zaman tüneli
türk evlerindeki en gereksiz eşya


kesinlikle salonları kaplayan, o lanet olasıca vitrinler... eminim herkesin evinde vardır.. annelerimiz "çeyiz" başlığı altında asla kullanmadığı ve kullandırmadığı bir sürü tabak- bardak- çay- kahve setlerini sadece sergilemek amacıyla kocaman bir camlı dolabın içerisinde tutuyorlar..
annemin salonda tuttuğu( muhtemelen benden yaşça büyük) 12 bölmeli vitrini tam olarak bu konuya örnek gösterilebilir. kendisi en büyük düşmanım ve aynı zamanda temizlik açısından da kabusumdur. evin mimari düzenlemesi bana bırakılsa, evden içindekilerle beraber ilk gidecek angarya o'dur. boşuna alan kaplamasına mı yanayım, düzenli temizlenmesine mi yanayım bilemedim.
garip?! ama türk kültürü gerçekten zaman çalan, sayısız saçma işle dolu. konuyu yine aynı yere çekeceğim. dolaplarca beklettiğimiz, hiç kullanmadığımız bu saçma eşyaların sürekli tozunu alıp, yeniden diziyoruz.. 1.5 günlük temizlik işi ediyor.. bazen daha fazla.. üstelik bunlar nesilden nesile aktarılıyor.. bu eşyalar kız çocuğuna otomatikman devrediliyor... bunca eşyayı kendi evinize taşımak istemediğinizde, "hayırsız evlat" oluyorsunuz..
yani bu "'çeyiz" kültürü neden var? zaten kullanılmıyor bu eşyalar. o zaman neden stoklanıyorlar? müze mi evlerimiz? zaten limitli, apartman dairelerinde yaşıyoruz. gereksiz yer işgal etmeye ne gerek var?
devamını gör...
türk evlerindeki en gereksiz eşya
salon ve içerisindeki kullanılmayan eşyalar..
devamını gör...
aynı kitabı tekrar okumak
uzun bir süre geçmişse yapılması gayet normal olandır.. keyif verir..
devamını gör...
neden sevgilin yok sorusunu hiç sevmemek
açıkcası sevilmemesinden daha doğal bir husus olamaz. bu sorudan rahatsız olan herkes, aslında inanılmaz sağlıklı tepki veriyor.
insanların özel hayatları ve özel hayatlarında tutturduğu dinamikler kimseyi ilgilendirmez ve bu dinamikler sorgulanmaya açık değildir. özel hayat gizliliği hukuki çerçevede dahi korunur ve gözetilir. dolayısıyla, birinin sizin mahrem hayatınızdaki seçimlerinizi sorguluyor olması zaten meşru değildir. bunun hiçbir elle tutulur yanı yoktur. karşınızdakinin patavatsız ve saygısız olduğunu unutmayarak, cevap vermeme hakkınızı kullanın sonra hayatınıza devam edin.
insanların özel hayatları ve özel hayatlarında tutturduğu dinamikler kimseyi ilgilendirmez ve bu dinamikler sorgulanmaya açık değildir. özel hayat gizliliği hukuki çerçevede dahi korunur ve gözetilir. dolayısıyla, birinin sizin mahrem hayatınızdaki seçimlerinizi sorguluyor olması zaten meşru değildir. bunun hiçbir elle tutulur yanı yoktur. karşınızdakinin patavatsız ve saygısız olduğunu unutmayarak, cevap vermeme hakkınızı kullanın sonra hayatınıza devam edin.
devamını gör...
sossuz tavuk döner
yıllar oldu yemiyorum. haberlerde izlediğim şeylerden sonra dışarıda et- tavuk yeme kültürümü sıfıra çektim. etimi ama bilhassa tavuğumu gidip yıllardır alışveriş yaptığım yerlerden alıyorum. kendi besinlerimi kendi fırınımda pişiriyorum. çook uzun süredir et- tavuk siparişi vermeyi bıraktım.
et- tavuk diye ne yediğimiz belli değil. en son haberlerde bir yarış atının kesilip kavurma diye insanlara dağıtıldığını gördüm.. bu ülkede besin sağlığı açısından atılan taklalar beni geriyor.
riski minimalize etmek adına, mahallenizde veya semtinizde bulunan insanlardan alışveriş yapabilirsiniz. en azından bir şeyler ters gittiğinde, muhattabınız belli, nereyi şikayet edeceğiniz belli. bu yüzden güvendiğiniz yerlerden şaşmayın. kimse kusura bakmasın ama ben artık esnaf lokantalarına, standart esnaflara dahi güvenmiyorum. herkes kısa yoldan kâr sağlamak adına her türlü dümeni döndürüyor sonra yediğiniz şeylerden ötürü acillik olup, serum bağlatıyorsunuz. haftalarca kullandığınız ilaçlar, sindirim sisteminin normale dönmesi adına reçete edilen probiyotiklerde cabası.
et- tavuk diye ne yediğimiz belli değil. en son haberlerde bir yarış atının kesilip kavurma diye insanlara dağıtıldığını gördüm.. bu ülkede besin sağlığı açısından atılan taklalar beni geriyor.
riski minimalize etmek adına, mahallenizde veya semtinizde bulunan insanlardan alışveriş yapabilirsiniz. en azından bir şeyler ters gittiğinde, muhattabınız belli, nereyi şikayet edeceğiniz belli. bu yüzden güvendiğiniz yerlerden şaşmayın. kimse kusura bakmasın ama ben artık esnaf lokantalarına, standart esnaflara dahi güvenmiyorum. herkes kısa yoldan kâr sağlamak adına her türlü dümeni döndürüyor sonra yediğiniz şeylerden ötürü acillik olup, serum bağlatıyorsunuz. haftalarca kullandığınız ilaçlar, sindirim sisteminin normale dönmesi adına reçete edilen probiyotiklerde cabası.
devamını gör...
kitabı baskıdan okumak vs telefondan okumak
baskı candır da, yatağa yatıp döne döne okumak için telefona indiriveririz.
devamını gör...
kitabı baskıdan okumak vs telefondan okumak
kim okuyo tlfondan kitap?! hiç duymadım ben onu...
devamını gör...
yazarların anlam veremediği insan tipleri
kibirli , egolarına düşkün ve narsist insanları anlayamıyorum. bu anlamsızlık çok insani bir yerimden türüyor bu arada.
insanlar sürekli kendileri hakkında konuşmaktan, kendi çıkarlarını baz alarak yaşamaktan nasıl sıkılmıyorlar anlamıyorum. hadi başkalarını önemsemiyorlar bu aşikar fakat insan sürekli kendi kendisini konuşmaktan/ kendisini önceleyip durmaktan nasıl sıkılmaz?
ne kadar bencil olursanız olun, bir noktada insan kendisinden, kendisine biçtiği yaşam düzeninden sıkılır . hep aynı döngüde nasıl yaşıyorlar anlamıyorum.
sorunlu oldukları fark edilip, çevrelerindeki herkesi kaybetmelerinden bahsetmiyorum.
insanlar sürekli kendileri hakkında konuşmaktan, kendi çıkarlarını baz alarak yaşamaktan nasıl sıkılmıyorlar anlamıyorum. hadi başkalarını önemsemiyorlar bu aşikar fakat insan sürekli kendi kendisini konuşmaktan/ kendisini önceleyip durmaktan nasıl sıkılmaz?
ne kadar bencil olursanız olun, bir noktada insan kendisinden, kendisine biçtiği yaşam düzeninden sıkılır . hep aynı döngüde nasıl yaşıyorlar anlamıyorum.
sorunlu oldukları fark edilip, çevrelerindeki herkesi kaybetmelerinden bahsetmiyorum.
devamını gör...
ilk sıra arkadaşı
hırçın, şiddete meyilli birinin tekiydi insan azmanı.
el salvador hapishanesindeki kafası kazılı mahkumlar gibi kafasını kazıtır, sıranın dörtte üçünü kendine ayıracak şekilde ortadan bir çizgi çizerdi. kolum o çizgiyi geçerse teneffüs zili çalar çalmaz dövmeye başlardı beni. "kıza el kalkmaz" demedi, 2 dönem boyunca belirli aralıklarla boks torbasına çevirdi beni allahın cezası.
bazen sinirini atamaz, derste de kimse görmeden tekmeyi vurur yere düşürür tüm sınıfın bana gülmesini sağlardı. eğer sınıf öğretmenimize ya da aileme söylersem, okul çıkışında da döveceğini söylerdi beni.
eskiden ilkokullarda masa örtüleri vardı. belirli günler eve götürüp yıkardık. bu mahluk, bu sosyapat bırak örtüyü yıkamayı, sümüğünü masa örtüsüne sürer, kalemini masa örtüsünün üstünde kalemtraşla açar, bazen de örtünün üstüne çamurlu ayağı ile çıkar tepinirdi domestos mikrobu...
en kötü yanı da benim cağnım anamın her sabah özenle hazırladığı beslenme çantasındaki yemeklerime sulanmasıydı. hem kendi (istisnasız her gün getirdiği) tahinli çöreği yer hem de benim beslenmemi yer bitirirdi. dövdüğü yetmezmiş gibi bir de aç bırakırdı beni deccalin yeryüzündeki sübyan tanesi...
çocukların duası kabul olur derlerdi de inanmazdım. ta ki o güne kadar... "el açtım allahım sana, şeytanın bile önünde secdeye duracağı bu nursuz kulundan beni bir an önce kurtar" dedim ve sonraki dönem defolup gitti sınıftan.
işte o gün benim ne okuma bayramımdı ne 23 nisan'ım. o gün benim kurtuluş günümdü.
el birliğiyle,attığı dayaktan adını unuttuğum bu çocuğu bulup eşek sudan gelene kadar dövebilir miyiz sözlük? *
el salvador hapishanesindeki kafası kazılı mahkumlar gibi kafasını kazıtır, sıranın dörtte üçünü kendine ayıracak şekilde ortadan bir çizgi çizerdi. kolum o çizgiyi geçerse teneffüs zili çalar çalmaz dövmeye başlardı beni. "kıza el kalkmaz" demedi, 2 dönem boyunca belirli aralıklarla boks torbasına çevirdi beni allahın cezası.
bazen sinirini atamaz, derste de kimse görmeden tekmeyi vurur yere düşürür tüm sınıfın bana gülmesini sağlardı. eğer sınıf öğretmenimize ya da aileme söylersem, okul çıkışında da döveceğini söylerdi beni.
eskiden ilkokullarda masa örtüleri vardı. belirli günler eve götürüp yıkardık. bu mahluk, bu sosyapat bırak örtüyü yıkamayı, sümüğünü masa örtüsüne sürer, kalemini masa örtüsünün üstünde kalemtraşla açar, bazen de örtünün üstüne çamurlu ayağı ile çıkar tepinirdi domestos mikrobu...
en kötü yanı da benim cağnım anamın her sabah özenle hazırladığı beslenme çantasındaki yemeklerime sulanmasıydı. hem kendi (istisnasız her gün getirdiği) tahinli çöreği yer hem de benim beslenmemi yer bitirirdi. dövdüğü yetmezmiş gibi bir de aç bırakırdı beni deccalin yeryüzündeki sübyan tanesi...
çocukların duası kabul olur derlerdi de inanmazdım. ta ki o güne kadar... "el açtım allahım sana, şeytanın bile önünde secdeye duracağı bu nursuz kulundan beni bir an önce kurtar" dedim ve sonraki dönem defolup gitti sınıftan.
işte o gün benim ne okuma bayramımdı ne 23 nisan'ım. o gün benim kurtuluş günümdü.
el birliğiyle,attığı dayaktan adını unuttuğum bu çocuğu bulup eşek sudan gelene kadar dövebilir miyiz sözlük? *
devamını gör...
suno
bugüne kadar internete yüklenmiş tüm şarkılardan referans alıp sizin istediğiniz talimata göre ister sıfırdan oluşturan, ister uyarlama yapan bir yapay zeka. söz yazımı olarak tırttır ama enstruman, tarz, vokal olarak baya başarılı iş çıkarır, kafa açar.
yapay zeka olduğunu biraz rafine kulaklar anlayabilir ama.
mesela bir enstrumanda akor dizilimi gereği hangi notalarda hangi hareketi yaparken zorlandığını bilirsiniz, ama suno bunu bilmez, o minik zorlanmalar işte müziğin içine insani ruhu koyar. özellikle vokal 5.element filmindeki diva plavalaguna gibi imkansız ve kusursuzsa anlayın ki ai. aşırı dandik sözlerle inanılmaz paralar harcanmış bir orkestranın çaldığı bir şarkıysa da anlayın ai. çünkü kimse o kadar parayı dandik sözlü bir şarkıya harcamaz. onun dışında en belirgin kısmı vokalin sanki iki farklı şarkıcının vokalini birleştirmişler gibi biraz da metalik duyulması.
tabi daha eğitimli kulaklar daha net çizgiler çekebiliyordur, benim farkettiklerim anca bana kadar yetecek miktarda.
yapay zeka olduğunu biraz rafine kulaklar anlayabilir ama.
mesela bir enstrumanda akor dizilimi gereği hangi notalarda hangi hareketi yaparken zorlandığını bilirsiniz, ama suno bunu bilmez, o minik zorlanmalar işte müziğin içine insani ruhu koyar. özellikle vokal 5.element filmindeki diva plavalaguna gibi imkansız ve kusursuzsa anlayın ki ai. aşırı dandik sözlerle inanılmaz paralar harcanmış bir orkestranın çaldığı bir şarkıysa da anlayın ai. çünkü kimse o kadar parayı dandik sözlü bir şarkıya harcamaz. onun dışında en belirgin kısmı vokalin sanki iki farklı şarkıcının vokalini birleştirmişler gibi biraz da metalik duyulması.
tabi daha eğitimli kulaklar daha net çizgiler çekebiliyordur, benim farkettiklerim anca bana kadar yetecek miktarda.
devamını gör...
aynı kitabı tekrar okumak
seversem tekrar okurum, sırf o kitabın dünyasında dolaşmaktan keyif aldığım için arada bir açar okurum, bazen daha iyi anlamak bazen de hatırlamak için tekrar okurum. moleküler genetik külçesini 4-5 kere okumuşluğum var, bi 4-5 kere daha okurum heralde.
devamını gör...
ilk sıra arkadaşı
hatırlamıyorum. ama arkamda oturan kızın kim olduğu var bende. yakası oyalı.
ama ana okulunda yuvarlak masa varmış.
ama ana okulunda yuvarlak masa varmış.
devamını gör...
huzur veren şeyler
toprakla uğraşmak.
devamını gör...
saygı1
sunoya yaptırılmış uyarlamaları farkedemeyip, emek verilmiş gerçek bir kayıtmış gibi yayınlamalarıyla haberdar olduğum proje. echo mu keko mu bişeyli bi adı var. ayıp olum, beceremeyecekseniz ne çıkıyonuz sahneye? bu işe emek harcayanların hakkını yemişsiniz.
devamını gör...
ses yakışıklılığı
bazı seslendirme sanatçılarında vardır ses ile görünüş uyuşmuşsa ortaya çıkan durum
devamını gör...
ilk sıra arkadaşı
benim 2 kişiydi 3ümüz bir sıradaydık :)
devamını gör...
huzur veren şeyler
ibadet etmek,müzik,eski reklamlar,komik şeyler,taklit yapmak,
devamını gör...
yazarların anlam veremediği insan tipleri
herşeyi felaketleştiren,övdüğünde hakaret algılayan,sen başka şeye gülsen sana sataşanlar (neden bana güldün diyenler),sürekli bizi denetimlemeye çalışan davranışlarımız hakkında hesap isteyen
devamını gör...
neden sevgilin yok sorusunu hiç sevmemek
sevilmiyor çünkü aşağılamak için sorulan soru sonrası da neden hiç sevgilin olmadı diyorlar ondan sonrasında da yok sosyal hayat engellisi özürlüsü davranışı bozuk gelişmemiş ki kimse sana bakmıyor diyorlar ki bundan dolayı bu soruyu kimse sevmez
devamını gör...
huzur veren şeyler
dünyadan kendimi izole edip saatlerce, günlerce kitap okumak.
devamını gör...