zaman tüneli
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
bayramın son günü olması.
devamını gör...
içmedeyiz normal sözlük
içtik bitti, yarın iş var, hazırlanmak lazım.
devamını gör...
yazarların favori müzikal filmi
benimki voyage of the rock aliens'tır. hatta sevdiğim yegane müzikal film budur. tim burton hayranı olmama rağmen kendisinin yönettiği sweeney todd: fleet sokağı'nın şeytani berberi adlı müzikal filmi bile izleyememiştim. o denli sevmiyorum, sıkıcı buluyorum müzikal filmleri yani normalde. ekşi'de olsam çok severdim. tüm suç normal sözlük'ün!..
işte o tek sevdiğim müzikal filmden harika bir parça:
(bkz: when the rain begins to fall)
parçanın başlığında "muhtemelen en sevdiğim müzikal film olan..." falan demişim de aslında tek sevdiğim müzikal film desem doğru olurmuş. o ara "başka da olabilir belki" diye düşünmüş, daha doğrusu "başka var mıydı?.." diye düşünmemiş olsam gerek. bu müzikal filme de 80'lerin o fütüristik ve büyülü havasını çok iyi yansıtıyor diye hayranım galiba. yani başka bir olası sebep aklıma gelmiyor şu anda.
işte o tek sevdiğim müzikal filmden harika bir parça:
(bkz: when the rain begins to fall)
parçanın başlığında "muhtemelen en sevdiğim müzikal film olan..." falan demişim de aslında tek sevdiğim müzikal film desem doğru olurmuş. o ara "başka da olabilir belki" diye düşünmüş, daha doğrusu "başka var mıydı?.." diye düşünmemiş olsam gerek. bu müzikal filme de 80'lerin o fütüristik ve büyülü havasını çok iyi yansıtıyor diye hayranım galiba. yani başka bir olası sebep aklıma gelmiyor şu anda.
devamını gör...
patatesten yapılan yemekler
geçen hafta kremalı patates çorbası yaptım, mis gibi.
devamını gör...
patatesten yapılan yemekler
fırında patates köfte
devamını gör...
chobani
vietnam'da bile ürünleri satılan yoğurt markası (çok pahalı burada, kilosu etten daha pahalı)
devamını gör...
patatesten yapılan yemekler
püre
devamını gör...
21 mart 2026 helikopter kazası
21 mart 2026… takvimler baharı, uyanışı, umudu fısıldarken; katar semalarından gelen o kara haber, içimizdeki tüm çiçekleri bir gecede soldurdu. rutin bir görevdi, her zamanki gibi bir akşamüstüydü belki. ama kader, o uçsuz bucaksız gökyüzüne hüzünden bir imza attı. teknik bir arıza, metalin amansız sessizliği ve saniyeler içinde denizin soğuk sularına karışan canlar… o an sadece bir kaza değildi; bir annenin duasının yarım kalışı, bir evladın babasına dair kurduğu hayallerin sönüşüydü.
o helikopterin içinde sadece görevli personeller yoktu; omuzlarında vatanın yükünü, kalplerinde sevdiklerinin hasretini taşıyan koca yürekler vardı. denize düşen o metal yığını değil, bu milletin bir parçasıydı aslında.
hava savunma binbaşı sinan taştekin… aselsan’ın pırıl pırıl evlatları süleyman cemre kahraman ve ismail enes can…
şimdi bu isimler birer rütbe, birer meslek tanımı değil; bu toprakların helal süt emmiş, istikbali için ömrünü feda etmiş aziz hatıralarıdır. belki o son saniyelerde birbirlerine bakıp sadece "vatan sağ olsun" dediler, belki de sadece sevdiklerinin yüzü geçti gözlerinin önünden. o helikopter denize çakıldığında çıkan o amansız ses, sadece katar’da değil, anadolu’nun her evinde, her sokağında yankılandı. bir evin ışığı söndü, bir sofranın tuzu eksildi, bir çocuğun geleceği bir anda sessizliğe büründü.
ama bir tesellimiz var ki, o da bu milletin vicdanıdır. şehitler aslında hiç gitmezler; onlar sadece aramızdan ayrılıp dualarımıza misafir olurlar. sinan binbaşı artık gökyüzünün sonsuz nöbetçisidir. süleyman cemre ve ismail enes, bu ülkenin yükselen her başarısında, her milli hamlesinde o görünmez elleriyle bizi selamlayacaklar.
21 mart artık takvimde sıradan bir gün değil, bir kırılma anıdır. bir ağıttır, bir gururdur, bir hüzün coğrafyasıdır. gökyüzü onları bizden sakınarak aldı belki ama bu millet, o yiğitleri kalbinden asla indirmeyecek.
ruhları şad, makamları cennet, yolları hep ışık olsun. bu vatan size, sizin o tertemiz mücadelenize minnettar.

www.haberturk.com/son-dakik...
o helikopterin içinde sadece görevli personeller yoktu; omuzlarında vatanın yükünü, kalplerinde sevdiklerinin hasretini taşıyan koca yürekler vardı. denize düşen o metal yığını değil, bu milletin bir parçasıydı aslında.
hava savunma binbaşı sinan taştekin… aselsan’ın pırıl pırıl evlatları süleyman cemre kahraman ve ismail enes can…
şimdi bu isimler birer rütbe, birer meslek tanımı değil; bu toprakların helal süt emmiş, istikbali için ömrünü feda etmiş aziz hatıralarıdır. belki o son saniyelerde birbirlerine bakıp sadece "vatan sağ olsun" dediler, belki de sadece sevdiklerinin yüzü geçti gözlerinin önünden. o helikopter denize çakıldığında çıkan o amansız ses, sadece katar’da değil, anadolu’nun her evinde, her sokağında yankılandı. bir evin ışığı söndü, bir sofranın tuzu eksildi, bir çocuğun geleceği bir anda sessizliğe büründü.
ama bir tesellimiz var ki, o da bu milletin vicdanıdır. şehitler aslında hiç gitmezler; onlar sadece aramızdan ayrılıp dualarımıza misafir olurlar. sinan binbaşı artık gökyüzünün sonsuz nöbetçisidir. süleyman cemre ve ismail enes, bu ülkenin yükselen her başarısında, her milli hamlesinde o görünmez elleriyle bizi selamlayacaklar.
21 mart artık takvimde sıradan bir gün değil, bir kırılma anıdır. bir ağıttır, bir gururdur, bir hüzün coğrafyasıdır. gökyüzü onları bizden sakınarak aldı belki ama bu millet, o yiğitleri kalbinden asla indirmeyecek.
ruhları şad, makamları cennet, yolları hep ışık olsun. bu vatan size, sizin o tertemiz mücadelenize minnettar.

www.haberturk.com/son-dakik...
devamını gör...
külotlu çorabın isminin değişmesi gerekliliği
külot ismi başlı başına çok seksi olup kullanım alanı ( külotlu etek, külotlu bluz, külotlu sütyen, külotlu jile vs) genişletilmesi gerekirken şaşkolozların dediği şeye bak.
devamını gör...
taksim alman hastanesi
bugün tarihe karışmış olan ama bir zamanların istanbul'unun sayılı hastanelerinden birisi. annemin de iltalyan bir uzmanın büyük risk alması sonucu ( anne veya bebek tercihi) hastane tarihinin ilk sezaryenli bebeği olarak doğduğu mekan. hatta annem gidip plaketini de görmüş. tarih ocak 1945.
edit: aşağıdaki entrye binaen, hastane hayırsever protestan almanlarca 1848'de osmanlı devleti'nin verdiği arazi üzerine yapılmış. 1970'lere kadar başhekimler bile hep almanlardan olurmuş. yoksa alman ekolünden ötürü değil.
edit: aşağıdaki entrye binaen, hastane hayırsever protestan almanlarca 1848'de osmanlı devleti'nin verdiği arazi üzerine yapılmış. 1970'lere kadar başhekimler bile hep almanlardan olurmuş. yoksa alman ekolünden ötürü değil.
devamını gör...
seks kasetin olsa ne yapardın sorusu
açıkçası ekstrem bir absurtluk yoksa seks kasedi olsun olmasın beninlm için normal koşullarda farketmez. ortalama üstü performansım olduğumu tahmin ettiğim için sanırım öyle bir performansa da gocunmam.
çağ bu işleri geçmeli. bir adam seks kasesine göre degerlendirilmemeli.
edit: her yer seks kasedi ve nude. 1990 larda yaşamıyoruz. komplo kurulsa da komplo saydirtmayin artık bu olayı.
çağ bu işleri geçmeli. bir adam seks kasesine göre degerlendirilmemeli.
edit: her yer seks kasedi ve nude. 1990 larda yaşamıyoruz. komplo kurulsa da komplo saydirtmayin artık bu olayı.
devamını gör...
ölümden neden korkulur sorusu
acı çekme korkusu,dini bilgisizlik
devamını gör...
ölümden neden korkulur sorusu
ölüm kaçak dövüşür çünkü. beklemediğiniz zaman gelir. siz güçsüzken gelir.
cem karaca’cayı dinleyelim:
cahar atıp şeş oynasam gene yenersin beni
ölüm bana gülerek gel, ölümü öp n'olur
sırtımdan vurdurma beni, alnıma sık kurşunu
karşıma geç, yüzüme bak ve öttür baykuşunu
cem karaca’cayı dinleyelim:
cahar atıp şeş oynasam gene yenersin beni
ölüm bana gülerek gel, ölümü öp n'olur
sırtımdan vurdurma beni, alnıma sık kurşunu
karşıma geç, yüzüme bak ve öttür baykuşunu
devamını gör...
o'dur o
kedidir kedi.*
devamını gör...
eski sevgiliyi unutamamak
unutmak istemekle ya da "bugün onu unutmaya karar verdim" demekle unutulacak bir şey değil. istediğin kadar kendini unutmak için şartla, istediğin kadar inkar et, içinde bir yerde ta derinlerde kalıyor. zamanını bekliyor tamamen silinip gitmek için. bu zamanın ne kadar olduğunu bilemem, bazen birkaç ay bazen birkaç yıl.
belki de ne kadar aşık olduğunla alakalıdır.
ben çok aşık oldum, baya böyle bir erkek ne kadar sevilebilirse o kadar sevdim. neler yapmadım ki kaç kere gururumu yerlere serdim kaç kere geri döndüm. sonuç kaçınılmaz oldu tabi. çok zaman geçti üstünden.
bana hem uzak, hem imkansız bir noktada artık kendisi. herkes yerinde rahat etsin diyorum bu yüzden. mutlu olsun, tercihleri onu umarım üzmez. zaman beni haklı çıkaracak mı bilmem ama ben haklı çıksam da bıraktığı yerde olur muyum, çok zor bir ihtimal.
belki de ne kadar aşık olduğunla alakalıdır.
ben çok aşık oldum, baya böyle bir erkek ne kadar sevilebilirse o kadar sevdim. neler yapmadım ki kaç kere gururumu yerlere serdim kaç kere geri döndüm. sonuç kaçınılmaz oldu tabi. çok zaman geçti üstünden.
bana hem uzak, hem imkansız bir noktada artık kendisi. herkes yerinde rahat etsin diyorum bu yüzden. mutlu olsun, tercihleri onu umarım üzmez. zaman beni haklı çıkaracak mı bilmem ama ben haklı çıksam da bıraktığı yerde olur muyum, çok zor bir ihtimal.
devamını gör...
300-400 bin şehit veririz israil'i yok ederiz açıklaması
cenaze elin olunca helva tatlı gelirmiş.
şimdiye kadar olan tepkisizlik sanki kanıksamışlık, kabullenmişlik gibi gelebilir bazılarına ama bu kaypak ve karışık coğrafyada resmi kayıtlara göre 1000 yıldır, henüz resmileşmemiş ancak sekke sekke kabul edilecek verilere göre en az 2000 yıldır burada olup gerektiğinde gereğini yapan biziz.
ne soykırıma uğradığı için "yazık lan" denilip oraya yerleştirilmiş 50 yıllıklarla ne de amariganın kucağına oturduğunda kendini tamamlanmış sayan vatansızlarla karşılaştırmak büyük hata olur.
tanrım bizi o günlerden ve bunların yönetmek zorunda kalabileceği kriz zamanlarından uzak tutsun.
ben bu dünyanın jandarması da değilim polisi de...
şimdiye kadar olan tepkisizlik sanki kanıksamışlık, kabullenmişlik gibi gelebilir bazılarına ama bu kaypak ve karışık coğrafyada resmi kayıtlara göre 1000 yıldır, henüz resmileşmemiş ancak sekke sekke kabul edilecek verilere göre en az 2000 yıldır burada olup gerektiğinde gereğini yapan biziz.
ne soykırıma uğradığı için "yazık lan" denilip oraya yerleştirilmiş 50 yıllıklarla ne de amariganın kucağına oturduğunda kendini tamamlanmış sayan vatansızlarla karşılaştırmak büyük hata olur.
tanrım bizi o günlerden ve bunların yönetmek zorunda kalabileceği kriz zamanlarından uzak tutsun.
ben bu dünyanın jandarması da değilim polisi de...
devamını gör...
nominal para teorisi
(bkz: ihtimaller perisi (yazar)) ukdesi.
nominal para teorisi, ekonominin işleyişine dair oldukça sade ama bir o kadar da sarsıcı bir iddiayı savunur: para, ekonominin derinlerindeki gerçek yapıyı değil, sadece o yapının üzerine giydirilen sayısal elbiseyi değiştirir. bu yaklaşıma göre ekonomiyi iki farklı katmanda okumak gerekir. bir tarafta üretim kapasitesi, istihdam ve mal-hizmet akışı gibi "reel" sütunlar; diğer tarafta ise fiyatlar, maaşlar ve parasal büyüklüklerle tanımlanan "nominal" değerler vardır. teorinin kalbi de tam burada atar: para arzındaki değişimler, esasında sadece bu ikinci grubu etkiler. yani piyasaya daha fazla para sürmek toplumu sihirli bir değnekle daha üretken ya da daha zengin kılmaz; sadece aynı malların etiketlerini daha yüksek rakamlarla değiştirir.
bu bakış açısının merkezinde, "paranın tarafsızlığı" (neutrality of money) ilkesi yatar. özellikle uzun vadede geçerli kabul edilen bu ilkeye göre, para miktarı ekonominin temel dinamiklerini dönüştüremez. teorik bir örnekle; bir sabah uyandığımızda ekonomideki tüm para miktarının iki katına çıktığını varsayalım. bu durumda fiyatların da aynı hızla ikiye katlanması beklenir; ancak fabrikadaki makine sayısı, tarladaki ürün miktarı ya da çalışan insanların sayısı değişmez. klasik iktisadın köklü mirasından beslenen bu düşünce, david hume'un ilk gözlemlerinden ırving fisher'ın o meşhur mv = py denklemine kadar uzanan güçlü bir akademik geleneğe dayanır.
ancak bu teoriyi mutlak bir doğa yasasından ziyade, her şeyin pürüzsüz işlediği idealize edilmiş bir model olarak görmek daha sağlıklıdır. çünkü gerçek hayatta fiyatlar ve ücretler bir düğmeye basılmış gibi anında tepki vermez; piyasalar gecikmelerin, belirsizliklerin ve insan psikolojisinin etkisiyle şekillenir.
iktisatçıların "yapışkanlık" dediği bu durum nedeniyle, para politikaları kısa vadede üretim ve istihdam üzerinde geçici dalgalanmalar yaratabilir. yine de nominal para teorisi, uzun vadeli dengeyi anlamak için hala en güçlü rehberlerden biridir. bize en temel haliyle şunu fısıldar: para, ekonominin temel dokusunu değiştiren bir güç değil, sadece o dokunun üzerine yeni sayısal değerler yazan bir araçtır.
nominal para teorisi, ekonominin işleyişine dair oldukça sade ama bir o kadar da sarsıcı bir iddiayı savunur: para, ekonominin derinlerindeki gerçek yapıyı değil, sadece o yapının üzerine giydirilen sayısal elbiseyi değiştirir. bu yaklaşıma göre ekonomiyi iki farklı katmanda okumak gerekir. bir tarafta üretim kapasitesi, istihdam ve mal-hizmet akışı gibi "reel" sütunlar; diğer tarafta ise fiyatlar, maaşlar ve parasal büyüklüklerle tanımlanan "nominal" değerler vardır. teorinin kalbi de tam burada atar: para arzındaki değişimler, esasında sadece bu ikinci grubu etkiler. yani piyasaya daha fazla para sürmek toplumu sihirli bir değnekle daha üretken ya da daha zengin kılmaz; sadece aynı malların etiketlerini daha yüksek rakamlarla değiştirir.
bu bakış açısının merkezinde, "paranın tarafsızlığı" (neutrality of money) ilkesi yatar. özellikle uzun vadede geçerli kabul edilen bu ilkeye göre, para miktarı ekonominin temel dinamiklerini dönüştüremez. teorik bir örnekle; bir sabah uyandığımızda ekonomideki tüm para miktarının iki katına çıktığını varsayalım. bu durumda fiyatların da aynı hızla ikiye katlanması beklenir; ancak fabrikadaki makine sayısı, tarladaki ürün miktarı ya da çalışan insanların sayısı değişmez. klasik iktisadın köklü mirasından beslenen bu düşünce, david hume'un ilk gözlemlerinden ırving fisher'ın o meşhur mv = py denklemine kadar uzanan güçlü bir akademik geleneğe dayanır.
ancak bu teoriyi mutlak bir doğa yasasından ziyade, her şeyin pürüzsüz işlediği idealize edilmiş bir model olarak görmek daha sağlıklıdır. çünkü gerçek hayatta fiyatlar ve ücretler bir düğmeye basılmış gibi anında tepki vermez; piyasalar gecikmelerin, belirsizliklerin ve insan psikolojisinin etkisiyle şekillenir.
iktisatçıların "yapışkanlık" dediği bu durum nedeniyle, para politikaları kısa vadede üretim ve istihdam üzerinde geçici dalgalanmalar yaratabilir. yine de nominal para teorisi, uzun vadeli dengeyi anlamak için hala en güçlü rehberlerden biridir. bize en temel haliyle şunu fısıldar: para, ekonominin temel dokusunu değiştiren bir güç değil, sadece o dokunun üzerine yeni sayısal değerler yazan bir araçtır.
devamını gör...


