabi.
devamını gör...
ilk mesaj nasıl atılmalı sorunsalı
merhaba, benimle bir fincan kahve içmeye hayır demezsiniz umarım şeklinde olabilir.
devamını gör...
sünnetçiye yanları al üstü kalsın demek
berber gibi, hani madem benden bi parca kesilcek, istedigim modelde olsun mantigiyla yapilan eylem. evet.
devamını gör...
leşker asakir
battle rapin revaçta olduğu dönem batarya'nın bir bireyi olarak bilinirdi. daha sert ve dark sözleriyle kendine kemik bir kitle edindi. ancak joker ve allame arasındaki gerginliğin ve ardından yaşanan ayrılığın temel sebebi olarak gösterilip şeytan ilan edildi. böylece yavaş yavaş edindiği kitle farklı hitap aradı kendine. leşker ise daha çok kamera arkasında kaldı, yavaş yavaş tükenmeye başladı ve sonunda rap müziği bıraktı.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
gençler ben yatıyorum yarın iş var, size iyi eğlenceleeer.
devamını gör...
sözlük yazarlarının beni sevmediği gerçeği
2 gramlık beyinleriyle turkuaz, ben ve köylü yazalım diye bu başlığı canlandirmışlar. merak etmeyin, beni sevenler var hatta 2 3 kuduz köpek saldirdikça daha da çok seviyorlarmis canım arkadaşlarım:))
devamını gör...
amcalara gösterip bak sizde var mı diye hava atan çocuk
yeni sunnet edilmis. yeni bi seye kavusmus.
babasi diyoki hadi goster amcalara.
gosteriyo, baaak baak, yanlari da almis, tas kafa, al sen de var mi diye hava atiyo.
haspam sanirsin modifiyeli arac almis havalara bak. ulan canli canli kesildik lan biz.
babasi diyoki hadi goster amcalara.
gosteriyo, baaak baak, yanlari da almis, tas kafa, al sen de var mi diye hava atiyo.
haspam sanirsin modifiyeli arac almis havalara bak. ulan canli canli kesildik lan biz.
devamını gör...

