1.
sürekli kaçmaya çalışıyordu. taşımalı ile geliyordu köyden, ürkekti.
vefat etti 3 sene oldu, bazen rüyama girer hala o ürkek hali.
vefat etti 3 sene oldu, bazen rüyama girer hala o ürkek hali.
devamını gör...
2.
ödevimi çalıp "ben yaptım" demişti p*ç.
aldılar okuldan zaten yapamadı.
aldılar okuldan zaten yapamadı.
devamını gör...
3.
öykü.. bana sınıfta iyi davranan tek kız belki de oydu. umarım işleri yolundadır.
devamını gör...
4.
benim 2 kişiydi 3ümüz bir sıradaydık :)
devamını gör...
5.
hatırlamıyorum. ama arkamda oturan kızın kim olduğu var bende. yakası oyalı.
ama ana okulunda yuvarlak masa varmış.
ama ana okulunda yuvarlak masa varmış.
devamını gör...
6.
hırçın, şiddete meyilli birinin tekiydi insan azmanı.
el salvador hapishanesindeki kafası kazılı mahkumlar gibi kafasını kazıtır, sıranın dörtte üçünü kendine ayıracak şekilde ortadan bir çizgi çizerdi. kolum o çizgiyi geçerse teneffüs zili çalar çalmaz dövmeye başlardı beni. "kıza el kalkmaz" demedi, 2 dönem boyunca belirli aralıklarla boks torbasına çevirdi beni allahın cezası.
bazen sinirini atamaz, derste de kimse görmeden tekmeyi vurur yere düşürür tüm sınıfın bana gülmesini sağlardı. eğer sınıf öğretmenimize ya da aileme söylersem, okul çıkışında da döveceğini söylerdi beni.
eskiden ilkokullarda masa örtüleri vardı. belirli günler eve götürüp yıkardık. bu mahluk, bu sosyapat bırak örtüyü yıkamayı, sümüğünü masa örtüsüne sürer, kalemini masa örtüsünün üstünde kalemtraşla açar, bazen de örtünün üstüne çamurlu ayağı ile çıkar tepinirdi domestos mikrobu...
en kötü yanı da benim cağnım anamın her sabah özenle hazırladığı beslenme çantasındaki yemeklerime sulanmasıydı. hem kendi (istisnasız her gün getirdiği) tahinli çöreği yer hem de benim beslenmemi yer bitirirdi. dövdüğü yetmezmiş gibi bir de aç bırakırdı beni deccalin yeryüzündeki sübyan tanesi...
çocukların duası kabul olur derlerdi de inanmazdım. ta ki o güne kadar... "el açtım allahım sana, şeytanın bile önünde secdeye duracağı bu nursuz kulundan beni bir an önce kurtar" dedim ve sonraki dönem defolup gitti sınıftan.
işte o gün benim ne okuma bayramımdı ne 23 nisan'ım. o gün benim kurtuluş günümdü.
el birliğiyle,attığı dayaktan adını unuttuğum bu çocuğu bulup eşek sudan gelene kadar dövebilir miyiz sözlük? *
el salvador hapishanesindeki kafası kazılı mahkumlar gibi kafasını kazıtır, sıranın dörtte üçünü kendine ayıracak şekilde ortadan bir çizgi çizerdi. kolum o çizgiyi geçerse teneffüs zili çalar çalmaz dövmeye başlardı beni. "kıza el kalkmaz" demedi, 2 dönem boyunca belirli aralıklarla boks torbasına çevirdi beni allahın cezası.
bazen sinirini atamaz, derste de kimse görmeden tekmeyi vurur yere düşürür tüm sınıfın bana gülmesini sağlardı. eğer sınıf öğretmenimize ya da aileme söylersem, okul çıkışında da döveceğini söylerdi beni.
eskiden ilkokullarda masa örtüleri vardı. belirli günler eve götürüp yıkardık. bu mahluk, bu sosyapat bırak örtüyü yıkamayı, sümüğünü masa örtüsüne sürer, kalemini masa örtüsünün üstünde kalemtraşla açar, bazen de örtünün üstüne çamurlu ayağı ile çıkar tepinirdi domestos mikrobu...
en kötü yanı da benim cağnım anamın her sabah özenle hazırladığı beslenme çantasındaki yemeklerime sulanmasıydı. hem kendi (istisnasız her gün getirdiği) tahinli çöreği yer hem de benim beslenmemi yer bitirirdi. dövdüğü yetmezmiş gibi bir de aç bırakırdı beni deccalin yeryüzündeki sübyan tanesi...
çocukların duası kabul olur derlerdi de inanmazdım. ta ki o güne kadar... "el açtım allahım sana, şeytanın bile önünde secdeye duracağı bu nursuz kulundan beni bir an önce kurtar" dedim ve sonraki dönem defolup gitti sınıftan.
işte o gün benim ne okuma bayramımdı ne 23 nisan'ım. o gün benim kurtuluş günümdü.
el birliğiyle,attığı dayaktan adını unuttuğum bu çocuğu bulup eşek sudan gelene kadar dövebilir miyiz sözlük? *
devamını gör...
7.
onur. yıllar sonra amerika'ya gidip bir adamla evlendiğini görmüştüm. ulen 2 eşcinsel nasıl ilkokul 1 de aynı sıraya denk gelir çok enteresan. sen uç yiyordun kokulu silgi yalıyordun len nasıl oldu bu? iyi çocuktu bir zararını görmemiştim.
devamını gör...
8.
hatırlamaya çalışıyorum. bulamıyorum..
ben de 1. sınıf hayal meyal,
2. sınıf şöyle böyle...
üzüldüm de; insanlar ilk sıra arkadaşının ismini şak diye yazıyor. ben birilerini hatırlıyorum ama sıralamalarını bilmiyorum.
bir de ben hep en öndeydim ama yanımdakiler sürekli değişiyordu. ondan karışmış olabilir.
şimdi düşünüyorum da... bunlar boy attıkları için mi sürekli değiştiler?
ben niye hep önde kaldım?..
bir dönem boyu kısa sabit üçlüydük ama onlar da ilk değildi..
ben bu başlıkta elendim arkadaşım. kafam çok karıştı.
bana bunu niye yaptınız?
ben de 1. sınıf hayal meyal,
2. sınıf şöyle böyle...
üzüldüm de; insanlar ilk sıra arkadaşının ismini şak diye yazıyor. ben birilerini hatırlıyorum ama sıralamalarını bilmiyorum.
bir de ben hep en öndeydim ama yanımdakiler sürekli değişiyordu. ondan karışmış olabilir.
şimdi düşünüyorum da... bunlar boy attıkları için mi sürekli değiştiler?
ben niye hep önde kaldım?..
bir dönem boyu kısa sabit üçlüydük ama onlar da ilk değildi..
ben bu başlıkta elendim arkadaşım. kafam çok karıştı.
bana bunu niye yaptınız?
devamını gör...
9.
ne bileyim. tek hatırladığım önümde oturan ve bana aşık oldu diye 5 yıl boyunca sevdiğim oğlan. ulan aşk çok kırocasın. ay biraz anı anlatayım, yaşlılık saatim geldi.
efendim kendisi ile çok iyi arkadaş olmuştuk. kahkahalar, aradaki rekabet falan müthişti. sonra bana açıldı. (bacak kadar boyunla sen kime açılıyorsun) baktım beni seviyor ben de onu sevdim. lakin o günden sonra ona düşman oldum. işte biz de böyle bir deliyiz. arkadaşlık falan bitti. 5 yıl boyunca yüzüne de bakmadım. yine de mecnun gibi bir köşede acı çekmeye devam ettim. ay gerçek bir ruh hastalığı. kendisi ergen olup başkasıyla sevgili olduğunda bile ben sürünmeye devam ediyordum. taa kiii! ta ki feminist kişiliğime ters düşecek şeyler yapmaya başladığı ana kadar. içimde sevgi falan bir çırpıda bitti. gözümde bir şempanzeye dönüştü. neyse, allah kurtarmış onu da. benimle mücadele etmek zorunda kalmadı hiç.
efendim kendisi ile çok iyi arkadaş olmuştuk. kahkahalar, aradaki rekabet falan müthişti. sonra bana açıldı. (bacak kadar boyunla sen kime açılıyorsun) baktım beni seviyor ben de onu sevdim. lakin o günden sonra ona düşman oldum. işte biz de böyle bir deliyiz. arkadaşlık falan bitti. 5 yıl boyunca yüzüne de bakmadım. yine de mecnun gibi bir köşede acı çekmeye devam ettim. ay gerçek bir ruh hastalığı. kendisi ergen olup başkasıyla sevgili olduğunda bile ben sürünmeye devam ediyordum. taa kiii! ta ki feminist kişiliğime ters düşecek şeyler yapmaya başladığı ana kadar. içimde sevgi falan bir çırpıda bitti. gözümde bir şempanzeye dönüştü. neyse, allah kurtarmış onu da. benimle mücadele etmek zorunda kalmadı hiç.
devamını gör...
10.
ilk sıra arkadaşım aynı zamanda hâlâ görüştüğüm bir dostum kendisi canım nurten. ilkokulun ilk gününden beri ayrılmadık hiç.
devamını gör...
11.
2 kişiydi ikisi de yaman çocuklardı. birisi annemin liseden yakın arkadaşının oğluydu aynı zamanda, hala anneler arada bir görüşür, biz pek görüşemeyiz ama 1-2 sene önce eşiyle birlikte misafir etmiştik. nadiren görüşüp de hiç kopmamış gibi konuşabildiğim bir insandır sağolsun. diğeri de iyi çocuktu ama bir ara başına bir sağlık sorunu gelmiş okuldan kopmuştu, sonra da başka okula nakil olmuştu. uzun zamandır görmedim.
devamını gör...
12.
ali.. bizim lojmanın bahçesiyle bunların müstakil, ahşap evlerinin bahçesi dip dibeydi.. her çocuk güruhu gibi meyve ağacı yağmalamaya başlamıştık ve bir gün ali ve abisi ömer'in babası muhammet amca (aile yapısını anlamışsınızdır) en başta kendi oğulları, bizi ağaçların üzerinde yakaladı ve koşarak bağırmaya başladı.. "durum çocuklar, aşağı düşersiniz.. siz inin, ben size kendim meyve toplayayım".. indik, adam ağacın tepesinde ayva toplarken kendi kendine söyleniyor: "sabi sübyanın canını çektirmişsin, ikram edip nefislerini söndürmemişsin, utanmadan ortada geziyorsun".. ondan sonra meyve ikramları düzenli hale geldi ama yağma zevki bitti..
bu ali de, itin teki.. en iyi arkadaşım.. tahtada sevim hoca, herkes püs dikkat ders dinliyor (ilkokul 1. sınıf dikkat seviyesi, azami 10 dakika zaten), biz de en ön sıradayız.. önce ali törensel bir ifadeyle cebinden kar gibi bir mendik çıkarıyor.. dışarıda yarım metre kar var, ali önce "hıııırrrrkk" diye burnunu güzelce boşatıyor.. sonra sessizlik, sonra ali mendilini açıp içindeki boyut ve kalite olarak insanı fazlasıyla tatmin eden pisliğini tuğçe'ye gösteriyor.. kızların küçük hançerelerinden (gırtlak) tiz bir çığlık sınıfı dolduruyor, "örtmeniiiim, ali bize sümüğünü gösterdi".. ali'nin yüzünde hain bir gülümseme, ders dağılıyor, sevim hoca pek bir şey demiyor..
bu ali de, itin teki.. en iyi arkadaşım.. tahtada sevim hoca, herkes püs dikkat ders dinliyor (ilkokul 1. sınıf dikkat seviyesi, azami 10 dakika zaten), biz de en ön sıradayız.. önce ali törensel bir ifadeyle cebinden kar gibi bir mendik çıkarıyor.. dışarıda yarım metre kar var, ali önce "hıııırrrrkk" diye burnunu güzelce boşatıyor.. sonra sessizlik, sonra ali mendilini açıp içindeki boyut ve kalite olarak insanı fazlasıyla tatmin eden pisliğini tuğçe'ye gösteriyor.. kızların küçük hançerelerinden (gırtlak) tiz bir çığlık sınıfı dolduruyor, "örtmeniiiim, ali bize sümüğünü gösterdi".. ali'nin yüzünde hain bir gülümseme, ders dağılıyor, sevim hoca pek bir şey demiyor..
devamını gör...
13.
berfu.
ilk çocukluk aşkımdır da aynı zamanda.
hey gidi az mı perde yıkama sırası ondayken, perdeleri ben alıp eve götürdüm be*
annem de sınıf annesi, ha bire sıra bize mi geliyor ya diye soruyormuş öğretmene...
ilk çocukluk aşkımdır da aynı zamanda.
hey gidi az mı perde yıkama sırası ondayken, perdeleri ben alıp eve götürdüm be*
annem de sınıf annesi, ha bire sıra bize mi geliyor ya diye soruyormuş öğretmene...
devamını gör...
14.
beyza. mahalleden arkadaşımdı. uzun süre beraber oturduk. ilkokul bitince onlar mahalleden taşındı, biz de koptuk. üniversitede ilk gün yanına oturduğum adamla hala dostuz. gerçi benim için ilk gün onlar için sekizinci gündü. "ilk hafta ders olmaz yea' diye ikinci hafta okula gitmiştim. yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez. farklı ana, babadan kardeşim gibidir.
devamını gör...