zaman tüneli
stüdyo kaydından daha iyi olan canlı performanslar
muse grubunun şarkılarını ekleyebileceğimiz liste. grubun sahnede gizli bir üyesi daha var
devamını gör...
rod coronado
oturduğu yerden felsefe yapanlara "bir gemi nasıl batırılır?" veya "bir kürk çiftliği nasıl tahliye edilir?" dersi veren, yerli kanı taşıyan militan aktivisttir. devletin gözünde "eko-terörist", doğa savunucularının gözünde ise "modern bir robin hood"dur. hapis yatması onu yavaşlatmamış, sadece yöntemlerini ve ruhani derinliğini artırmıştır.
devamını gör...
stüdyo kaydından daha iyi olan canlı performanslar
devamını gör...
8 şubat 2026 keçiören belediye başkanının istifa etmesi
bir hafta önce belediye çalışanı herkese uyuşturucu testi yapacaz diyen adam değil mi bu?
devamını gör...
sözlükte yazılanları kaçırırım korkusuyla duşa girememek
benzer olarak, radyonun daha aktif olduğu zamanlar sevdiğim yayınları kaçırmamak için giremediğimi hatırlarım.
devamını gör...
9 şubat 1921
ekşi sözlük'te zannedersem yazıldı. istanbul boğazı donmuyor ancak tuna nehri'nden kopup gelen devasa buz kütleleri istanbul boğazı ve karadeniz'de yüzüyor. 1954 kışı için daha çok söylenir ancak o tarihlerde çocuk olan annem dahi bunun komple bir donma olmadığını anlatmıştı.
devamını gör...
olmadı güzel kardeşim
(bkz: biraz soluklan yiğidim)
devamını gör...
sözlükte yazılanları kaçırırım korkusuyla duşa girememek
kont dahlvier kont olduğu için tabi nazik söylüyor ben rıfkı olarak ananın namı diyorum direk kokak seni
devamını gör...
biraz soluklan yiğidim
olmadı güzel kardeşimin normal sözlük versiyonu.
devamını gör...
saul newman
anarşizmin "kaba kuvvet" ve "saf iyimserlik" dönemini kapatıp, onu bir "dil ve öznellik savaşı" haline getiren teorisyendir. bakunin’in devlet eleştirisini alır, foucault’nun iktidar analiziyle birleştirir, stirner’in bireyciliğiyle cilalar. ona göre anarşizm bir parti tüzüğü değil, her sabah aynaya baktığımızda "beni kim yönetiyor?" diye sorma pratiğidir.
devamını gör...
stüdyo kaydından daha iyi olan canlı performanslar
herhangi bir gojira performansı.
devamını gör...
8 şubat 2026 keçiören belediye başkanının istifa etmesi
sağcı hiçbir politikacıya güvenilmez.ha bu arada mansur yavaşı da çok zor durumda bıraktı.
devamını gör...
alfredo bonanno
devrim yarın değil, hemen bu akşam bir karakolun ya da bankanın duvarında başlar" diyen, anarşizmin en romantik ve en tehlikeli ihtiyarıdır. hayatı hapislerde geçmiş ama zihni hep barikatlarda kalmıştır. ona göre anarşizm bir siyaset değil, bir "yaşam estetiği" ve otoriteye karşı bitmeyen bir "alerji" biçimidir.
devamını gör...
8 şubat 2026 keçiören belediye başkanının istifa etmesi
bı herif başka partiye gidince belediyenin de onla beraber gitmesi kadar saçma bişey yok. sen gidersin seçilmiş parti içinden başkasını seçer yola devam edilir. sen istifa ediyorsun belediye değil. aldığı milyonlarca oyu nereye götürüyor giden şahıs. sor bakalım seçmene sen o partideyken de sana oy verir miymiş.
cümleye allah yolu falan diye giren herifin nereye gideceği belli. ne kadar verdiler acaba küçük s'oğan oğ(l)an olması için.
cümleye allah yolu falan diye giren herifin nereye gideceği belli. ne kadar verdiler acaba küçük s'oğan oğ(l)an olması için.
devamını gör...
daniel colson
anarşizm sadece bir sokak kavgası değil, bir evren tasavvurudur diyen zattır. deleuze ile bakunin’i aynı masaya oturtup onlara spinoza'dan meze yaptıran adamdır. anarşizmi kaba bir "devlet düşmanlığı" seviyesinden alıp, "varoluşun sonsuz çeşitliliği" seviyesine taşımıştır.
devamını gör...
fenerbahçe en son şampiyonlar ligi'ne katıldığında
uğur dündar, star ana haber’i sunuyordu diye aklımda kalmış. ve star tv’nin logosu da kırmızıydı. bitmişiz olm biz.
devamını gör...
gece gece gelen kabak tatlısı yeme isteği
balqabaq desertiii, bayılırım.
anne eli değmişse lezzeti hiçbir yerde yok.
bir tanedir bir tanə. afiyet olsun.
anne eli değmişse lezzeti hiçbir yerde yok.
bir tanedir bir tanə. afiyet olsun.
devamını gör...
iyi geceler
yarın umutlarımıza kavuşacağımız gündür. herkese iyi geceler.
devamını gör...
idiocracy
periyodik cetveli oluşturan mendeleyev'in hayatını anlatan bir yazı okumuştum. sibirya'da göreceli eğitimli bir ailede doğuyor. ailenin küçük bir işletmesi var. ancak bir süre sonra yangın yahut iflas gibi bir sebepten her şeylerini kaybediyorlar. aile moskova'ya geliyor. mendeleyev henüz öğrenci. notları fen fakültesine yetmesine rağmen, '' sen eğitim düzeyi düşük bir bölgeden geldin. bu okulda okuyamazsın '' deniyor ve eğitim fakültesine yerleşiyor. mendeleyev'in annesi bir fabrikada işe giriyor. daha sonra o fabrikada şef pozisyonuna kadar yükseliyor. oğul mendeleyev ise üstün başarısı sebebiyle istediği fakülteye geçiş yapıyor ve çok yönlü bir bilim insanı oluyor.
bunların idiocracy filmiyle ne ilgisi var derseniz, bir gerçektir ki teknolojinin geliştiği oranda insan bezline (çabasına) ihtiyaç kalmıyor. başka bir deyişle aptallaşıyoruz. iq için birşey diyemem ama duygusal zekanın bir 30-40 sene öncesine nazaran hayli düştüğünü söyleyebilirim. erkekler çocuk gibi, kadınlar zaten komple şanzımanı dağıtmış, çocuklar şeytan çekicine dönmüş. yetki cahilde, ilim ehli susturulmuş, arif olanlar köşesine çekilmiş. erdem, haysiyet, fedakarlık, diğergamlık gibi kavramlar demode olmuş yahur numunelik insanlar haricinde görülmemeye başlamış. düşük unsurlar fütursuzca çocuk yaparken, toplum kurallarına, yasalara riayet edenler ise tek çocukta kalmış veya cemiyetin geldiği durum ile aralarında aşılmaz bir tezat bulunduğundan köşelerine çekilmişler. ya evlenememişler yahut bir partner dahi bulamamışlar. türkiye için devasa bir universe 25 deney laboratuarı diyebiliriz. kaçınılmaz sona doğru adım adım ilerliyoruz.
idiocracy de bunu biraz mizahi biraz da absürd tarzda anlatan tipik bir b sınıfı filmi. idiocracy'i bir sinefil olarak izlediğinde ''bu ne diyorsun'' ama tıpkı brezilyalı eski top virtüözü ve golcüsü rivelinho gibi, demode ama bugün bildiğimiz anlamda sahadaki varyete benzeri skillerin çoğunu ilk kez o yapmış. kötü bir film ancak öncü bir fikir. işleniş tarzı mühim değil. daha şimdiden kitsch bir distopya olarak tarihe geçti.
bu arada kimse yazmamış galiba ama filmde gelecekteki insanların giydiği ayakkabı benzeri ama komik görünümlü terlikler var. bu terlikler o zamanlar tanınmayan bir firma olan crocs'un modelleri . hem zevksiz hem de çocuksu görünümüyle, gelecekteki insanların duygu durumu ve moda anlayışını yansıtmış ve sanat yönetimince bilinçli olarak tercih edilmiş. yaratıcı ekipten birisine ya bu terlik ileride moda olursa ne olur diye soruluyor. adamın cevabı şu. '' böyle b.ktan bir terliği sokakta kim giyer ki ? ''
bunların idiocracy filmiyle ne ilgisi var derseniz, bir gerçektir ki teknolojinin geliştiği oranda insan bezline (çabasına) ihtiyaç kalmıyor. başka bir deyişle aptallaşıyoruz. iq için birşey diyemem ama duygusal zekanın bir 30-40 sene öncesine nazaran hayli düştüğünü söyleyebilirim. erkekler çocuk gibi, kadınlar zaten komple şanzımanı dağıtmış, çocuklar şeytan çekicine dönmüş. yetki cahilde, ilim ehli susturulmuş, arif olanlar köşesine çekilmiş. erdem, haysiyet, fedakarlık, diğergamlık gibi kavramlar demode olmuş yahur numunelik insanlar haricinde görülmemeye başlamış. düşük unsurlar fütursuzca çocuk yaparken, toplum kurallarına, yasalara riayet edenler ise tek çocukta kalmış veya cemiyetin geldiği durum ile aralarında aşılmaz bir tezat bulunduğundan köşelerine çekilmişler. ya evlenememişler yahut bir partner dahi bulamamışlar. türkiye için devasa bir universe 25 deney laboratuarı diyebiliriz. kaçınılmaz sona doğru adım adım ilerliyoruz.
idiocracy de bunu biraz mizahi biraz da absürd tarzda anlatan tipik bir b sınıfı filmi. idiocracy'i bir sinefil olarak izlediğinde ''bu ne diyorsun'' ama tıpkı brezilyalı eski top virtüözü ve golcüsü rivelinho gibi, demode ama bugün bildiğimiz anlamda sahadaki varyete benzeri skillerin çoğunu ilk kez o yapmış. kötü bir film ancak öncü bir fikir. işleniş tarzı mühim değil. daha şimdiden kitsch bir distopya olarak tarihe geçti.
bu arada kimse yazmamış galiba ama filmde gelecekteki insanların giydiği ayakkabı benzeri ama komik görünümlü terlikler var. bu terlikler o zamanlar tanınmayan bir firma olan crocs'un modelleri . hem zevksiz hem de çocuksu görünümüyle, gelecekteki insanların duygu durumu ve moda anlayışını yansıtmış ve sanat yönetimince bilinçli olarak tercih edilmiş. yaratıcı ekipten birisine ya bu terlik ileride moda olursa ne olur diye soruluyor. adamın cevabı şu. '' böyle b.ktan bir terliği sokakta kim giyer ki ? ''
devamını gör...
feral faun
anarşizmden "işçi sınıfı, sendika, disiplin" gibi sıkıcı kavramları ayıklayıp yerine "arzu, vahşet, oyun ve kaos" koyan adamdır. ona göre devrim yarın yapılacak bir plan değil, bugün atılan bir çığlık, kırılan bir vitrin veya hissedilen bir yabani dürtüdür. solcuların "toplumsal görev" dediği şeye o "evcilleştirme" der ve kaçar.
devamını gör...