zaman tüneli
mesela neyi hiç yapmadın sorusu
hiç sigara kullanmadım. ciğerlerim mis gibi. bir onun garantisini verebiliyorum. yoksa beyin felç..
devamını gör...
ihtiyacın olan o mesaj
devamını gör...
ihtiyacın olan o mesaj
"maaş ödemeniz gerçekleşmiştir" tarzı bir şeye varım ya hiç romantizme giremeyeceğim şimdi.
devamını gör...
çakaloz gibi tek atımlık penis
zugra açtı sanılan başlıklar.
bir arbalet değildir.
bir arbalet değildir.
devamını gör...
travmaların bir ömür peşimizden gelmesi
psikoloji öyle bir şey ki, bir kez sarsıldığında her şey eski haline birebir dönmüyor. bazı izler kalıyor.. bazı durumlar kendini tekrar edebiliyor. bu yüzden insanın ruhunu koruması, adeta pamuklara sarar gibi kendine iyi bakması çok önemli..
ama ne kadar dikkat edersen et, hayatın içinde travmatik olaylar da var. kapını çaldığında niye geldin deme şansın olmuyor. insan bazen sadece yaşayıp, anlamlandırmaya ve taşıyabilmeye çalışıyor. yine de o izlerle yaşamayı öğrenmek, zamanla onları biraz daha hafifletmek mümkün. dilerim kimse böyle yükler taşımak zorunda kalmaz.
ama ne kadar dikkat edersen et, hayatın içinde travmatik olaylar da var. kapını çaldığında niye geldin deme şansın olmuyor. insan bazen sadece yaşayıp, anlamlandırmaya ve taşıyabilmeye çalışıyor. yine de o izlerle yaşamayı öğrenmek, zamanla onları biraz daha hafifletmek mümkün. dilerim kimse böyle yükler taşımak zorunda kalmaz.
devamını gör...
domenico tedesco
devamını gör...
insanlara yardım etmek
doğa, hayvan, insan ve kendin.
bu dördüne yardım edin.
bu dördüne yardım edin.
devamını gör...
kürtlerin diğer ırklara göre öne çıkan özellikleri
konuşurken "kendine" derler. soru kipi olan "mi" yi kullanmazlar. türkçeleri komiktir, insanı güldürür.
devamını gör...
seks pozisyonlarına dekonstrüktivist yaklaşım
sex pozisyonlarına dekoltesiz yaklaşım olmasın da.
ne öyle şantiye tulumu gibi elbiseler.
ne öyle şantiye tulumu gibi elbiseler.
devamını gör...
insanlara yardım etmek
aslında çok zor değildir. herkesin şeytan çarpmış gibi sokakta gezdiği şu günlerde, basit bir gülümseme ve günaydın demek bile her insana karşı büyük iyiliktir.
devamını gör...
ihtiyacın olan o mesaj
ekmaanı al gel salça sürecem.
devamını gör...
ihtiyacın olan o mesaj
"hafta sonu sendeyim"
devamını gör...
domenico tedesco
gittiğine seviniyorum çünkü yerine daha beterinin geleceğinden eminim. üst düzey bir teknik direktörün fenere gelmek için hiçbir mantıklı sebebi yok çünkü zico hariç fenere gelip de kariyeri yükselişe geçen tek bir hoca bile yok.
o yüzden seçenekleriniz aykut, ismail hatta belki tuncay şanlı-volkan demirel falan. bunlardan herhangi birinin penaltı-kırmızı kart jokerleri olmadan tedesco'dan daha iyi performans göstermeleri im-kan-sız. o yüzden bir gağassaraylı olarak kafam baya rahat.
o yüzden seçenekleriniz aykut, ismail hatta belki tuncay şanlı-volkan demirel falan. bunlardan herhangi birinin penaltı-kırmızı kart jokerleri olmadan tedesco'dan daha iyi performans göstermeleri im-kan-sız. o yüzden bir gağassaraylı olarak kafam baya rahat.
devamını gör...
konuşurken sık sık ııı diyen insan
yargılanmaktan çekiniyor, konuşmaktan utanıyor.
devamını gör...
ihtiyacın olan o mesaj
bugün geldi bana o mesaj
çok da iyi geldi.
çok da iyi geldi.
devamını gör...
domenico tedesco
seçim kararı istiyoruz; tedesco & devin gönderilmesi yetmez.
devamını gör...
ihtiyacın olan o mesaj
'her şeyi tek başına yapmaya çalışma biliyorum halledebilirsin ama ben varım'
gün ortası gün sonu hiç fark etmez şu mesajla ve bunu destekleyen eylemlerle yapacağınız hareketler bir insanın kalbinin yorgunluğunu ne derece hafifletebileceğini bilseniz hayat daha anlamlı kılınabilir olurdu
gün ortası gün sonu hiç fark etmez şu mesajla ve bunu destekleyen eylemlerle yapacağınız hareketler bir insanın kalbinin yorgunluğunu ne derece hafifletebileceğini bilseniz hayat daha anlamlı kılınabilir olurdu
devamını gör...
seks pozisyonlarına dekonstrüktivist yaklaşım
dekonstrüktivist pozisyonu nasıl bişi
o pozisyonda sevilmedim hiç
o pozisyonda sevilmedim hiç
devamını gör...
çeşme suyuyla çay kahve yapmak
kahve için önermem. çayda değişen bir şey olmuyor. yaşadığınız şehire göre de değişir, çeşme suyunuzun değerlerini araştırabilirsiniz.
devamını gör...
dilber'in sekiz günü
senaryosu cemal şan tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen 2008 yapımlı türk dram filmi; yönetmenin çekmiş olduğu zeynep'in sekiz günü ve ali'nin sekiz günü üçlemesinin ikinci filmi olarak karşımıza çıkmaktadır.

başrolde ise nesrin cavadzade, fırat tanış ve osman akça gibi oyuncular rol almış iken yardımcı rollerde ise; necmettin çobanoğlu, hatice altan gençler, macit sonkan, aslıhan erguvan, ahmet saraçoğlu ve arzu tan bayraktutan gibi isimler yer almıştır.
sevdiğine varamayan ve bu yüzden başka biriyle evlenmeye râzı gelen genç bir kız olan dilber'in yaşamından 8 gün konu ediniliyor.
dilber doğulu bir ailenin en büyük kızıdır, çok kardeşi vardır, bir de sevdiği vardır, ali ile yıllardır birbirlerini sevmektedirler, evlenmek isterler ama ali'nin babasının başka planları vardır, askerlik arkadaşı ile yıllar önce birbirlerine söz vermişlerdir, birinin kızı birinin oğlu olursa onları baş göz edeceklerine dair ant içmişlerdir.
ali bir gün ağlayarak gelir ve hatice ile evlendirileceğini söyler, bunu duyan dilber çılgına döner, gidip ali'nin babasından hesap sorar, ali ise babasının dediği neyse ona uyacağını, içi kan ağlasa da hatice ile evleneceğini söyler.
dilber bunun ardından kendisine tâlip olan ilk görücüsüyle evleneceğine dair söz verir, öyle de olacaktır.
kasabadan gelen ve bir ilkokulda hademelik yapan mehmet ona görücü gelmiştir,
kendisinden vazgeçen ali'yi cezalandırmak için ömründe ilk kez gördüğü bu topallayan adamla evlenmeye râzı olur.
mehmet'in kimsesi yoktur, ana babası çok eskiden ölmüştür, bir tarlası vardır, ayağı topaldır, bugüne kadar evlenmek istediği hiçbir kız onu sevmemiştir, onu bir tek dilber sevecektir.
dilber kocasına başlarda ısınamamış olsa da onu sevecektir, mehmet onu sevmiş, ali gibi yapmamıştır.
bu mutluluk 8 gün mü sürecektir,
kim bilir?
filmin ana fikri bence şuydu;
sevgi neydi?
sevgi emekti...
şimdi ise filmle ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
konu açısından selvi boylum al yazmalım (film) filmiyle benzerlikler taşıdığını düşündüğüm bir filmdi, sevgi ve emek açısından benzerlik taşır gibiydi,
senin değerini bilmeyenden vazgeçip sana emek veren insanı sevmeye karar verme durumu açısından benziyordu.
nesrin cavadzade'nin ve fırat tanış'ın oyunculuğu etkileyiciydi, o duyguyu verdiklerini düşünüyorum.
sonu daha farklı bitebilirdi,
keşke böyle bitmeseydi...
ağladığım bir sahne vardı, dilber'in ailesinden ayrıldığı sahne benim için etkileyiciydi.
mehmet, karısı dilber ona çok sıkıldığını söyledikten sonra televizyon alıyor, o sahne de oldukça duygu yüklüydü.

başrolde ise nesrin cavadzade, fırat tanış ve osman akça gibi oyuncular rol almış iken yardımcı rollerde ise; necmettin çobanoğlu, hatice altan gençler, macit sonkan, aslıhan erguvan, ahmet saraçoğlu ve arzu tan bayraktutan gibi isimler yer almıştır.
sevdiğine varamayan ve bu yüzden başka biriyle evlenmeye râzı gelen genç bir kız olan dilber'in yaşamından 8 gün konu ediniliyor.
dilber doğulu bir ailenin en büyük kızıdır, çok kardeşi vardır, bir de sevdiği vardır, ali ile yıllardır birbirlerini sevmektedirler, evlenmek isterler ama ali'nin babasının başka planları vardır, askerlik arkadaşı ile yıllar önce birbirlerine söz vermişlerdir, birinin kızı birinin oğlu olursa onları baş göz edeceklerine dair ant içmişlerdir.
ali bir gün ağlayarak gelir ve hatice ile evlendirileceğini söyler, bunu duyan dilber çılgına döner, gidip ali'nin babasından hesap sorar, ali ise babasının dediği neyse ona uyacağını, içi kan ağlasa da hatice ile evleneceğini söyler.
dilber bunun ardından kendisine tâlip olan ilk görücüsüyle evleneceğine dair söz verir, öyle de olacaktır.
kasabadan gelen ve bir ilkokulda hademelik yapan mehmet ona görücü gelmiştir,
kendisinden vazgeçen ali'yi cezalandırmak için ömründe ilk kez gördüğü bu topallayan adamla evlenmeye râzı olur.
mehmet'in kimsesi yoktur, ana babası çok eskiden ölmüştür, bir tarlası vardır, ayağı topaldır, bugüne kadar evlenmek istediği hiçbir kız onu sevmemiştir, onu bir tek dilber sevecektir.
dilber kocasına başlarda ısınamamış olsa da onu sevecektir, mehmet onu sevmiş, ali gibi yapmamıştır.
bu mutluluk 8 gün mü sürecektir,
kim bilir?
filmin ana fikri bence şuydu;
sevgi neydi?
sevgi emekti...
şimdi ise filmle ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
konu açısından selvi boylum al yazmalım (film) filmiyle benzerlikler taşıdığını düşündüğüm bir filmdi, sevgi ve emek açısından benzerlik taşır gibiydi,
senin değerini bilmeyenden vazgeçip sana emek veren insanı sevmeye karar verme durumu açısından benziyordu.
nesrin cavadzade'nin ve fırat tanış'ın oyunculuğu etkileyiciydi, o duyguyu verdiklerini düşünüyorum.
sonu daha farklı bitebilirdi,
keşke böyle bitmeseydi...
ağladığım bir sahne vardı, dilber'in ailesinden ayrıldığı sahne benim için etkileyiciydi.
mehmet, karısı dilber ona çok sıkıldığını söyledikten sonra televizyon alıyor, o sahne de oldukça duygu yüklüydü.
devamını gör...