zaman tüneli
hanıma sen hanımsın ve bu yüzden haklısın demek
hanıma, söz konusu sensen haklı çıkmak gibi bir derdim yok...
sen hanımımsın ve bu yüzden hep haklısın..
demektir..
avuçlarını öpmek.. bir büyük varlık bilerek onu. ah.
sen hanımımsın ve bu yüzden hep haklısın..
demektir..
avuçlarını öpmek.. bir büyük varlık bilerek onu. ah.
devamını gör...
besmele çekmek
her hayrın başıdır.
devamını gör...
alfa veya sigma erkek olmanın yolları
öğrenmişler bi alfa beta sigma. vıdı vıdı vıdı
alfalığı diline dolayan betadır. dolamayan da alfa işte.
alfalığı diline dolayan betadır. dolamayan da alfa işte.
devamını gör...
alfa veya sigma erkek olmanın yolları
siz normal durun, biz sizi atarız bir gruba canınızı sigmayın.
devamını gör...
normal sözlük moderasyonu
formata uysa sövcen yani? sonra muhtarla seni kim barıştırcak peki? adam sözlüğün barış elçisi. bi daha düşün benceaslsşskssş.
devamını gör...
alfa veya sigma erkek olmanın yolları
alfa olanlar liderlik özelliği taşıyanlar oluyor ama bu herkesten her konuda üstün anlamına gelmiyor. alfa olmayan biri alfayı dövebilir belki ondan zeki de olabilir olay başka. benim umrumda olmaz alfa olan bana akıl verse de dinlemem zaten beni kimse yönlendiremez yanlış da olsa kendi bildiğimi yaparım benim de karakterim böyle bu yüzden çok ağzım yandı ama.
devamını gör...
normal sözlük moderasyonu
sözlük formatı gereği küfür etmek istemiyorum. şu muhtar denen kıymetli sözlük yazarına kimsenin fake hesabı olmadığımı söyleyebilirseniz çok mutlu olacağım.
devamını gör...
konuşamıyor mu vs konuşamuyor mu
buralarda "konuşameyyo" diyorlar sayın yazar. anlatım bozukluğu normalimiz olmuş artık*
devamını gör...
konuşamıyor mu vs konuşamuyor mu
(bkz: konuşamıyorum).
devamını gör...
köpek
sapiens soyunun en yüksek vefa borcu olan iki türden biridir.
diğeri de at-eşek-katır türleridir.
diğeri de at-eşek-katır türleridir.
devamını gör...
bazı aşklar mahşere kaldı
ya. kelenders paşa.
çok belli babuş çok.
çok belli babuş çok.
devamını gör...
levant'ta kazananın türkiye olması
doğu akdenizde işleri istediği yolda gider gibi görünen tek ülke türkiye gibi görünüyor. bunu destekleyen görüş bir lübnanlı yazardan gelmiş. meraklısına;
lübnanlı yazar peter germanos, türkiye’nin 2018 sonrası karşı karşıya kaldığı çok katmanlı güvenlik kuşatmasını mercek altına alarak ankara’nın alışılmışın dışında bir stratejiyle bölgesel dengeleri tersine çevirdiğini belirtti. analize göre türkiye, rusya-iran-esad ekseni ile abd destekli pkk/ypg tehdidi arasında sıkıştığı bir dönemde diplomasi, istihbarat ve askerî gücü eşgüdüm içinde kullanarak levant’ta sıradan bir bölgesel aktörün ötesine geçti.
buradan
lübnanlı yazar peter germanos, türkiye’nin 2018 sonrası karşı karşıya kaldığı çok katmanlı güvenlik kuşatmasını mercek altına alarak ankara’nın alışılmışın dışında bir stratejiyle bölgesel dengeleri tersine çevirdiğini belirtti. analize göre türkiye, rusya-iran-esad ekseni ile abd destekli pkk/ypg tehdidi arasında sıkıştığı bir dönemde diplomasi, istihbarat ve askerî gücü eşgüdüm içinde kullanarak levant’ta sıradan bir bölgesel aktörün ötesine geçti.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
sağlıklı olmak..
devamını gör...
bazı aşklar mahşere kaldı
ve belki de en acısı şu:
bazı aşklar mutlu olmak için değil,
insanı ömür boyu eksik bırakmak için yaşanırmış.
adını duyduğumuzda, ismi anıldığında içimiz sızlasın diye,
geceleri bir boşluk uyansın diye,
“keşke yaşasaydı” cümlesi hiç bitmesin diye.
bizim çiçeğimiz soldu be mona'm.
yaşatamadım seni sevgilim.
hakkını helal et.
geleceğim beni izlediğin, beklediğin gökyüzüne.
bazı aşklar mutlu olmak için değil,
insanı ömür boyu eksik bırakmak için yaşanırmış.
adını duyduğumuzda, ismi anıldığında içimiz sızlasın diye,
geceleri bir boşluk uyansın diye,
“keşke yaşasaydı” cümlesi hiç bitmesin diye.
bizim çiçeğimiz soldu be mona'm.
yaşatamadım seni sevgilim.
hakkını helal et.
geleceğim beni izlediğin, beklediğin gökyüzüne.
devamını gör...
konuşamıyor mu vs konuşamuyor mu
konuşumayor en doğrusudur.
devamını gör...
aynı anda 3 hesapla yazan yazar
acemi yazardır.
benim uludağ'da sadece 3 hesabım kafa izninde.
benim uludağ'da sadece 3 hesabım kafa izninde.
devamını gör...
köpek
çok severim. sanırım onlar da sevgimi hissediyorlar. tıpkı korkuyu hissettikleri gibi sevgiye karşı da duyarlılar.
yüksek lisans için fakültede geçirdiğim uzun bir günün sonunda akşam, fark ettirmeden çökmüştü. yaz dönemiydi; hava hâlâ ılıktı ama ışık aceleyle çekiliyordu kendini. koridorlar boşalmış, sesler susmuş, gündüzün kalabalığından geriye yalnızca yankılar kalmıştı. bölümün önündeki kantine yakın kapıdan çıktım. elimde ders notları, uygulama kâğıtları, insanın “birazdan eve varacağım” diye kendini teselli ettiği o tanıdık ıvır zıvır.
yürümeye başlamamla onları fark etmem bir oldu. sayıları on beşi, belki yirmiyi buluyordu. sokak köpekleri… benim hareketimi görür görmez, bir anda, sanki görünmez bir işaret verilmiş gibi koşarak yanıma geldiler. kampüs boştu; yaz gelmiş, onları besleyen öğrenciler, görevliler çoktan gitmişti belli ki. açlıkları, acelelerinde ve dikkatlerinde saklıydı.
durup bekledim. yanıma geldiler, ama hemen yaklaşmadılar. önce durakladılar. sonra biri, ardından diğeri… üzerimi, elimdeki poşeti kokladılar. bir umut vardı bu koklamada; küçük, kırılgan bir umut. hiçbir şey söylemedim. elimde onlara verecek tek bir lokma bile yoktu. keşke yanımda bir şey olsaydı diye geçirdim içimden. ama hava kararmıştı, kampüste her yer kapalıydı. bu düşünce, insanın içine oturan küçük bir suçluluk gibi kaldı.
ses çıkarmadan, garip bir sessizlik içinde birbirimizi selamladık sanki. sonra yavaşça yürümeye başladım. onlar da… hiç dağılmadan, hiç taşkınlık yapmadan, adeta görünmez bir nizama uyar gibi yanımda yürümeye koyuldular. kimisi sağımda, kimisi solumda. ne öne geçtiler ne geride kaldılar. sanki beni korumaya almış gibiydiler.
o kısa yürüyüş boyunca kampüs daha az ıssızdı. karanlık daha az ürkütücüydü. insan, bazen hiç tanımadığı canlılarla aynı ritimde yürüyünce yalnız olmadığını hatırlıyor. fakülte çıkışına vardığımızda durdum. onlar da durdu. bir anlık sessizlik… sonra, sanki görevleri bitmiş gibi, geldikleri yöne döndüler. arkamı dönüp baktığımda çoktan uzaklaşıyorlardı.
o akşam eve yalnız gitmedim. yanımda ne kelimeler vardı ne de yiyecek. ama paylaşılan bir yürüyüş, sessiz bir eşlik ve hatırladıkça içi ısınan bir anı vardı. bazı karşılaşmaların anlamı, tam da böyle; kısa, sessiz ve unutulmaz.
yüksek lisans için fakültede geçirdiğim uzun bir günün sonunda akşam, fark ettirmeden çökmüştü. yaz dönemiydi; hava hâlâ ılıktı ama ışık aceleyle çekiliyordu kendini. koridorlar boşalmış, sesler susmuş, gündüzün kalabalığından geriye yalnızca yankılar kalmıştı. bölümün önündeki kantine yakın kapıdan çıktım. elimde ders notları, uygulama kâğıtları, insanın “birazdan eve varacağım” diye kendini teselli ettiği o tanıdık ıvır zıvır.
yürümeye başlamamla onları fark etmem bir oldu. sayıları on beşi, belki yirmiyi buluyordu. sokak köpekleri… benim hareketimi görür görmez, bir anda, sanki görünmez bir işaret verilmiş gibi koşarak yanıma geldiler. kampüs boştu; yaz gelmiş, onları besleyen öğrenciler, görevliler çoktan gitmişti belli ki. açlıkları, acelelerinde ve dikkatlerinde saklıydı.
durup bekledim. yanıma geldiler, ama hemen yaklaşmadılar. önce durakladılar. sonra biri, ardından diğeri… üzerimi, elimdeki poşeti kokladılar. bir umut vardı bu koklamada; küçük, kırılgan bir umut. hiçbir şey söylemedim. elimde onlara verecek tek bir lokma bile yoktu. keşke yanımda bir şey olsaydı diye geçirdim içimden. ama hava kararmıştı, kampüste her yer kapalıydı. bu düşünce, insanın içine oturan küçük bir suçluluk gibi kaldı.
ses çıkarmadan, garip bir sessizlik içinde birbirimizi selamladık sanki. sonra yavaşça yürümeye başladım. onlar da… hiç dağılmadan, hiç taşkınlık yapmadan, adeta görünmez bir nizama uyar gibi yanımda yürümeye koyuldular. kimisi sağımda, kimisi solumda. ne öne geçtiler ne geride kaldılar. sanki beni korumaya almış gibiydiler.
o kısa yürüyüş boyunca kampüs daha az ıssızdı. karanlık daha az ürkütücüydü. insan, bazen hiç tanımadığı canlılarla aynı ritimde yürüyünce yalnız olmadığını hatırlıyor. fakülte çıkışına vardığımızda durdum. onlar da durdu. bir anlık sessizlik… sonra, sanki görevleri bitmiş gibi, geldikleri yöne döndüler. arkamı dönüp baktığımda çoktan uzaklaşıyorlardı.
o akşam eve yalnız gitmedim. yanımda ne kelimeler vardı ne de yiyecek. ama paylaşılan bir yürüyüş, sessiz bir eşlik ve hatırladıkça içi ısınan bir anı vardı. bazı karşılaşmaların anlamı, tam da böyle; kısa, sessiz ve unutulmaz.
devamını gör...
28 years later
bir üçleme olacağını izledikten sonra öğrendim. izleyeneler genelde beğenmemişler. ben açıkçası bir distopya olarak beğendim bu filmi. devamının geleceği de son sahnesinden belliydi.
birinci ve ikinci filmi aşırı sevmiştim, ki distopya manyağımdır. bir üçlemenin ilki olarak bence çok iyiydi. çocuğun annesiyle olan ilişkisinin gücünü ve annesine olan sevgisini (bağını) sevdim.
ralp fiennes, sen dev bir kelebeksin bebişim.
birinci ve ikinci filmi aşırı sevmiştim, ki distopya manyağımdır. bir üçlemenin ilki olarak bence çok iyiydi. çocuğun annesiyle olan ilişkisinin gücünü ve annesine olan sevgisini (bağını) sevdim.
ralp fiennes, sen dev bir kelebeksin bebişim.
devamını gör...
seni intihar ettiğin gün tanıdım kızım
seni, intihar etttiğin gün tanıdım kızım. seninle o gün barıştım. şimdi sadece geceleri yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var. şimdi benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var, bütün çaresiz insanlar gibi, dağılan bir okul gibi. acılarımız da birbirine benziyor artık kızım. birbirine benzeyen parmaklar gibi; ama her birinin eşsiz bir izi var. bazen gözlerim doluyor karanlıkta ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun yine kulağımın dibinde hiç susmuyorsun. ağlamama asla müsade etmiyorsun. her şey affedildi babacık diyorsun. hiç ayrılmayacağız diyorsun. keşke hep yanımda olsaydın diyorum öyle konuştuğunu duyunca. bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz diyorsun sen bana. ama kar taneleri birbirine benzemez ki kızım. cesetler de benzemez. ama bir cinayet başka bir cinayeti hatırlatır her zaman. koşan atlar, düşen atları hatırlatır. yağmur yağar, durur, tekrar başlar, yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir. beşikten mezara kadar. karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. yalan mı söylüyorum sana? affet beni kızım, affet. bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı ki kızım.
devamını gör...
beş dakikadır entry girilmemesi
girmişsiniz işte. kahretsin yine haklıyım.
devamını gör...