zaman tüneli
neo klasik ekonomi düşüncesinden epistemolojik bir kopuş
ah doktorlar ah
bazısının "görevi" tabi fazladan dil öğrenmek
ne demek istediğimi "anlayan" için bu. peşinen sölim.
bazısının "görevi" tabi fazladan dil öğrenmek
ne demek istediğimi "anlayan" için bu. peşinen sölim.
devamını gör...
neo klasik ekonomi düşüncesinden epistemolojik bir kopuş
ezbere söylenilen bir cümle. cümleyi sayısız kez duydum fakat telaffuz edenlerin tam olarak açılımından haberi var mı acaba? eminim açıklamalarını isteseniz, ilk 3-4 dakika sessizlikle karşılaşırsınız.
devamını gör...
çoğunluk yanılgısı
hangisi cahil ona bakarım. swh swh swh
cehalet nicelikle ölçülüyor ise bilemiycem.
cehalet nicelikle ölçülüyor ise bilemiycem.
devamını gör...
çoğunluk yanılgısı
bazıları, çoğunluk ne yaparsa ona uyar. bu kişiler, koyun gibidirler. klasik sürü psikolojisi. biri uçurumdan atlasa hepsi atlayacak. oysaki yalnız bir kişi, yanlış bin kişiden doğru olabilir.
galile, ortacağ avrupasında dünya yuvarlaktır diyen tek kişiydi. adolf hitler, mitinginde bir milyon insan toplamıştı. bir fikri, ne kadar çok kişi savunursa savunsun o fikir yanlış olabilir.
galile, ortacağ avrupasında dünya yuvarlaktır diyen tek kişiydi. adolf hitler, mitinginde bir milyon insan toplamıştı. bir fikri, ne kadar çok kişi savunursa savunsun o fikir yanlış olabilir.
devamını gör...
fiesta
yapmalı.
devamını gör...
aşırı konuşan ofis arkadaşları
yaşım ilerledikçe, fazla konuşan insanlara karşı inanılmaz bir antipati geliştirdim. normalde herkese yüksek seviyede anlayışlı ve saygılı davranan biriyim fakat aşırı fazla konuşan insanlara tahammül edemiyorum.
çok konuşan insanların temel problemi sizin zamanınızı, sizin izniniz olmadan çalmalarıdır. dinlemek istemezsiniz ama sizi kendilerini dinlemeye zorunlu bırakırlar. kibarca susmaları için işaretler verirsiniz, yine anlamazlar veya anlamamazlıktan gelirler. o noktadan sonra açıkcası çok fazla empati yapma gereği duymuyorum. başkasının özgür iradesi, benim kendi alanıma zarar veriyorsa; artık o bir özgür irade değildir. önünü anında kesiyorum.
iş ortamımda maalesef bu şekilde 2 ayrı iş arkadaşım var. biri erkek biri kadın. asla susmuyorlar. bilhassa erkek olandan çoğu kişi rahatsız ve çevresinde bir çok kişiyi kaybetti. bazı insanlar sabahları selam dahi vermiyorlar. kendi adıma her sabah ve günün neredeyse tamamında işkence çekiyorum. dinlemek istemediğim için kulaklık takıyorum, müzik dinlediğimi gördükleri halde bilinçli sürekli kesip, kendilerini dinlettirmeye çalışıyorlar. aramalarını açmıyorum, mesaj yağmuruna tutuyorlar. bahsettikleri şey sadece kendi hayatları ve merak ettikleri şeyler..
baktım çözemiyorum, en sonunda iletişimimi minimale indirdim çünkü anladım ki bu tip insanların gerçekten iletişim ve davranış problemleri var. hiçbir şekilde kendilerini durduramıyorlar. işin korkunç tarafı karşı tarafta durduramıyor. sonunda iletişimi kesmek veya ghostlamak ( görmezden gelmek) zorunda kalıyorsunuz.
bu başlık ofis arkadaşları adına açılmış olsa da, bu insanlardan her yerde hatta ailelerimizin içlerinde dahi var. bunu yazdığım için üzgünüm ama hunharca kafa şişirip, boşuna zamanınızı çalıyorlar. aksi gibi, bu insanlarla çok fazla zaman geçirmek, diğer insanlara karşı toleransınızı da indirebiliyor. iletişimsel açıdan limitiniz aşıldığında, herkesten çabuk sıkılan bir hale bürünebiliyorsunuz.
acı ama gerçek: kimsenin hayatı bu kadar uzun süre dinlenecek kadar değerli değil. kimse kimseye böylesine "maruz kalmamalı."
bu yüzden artık inanıyorum ki çok konuşmak terapi gerektiren bir davranış bozukluğudur. ayrıca bunu psikoloji de destekliyor. bu tip insanların belirgin 2 ayrı tanımlaması var. genellikle davranışsal yapısı ve diğer belirtilere göre " logore ve kompulsif konuşma" başta olmak üzere, daha farklı tanımlamalara da girebiliyorlar. yani vakanın öyküsü teşhis için önem arz ediyor. şaka değil, bu gerçekten bir bozukluk.
bu insanlarla sağlıklı ve düzenli iletişim mümkün değil. artık yoluma çıktıklarında, ilk sapaktan yol değiştiriyorum. bir grup insana maruz kalmak, hayatım boyunca benimle yürüyecek bir negatif deneyim geliştirmeme sebep oldu. buna üzülüyorum. işte katı kurallar ve yargılar böyle insanlar yüzünden oluşuyor. bu yüzden insanın her konuda sınırlarını bilmesi gerçekten önemli.
çok konuşan insanların temel problemi sizin zamanınızı, sizin izniniz olmadan çalmalarıdır. dinlemek istemezsiniz ama sizi kendilerini dinlemeye zorunlu bırakırlar. kibarca susmaları için işaretler verirsiniz, yine anlamazlar veya anlamamazlıktan gelirler. o noktadan sonra açıkcası çok fazla empati yapma gereği duymuyorum. başkasının özgür iradesi, benim kendi alanıma zarar veriyorsa; artık o bir özgür irade değildir. önünü anında kesiyorum.
iş ortamımda maalesef bu şekilde 2 ayrı iş arkadaşım var. biri erkek biri kadın. asla susmuyorlar. bilhassa erkek olandan çoğu kişi rahatsız ve çevresinde bir çok kişiyi kaybetti. bazı insanlar sabahları selam dahi vermiyorlar. kendi adıma her sabah ve günün neredeyse tamamında işkence çekiyorum. dinlemek istemediğim için kulaklık takıyorum, müzik dinlediğimi gördükleri halde bilinçli sürekli kesip, kendilerini dinlettirmeye çalışıyorlar. aramalarını açmıyorum, mesaj yağmuruna tutuyorlar. bahsettikleri şey sadece kendi hayatları ve merak ettikleri şeyler..
baktım çözemiyorum, en sonunda iletişimimi minimale indirdim çünkü anladım ki bu tip insanların gerçekten iletişim ve davranış problemleri var. hiçbir şekilde kendilerini durduramıyorlar. işin korkunç tarafı karşı tarafta durduramıyor. sonunda iletişimi kesmek veya ghostlamak ( görmezden gelmek) zorunda kalıyorsunuz.
bu başlık ofis arkadaşları adına açılmış olsa da, bu insanlardan her yerde hatta ailelerimizin içlerinde dahi var. bunu yazdığım için üzgünüm ama hunharca kafa şişirip, boşuna zamanınızı çalıyorlar. aksi gibi, bu insanlarla çok fazla zaman geçirmek, diğer insanlara karşı toleransınızı da indirebiliyor. iletişimsel açıdan limitiniz aşıldığında, herkesten çabuk sıkılan bir hale bürünebiliyorsunuz.
acı ama gerçek: kimsenin hayatı bu kadar uzun süre dinlenecek kadar değerli değil. kimse kimseye böylesine "maruz kalmamalı."
bu yüzden artık inanıyorum ki çok konuşmak terapi gerektiren bir davranış bozukluğudur. ayrıca bunu psikoloji de destekliyor. bu tip insanların belirgin 2 ayrı tanımlaması var. genellikle davranışsal yapısı ve diğer belirtilere göre " logore ve kompulsif konuşma" başta olmak üzere, daha farklı tanımlamalara da girebiliyorlar. yani vakanın öyküsü teşhis için önem arz ediyor. şaka değil, bu gerçekten bir bozukluk.
bu insanlarla sağlıklı ve düzenli iletişim mümkün değil. artık yoluma çıktıklarında, ilk sapaktan yol değiştiriyorum. bir grup insana maruz kalmak, hayatım boyunca benimle yürüyecek bir negatif deneyim geliştirmeme sebep oldu. buna üzülüyorum. işte katı kurallar ve yargılar böyle insanlar yüzünden oluşuyor. bu yüzden insanın her konuda sınırlarını bilmesi gerçekten önemli.
devamını gör...
burger king'de çalışmak
kısaca "çalışmak".
olmasalar "olmazdınız".
30 yaş altı aşırı yazan sözlük arkadaşları.
olmasalar "olmazdınız".
30 yaş altı aşırı yazan sözlük arkadaşları.
devamını gör...
instagram'a her gün çay kahve story'si atan tip
hayatı boyunca yoğunlukla görülmemiş, bu yüzden görülmeye ihtiyacı olan insan tipidir. maalesef, imrenilmeyi- havalı bulunmayı ve iyi anlamda odak olmayı ister. kendince çok havalı duran bir hareketin başkalarında aynı izlenimi uyandırmayabileceğini düşünmez.
instagram en büyük "harcanabilir" platform haline geldi. insanları tüketime yönlendiriyor. insanlara "zamanı tükettiriyor". minik ekranlara bakmaktan, etrafı kaçırıyoruz. gösteriş uğruna, her anımızı çekip yayınlanmaktan içinde olduğumuz anın tadını çıkartamıyoruz.. çünkü ne yazık ki orada olduğumuzu göstermek, orada olduğumuz andan daha değerli hale geldi.. tehlikenin farkında mısınız?
deneyimin hazzı, gösterilmesine harcanan sürenin altında kaldı..
korkunç!
ayrıca instagram, tv kanallarından daha iyi satış yapıyor. eskiden reklamları izleyip ürün alırdık, şimdi tv'ye bakmaya gerek yok. instagramdan her seyi görüp zaten tek tıkla satın alıyorsunuz. insanlara gerekli- gereksiz her şeyi aldıracak müthiş bir manipülasyon döndürüyorlar. hikayeler arası gezerken bile, 50 tane ürün reklamı sıkışıyor araya.. bir arkadaşım sırf alışverişe harcadığı paranın önüne geçebilmek için instagram hesabını dondurdu ve gerçekten bütçesel anlamda ciddi kâr ettiğini söyledi. konuşmanın daha derinine indiğimizde, takip ettiği butikler yüzünden sürekli para harcadığını ve bunun önüne geçmek için platformunu dondurduğunu ifade etti. düşünün işin boyutunu.. kadın kendini durdurabilmek için hesabı geçici devre dışı bırakıyor....
daha büyük çaplı alışveriş yapan bir sürü insan var.. influencerlar dyson'dan tutun, beyaz eşyaya, arabalara hatta yurt dışı tatillerine kadar her şeyin reklamını yapıyorlar.. insanlara harcattıkları paraları düşününce...
instagram en büyük "harcanabilir" platform haline geldi. insanları tüketime yönlendiriyor. insanlara "zamanı tükettiriyor". minik ekranlara bakmaktan, etrafı kaçırıyoruz. gösteriş uğruna, her anımızı çekip yayınlanmaktan içinde olduğumuz anın tadını çıkartamıyoruz.. çünkü ne yazık ki orada olduğumuzu göstermek, orada olduğumuz andan daha değerli hale geldi.. tehlikenin farkında mısınız?
deneyimin hazzı, gösterilmesine harcanan sürenin altında kaldı..
korkunç!
ayrıca instagram, tv kanallarından daha iyi satış yapıyor. eskiden reklamları izleyip ürün alırdık, şimdi tv'ye bakmaya gerek yok. instagramdan her seyi görüp zaten tek tıkla satın alıyorsunuz. insanlara gerekli- gereksiz her şeyi aldıracak müthiş bir manipülasyon döndürüyorlar. hikayeler arası gezerken bile, 50 tane ürün reklamı sıkışıyor araya.. bir arkadaşım sırf alışverişe harcadığı paranın önüne geçebilmek için instagram hesabını dondurdu ve gerçekten bütçesel anlamda ciddi kâr ettiğini söyledi. konuşmanın daha derinine indiğimizde, takip ettiği butikler yüzünden sürekli para harcadığını ve bunun önüne geçmek için platformunu dondurduğunu ifade etti. düşünün işin boyutunu.. kadın kendini durdurabilmek için hesabı geçici devre dışı bırakıyor....
daha büyük çaplı alışveriş yapan bir sürü insan var.. influencerlar dyson'dan tutun, beyaz eşyaya, arabalara hatta yurt dışı tatillerine kadar her şeyin reklamını yapıyorlar.. insanlara harcattıkları paraları düşününce...
devamını gör...
burger king'de çalışmak
bence bu burger king'le alakalı değil.. bu ülke ile alakalı bir problem.. ülkede hangi sektörde adalet var? hangi iş kolunda mutlu insanlar? dipten tepeye her yer haksızlık, mobbing, orantısız iş gücü kullanımı, işçi sömürülmesini içeriyor..
bir de mutfağı olan iş kollarında çalışmak çok zor. burger king ve diğer mutfaklar( kfc, mc donalds, pizza hut, papa john's vb.) sadece mutfakta ürün kızartmayı- pişirmeyi baz alıyor. dolayısıyla, 7/24 yemek yapmaktan sorumlusunuz. bu pozisyonlara normal insanların değilde, aşçılık bölümü mezunlarının veya direkt o alanlarda eğitim almak isteyen veyahut o alanda gelişmek isteyen insanların başvurması gerekiyor. aşırı terlemeyi, yemek pişirmeyi ve en önemlisi yemek kokmayı sevmeyen biriyseniz, bu meslek grubu sizin için ölümdür. birazda bilinçli iş başvurusu yapmak gerekli.
hiçbir şey yapamıyorsanız, bir tane şubesine gidin ve sadece 10-15 dakika iş akışını izleyin. hepsinin mutfağı çoğunlukla halka açık oluyor. bu şekilde bile kolayca bir izlenim elde edebilirsiniz.
bir de mutfağı olan iş kollarında çalışmak çok zor. burger king ve diğer mutfaklar( kfc, mc donalds, pizza hut, papa john's vb.) sadece mutfakta ürün kızartmayı- pişirmeyi baz alıyor. dolayısıyla, 7/24 yemek yapmaktan sorumlusunuz. bu pozisyonlara normal insanların değilde, aşçılık bölümü mezunlarının veya direkt o alanlarda eğitim almak isteyen veyahut o alanda gelişmek isteyen insanların başvurması gerekiyor. aşırı terlemeyi, yemek pişirmeyi ve en önemlisi yemek kokmayı sevmeyen biriyseniz, bu meslek grubu sizin için ölümdür. birazda bilinçli iş başvurusu yapmak gerekli.
hiçbir şey yapamıyorsanız, bir tane şubesine gidin ve sadece 10-15 dakika iş akışını izleyin. hepsinin mutfağı çoğunlukla halka açık oluyor. bu şekilde bile kolayca bir izlenim elde edebilirsiniz.
devamını gör...
ikinci çözüm süreci
akpnin pkkyı aklayıp terörle alakası olmayan muhalif kürt seçmeni kriminalize etmek için canı isteyince altını körükleyip işine gelmeyince kısmak için kullandığı süreç. pkknın siyasi ayağını aklamaya çalışıyorlar, fetönün siyasi ayağını zaten ezelden beri kankaları olduğu için yargılayamıyorlar. futbol oynayarak devleti çökertmeye çalışan pkk masalına inanmamızı bekliyorlar. birkaç 3iqluyu kandırabilirsiniz ama halk bunu yemez.
devamını gör...
en güzel kadın kokusu
bence pahalı markaların hiçbir kokusu bu kategoriye dahil değil. hiçbir şeye harcanan paraya acımam ama parfüm'e harcanan bütçeye çok üzülüyorum. deli paralara parfümler satılıyor. boşlukta dağılarak, hiçbir anlam ifade etmeyen bir sıvıya neden 5-6- 9 bin tl ücret ödenir?
ah kapitalizm! harika bir hırsızsın!
not: en güzel kadın kokusu kadının banyodan çıktıktan sonraki kokusudur. o saçlar buram buram şampuan, ten ise, miss gibi duş jeli veya sabun kokar.
ah kapitalizm! harika bir hırsızsın!
not: en güzel kadın kokusu kadının banyodan çıktıktan sonraki kokusudur. o saçlar buram buram şampuan, ten ise, miss gibi duş jeli veya sabun kokar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının özledikleri şeyler
çok fazla şey yazılıp çizilebilir ama bence en değerlisi samimiyetimizdi. herkesin birbiriyle fazlasıyla komşuculuk oynadığı dönemlerdi. ocağa çay koyulur, misafirler için ikramlıklar hazırlanır ve eş- dost çaya çağırılırdı. o oturmalar gün boyu sürerdi veya gecenin geç saatlerine kadar uzanırdı. şimdi bakıyorum da... ne kadar değerliymiş...
devamını gör...
izmir
eskiden harika olan, günümüzde ise yavaş yavaş ( maalesef ) dağılmaya/ bozulmaya başlamış olan şehrimizdir. her yer ziyan olduğu gibi, orası da olmaya başladı. tek artısı direniyor olması. direndiği için toplumsal çürüme olabildiğince yavaş işliyor ama engellenemiyor. el konulmaya çalışılan alanlar da cabası.. mesela çeşme.. plajları, yat limanı ve diğer bir çok alanıyla hayatta kalmaya çalışıyor.
ne hallere geldik.
ne hallere geldik.
devamını gör...
en güzel kadın kokusu
deniz tuzu.
devamını gör...
90'lar aşığı yazarlar
nesil ileri gittikçe, samimiyetimizde bir şey kırılıyor gibi. ben her geçen sene çocukluğumu ve o dönemde yaptığım her şeyi daha fazla özlüyorum. bu konuda herkesle ortak düşündüğüme inanıyorum.
o dönemlerde kurulan sofraların bile tadı ayrıydı. bahsettiğim şey ekonomik düzeyinde ötesinde, sahip olduğumuz o duygu durumu, o samimiyetti.
aşağı yukarı herkesin bütçesi kuruyemişçilerden paket paket kuruyemiş almaya yeterdi, simit kimseye lüks değildi. sabahları heyecanla taze ekmek alınırdı.. akşamüstleri veya akşamları çay saatlerimiz ve bize gelen komşularımız/ ailelerimiz vardı.. herkes daha umutluydu ve daha sevgi doluydu.
sorarım size hangisi kaldı?
şu an her hanenin içi tam bir mutsuzluk çöplüğüne döndü. herkes travmalı, herkes ekonomik olarak darda. bırakın toplanıp çay içmeyi, birbirlerimizin yüzlerine gülmez olduk.
o dönemlerde kurulan sofraların bile tadı ayrıydı. bahsettiğim şey ekonomik düzeyinde ötesinde, sahip olduğumuz o duygu durumu, o samimiyetti.
aşağı yukarı herkesin bütçesi kuruyemişçilerden paket paket kuruyemiş almaya yeterdi, simit kimseye lüks değildi. sabahları heyecanla taze ekmek alınırdı.. akşamüstleri veya akşamları çay saatlerimiz ve bize gelen komşularımız/ ailelerimiz vardı.. herkes daha umutluydu ve daha sevgi doluydu.
sorarım size hangisi kaldı?
şu an her hanenin içi tam bir mutsuzluk çöplüğüne döndü. herkes travmalı, herkes ekonomik olarak darda. bırakın toplanıp çay içmeyi, birbirlerimizin yüzlerine gülmez olduk.
devamını gör...
system of a down
türk düşmanı olmasalar dinlemeye devam ederdim
devamını gör...
system of a down
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının özledikleri şeyler
90'lar ya. yani hangi sebebini yazayım ki.
gerçekten özledim o güzel yılları.
gerçekten özledim o güzel yılları.
devamını gör...


