zaman tüneli
modern insanın yalnız olma sebepleri
1980'lerde tüm dünyada tabuta konup mezara gömülmüş modernizm ile 21. yy'a ait sosyal medyayı bir araya getirip tespit yapmak müthiş. belki de budur yalnızlık sebebi.
modern insanın yalnızlığı ile anti-modern yani postmodern mahrem insanın yalnızlığı arasında ciddi farklar var. richard sennett abimiz, "kamusal insanın çöküşü" adlı dev eserinde bunu uzunca açıklamaya çalışır.
çağımız insanının yalnızlığı modernite ile ilgili değil. şu anki yalnızlık problemine karşı çözüm üretmek için moderniteyi hedef almak gereksiz.

kendi alanlarında çığır açan, onlarla hesaplaşmadan yeni bir şey söylemenin zor olduğu kitaplar vardır. richard sennett'in düşünce tarihinin başyapıtlarından biri olan kamusal insanın çöküşü böylesi bir kitaptır: tarihten sosyolojiye, psikolojiden antropolojiye entelektüel bir şölendir.
sennett, kamusal insanın çöküşü'nde özgünlük ve entelektüel derinlikle dengesizliğin yol açtığı sorunları inceliyor. ona göre, hayatın, aile ve yakın dostlar dışındaki parçası olan "kamusal hayat" bir zamanlar "hayat dolu"ydu ve kişiler için çok önemliydi. "yabancı"larla duygusal bağlar kurarak insanın oyun yeteneğini çoğaltan, toplumsallaşmasını/medenileşmesini sağlayan bir kamusallık vardı. bütünlüklü ifadesini 18. yüzyıl avrupa şehirlerinde bulan bu kamusallık zamanla ağırlığını yitirerek yerini "özel hayat"a bıraktı. kamusal hayat artık özel hayatın gerektirdiği oranda önemli olmaya başladı. sennett, bugün, tanımadığımız ama aynı şehirde yaşadığımız insanlarla kurulacak çok boyutlu ilişki ve hazlardan yoksun kaldığımızı söylüyor ve şu soruları soruyor: yabancı, nasıl tehdit edici bir unsura dönüştü? sessiz kalarak seyretme, kamusal hayatın tek yolu haline nasıl geldi? yalnız kalma, bir hak olarak nasıl oluştu? özel hayat ilgi odağı haline nasıl geldi? politikacıları neden yaptıklarına ve programlarına bakarak değil de kişisel özelliklerine göre değerlendiriyoruz? evlerimize özen gösterdiğimiz halde sokaklarımız neden pis?
sennett, kamusal alanların yaşanan mekânlar olmaktan çıkıp gelip geçilen yerlere dönüşmesiyle yüreklerimizi sevgili ve dostlarımızın dışında kimseye açamadığımızı, özel hayatına kapanan kişiliklerimizin giderek güdükleştiğini, başka insanlarla oyun oynama yeteneğimizi yitirmemizin bizi nasıl eksilttiğini tarihsel/toplumsal bir perspektifle işliyor. bu süreci balzac ve diderot'nun yazılarına, paganini ve liszt'in müziğine, tiyatro ve izleyicinin davranışlarına, mimariye, dreyfus olayına ve richard nixon'ın kariyerine, özel ve kamusal hayatın konuşma ve giyim biçimleri gibi gündelik örneklerine bakarak anlatıyor. modernlikle birlikte özel hayatına tutsak olan insanın kamudaki sessizliğini, yalnızlığını, yaşayan değil seyreden bir insan haline gelme tarihini inceliyor.
sennett, bütün bunlara rağmen umutsuzluğa kapılmıyor. yitik bir kamusal cenneti hayal etmek yerine, kişilerin yakın dostları arasındaki kadar rahat ve güvenli olduğu, oyuna önem verdiği, nezaketi elden bırakmadığı bir ortamda, şüpheyi en aza indirerek "ötekini tanıma"nın imkânlarını araştırıyor. sokakta "öteki"ne "merhaba" demek isteyenler için...
link
ilginçtir ki, pek çok entelektüel, modernizm eleştirisi yapıp postmodern söylemleri benimserken aslında postmodernizmi eleştiriyor ancak farkında değiller.
peki çare nedir? elbette komüniteryanizm
modern insanın yalnızlığı ile anti-modern yani postmodern mahrem insanın yalnızlığı arasında ciddi farklar var. richard sennett abimiz, "kamusal insanın çöküşü" adlı dev eserinde bunu uzunca açıklamaya çalışır.
çağımız insanının yalnızlığı modernite ile ilgili değil. şu anki yalnızlık problemine karşı çözüm üretmek için moderniteyi hedef almak gereksiz.

kendi alanlarında çığır açan, onlarla hesaplaşmadan yeni bir şey söylemenin zor olduğu kitaplar vardır. richard sennett'in düşünce tarihinin başyapıtlarından biri olan kamusal insanın çöküşü böylesi bir kitaptır: tarihten sosyolojiye, psikolojiden antropolojiye entelektüel bir şölendir.
sennett, kamusal insanın çöküşü'nde özgünlük ve entelektüel derinlikle dengesizliğin yol açtığı sorunları inceliyor. ona göre, hayatın, aile ve yakın dostlar dışındaki parçası olan "kamusal hayat" bir zamanlar "hayat dolu"ydu ve kişiler için çok önemliydi. "yabancı"larla duygusal bağlar kurarak insanın oyun yeteneğini çoğaltan, toplumsallaşmasını/medenileşmesini sağlayan bir kamusallık vardı. bütünlüklü ifadesini 18. yüzyıl avrupa şehirlerinde bulan bu kamusallık zamanla ağırlığını yitirerek yerini "özel hayat"a bıraktı. kamusal hayat artık özel hayatın gerektirdiği oranda önemli olmaya başladı. sennett, bugün, tanımadığımız ama aynı şehirde yaşadığımız insanlarla kurulacak çok boyutlu ilişki ve hazlardan yoksun kaldığımızı söylüyor ve şu soruları soruyor: yabancı, nasıl tehdit edici bir unsura dönüştü? sessiz kalarak seyretme, kamusal hayatın tek yolu haline nasıl geldi? yalnız kalma, bir hak olarak nasıl oluştu? özel hayat ilgi odağı haline nasıl geldi? politikacıları neden yaptıklarına ve programlarına bakarak değil de kişisel özelliklerine göre değerlendiriyoruz? evlerimize özen gösterdiğimiz halde sokaklarımız neden pis?
sennett, kamusal alanların yaşanan mekânlar olmaktan çıkıp gelip geçilen yerlere dönüşmesiyle yüreklerimizi sevgili ve dostlarımızın dışında kimseye açamadığımızı, özel hayatına kapanan kişiliklerimizin giderek güdükleştiğini, başka insanlarla oyun oynama yeteneğimizi yitirmemizin bizi nasıl eksilttiğini tarihsel/toplumsal bir perspektifle işliyor. bu süreci balzac ve diderot'nun yazılarına, paganini ve liszt'in müziğine, tiyatro ve izleyicinin davranışlarına, mimariye, dreyfus olayına ve richard nixon'ın kariyerine, özel ve kamusal hayatın konuşma ve giyim biçimleri gibi gündelik örneklerine bakarak anlatıyor. modernlikle birlikte özel hayatına tutsak olan insanın kamudaki sessizliğini, yalnızlığını, yaşayan değil seyreden bir insan haline gelme tarihini inceliyor.
sennett, bütün bunlara rağmen umutsuzluğa kapılmıyor. yitik bir kamusal cenneti hayal etmek yerine, kişilerin yakın dostları arasındaki kadar rahat ve güvenli olduğu, oyuna önem verdiği, nezaketi elden bırakmadığı bir ortamda, şüpheyi en aza indirerek "ötekini tanıma"nın imkânlarını araştırıyor. sokakta "öteki"ne "merhaba" demek isteyenler için...
link
ilginçtir ki, pek çok entelektüel, modernizm eleştirisi yapıp postmodern söylemleri benimserken aslında postmodernizmi eleştiriyor ancak farkında değiller.
peki çare nedir? elbette komüniteryanizm
devamını gör...
babayla kavga etmek
kavgamız olmadı. birçok konuda birbirine çok karşıt seçim ve yaklaşımlarımız oldu hep. ancak, kavgaya dönüştürmeyecek kadar birbirini seven ve saygı duyan bir baba-oğul olduk.
(yokluğundan sonraki her aşamada, onun sandığımdan çok daha fazla konuda haklı olduğunu deneyimliyor ve onu üzmüş olabileceğimi düşündüğüm kimi konular için hayıflanıyorum.)
oğlumla diyaloğumda, onun kadar anlayışlı olabilip olamadığım konusunda kişisel bir sorgulama yapıyor ve yokluğunda bile bana öğrettiklerini düşünüp saygıyla anıyorum.
(yokluğundan sonraki her aşamada, onun sandığımdan çok daha fazla konuda haklı olduğunu deneyimliyor ve onu üzmüş olabileceğimi düşündüğüm kimi konular için hayıflanıyorum.)
oğlumla diyaloğumda, onun kadar anlayışlı olabilip olamadığım konusunda kişisel bir sorgulama yapıyor ve yokluğunda bile bana öğrettiklerini düşünüp saygıyla anıyorum.
devamını gör...
erkek yalnız yaşayamaz iddiası
yalnızlık tavsiyem değildir ama bu devirde hayatınızda birisi olmasının zararı faydalarını geçmiş durumda. evlilik zaten tam bir kaybet-kaybet anlaşması ama diğer tarz birlikteliklerde de erkek aleyhine çok fazla handikap var. dolayısıyla yaklaşık 5 senedir yalnız yaşıyorum. senin paran benim param, benim param da benim param diyenlerdense edebiyle yalnız oturmak evladır. biraz dişinizi sıkarsanız 15-20 sene içinde ev işini yapıp, cinsel ihtiyaçlarınızı gören insansı robotlar da gelecek. kapris yok, daddy issues yok, sayısız erkek tarafından bozulmuş psikoloji yok, borderline yok, aldatma yok, tehdit yok, çocuk olmadığı için olmayan çocuğu alıp gitme tehlikesi yok. böyle böyle yok olacağız ama trump'ın yok etmesindense böyle ölmek evladır.
devamını gör...
erkek yalnız yaşayamaz iddiası
12 yıldır yaşıyorum bir yan etkisini görmedim. kimseyi çekemem teşekkürler.
devamını gör...
kahve seven erkek vs çay seven erkek
dünya çayla daha yaşanılır.
devamını gör...
kahve seven erkek vs çay seven erkek
hiçbirini sevmeyen erkek ne oluyor?! balık mı!?
devamını gör...
kahve seven erkek vs çay seven erkek
ikisini de seven erkek ne oluyor?! ılık mı!?
devamını gör...
yazarların engellediği ilk yazar
şurada 10 kişiyiz, birbirimizin etrafında dönmekten kuyruklarımız ve boynuzlarımız birbirine dolaşıyor. kimi engelleyeceğim?
devamını gör...
kedi seven erkek
sevmeyen erkekte sıkıntı vardır bence. kimisi nefret ediyor. ulen hayvan naptı sana veya hayvan yırtıcı,iğrenç,tipsiz bir şey mi sanki.yumuşak tüylü ve sevimli.
devamını gör...
could be us
seninle şöyle olabilirdik olayının inkiliççesi. bence bu hâli daha güzel. mesela şöyleli görseller olabilir: tabi başka görseller de eklenebilir fakat küfürsüz sözlüğe bu kadarı bile fazla. neyse ben gideyim bacağıma mum damlatayım.
devamını gör...
pilav üstü kuru fasulye
yanına sarımsaklı cacık ve yeşil soğan oldu mu ben tamamım.
devamını gör...
alttaki yazara bir mesaj bırak
üsttekini dilleme..
devamını gör...
alttaki yazara bir mesaj bırak
üsttekini dinleme.
devamını gör...
erkek yalnız yaşayamaz iddiası
erkek asıl yalnız yaşar
diğerine yaşamak denmez
diğerine yaşamak denmez
devamını gör...
erkek yalnız yaşayamaz iddiası
insan, yalnız yaşayabiliyorsa bir erkekte yaşar. ancak yalnız yaşamak, insan için bir hedef, erdem veya yetenek sayılmamalıdır. insan sosyal bir canlıdır. (şöyle ki, sosyalleşme anlayışı da, kendini inkar ve yok sayma pahasına olmamak kaydıyla.)
devamını gör...
oğlum gibi severim
kaynananın sarf ettiği yalanların hasıdır. hayır efendim.ne sevmesi.damatsın sen.damat kalacaksın.sen onun kanından değilsin.
devamını gör...
erkek yalnız yaşayamaz iddiası
yaşar ne yaşar ne yaşamaz
devamını gör...
ısırılmış elma
çocuklu evlerde denk gelebileceğiniz meyve türü.
devamını gör...
erkek yalnız yaşayamaz iddiası
3'lü koltuk battaniyesi yalnız insanın güç kalkanıdır.
devamını gör...
sözlükçülerin 5 büyük ligde tuttuğu takımlar
epl: crystal palace
la liga: sevilla fc
serie a: as roma
bundesliga: borussia mönchengladbach
ligue 1: olympique lyonnais
la liga: sevilla fc
serie a: as roma
bundesliga: borussia mönchengladbach
ligue 1: olympique lyonnais
devamını gör...




