zaman tüneli
karayip korsanları: dünyanın sonu
karayip korsanları serisinin üçüncü filmi.
karayip korsanları: ölü adamın sandığı filminin birebir devamı niteliğinde çekilen bu filmde, flying dutchman gemisinin kaptanı davy jones ve bulundukları geminin parçası haline gelen müthiş mürettebatı, elizabeth swann, will turner, kaptan barbossa ve serinin vazgeçilmezi kaptan jack sparrow'un mücadelesi anlatılıyor.
serinin en sevdiğim ve en çok izlediğim filmi budur.
harikadır harika, üç-dört sene sonra tekrar izlerim muhtemelen. *
filmde o kadar fazla ayrıntı var ki, olduğu kadar.
will turner'ın uçan hollandalı'nın yeni kaptanı olarak kabul edilmesi ardından kaptan artık genç biri olduğu için tüm mürettebatın yosunlarından arınıp insana dönmesi çok hoştu. babasının, oğlunun onu kurtarmaya gelemeyeceğini düşünmesi, ümidi kesip gemiye iyice saplanıp kalması, en sonunda oğlunun göğsünü yaranın kendisi olması ayrıntıları da güzeldi.
jack sparrow karakterinin karar verme, delirme sürecinde kendini farklı rollerde görüp kendiyle muhabbet etmesi ayrı, geminin parçası haline gelmiş tiplemesi ayrı komikti. uçan hollandalı'yı aslında almak istemiyordu, çünkü o denizlerde kalıp insanlara yardım edebilecek cinsten biri değildi başından beri. şeytana bile pabucunu ters giydirecek zekada olması sebepli uçan kuşla arasında geçmiş bir husumet olması, serinin her filminde ya tokatlanması, ya öldürülmeye çalışılmasını açıklayan bir durum sanıyorum.
davy jones karakteri başlı başına bir markaydı. ölen denizcileri karşı tarafa gönderme konusundaki esas görevini yapmadığı için ahtapot görüntüsü alması, ezeli beri sevdiği kalipso'nun ona dokunmasıyla kısa bir an için eski haline dönmesi, onun adı her geçtiğinde o acımasız görüntüsüne rağmen gözyaşı akıtabilmesi, ikisinde de halen sakladıkları kalp kolyesi bulunması ayrıntısı hoştu. kalipso'nun sadık biri olmadığını bilmesine rağmen ona bu denli tutulması, ihanetinin bedeli olarak onu insan vücuduna hapsetmeye yardım eden esas kişi olduğu bilgisinin kalipso'ya söylesinmesi sonu oldu, çok bile yaşamış zaten, kim ne çekiyorsa olduğu yere kök salanlardan çekiyor.
korsanlar konseyi, liderinden bayrağına, çeyreklik tiplerinden ses tonlarına kadar gayet eğlenceli tasarlanmıştı. ingiltere'den vali kızı olarak gelen elizabeth'i önce korsan sonra korsan kralı yapacak kadar da kafaları güzeldi.
ve son olarak, tüm bu doğu hindistan ticaret şirketi adı altında para için zibilyon insanı asan beckett'in ölümünün iki büyük gemi olan black pearl ile flying dutchman arasında olması, alevler içerisinde artık öleceği net olduğu ana dakikalar kala bu sadece iyi bir işti deyip mala bağlaması bir miktar yağ eriten cinstendi. lakin onun canını, kukla gibi kullanmaya çalıştığı davy jones alsaydı daha da efsaneleşebilirdi diye düşünüyorum.
karayip korsanları: ölü adamın sandığı filminin birebir devamı niteliğinde çekilen bu filmde, flying dutchman gemisinin kaptanı davy jones ve bulundukları geminin parçası haline gelen müthiş mürettebatı, elizabeth swann, will turner, kaptan barbossa ve serinin vazgeçilmezi kaptan jack sparrow'un mücadelesi anlatılıyor.
serinin en sevdiğim ve en çok izlediğim filmi budur.
harikadır harika, üç-dört sene sonra tekrar izlerim muhtemelen. *
filmde o kadar fazla ayrıntı var ki, olduğu kadar.
will turner'ın uçan hollandalı'nın yeni kaptanı olarak kabul edilmesi ardından kaptan artık genç biri olduğu için tüm mürettebatın yosunlarından arınıp insana dönmesi çok hoştu. babasının, oğlunun onu kurtarmaya gelemeyeceğini düşünmesi, ümidi kesip gemiye iyice saplanıp kalması, en sonunda oğlunun göğsünü yaranın kendisi olması ayrıntıları da güzeldi.
jack sparrow karakterinin karar verme, delirme sürecinde kendini farklı rollerde görüp kendiyle muhabbet etmesi ayrı, geminin parçası haline gelmiş tiplemesi ayrı komikti. uçan hollandalı'yı aslında almak istemiyordu, çünkü o denizlerde kalıp insanlara yardım edebilecek cinsten biri değildi başından beri. şeytana bile pabucunu ters giydirecek zekada olması sebepli uçan kuşla arasında geçmiş bir husumet olması, serinin her filminde ya tokatlanması, ya öldürülmeye çalışılmasını açıklayan bir durum sanıyorum.
davy jones karakteri başlı başına bir markaydı. ölen denizcileri karşı tarafa gönderme konusundaki esas görevini yapmadığı için ahtapot görüntüsü alması, ezeli beri sevdiği kalipso'nun ona dokunmasıyla kısa bir an için eski haline dönmesi, onun adı her geçtiğinde o acımasız görüntüsüne rağmen gözyaşı akıtabilmesi, ikisinde de halen sakladıkları kalp kolyesi bulunması ayrıntısı hoştu. kalipso'nun sadık biri olmadığını bilmesine rağmen ona bu denli tutulması, ihanetinin bedeli olarak onu insan vücuduna hapsetmeye yardım eden esas kişi olduğu bilgisinin kalipso'ya söylesinmesi sonu oldu, çok bile yaşamış zaten, kim ne çekiyorsa olduğu yere kök salanlardan çekiyor.
korsanlar konseyi, liderinden bayrağına, çeyreklik tiplerinden ses tonlarına kadar gayet eğlenceli tasarlanmıştı. ingiltere'den vali kızı olarak gelen elizabeth'i önce korsan sonra korsan kralı yapacak kadar da kafaları güzeldi.
ve son olarak, tüm bu doğu hindistan ticaret şirketi adı altında para için zibilyon insanı asan beckett'in ölümünün iki büyük gemi olan black pearl ile flying dutchman arasında olması, alevler içerisinde artık öleceği net olduğu ana dakikalar kala bu sadece iyi bir işti deyip mala bağlaması bir miktar yağ eriten cinstendi. lakin onun canını, kukla gibi kullanmaya çalıştığı davy jones alsaydı daha da efsaneleşebilirdi diye düşünüyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
önceliğim olan insanların z derecesinde bile önceliği değilim belki de. bu konudaki kırgınlığıma da kırgınım. yani önceliğim dediysem önceliğim olandı, saftım ama enayi değildim siz meseleyi yanlış anladınız.
devamını gör...
uludağ sözlük denince akla gelenler
bol bol reklamın saçma sapan entrylerşn olduğu yerdir
devamını gör...
dünyanın en huzurlu şeyi
eve girerken atılan ilk adım.
oh bee.
oh bee.
devamını gör...
dünyanın en huzurlu şeyi
sarılmak.
devamını gör...
psikoterapi alıp iyileşememek
biz istemezsek kimsenin bize faydası da dokunmaz zararı da.
devamını gör...
bugün okuduğunuz en güzel cümle
elimi kalbime koyduğumda ruhum güçleniyor.
devamını gör...
ayasar (yazar)
en son bana nickaltı girip uçurumuşlar
kim bilir hangi ex imini fake hesabıydı.
kim bilir hangi ex imini fake hesabıydı.
devamını gör...
pişman olmamak için yapılması gerekenler
her yüze güleni dost sanmamak.
devamını gör...
bugün okuduğunuz en güzel cümle
buraya çöp dökmek yasaktır. az ötede çöp tenekesi var. götünü kaldır oraya at.
*
*
devamını gör...
günaydın sözlük
umutlarımızın gerçekleştiği bir gün olsun dileklerimizle, herkese günaydın.
devamını gör...
bugün okuduğunuz en güzel cümle
“merkezine neyi koyarsan onun etrafında dönersin.”
*
*
devamını gör...
ankara su kesintileri
bitmek bilmeyen kesintilerdir. insan ister istemez düşünüyor, kış ortasında susuzluk çekiyorsak 2026 yazında neler yaşayacağız…
devamını gör...
günaydın sözlük
hava mevsim normallerinin üstünde,
konuşmalar üşümenin anlam ve önemi üstüne,
kışın ikinci bölümünde,
bir şeyler daha atacaksın üstüne,
bir sabah selamlaması..
hava aydınlanıyor canısı..
konuşmalar üşümenin anlam ve önemi üstüne,
kışın ikinci bölümünde,
bir şeyler daha atacaksın üstüne,
bir sabah selamlaması..
hava aydınlanıyor canısı..
devamını gör...
düşün ki sigaran bunu okuyor
ezhel'in yakında çıkaracağı albümün adıdır.
devamını gör...
kadınların sadık erkek sevmeme nedeni
aklımdan zorum olması gerekiyor sevmemem için. adrenalini bırakın. huzur güvende..
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın.
devamını gör...
sözlük yazarlarının saçları
şuraya daha fazla platin atar mısınız? teşekkürler.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın eli işte gözü oynaşta dostlarım...
devamını gör...
