zaman tüneli
bıyık kime yakışır sorusu
adam olan herkese yakışır.
devamını gör...
bıyık kime yakışır sorusu
(bkz: o kendini biliyor) *
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
#3930577 kontrol ettim harbi yok ya. *
devamını gör...
bulaşık yıkarken sigara içmek
devamını gör...
bıyık kime yakışır sorusu
bana göre sadece kedilere yakışır. *
devamını gör...
bulaşık yıkarken sigara içmek
saygımı hak eden insandır. ben makasla bir şey keserken düne kadar ağzını oynatan kızım.
devamını gör...
gece yatmaz sabah kalkmaz
bir anne atasözü neredeyse haftanın her günü kulağımda çınlar.
devamını gör...
çiğ brokoli yemek suretiyle varoluşunu sorgulamak
entry dahi haketmeyen yiyecek. defolsun çıksın artık hayatımdan. burdan brokoliye sesleniyorum:
kendini yağlasan da ballasan da gözümde sıfırsın, anlıyor musun sıfır. kaybol şimdi gözümün önünden.
kendini yağlasan da ballasan da gözümde sıfırsın, anlıyor musun sıfır. kaybol şimdi gözümün önünden.
devamını gör...
bulaşık yıkarken sigara içmek
büyük bir beceri isteyen, cesaret ve uzmanlık gerektiren bir eylem.
sağda ya da solda konumlandırılır o sigara ve bir nefes çekilir, dudağın boşta kalan kısmından duman üflenir.
bütün bu ritüelde önemli olan dumanın göze kaçmamasıdır.
müthiş bir keyif.
sağda ya da solda konumlandırılır o sigara ve bir nefes çekilir, dudağın boşta kalan kısmından duman üflenir.
bütün bu ritüelde önemli olan dumanın göze kaçmamasıdır.
müthiş bir keyif.
devamını gör...
türbanlı bir kızla sevgili olunur mu sorunsalı
onlar da açtı kollarını nerede bu yiğitler diye sizi bekliyordu. tüh, geç kalmayın. koşun.
devamını gör...
zugra (yazar)
bak bunda da bıyık yok. olmamış böyle.*
devamını gör...
çiğ brokoli yemek suretiyle varoluşunu sorgulamak
brokoli hakkında kompozisyon yazan birisine ilk kez rastlıyorum. emeğe saygı, beğeni ve fav kurban olsun. *
devamını gör...
türbanlı bir kızla sevgili olunur mu sorunsalı
sevginin cözemeyeceği şey yok. siz de kapanırsınız olur biter.
devamını gör...
bıyık
her teli bir manifestodur. kiymetlidir.
devamını gör...
türbanlı bir kızla sevgili olunur mu sorunsalı
ben olmam.
devamını gör...
zugra (yazar)
#3930550
sana sigarayla poz vermek yakışıyor zugra. masadaki yetim doyuran itici ama ya.
sana sigarayla poz vermek yakışıyor zugra. masadaki yetim doyuran itici ama ya.
devamını gör...
çiğ brokoli yemek suretiyle varoluşunu sorgulamak
ölmeden önce deneyimlediğim durumdur. listemden bir maddeye daha bay bay diyebilirim ama dur bir dakika; benim öyle bir listem yok galiba, olsa da bu maddeyi koyacak kadar "vizyoner" degilim. gelişine yuvarlanıyorum gibi.
efendim, mesleğimin verdiği yetki ve yıllardır sürdürdüğüm sağlıklı beslenme pratiklerimden aldığım ilhamla, bir brokolinin nasıl pişirilmesi ve yenmesi ile ilgili sayfalarca ukalalık yapabilirim. yaptım da daha önce ama sözlü işkenceydi o. yok brokoli çok pisirilmez de, diri kalır hafif bilmem ne de... vay efendim brokoli çorbası yaparken, brokoli ayrıca iki taşım haşlanıp gazı alınır da...
böyle böyle direktiflerle kimlerin kafasını ütüledim, kimleri hayattan soğuttum;tek tek hatırlamam imkansız. belli ki hepsinin günahına girip ahını aldım.
dün akşam marketten temizlenip, ayıklanıp pisirilmeye hazırlanmış brokoli, karnabahar ve havuç karışımı aldım. karnabaharlari kullandım. plansız bir şekilde ablamla haberleşip, onlara gideceğim tutunca, ablamı beklerken brokoli ve havucu yanıma aldım bozulmasın diye. çok normal, çok sıradan. her şey yolunda.
ablam geldi beni aldı, çıktık yola mecidiyeköy'den hadımköy'e* * gidiyoruz. saat 19 suları.
düştük bir tarfigin içine ki, ilerlemek mümkün değil. açlıktan ölmek üzereyim o sıra. ablam e5'te trafik var diye otobana girdi, yolu da tayin edemiyorum. eve ne zaman ulaşırız, şu an neredeyiz hiçbir emare yok. bu belirsizlik beni daha da acıktırdı. yemeğe düşkün biri değilim ama açken ben ben değilim de.
rafine bir damak zevki sahibi olarak aklımdan geçen mükellef sofralarla elimin altındaki torbayı okşamaya başladım önce. dedim ki, havuçlar gider. allah bildiği gibi yapsın bunları, sadece dört yuvarlak ince dilim koymuşlar. o bitince brokoliler ile kesişmeye başladım.
bir müddet "yapma coup, onu yersen karnın ağrır" diye kendime telkinde bulundum ama hala tam olarak nerede olduğumuzu da bilmiyorum. bir şeyi yemem lazım. belirsizlik beni duygusal açlığa da itiyor aynı zamanda. elimde double açlık ve yarım porsiyon çiğ brokoli var...
gözlerimin önünden mikemmel tariflerim film şeridi gibi geçerken, hüzünle bir ısırık aldım minik ve canlı ağaçlardan. en zor ısırık oydu, sonra şerbetlendim. brokoliler çığlık atıyor ısırırken, benim sıfatım acı ve ekşi buruş buruş oldum gencecik yaşımda. aslında bu köpeklerin bazıları çiğ yerken rahatsız etmiyor ama elindekinin tadı hafif de acımsı. o kadar açım ki, o anda bir ocak ve kaynar su belirse, gazı gitsin diye haşlamam yani porsiyon küçülecek diye.
çok zor oldu ama yedim hepsini. tabii ki doymadım. duymadığım gibi tadım da kaçtı iyice.
eve geldim, yeğenim makarna yapmış. ekmekle makarna yiyenlere hep bir "ne biçim mide" bakışım vardır benim meşhurdur. asla tasvip etmem. bunlar aklımdan geçiyor ama ben makarnayı tabaklara bölerken yarım ekmek yedim. kalan yarısını da makarnayla yedim. saat olmuş 21... aristokrat damağım buğday saldırısına ugradı.
velhasıl, yüce rabbim kimseyi açlıkla, belirsizlikle ve istanbul trafiği ile imtihan etmesin. benim içimden değişik bir canlı türü çıktı bu üçlemede.
efendim, mesleğimin verdiği yetki ve yıllardır sürdürdüğüm sağlıklı beslenme pratiklerimden aldığım ilhamla, bir brokolinin nasıl pişirilmesi ve yenmesi ile ilgili sayfalarca ukalalık yapabilirim. yaptım da daha önce ama sözlü işkenceydi o. yok brokoli çok pisirilmez de, diri kalır hafif bilmem ne de... vay efendim brokoli çorbası yaparken, brokoli ayrıca iki taşım haşlanıp gazı alınır da...
böyle böyle direktiflerle kimlerin kafasını ütüledim, kimleri hayattan soğuttum;tek tek hatırlamam imkansız. belli ki hepsinin günahına girip ahını aldım.
dün akşam marketten temizlenip, ayıklanıp pisirilmeye hazırlanmış brokoli, karnabahar ve havuç karışımı aldım. karnabaharlari kullandım. plansız bir şekilde ablamla haberleşip, onlara gideceğim tutunca, ablamı beklerken brokoli ve havucu yanıma aldım bozulmasın diye. çok normal, çok sıradan. her şey yolunda.
ablam geldi beni aldı, çıktık yola mecidiyeköy'den hadımköy'e* * gidiyoruz. saat 19 suları.
düştük bir tarfigin içine ki, ilerlemek mümkün değil. açlıktan ölmek üzereyim o sıra. ablam e5'te trafik var diye otobana girdi, yolu da tayin edemiyorum. eve ne zaman ulaşırız, şu an neredeyiz hiçbir emare yok. bu belirsizlik beni daha da acıktırdı. yemeğe düşkün biri değilim ama açken ben ben değilim de.
rafine bir damak zevki sahibi olarak aklımdan geçen mükellef sofralarla elimin altındaki torbayı okşamaya başladım önce. dedim ki, havuçlar gider. allah bildiği gibi yapsın bunları, sadece dört yuvarlak ince dilim koymuşlar. o bitince brokoliler ile kesişmeye başladım.
bir müddet "yapma coup, onu yersen karnın ağrır" diye kendime telkinde bulundum ama hala tam olarak nerede olduğumuzu da bilmiyorum. bir şeyi yemem lazım. belirsizlik beni duygusal açlığa da itiyor aynı zamanda. elimde double açlık ve yarım porsiyon çiğ brokoli var...
gözlerimin önünden mikemmel tariflerim film şeridi gibi geçerken, hüzünle bir ısırık aldım minik ve canlı ağaçlardan. en zor ısırık oydu, sonra şerbetlendim. brokoliler çığlık atıyor ısırırken, benim sıfatım acı ve ekşi buruş buruş oldum gencecik yaşımda. aslında bu köpeklerin bazıları çiğ yerken rahatsız etmiyor ama elindekinin tadı hafif de acımsı. o kadar açım ki, o anda bir ocak ve kaynar su belirse, gazı gitsin diye haşlamam yani porsiyon küçülecek diye.
çok zor oldu ama yedim hepsini. tabii ki doymadım. duymadığım gibi tadım da kaçtı iyice.
eve geldim, yeğenim makarna yapmış. ekmekle makarna yiyenlere hep bir "ne biçim mide" bakışım vardır benim meşhurdur. asla tasvip etmem. bunlar aklımdan geçiyor ama ben makarnayı tabaklara bölerken yarım ekmek yedim. kalan yarısını da makarnayla yedim. saat olmuş 21... aristokrat damağım buğday saldırısına ugradı.
velhasıl, yüce rabbim kimseyi açlıkla, belirsizlikle ve istanbul trafiği ile imtihan etmesin. benim içimden değişik bir canlı türü çıktı bu üçlemede.
devamını gör...
türbanlı bir kızla sevgili olunur mu sorunsalı
sevgili olmak değil evlenmek istiyorum ona ömrümü vermek istiyorum, evet.
devamını gör...