zaman tüneli
poşetlerin kendi içindeki sınıf sistemi
güzel tespit ama sıralamada yanlış var. en alt tabakada köpeğimin kaka poşeti var
devamını gör...
sevdiği çiçeğe erkek alan kadın
çiçeğine onu özenle sulayacak, sevgiyle büyütecek bir erkek alan kadındır.
---soldurmayalım---
---soldurmayalım---
devamını gör...
gaav
galiba bildiğimiz anlamda modern iran sineması bu filmle doğdu.
devamını gör...
sevdiği erkeğe çiçek alan kadın
erkeğe çiçek niye alınmasın ama anlamazlar işte.
devamını gör...
şimdilik buraya koyayım sozsuzluğu
dilimde vajinal sekresyon kabuslarımda kuru amın sossuzluğu diye bir dizesi vardı mc tafa'nın kadıköyde princo cdye basıp satardı albümlerini hey gidi
devamını gör...
is konseyi
iscilerin sirket yonetimine katilmasidir.
bu kanunun mevcut oldugu ulkelerde -almanya, hollanda ve bazi guney amerika ulkeleri- is konseyinin izni olmadan sirkette esasli degisiklikler yapilamaz. isci alinacaksa, isciye zam verilecekse veya ucreti dusurulecekse, isci sirketten atilacaksa, sirket yeniden yapilandirmaya gidecekse ... is konseyinin onayi alinmak zorundadir.
is konseyleri isciler tarafindan 5 yilda bir secimle is basina gelmelerine ragmen cogu zaman isciyi korumaz. tesla is konseyi yuzde yuz patron yanlisidir. hastalik raporu veren iscilerin evde denetlenmesine karsi hicbir sey yapamaz. volkswagen yuzde yuz isci yanlisidir. zaten ortaklarindan birisi de eyaletin kendisidir. is konseyi uyeleri uyelikleri boyunca isten cikarilmaya karsi ozel yasayla korunmaktadir. buna ragmen mobbingden korktuklari icin isci lehine karar vermezler. cogunlukla isverenin piyonlari yerlestirilmistir.
bir şirketin yönetimi kural olarak işverene aittir. ancak bazı ülkelerde işveren; çalışma saatleri, personel politikaları, yeniden yapılanma, iş güvenliği veya işten çıkarma gibi kararları tamamen tek taraflı alamaz. almanya’daki betriebsrat ve hollanda’daki ondernemingsraad, çalışanların işletme kararlarına katılmasını sağlayan en gelişmiş işyeri temsil modelleri arasındadır. şili’de ise aynı kapsamda genel yetkili tek bir konsey yerine sendikalar ve belirli konular için kurulmuş ortak komiteler öne çıkar.
bu kanunun mevcut oldugu ulkelerde -almanya, hollanda ve bazi guney amerika ulkeleri- is konseyinin izni olmadan sirkette esasli degisiklikler yapilamaz. isci alinacaksa, isciye zam verilecekse veya ucreti dusurulecekse, isci sirketten atilacaksa, sirket yeniden yapilandirmaya gidecekse ... is konseyinin onayi alinmak zorundadir.
is konseyleri isciler tarafindan 5 yilda bir secimle is basina gelmelerine ragmen cogu zaman isciyi korumaz. tesla is konseyi yuzde yuz patron yanlisidir. hastalik raporu veren iscilerin evde denetlenmesine karsi hicbir sey yapamaz. volkswagen yuzde yuz isci yanlisidir. zaten ortaklarindan birisi de eyaletin kendisidir. is konseyi uyeleri uyelikleri boyunca isten cikarilmaya karsi ozel yasayla korunmaktadir. buna ragmen mobbingden korktuklari icin isci lehine karar vermezler. cogunlukla isverenin piyonlari yerlestirilmistir.
bir şirketin yönetimi kural olarak işverene aittir. ancak bazı ülkelerde işveren; çalışma saatleri, personel politikaları, yeniden yapılanma, iş güvenliği veya işten çıkarma gibi kararları tamamen tek taraflı alamaz. almanya’daki betriebsrat ve hollanda’daki ondernemingsraad, çalışanların işletme kararlarına katılmasını sağlayan en gelişmiş işyeri temsil modelleri arasındadır. şili’de ise aynı kapsamda genel yetkili tek bir konsey yerine sendikalar ve belirli konular için kurulmuş ortak komiteler öne çıkar.
devamını gör...
south park
30. senesini tamamlamaya yaklaşmış ama son sezonuyla iyice olacak o kadar kıvamına gelmiştir. her bölümde şeytan - trump - vance falan kardeşim daha beteri bizde de var 2000lerin başından beri yeter artık şaklabanlık yapın.
devamını gör...
sevdiği erkeğe çiçek alan kadın
nietzche’ye katılıyorum. doğru hareket, yanlış insan, çok daha yanlış yaş grubu..
devamını gör...
sevdiği erkeğe çiçek alan kadın
35 yaş üstüne alınabilir gibi sanki. altı götürür sana çiçek aldım diye ya anasına verir yada dönüşte çöpe bırakır.
devamını gör...
turkcell yönetim kurulundaki akp’li bürokratların maaşlarının ifşa edilmesi
bizim millette tekelleşmeye karşı hardcore bir " ananı bacını..." olayı olmadığından oluyor. tekel olmayı hayatın getirisi sanmak işte bu.
devamını gör...
turkcell yönetim kurulundaki akp’li bürokratların maaşlarının ifşa edilmesi
varlik fonuna devredildigi gunden beri rezil bir sirket oldu turkcell. yazik o calisanlara ki bu ahlaksizligin bedelini maaslariyla oduyorlar. ve yazik bizlere ki kartellesmis bu sektorde bir alternatif bulamiyoruz.
devamını gör...
şimdilik buraya koyayım sozsuzluğu
"sonsuzluğu"n harf hatalı yazımının karnımda yarattığı huzursuzluğu 'şimdilik buraya koyayım'.
sonra bir ara tuvalete gider ortaya bırakırım.
huh.
sonra bir ara tuvalete gider ortaya bırakırım.
huh.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sınıflarındırması
bu tip sınıflandırmalar ancak ilgiye dayalı yazan insanları ilgilendirir. amaç sadece yazmaksa yani sözlüğü bu amaçla kullanıyor ise bir insan kimseyi analiz etmek ile ilgilenmemesi lazım. ben 1. nesilim burada. daha bir kere acaba buranın genel profili ne diye kafa yormadım. yani bununla bir insan niye uğraşır? " sınıflandırayım da en farklı ben gözükeyim sonra bana dmler gelsin" gibi bir yerdense olay gözümle gülerim inşallah değildir.
(bkz: gülen gözler)
dilimizde tüy bitti şu sözlüğü yaşam alanı gibi görmeyin demekten. 100 kişi ya var ya yok. bunlarında azı tamamıyla aktif zaten. ya sen sözlüğün sahibi olsan ne olacak? burada popüler olsan ne olacak? yani sayı belli. sanırsın böyle istanbul mitingi yapıyorlar da kitleleri peşinden sürüklemek istiyorlar. her açtığında sözlüğü bütün herkes senden konuşsa mesela ne olacak? sabah akşam sözlük konuşur mu yav bir insan. bakın burası matrixdeki zion falan değil. son yaşayan insanlar burada değil. yazın içinizdekileri geçin.
şu an bütün sözlük toplanıp orgy yapsa ( tamam bir tık oha derim ) bu benim gönder butonuna basıp entry yazmama engel değil ki. önünüze bakın abi hayat kısa kuşlar uçuyor.
(bkz: gülen gözler)
dilimizde tüy bitti şu sözlüğü yaşam alanı gibi görmeyin demekten. 100 kişi ya var ya yok. bunlarında azı tamamıyla aktif zaten. ya sen sözlüğün sahibi olsan ne olacak? burada popüler olsan ne olacak? yani sayı belli. sanırsın böyle istanbul mitingi yapıyorlar da kitleleri peşinden sürüklemek istiyorlar. her açtığında sözlüğü bütün herkes senden konuşsa mesela ne olacak? sabah akşam sözlük konuşur mu yav bir insan. bakın burası matrixdeki zion falan değil. son yaşayan insanlar burada değil. yazın içinizdekileri geçin.
şu an bütün sözlük toplanıp orgy yapsa ( tamam bir tık oha derim ) bu benim gönder butonuna basıp entry yazmama engel değil ki. önünüze bakın abi hayat kısa kuşlar uçuyor.
devamını gör...
şimdilik buraya koyayım sozsuzluğu
yeni bir eşya alınır, şimdilik diyerek bir yere konulur ve olay orada biter.
o eşyanın yeri artık orası olmuştur, aylar geçer, yıllar geçer, mevsimler mevsimleri kovalar, saçlarınızın renkleri ve uzunlukları değişir durur ama o eşyanın yeri bir türlü değişmez.
işte bunun adı şimdilik buraya koyayım sonsuzluğudur... şimdilik kelimesinin aslında ömür boyu anlamına geldiğini çok sonradan fark edersin... sana misafirliğe gelen insanlar bile şimdilik diyerek koyduğun o eşyayı başta garipsemiş olsa da en çok onlar savunur şimdilik olan yerini... böyle de manipüle eder insanı şimdilik kelimesi...
o eşyanın yeri artık orası olmuştur, aylar geçer, yıllar geçer, mevsimler mevsimleri kovalar, saçlarınızın renkleri ve uzunlukları değişir durur ama o eşyanın yeri bir türlü değişmez.
işte bunun adı şimdilik buraya koyayım sonsuzluğudur... şimdilik kelimesinin aslında ömür boyu anlamına geldiğini çok sonradan fark edersin... sana misafirliğe gelen insanlar bile şimdilik diyerek koyduğun o eşyayı başta garipsemiş olsa da en çok onlar savunur şimdilik olan yerini... böyle de manipüle eder insanı şimdilik kelimesi...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sınıflarındırması
"sınıflarındırması" yazım hatası bir marifetmiş gibi başlıkta göz kanatmaya devam edecek galiba. editörü kalmamış bu halka bir sözlük daha açtırmasın rabbim... amin
devamını gör...
poşetlerin kendi içindeki sınıf sistemi
aynı maddeden üretilmiş olmalarına rağmen poşetler arasında inanılmaz bir sınıf ayrımı var.
pazar poşeti en alt tabaka. kaderi daha kasadan çıkmadan belli... eve gelir, sebzeler boşaltılır, birkaç saat mutfakta takılır, akşamına çöp poşeti olarak hayata veda eder. market poşeti orta sınıftır. birkaç kez daha alışveriş görür, sonra o da çöp nöbetine geçer ama mağaza poşetleri bambaşka...
özellikle kalın, parlak, ip saplı olanlar. onlara kimse çöp olur gözüyle bakmaz, bakamaz, bakması bile teklif edilemez! dikkatlice katlanır, poşet çekmecesinin en üstüne konur. sanki bir gün önemli birine hediye götürecekmişiz gibi özenle saklanır.
işin ilginç tarafı o önemli gün hiç gelmez...
pazar poşeti en alt tabaka. kaderi daha kasadan çıkmadan belli... eve gelir, sebzeler boşaltılır, birkaç saat mutfakta takılır, akşamına çöp poşeti olarak hayata veda eder. market poşeti orta sınıftır. birkaç kez daha alışveriş görür, sonra o da çöp nöbetine geçer ama mağaza poşetleri bambaşka...
özellikle kalın, parlak, ip saplı olanlar. onlara kimse çöp olur gözüyle bakmaz, bakamaz, bakması bile teklif edilemez! dikkatlice katlanır, poşet çekmecesinin en üstüne konur. sanki bir gün önemli birine hediye götürecekmişiz gibi özenle saklanır.
işin ilginç tarafı o önemli gün hiç gelmez...
devamını gör...
bir türlü pinterest kızına dönüşememek
bej kazak aldım, cam pipet aldım, kahveyi kulplu kupada içmeye başladım. hatta bir ara masaya limon koydum, estetik dursun diye. iki gün sonra sinek geldi... dekorasyon kariyerim orada sona erdi... sabah güneşini almak için perdeyi açıyorum, bir film sahnesi gibi gözükeceğini düşünüyorum ama karşı apartmandaki teyzeyle aynı anda birbirimize bakıyoruz. kadın da rahatsız, ben de rahatsızım...
onlar battaniyenin altında kitap okuyarak kahve içiyor, ben ikinci yudumda "dolapta kalan çiğköfteyi şimdi mi yesem, birazdan mı yesem?" diye strateji kuruyorum... dolaptaki yarım limonla kavga ediyorum... üç dakika sonra youtube'dan 8 saatlik kafe ambiyansı açıp yanında çiğköfte yiyorum, algoritma bile ne yapmaya çalıştığımı çözemiyor.
bunların evinde dağınıklık olmuyor. hayatım boyunca bunu çözemedim. benim evde bir tişörtü koltuğun üstüne bırakıyorum, iki saat sonra tişört kendi kendine üreyerek çoğalıyor... koltukta üç tişört, bir çorap, fişi kayıp bir şarj aleti ve nereden geldiğini bilmediğim poşet duruyor... poşetin içinden elektronik aletlerin garantileri çıkıyor...
bir de bu pinterest kızlarının çok güzel panoları var... ben estetik pinterest panoları dizeyim derken bir anda pinterestten çıkarak youtube'a girişimle kendimi tuhaf mutfak aletleri ve koli bandıyla tamir videoları izlenen bir döngüye hapsetttiğim oldu... daha da kötüsü yine pinterest fotoğraflarında gezinirken canım sıkıldı ve kendimi hasır ipten abajur yapan hırslı ev hanımları maratonunun ortasında buldum...
ne yaparsam yapayım olmuyor, bir türlü pinterest kızına dönüşemiyorum.
onlar battaniyenin altında kitap okuyarak kahve içiyor, ben ikinci yudumda "dolapta kalan çiğköfteyi şimdi mi yesem, birazdan mı yesem?" diye strateji kuruyorum... dolaptaki yarım limonla kavga ediyorum... üç dakika sonra youtube'dan 8 saatlik kafe ambiyansı açıp yanında çiğköfte yiyorum, algoritma bile ne yapmaya çalıştığımı çözemiyor.
bunların evinde dağınıklık olmuyor. hayatım boyunca bunu çözemedim. benim evde bir tişörtü koltuğun üstüne bırakıyorum, iki saat sonra tişört kendi kendine üreyerek çoğalıyor... koltukta üç tişört, bir çorap, fişi kayıp bir şarj aleti ve nereden geldiğini bilmediğim poşet duruyor... poşetin içinden elektronik aletlerin garantileri çıkıyor...
bir de bu pinterest kızlarının çok güzel panoları var... ben estetik pinterest panoları dizeyim derken bir anda pinterestten çıkarak youtube'a girişimle kendimi tuhaf mutfak aletleri ve koli bandıyla tamir videoları izlenen bir döngüye hapsetttiğim oldu... daha da kötüsü yine pinterest fotoğraflarında gezinirken canım sıkıldı ve kendimi hasır ipten abajur yapan hırslı ev hanımları maratonunun ortasında buldum...
ne yaparsam yapayım olmuyor, bir türlü pinterest kızına dönüşemiyorum.
devamını gör...
taşa vermek yanını
çok kadın ağlattım... çok
devamını gör...
üstteki yazarın kişisel iletisini yorumlama
içe içe niçe, çok dokunaklı.. ingilizce öğretmeni misin?
kendi iletim için: durumumuz yoktu, alamadık.
kendi iletim için: durumumuz yoktu, alamadık.
devamını gör...
banyodan sonra giderde biriken saç yumağından canlı üretmek
saç yumağından klonladığın kopyan "çalı süpürgesi" olunca "ben bununla naapcam" dersin.
ne demişler: "ya süpür ya terk et".
ne demişler: "ya süpür ya terk et".
devamını gör...