zaman tüneli
anadolu insanı
şok oldum tanımlara gerçekten, insanın kötüsü her yerde bulunur, türkiye’nin çoğu yerini gezdim, egede de, akdenizde de anadolu insanından beter insanlar gördüm. şimdi beğenmeyip burun kıvırdığınız “anadolu insanı” çok değil 2 nesil önce malından, mülkünden hatta canından vazgeçip bu ülkeyi yeniden kurdu. modern diye bahsettiğiniz istanbul ve izmir’i anadolu insanı olmasaydı zor görürdünüz şuan.
devamını gör...
13 nisan 2026 eyüpspor samsunspor maçı
kesin kupon yaptı.
devamını gör...
13 nisan 2026 eyüpspor samsunspor maçı
trendyol süper lig mücadelesi.
maçın son derece zevkli ve bol gollü geçmesini bekliyorum. bir futvolsever olarak futbolun tüm gerekliliklerini bu maçta göreceğimizi düşünüyorum. özellikle eyüpspor'dan sürprizi bir sonuç lige renk katacaktır. bu arada maçın başlamasını saati 20:00. herkese bol gollü güzel bir maç diliyorum. ankaradan aktaracakalarım şimdilik bu kadar. yeniden görüşmek ümidiyle.
maçın son derece zevkli ve bol gollü geçmesini bekliyorum. bir futvolsever olarak futbolun tüm gerekliliklerini bu maçta göreceğimizi düşünüyorum. özellikle eyüpspor'dan sürprizi bir sonuç lige renk katacaktır. bu arada maçın başlamasını saati 20:00. herkese bol gollü güzel bir maç diliyorum. ankaradan aktaracakalarım şimdilik bu kadar. yeniden görüşmek ümidiyle.
devamını gör...
yapcağnız işe
devamını gör...
fındık üretimi
içimde büyük bir yara olan yemiş olur kendisi. italya, azerbaycan, gürcistan gibi ülkelerin de üretim yapmasına karşın dünyanın tüm fındık üretiminin neredeyse dörtte üçünü üreten ülke olmamıza rağmen bu piyasaya yön veremiyor oluşumuz beni derin üzüntülere gark ediyor. türkiye üretimde çok güçlü ama fiyatı belirleyen tek aktör değil. tabi bunun sebebi de yok değil.
öncelikli sebeplerden birini, fındığın büyük kısmını alanlar oluşturuyor. ferrero (nutella üreticisi) ve büyük çikolata ya da gıda devleri gibi. yani, az sayıda dev alıcı ve çok sayıda üretici var. bu duruma ekonomi ilmi oligopsoni demiş. ama konumuz bu değil.
gelelim ikinci önemli sebebe: işlenmiş üründe katma değerin dışarıda olması. çünkü biz ham fındık satıyoruz. çikolata, krem, paketli ürün ise yurt dışında yapılıyor. asıl para burada kazanıldığı gibi fiyat gücü de burada oluşuyor. işte bu noktadan nefret ediyorum. bor'daki hikaye gibi tıpkı. üç kuruşa satıyoruz daha sonra yurt dışında işlem görüp onlarca katına bize geri satılıyor.
üçüncü sebep: türkiye’de yüzbinlerce küçük üretici var. koordinasyon zor. memleket insanının birbirini kazıklama potansiyeli de yüksek olduğundan tek sesle fiyat belirlemek zorlaşıyor. bugün üreticiler anlaşsa, "şu paradan aşağı satmıyoruz arkadaş" dese, kendilerini ilk satacak olanın yine içlerinden olduğunu da biliyor.
dördüncü sebep: fındık uzun süre saklanabiliyor ama bunun için depolama finansmanı gerekiyor. üretici çoğu zaman hasat sonrası hemen satmak zorunda kalıyor.
ne yapılabilir? ülkemizin şu an yaptığı, potansiyelin altında güç kullanımı olarak ifade edilebilir. türkiye isterse kooperatifleşme, markalaşma, işlenmiş ürün ihracatı gibi hamlelerle piyasada çok daha etkili olabilir. tabi bunun için bu işin ehillerinin bir araya gelip buna enerji harcaması gerek. tabi biz millet olarak kolay paranın peşindeyiz, böyle işlere ayıracak vaktimiz yok!
öncelikli sebeplerden birini, fındığın büyük kısmını alanlar oluşturuyor. ferrero (nutella üreticisi) ve büyük çikolata ya da gıda devleri gibi. yani, az sayıda dev alıcı ve çok sayıda üretici var. bu duruma ekonomi ilmi oligopsoni demiş. ama konumuz bu değil.
gelelim ikinci önemli sebebe: işlenmiş üründe katma değerin dışarıda olması. çünkü biz ham fındık satıyoruz. çikolata, krem, paketli ürün ise yurt dışında yapılıyor. asıl para burada kazanıldığı gibi fiyat gücü de burada oluşuyor. işte bu noktadan nefret ediyorum. bor'daki hikaye gibi tıpkı. üç kuruşa satıyoruz daha sonra yurt dışında işlem görüp onlarca katına bize geri satılıyor.
üçüncü sebep: türkiye’de yüzbinlerce küçük üretici var. koordinasyon zor. memleket insanının birbirini kazıklama potansiyeli de yüksek olduğundan tek sesle fiyat belirlemek zorlaşıyor. bugün üreticiler anlaşsa, "şu paradan aşağı satmıyoruz arkadaş" dese, kendilerini ilk satacak olanın yine içlerinden olduğunu da biliyor.
dördüncü sebep: fındık uzun süre saklanabiliyor ama bunun için depolama finansmanı gerekiyor. üretici çoğu zaman hasat sonrası hemen satmak zorunda kalıyor.
ne yapılabilir? ülkemizin şu an yaptığı, potansiyelin altında güç kullanımı olarak ifade edilebilir. türkiye isterse kooperatifleşme, markalaşma, işlenmiş ürün ihracatı gibi hamlelerle piyasada çok daha etkili olabilir. tabi bunun için bu işin ehillerinin bir araya gelip buna enerji harcaması gerek. tabi biz millet olarak kolay paranın peşindeyiz, böyle işlere ayıracak vaktimiz yok!
devamını gör...
sözlük yazarlarının gurur duydukları özellikleri
sünger gibi içerim.
ama bunu çok geç keşfettim. bir gün psikiyatr doktoru bana " oğlum sen kolay kolay sarhoş olmazsın "demişti.
neden dedim. senin içtiğini ilaçlar o biralara rahmet okutur dedi.
lan dedim neden daha önce söylemedin?
hemen test etmiştim. 12 bardak birayı içip hala tık yoktu. dedim tamam.
nereden aklıma geldi?
amsterdam'ı 1 dakikada bitirince. dedim tanımını gireyim buna, ayıp olmasın.
son edit: 4 şişe bitti, tık yok.*
ama bunu çok geç keşfettim. bir gün psikiyatr doktoru bana " oğlum sen kolay kolay sarhoş olmazsın "demişti.
neden dedim. senin içtiğini ilaçlar o biralara rahmet okutur dedi.
lan dedim neden daha önce söylemedin?
hemen test etmiştim. 12 bardak birayı içip hala tık yoktu. dedim tamam.
nereden aklıma geldi?
amsterdam'ı 1 dakikada bitirince. dedim tanımını gireyim buna, ayıp olmasın.
son edit: 4 şişe bitti, tık yok.*
devamını gör...
yazarların mutsuzken yaptıkları
düşük ıq, izledikten sonra çok utandığım youtube ve kick yayıncılarının makara videolarını izlerim. ayda yılda bir böyle ödüllendiririm kendimi aksakjd. utanıyorum dedim çünkü en son ergenken izliyordum bu tür videoları ama insan merak ediyor işte yine şu an napıyor bir zamanlar izlediğim yayıncı diye veya sadece beynini çalıştırmadan bir şeyler izlemek istersin bazen.
devamını gör...
eküri
sürekli birlikte takılan erkeklerden birinin diğerine göre durumu.
devamını gör...
yer mi lan anadolu çocuğu
yedim daha demin iki çikolata
devamını gör...
fotoğrafa resim diyen insan
ilköğretim ve ortaöğretim hayatı boyunca resim dersine girmiş nesilleriz. bence buna sebep bizim fotoğrafa resim dememiz.
devamını gör...
yazarların mutsuzken yaptıkları
kitap okurum, direk başka dünyaya geçiş.
devamını gör...
yer mi lan anadolu çocuğu
genelde biz kaçın kurasıyızdan önce söylenen söz öbeği.
devamını gör...
niye gülüyorsun komikse biz de gülelim
maydanoz, dere otu, tere tohumları aldım. aradan cıgaralık çıkmış. ben ne yapayım?
e heder mi edeyim güzelim malı?
bir yolunu bulacağım artık.*
e heder mi edeyim güzelim malı?
bir yolunu bulacağım artık.*
devamını gör...
fotoğrafa resim diyen insan
beyin tecrübelerle hareket eder çoğu zaman. henüz deneyimlemediği şeyler hususunda oldukça bakirdir. örneğin küçük bir çocuğa bir şeyi fırlatır gibi yaptığınızda gözünü dahi kırpmaz. fakat motor becerilerini geliştirip deneyimlemeye başladığında, aynı hareketi yaptığınızda gözünü kırpar, refleks gösterir. ne mi anlatmaya çalışıyorum? çok da takılmayın ya hu! öyle duymuştur. etrafında resim kelimesi, hep fotoğraf anlamında kullanılmıştır. onun için o kelime, onu ifade ediyordur. bu ülkede sanatçılar şarkılarında bile bu haliyle kullanmışken bu kelimeyi, bu coğrafyada iki kelimenin karışık olarak kullanılması çok da yadırganmamalı.
örnek de verelim ayıp olmasın:
resimdeki gözyaşları – cem karaca: çok klasik bir örnek. “resim” aslında fotoğraf veya zihindeki görüntü gibi kullanılmış.
resim – model: şarkıda geçen “resim” aslında anı/fotoğraf gibi kullanılır. fiziksel bir çizimden çok hatıra vurgusu var.
resimler – teoman: “resimler” kelimesi doğrudan geçmişe ait fotoğraflar anlamında. eski ilişkilerin izlerini anlatır.
resmini çektim – manga: burada “resim çekmek” aslında fotoğraf çekmek. ama kelime seçimi daha şiirsel.
şarkı sözlerinde “resim”, daha genel ve soyut; “fotoğraf” ise daha teknik ve modern kalıyor. ayrıca: hece yapısı (re-sim) daha kısa ve
uyak kurmak daha kolay. bu kadar şarkıda bile kullanım buysa, kullanan insanlara çok da acımasız yaklaşmamalı.
örnek de verelim ayıp olmasın:
resimdeki gözyaşları – cem karaca: çok klasik bir örnek. “resim” aslında fotoğraf veya zihindeki görüntü gibi kullanılmış.
resim – model: şarkıda geçen “resim” aslında anı/fotoğraf gibi kullanılır. fiziksel bir çizimden çok hatıra vurgusu var.
resimler – teoman: “resimler” kelimesi doğrudan geçmişe ait fotoğraflar anlamında. eski ilişkilerin izlerini anlatır.
resmini çektim – manga: burada “resim çekmek” aslında fotoğraf çekmek. ama kelime seçimi daha şiirsel.
şarkı sözlerinde “resim”, daha genel ve soyut; “fotoğraf” ise daha teknik ve modern kalıyor. ayrıca: hece yapısı (re-sim) daha kısa ve
uyak kurmak daha kolay. bu kadar şarkıda bile kullanım buysa, kullanan insanlara çok da acımasız yaklaşmamalı.
devamını gör...
yazarların mutsuzken yaptıkları
(bkz: küfür etmek)
mutsuzken küfür ederim.
mutsuzken küfür ederim.
devamını gör...



