zaman tüneli
yazarların rüyaları
savaştaydık tepeye füze düştü patladı
evdeyiz falan bi anda kootu kıyamet
kaçıtoruz falan
bu kadsr kalmış aklımda
evdeyiz falan bi anda kootu kıyamet
kaçıtoruz falan
bu kadsr kalmış aklımda
devamını gör...
30 yaşında aile kurmamış insan
aile kurmak istemeyen kurmaz, tamam ama evlenmek isteyip, yuva kurmak isteyip de kuramamak büyük sıkıntıdır. zaman her geçen gün aleyhine işler, kişi mutlu bir yuvanın hayaliyle yaşar.
devamını gör...
5 temmuz 2026 brezilya norveç maçı
brezilyanın martinelli, norveç’in de sörloth 11 tercihi yanlışmış. vini çok çizgiye basıyor, hem yoruluyor hem de vini çizgideyken brezilyanın yaratıcılık azalıyor.
martinelli - raphinha
cunha - endick değişikliği keyif verir gibi .
norveçte de sörloth - şelderup daha efektif olur gibi.
ama futbolu ancelotti’den iyi bilmiyorum tabi ki.
martinelli - raphinha
cunha - endick değişikliği keyif verir gibi .
norveçte de sörloth - şelderup daha efektif olur gibi.
ama futbolu ancelotti’den iyi bilmiyorum tabi ki.
devamını gör...
artısız tanımlar
yazar yok ki artı versin.
devamını gör...
temmuz için yaralı semah
" bizi bir araya getiren,
birbirimizin yüzünde gördüğümüzdü. "
1935/ 2009 yılları arasında yaşayan türk şair ve yazar kemal özer imzalı 75 sayfalık eser olup şiir türünde yer almakta iken 2008 yılında yayınlanmıştır.
kitabımızın alt başlığındaki diğer adı ise, yangın şiirleri olarak karşımıza çıkmaktadır.
şairin, sevdalı buluşma, araya giren görüntüler ve sen de katılmalısın yaşamı savunmaya adlı eserlerinden sonra okuduğum son kitabı bu oldu.
2 temmuz 1993 tarihinde madımak otelinde yaşanan trajedi üzerine duran şiirler olduğunu söylemek mümkün olacaktır, kitabın arka kapağında ise bu şiirlerin " yangının yol açtığı ölümleri, ölümlerin yol açtığı duyguları, tepkileri, acıları, dramları görünür kılmayı amaçlayan şiirler " olduğu not düşülmüştür.

şairin bu yangından sonra yüreğinin yandığını derinden hissettiren şiirlerdi, sanki orada ölen insanlarla birlikte o da ölmüştü, o yangında ve katliamda bir sevdiğini yitiren herkesin aslında o gün öldüğü gibi.
acı, kırgınlık, özlem, keder gibi duyguların yansıdığı şiirlerdi benim için.
o gün o otelde hayatını kaybeden isimlerden pek çoğu da karşımıza çıkıyor şiirlerde, behçet aysan, metin altıok, carina cuanna thuijs, asım bezirci, uğur kaynar, nesimi çimen ve daha nice yitip giden can...
kalanlar gidenlere şiirler yazar...
insanın insana ettiğini kimse etmezmiş diye düşünüyor insan bu şiirleri okurken, 3 günlük dünyada hiçbir canlıya zulmetmeden insanca yaşamanın önemini ve gerekliliğini göz ardı ediyor insan, yakarak öldürüyor, yanarak ölüyor, sonu gelmiyor yangının, yangın hiç sönmüyor, yüreklerde yanıyor çünkü en çok da.
şimdi evinde olduğunu ve evinin yakıldığını düşün, dışarı çıkamıyorsun, aklına en sevdiklerin geliyor, hayallerin, hayatın, yanmak, ölmek istemiyorsun, bir hiç uğruna ateşe verilmiş evin, yanarak öleceğini anlıyorsun, çare yok, eşin, dostun, çocuğun, annen baban geliyor aklına, elden gelen hiçbir şey yok...
oradaki çaresiz nice canın yerine kendini koyunca oradaki çaresizliği anlıyor, hissediyorsun...
yüreğe dokunan bir kitaptı benim için.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.
ve hep şu sözü hatırlatıyorum kendime;
ölürse tenler ölür,
canlar ölesi değil...
yunus emre

el sussa gül konuşur
gülü alınca elin bir diyeceği olur
eldeki gül kokusu
yola çıkınca
yolun bir diyeceği olur.
bizi bir araya getiren
boğazına doladıkları düğümdü
ne yıllar unutulacak kadar uzak
ne yarınlar zalim hükümlerde
bir defter gibi dürüm dürümdü.
bizi bir araya getiren
birbirimizin yüzünde gördüğümüzdü.
yol durdu, yeni bir adım yok,
durdu benim için
kendimi gördüm, yolun sonu,
kuşkuyu söyleyemem
kalacak her şey,
yürüyüp gidecek mi yoksa?
yokladığı yerdeyim,
söyleyemem kuşkuysa serpilen
ben değilim, kendimi yendim
kim bilir ne zaman
geçerim akıllarından bir daha
suyun ve rüzgârın?
ben de onunla olsaydım
o yangın akşamında.
o resme bir daha bakılırsa
görülecektir yıllardan sonra bile.
...
yokluğunu yolundan döndürememek behçet.
akarsu'yum başladıysam yeni bir türküye
ne dediysem
bir alev söylemiştir onu
ağzım değil.
mızıkayla yankılanan yüzü
niye sevgiye çağırırken gülümser
niye daha güzelleşir küstüğü zaman?
asaf'ı yaşamak olmalı biraz da
yeni bir yanıt aramak bu sorulara..
gördüysen
kısacık bir ömre neler sığdırdığını onların dökülmüş yapraklar değil
birer ışkındı diyeceksin her biri.
söyleyen ölebilir belki
ama türkü ölebilir mi?
ölüme öyle uzaktılar ki
gömütlerde aramayın onları
artık duyanlarda yaşayacak sesleri gökyüzüne akan ırmak gibi.
zaman adınızla anılacak
temmuz geldiğinde
yerinden oynayan ana yüreği
kapının her çalınışında.
birbirimizin yüzünde gördüğümüzdü. "
1935/ 2009 yılları arasında yaşayan türk şair ve yazar kemal özer imzalı 75 sayfalık eser olup şiir türünde yer almakta iken 2008 yılında yayınlanmıştır.
kitabımızın alt başlığındaki diğer adı ise, yangın şiirleri olarak karşımıza çıkmaktadır.
şairin, sevdalı buluşma, araya giren görüntüler ve sen de katılmalısın yaşamı savunmaya adlı eserlerinden sonra okuduğum son kitabı bu oldu.
2 temmuz 1993 tarihinde madımak otelinde yaşanan trajedi üzerine duran şiirler olduğunu söylemek mümkün olacaktır, kitabın arka kapağında ise bu şiirlerin " yangının yol açtığı ölümleri, ölümlerin yol açtığı duyguları, tepkileri, acıları, dramları görünür kılmayı amaçlayan şiirler " olduğu not düşülmüştür.

şairin bu yangından sonra yüreğinin yandığını derinden hissettiren şiirlerdi, sanki orada ölen insanlarla birlikte o da ölmüştü, o yangında ve katliamda bir sevdiğini yitiren herkesin aslında o gün öldüğü gibi.
acı, kırgınlık, özlem, keder gibi duyguların yansıdığı şiirlerdi benim için.
o gün o otelde hayatını kaybeden isimlerden pek çoğu da karşımıza çıkıyor şiirlerde, behçet aysan, metin altıok, carina cuanna thuijs, asım bezirci, uğur kaynar, nesimi çimen ve daha nice yitip giden can...
kalanlar gidenlere şiirler yazar...
insanın insana ettiğini kimse etmezmiş diye düşünüyor insan bu şiirleri okurken, 3 günlük dünyada hiçbir canlıya zulmetmeden insanca yaşamanın önemini ve gerekliliğini göz ardı ediyor insan, yakarak öldürüyor, yanarak ölüyor, sonu gelmiyor yangının, yangın hiç sönmüyor, yüreklerde yanıyor çünkü en çok da.
şimdi evinde olduğunu ve evinin yakıldığını düşün, dışarı çıkamıyorsun, aklına en sevdiklerin geliyor, hayallerin, hayatın, yanmak, ölmek istemiyorsun, bir hiç uğruna ateşe verilmiş evin, yanarak öleceğini anlıyorsun, çare yok, eşin, dostun, çocuğun, annen baban geliyor aklına, elden gelen hiçbir şey yok...
oradaki çaresiz nice canın yerine kendini koyunca oradaki çaresizliği anlıyor, hissediyorsun...
yüreğe dokunan bir kitaptı benim için.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.
ve hep şu sözü hatırlatıyorum kendime;
ölürse tenler ölür,
canlar ölesi değil...
yunus emre

el sussa gül konuşur
gülü alınca elin bir diyeceği olur
eldeki gül kokusu
yola çıkınca
yolun bir diyeceği olur.
bizi bir araya getiren
boğazına doladıkları düğümdü
ne yıllar unutulacak kadar uzak
ne yarınlar zalim hükümlerde
bir defter gibi dürüm dürümdü.
bizi bir araya getiren
birbirimizin yüzünde gördüğümüzdü.
yol durdu, yeni bir adım yok,
durdu benim için
kendimi gördüm, yolun sonu,
kuşkuyu söyleyemem
kalacak her şey,
yürüyüp gidecek mi yoksa?
yokladığı yerdeyim,
söyleyemem kuşkuysa serpilen
ben değilim, kendimi yendim
kim bilir ne zaman
geçerim akıllarından bir daha
suyun ve rüzgârın?
ben de onunla olsaydım
o yangın akşamında.
o resme bir daha bakılırsa
görülecektir yıllardan sonra bile.
...
yokluğunu yolundan döndürememek behçet.
akarsu'yum başladıysam yeni bir türküye
ne dediysem
bir alev söylemiştir onu
ağzım değil.
mızıkayla yankılanan yüzü
niye sevgiye çağırırken gülümser
niye daha güzelleşir küstüğü zaman?
asaf'ı yaşamak olmalı biraz da
yeni bir yanıt aramak bu sorulara..
gördüysen
kısacık bir ömre neler sığdırdığını onların dökülmüş yapraklar değil
birer ışkındı diyeceksin her biri.
söyleyen ölebilir belki
ama türkü ölebilir mi?
ölüme öyle uzaktılar ki
gömütlerde aramayın onları
artık duyanlarda yaşayacak sesleri gökyüzüne akan ırmak gibi.
zaman adınızla anılacak
temmuz geldiğinde
yerinden oynayan ana yüreği
kapının her çalınışında.
devamını gör...
5 temmuz 2026 brezilya norveç maçı
spikerin brezilyanın kolay kolay avrupa takımlarını yenemediğini söylediği maç
devamını gör...
ayak fetişistiyim ve bununla gurur duyuyorum
bu sözlük 45 yaşında kadın yazar için ''suratıma osursun'' diyen abazan gördü. cürmün kadar yer yakarsın.
devamını gör...
ketçaplı pilav
bok gibi afrdwrsin mecbur yedij
mideme hatta varlığıma saygım yok türü bi şey
ben sana ketçaplı olsun drdim mi
kdmn çocuğu her tarafuna belemiş
bari üstüne sık bırak ya
mideme hatta varlığıma saygım yok türü bi şey
ben sana ketçaplı olsun drdim mi
kdmn çocuğu her tarafuna belemiş
bari üstüne sık bırak ya
devamını gör...
coca cola' nın tadının kötüleşmesi
üstünde soğuk içiniz yazıyor zaten ondan.
devamını gör...
sanıldığı kadar başarı gerektirmeyen şeyler
anne/baba olmak
devamını gör...
coca cola' nın tadının kötüleşmesi
bankadan kredi çekip kolaları sokağa döken adamın yüzünden suç. zaten sokağa döküyorsunuz kalite sizin neyinize diyorlar haliyle.
devamını gör...
ayak fetişistiyim ve bununla gurur duyuyorum
duymayan duysun. iyi ki ayak fetişistiyim.
devamını gör...
5 temmuz 2026 brezilya norveç maçı
hakem gözlük taksın pozisyon penaltı, bu arada 3.5 üst oynadım umarım tutar.
devamını gör...
normal sözlük
kötü yönetilen her işletmenin doğal sonu bu dur.
ben "yararlı" bir yazarım. üç gün önce yönetici tarafından "format ihlali" gerekçesiyle iki gün cezalandırıldım. hiç bir format ihlalim olmadı. yönetici kişisel öfkesi nedeniyle ceza verdi bana. ben böyle şeyler yaşayan bir kaç yüz yazardan biriyim.
bu bir kaç yüz "yararlı" yazar sözlüğün etkileşimini sağlıyordu. artık yoklar. yokuz ve bu bizim suçumuz değil...
ben "yararlı" bir yazarım. üç gün önce yönetici tarafından "format ihlali" gerekçesiyle iki gün cezalandırıldım. hiç bir format ihlalim olmadı. yönetici kişisel öfkesi nedeniyle ceza verdi bana. ben böyle şeyler yaşayan bir kaç yüz yazardan biriyim.
bu bir kaç yüz "yararlı" yazar sözlüğün etkileşimini sağlıyordu. artık yoklar. yokuz ve bu bizim suçumuz değil...
devamını gör...
trendyol go
o şimdi uber eats… yeşillendi.
devamını gör...
trendyol go
yaşanan enflasyonun bi sebebi de
bu konşsyoncu oropsu evlatlrı
bu konşsyoncu oropsu evlatlrı
devamını gör...
normal sözlük
suan olabilecek en kötü senaryo gerceklesiyor. sözlükte etkilesim falan yok, yeni yazar gelmiyor, günlük girilen tanim sayisi 1 sayfa bile degil. bunu gören birisi burada yazmak yerine uludag sözlüge gidiyor yada eksi sözlük'te hesabi varsa oraya kaciyor. aktif yazarlarini da teker teker kaybediyor sözlük. sürekli burada olan yüksek tanimli yazarlar da gitmis. bunun da kolay kolay geri dönüsü yok. ne yazik ki günümüzde her sey etkilesim, popülerizm, takipci, begeni üzerine kurulu sosyal medyada. buraya kimse gelip öyle kolay kolay yazmaz. ancak parayi basip reklam vereceksin bir kac günlük yada belli süreligine öyle tekrardan canlanir. diger türlü imkansiz. bunun olacagini da sanmiyorum. yeni acilan sözlüklere göre burasi iyi dayandi diyebilirim. uludag sözlük dibe vurmustu burasi da tam tersi yükselisteydi. günlük girilen tanim sayisi ve online yazar olarak eksi sözlükten sonra bir ara en popüler yerdi. bu firsat iyi degerlendirilemedi ve sözlügün sonu geldi.
devamını gör...
kamu sektörü vs özel sektör
özel sektör soğanlı menemene benzer. iyisi çok iyi, kötüsüyse çok kötüdür.
kamu ise soğansız olanıdır. her türlü yenir ama bir süre bıkkınlık verir.
kamu ise soğansız olanıdır. her türlü yenir ama bir süre bıkkınlık verir.
devamını gör...

