zaman tüneli
sözlükler kaybetmiş insanlar mezarlığıdır
kimine göre doğru önerme fakat zamanın gösterdiği şeyler farklı şeyler söylüyor kendi adıma.
edit: tabi şimdilik. zaman ilerde neler gösterir bilinmez
edit: tabi şimdilik. zaman ilerde neler gösterir bilinmez
devamını gör...
sözlükler kaybetmiş insanlar mezarlığıdır
gömülenimiz kalanımızdan çok.
devamını gör...
annelerin erkek çocuklarına ev işi yaptırmaması
şayet o evde bir abla varsa tanrı o çocuğa merhamet etsin, çünkü ablası etmeyecek.
#kendimdenbiliyorum
#kendimdenbiliyorum
devamını gör...
anne
anne part 1
sizin için kutsal benim için sadece kendi özelliğim olandır. anlaşılması zor oldu dur. kendim anneyim ve bu çok güzel bir duygu. kendi annemin olması ise manasız. boş. boşluktan ağır.
ben küçükken yaşayamadığı hayalindeki hayatının sebebini benim varlığıma bağlayıp, bunu tanımlandıramayan veya itiraf edemeyen bir şahıstır kendisi. hıncını benden alışından anladım büyüdüğümde.
o halde neden doğurdun beni salak kadın? hiç mi düşunmedun sen? olaylar şu şekil gelişti;
doğdum, baba yurtdışında. asabi, hırçın, sabırlı ve sabırsız, iyi ve kötü, zeki ve salak, erteleyen, amacına ulaşma azmi olan özellikleri taşıyan amcam ve teyzemin kucağına verilmişim. bu özelliklerini bana da aktarmışlar. aynı anda taşıyorum hepsini ve bu da çoğu zaman kendimle savaşmama yol açıyor. önemli işlerimi erteliyor sonrasında kotarmak için deli bi azimle çabalıyorum. genelde amacıma ulaşıyorum. *
neyse başlığa döneyim. anne…
bu salak kadın beni beş yaşımda yapayalnız bırakır, evin kapısını kitler giderdi. sabahtan geceye kadar yalnızdım. bana ne yapmam gerektiği hiç söylenmedi bende bıçağı elime aldım, sebzeleri doğrayarak salatayı keşfettim. tüm gün camdan dışarı, diğer annesi ve babası olan çocuklara bakardım. horladığımda uyandırırdı. kokuyorsun derdi. yıkasaydın? onuda ben mi keşfediyim? beş yaşındayım demi? keşfettim onu da, hallettim. evden gitmediği anlarda konuşmam yasaktı. zıplamak, hızlı yürümek, çiko istemek, dışarı çıkmak, arkadaşlarımın olması, camdan dışarı uzun süre bakmak, odamdan çıkmak veya herhangi bir şey sormanın da yasak olduğu gibi. oyuncaklarım yoktu. bir tek amcamın getirdiği lego setim vardı. varmış, ben şahsen hatırlamıyorum.
okkalı olaylar oldu taciz gibi. 1 yıl sürdü bu işkencem. hiç detaya inmeyeceğim, bu salak kadına söylemedim ben ne yaşadığımı. baba zaten yok. yılda bir kere geliyor, sıkılınca gidiyor. o dönem babam çok çalışkan diye gitmek zorunda sanıyorum. anne sürekli ağlıyor. ağlamadığı zamanlarda burun delikleri şişik. sinirli hanfendi. a desem dövüyor. soru sorsam yine dövüyor. en iyisi konuşmamak…
bir tek odamın duvarları mavi diye mutluydum. sanki diğer çocukların odalarından daha matahtı. vibe diyince de ben.
biri bi oyuncak ayı getirmişti. keltoş yaşlı biri, o da anneme yürümüş heralde. annem telefonda babama ağlayarak anlatırken duydum. bir tıkta abarttı sanki adam evli diye hüngür şakır ağlayarak ananeme anlatıyor falan… evi kitle olsun bitsin? ne dram yaptın.
üstüne bir de beni dövdü sırf orada dikiliyordum diye. yumruk ve tekme şeklinde dövüyor, ağlıyorum diye daha çok dövüyordu. salak mısın? dövmesen ağlamam zaten??? ağlamaaa diye bağırıyor. lan dövmesen… offf sıkıldım… o da sıkıldıkça veya duygudurumu değiştikçe dövüyordu. dedim ya salak. yada beni kum torbası sanıyordu, emin değilim…
okula başladım, bir cetvel bile almadı bana. öğretmenler gününde tüm veliler para toplayıp bilezik alıyorlar öğretmene diye beni azarladı. ulan sanki fikri ben verdim!? şiir ezberlemem gerekiyordu, odamın kapı çizgisinden salon koltuğunda oturan anneme doğru söylerdim. neden bu uzak mesafe dersen, kendisinin emri. takıldığım zaman yaklaş diyip ağzıma vururdu. mecburen ezberimin çok hızlı bir şekilde gelişmesi gerekiyordu yoksa bu kadını alt edemeyeceğim belli…
bir gün o takdir edilen komşunun çocuğu varya hah! onun kuzen versiyonu bizim evimizdeydi, birinci sınıftaydım ve mathematik ile yeni tanışmıştım. o kız bizim orta sehpanın yanında, ortada ben, annemde sehpanın diğer yanındayken ben bir soruyu anlamadım ve kadın elinin tersiyle, yüzüğünü burnuma denk gelicek şekilde vurdu, ben kanamaya başladım. kuzenime tiltim zaten, benden iki üst sınıf ve her boku biliyor diye. üstüne bir de yanında rezil oldum. hem de onu benden çok seviyor, kıza daha da uyuzum. ona neden yüzüğüyle vurmuyor? her şey çok saçma.
sonunda babam yanına aldı bizi. bu sefer kombin oldular ikisi aynı anda dövmeye başladı beni. herhalde annem öğretiyordu bu ebeveyn taktiklerini. bak ağzını açarsa yumruklaman lazım, ağlamaya başlıycak, saçlarını çek, biraz daha yumrukla! daha da ağlayabilir, bu seni yıldırmasın!
bir akşamüstü dışarda oturuyorlar, yanlarına gittim bilmiyorum neden… ve müjde! bu seferki sapasağlam bir oğlan olacak! dedi babam. hahah gelsin, gelsin de görsün harika ebeveynlerini diye düşündüm içimden. bir sn sürdü bu düşüncem sadece. ne kadar mutlu olduklarını görünce, dövülecek tek enayi benmişim anladım.
mommy issues
to be continued diyor ve kahve yapmaya gidiyorum.
sizin için kutsal benim için sadece kendi özelliğim olandır. anlaşılması zor oldu dur. kendim anneyim ve bu çok güzel bir duygu. kendi annemin olması ise manasız. boş. boşluktan ağır.
ben küçükken yaşayamadığı hayalindeki hayatının sebebini benim varlığıma bağlayıp, bunu tanımlandıramayan veya itiraf edemeyen bir şahıstır kendisi. hıncını benden alışından anladım büyüdüğümde.
o halde neden doğurdun beni salak kadın? hiç mi düşunmedun sen? olaylar şu şekil gelişti;
doğdum, baba yurtdışında. asabi, hırçın, sabırlı ve sabırsız, iyi ve kötü, zeki ve salak, erteleyen, amacına ulaşma azmi olan özellikleri taşıyan amcam ve teyzemin kucağına verilmişim. bu özelliklerini bana da aktarmışlar. aynı anda taşıyorum hepsini ve bu da çoğu zaman kendimle savaşmama yol açıyor. önemli işlerimi erteliyor sonrasında kotarmak için deli bi azimle çabalıyorum. genelde amacıma ulaşıyorum. *
neyse başlığa döneyim. anne…
bu salak kadın beni beş yaşımda yapayalnız bırakır, evin kapısını kitler giderdi. sabahtan geceye kadar yalnızdım. bana ne yapmam gerektiği hiç söylenmedi bende bıçağı elime aldım, sebzeleri doğrayarak salatayı keşfettim. tüm gün camdan dışarı, diğer annesi ve babası olan çocuklara bakardım. horladığımda uyandırırdı. kokuyorsun derdi. yıkasaydın? onuda ben mi keşfediyim? beş yaşındayım demi? keşfettim onu da, hallettim. evden gitmediği anlarda konuşmam yasaktı. zıplamak, hızlı yürümek, çiko istemek, dışarı çıkmak, arkadaşlarımın olması, camdan dışarı uzun süre bakmak, odamdan çıkmak veya herhangi bir şey sormanın da yasak olduğu gibi. oyuncaklarım yoktu. bir tek amcamın getirdiği lego setim vardı. varmış, ben şahsen hatırlamıyorum.
okkalı olaylar oldu taciz gibi. 1 yıl sürdü bu işkencem. hiç detaya inmeyeceğim, bu salak kadına söylemedim ben ne yaşadığımı. baba zaten yok. yılda bir kere geliyor, sıkılınca gidiyor. o dönem babam çok çalışkan diye gitmek zorunda sanıyorum. anne sürekli ağlıyor. ağlamadığı zamanlarda burun delikleri şişik. sinirli hanfendi. a desem dövüyor. soru sorsam yine dövüyor. en iyisi konuşmamak…
bir tek odamın duvarları mavi diye mutluydum. sanki diğer çocukların odalarından daha matahtı. vibe diyince de ben.
biri bi oyuncak ayı getirmişti. keltoş yaşlı biri, o da anneme yürümüş heralde. annem telefonda babama ağlayarak anlatırken duydum. bir tıkta abarttı sanki adam evli diye hüngür şakır ağlayarak ananeme anlatıyor falan… evi kitle olsun bitsin? ne dram yaptın.
üstüne bir de beni dövdü sırf orada dikiliyordum diye. yumruk ve tekme şeklinde dövüyor, ağlıyorum diye daha çok dövüyordu. salak mısın? dövmesen ağlamam zaten??? ağlamaaa diye bağırıyor. lan dövmesen… offf sıkıldım… o da sıkıldıkça veya duygudurumu değiştikçe dövüyordu. dedim ya salak. yada beni kum torbası sanıyordu, emin değilim…
okula başladım, bir cetvel bile almadı bana. öğretmenler gününde tüm veliler para toplayıp bilezik alıyorlar öğretmene diye beni azarladı. ulan sanki fikri ben verdim!? şiir ezberlemem gerekiyordu, odamın kapı çizgisinden salon koltuğunda oturan anneme doğru söylerdim. neden bu uzak mesafe dersen, kendisinin emri. takıldığım zaman yaklaş diyip ağzıma vururdu. mecburen ezberimin çok hızlı bir şekilde gelişmesi gerekiyordu yoksa bu kadını alt edemeyeceğim belli…
bir gün o takdir edilen komşunun çocuğu varya hah! onun kuzen versiyonu bizim evimizdeydi, birinci sınıftaydım ve mathematik ile yeni tanışmıştım. o kız bizim orta sehpanın yanında, ortada ben, annemde sehpanın diğer yanındayken ben bir soruyu anlamadım ve kadın elinin tersiyle, yüzüğünü burnuma denk gelicek şekilde vurdu, ben kanamaya başladım. kuzenime tiltim zaten, benden iki üst sınıf ve her boku biliyor diye. üstüne bir de yanında rezil oldum. hem de onu benden çok seviyor, kıza daha da uyuzum. ona neden yüzüğüyle vurmuyor? her şey çok saçma.
sonunda babam yanına aldı bizi. bu sefer kombin oldular ikisi aynı anda dövmeye başladı beni. herhalde annem öğretiyordu bu ebeveyn taktiklerini. bak ağzını açarsa yumruklaman lazım, ağlamaya başlıycak, saçlarını çek, biraz daha yumrukla! daha da ağlayabilir, bu seni yıldırmasın!
bir akşamüstü dışarda oturuyorlar, yanlarına gittim bilmiyorum neden… ve müjde! bu seferki sapasağlam bir oğlan olacak! dedi babam. hahah gelsin, gelsin de görsün harika ebeveynlerini diye düşündüm içimden. bir sn sürdü bu düşüncem sadece. ne kadar mutlu olduklarını görünce, dövülecek tek enayi benmişim anladım.
mommy issues
to be continued diyor ve kahve yapmaya gidiyorum.
devamını gör...
annelerin erkek çocuklarına ev işi yaptırmaması
bu analar acayip, oğluna iş yaptırmaz, kocasından iş bekler. damadı iş yapsın ister, oğlu iş yapmasın ister.
devamını gör...
bin kere mazlum olsan da bir kere zalim olma
hz. ali buyurdu ki ; "bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma. bin kere mazlum olmak, bir kere zalim olmaktan iyidir."
kabil kardeşi habil'i öldürmek için elini kaldırdığında;
"andolsun sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim; çünkü ben âlemlerin rabbi olan allah'tan korkarım." demişti.
kabil kardeşi habil'i öldürmek için elini kaldırdığında;
"andolsun sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim; çünkü ben âlemlerin rabbi olan allah'tan korkarım." demişti.
devamını gör...
merhametten maraz doğar
merhamet de iyilikten anlayana yapılmalı, iyilik nedir bilmeyen kişi sizin bu merhametinizi istismar eder.
devamını gör...
müsamaha gösterdiğin kişinin sınırını zorlaması
merhametten maraz doğar demiş atalar, doğruluk payı var.
devamını gör...
güçlü kadın
bugün 50 kilo sevkiyat kasalarını bir başıma indirip kaldırırken kendimi gazlama yöntemim. üfff herkül müsün be kızın çok güçlü kadınsın allah canını yesin.
devamını gör...
yemek yemeyi işkence haline getiren şeyler
karşında oturan insanın bizzat kendisi olabilir.
bunun dışında, dar veya rahatsız kıyafetler.
hava şartları.
insana musallat olan kara sinekler.
yemeğin eksik pişirilmiş olması.
bunun dışında, dar veya rahatsız kıyafetler.
hava şartları.
insana musallat olan kara sinekler.
yemeğin eksik pişirilmiş olması.
devamını gör...
yemek yemeyi işkence haline getiren şeyler
ağız içi yaraları.
devamını gör...
güçlü kadın
yani? güçlü kadın derken ne demek oldugunu anlamak lazım.
bana göre güçlü kadın " beğendiği ve hoşlandığı " için yatan, çocugu varsa sorumluluğunu alabilen ve en önemlisi toplumda " ben varım" diyebilen alçakgönüllü bir insandır.
erkekler için de benzeri gecerli.
bana göre güçlü kadın " beğendiği ve hoşlandığı " için yatan, çocugu varsa sorumluluğunu alabilen ve en önemlisi toplumda " ben varım" diyebilen alçakgönüllü bir insandır.
erkekler için de benzeri gecerli.
devamını gör...
helal olsun dedirten olay
özgür özel’in türkiye şartlarında hainlere karşı adaletin olmadığı koşullarda ülke için mücadelesi.
devamını gör...
transgender lobisi
geçmişte bunları çok savundum. ama şimdi tenkit vakti. insan denilen canlıda biyolojik olarak iki farklı cinsiyetten bireyler bulunur. biyolojik cinsiyet sayısı 2'dir. bunlar, kadın ve erkektir.
gelelim bunlara eleştirimin nedenine. iki cinsiyet vardır dedik ya. bir de cinsiyet ifadesi vardır. feminen ve maskülen. toplum, erkekten maskülen, kadından feminen tavırlar bekler.
bazı insanlar bu beklentiyi karşılayamaz. erkektir ama feminen tavra sahiptir. toplum, onu erkek olarak görmekte zorlanır. işte transgender lobisi burada devreye girer.
o feminen erkeğe, sen aslında kadınsın erkek bedeninde yaşamak zorunda değilsin der.
bu, aslında toplumun en sığ, yobaz kesiminin önyargılarının aktivizm maskesi takmış halidir.
birey, hormon alır. hiçbir işe yaramayan onlarca ameliyata girer. sonunda olduğu şey kadın görünümlü bir biyolojik erkektir.
özetle, transgender lobisi, sizi cinsiyet ifadenizin farklı olması üzerinden manipüle eder ve hayatınızı çalar.
gelelim bunlara eleştirimin nedenine. iki cinsiyet vardır dedik ya. bir de cinsiyet ifadesi vardır. feminen ve maskülen. toplum, erkekten maskülen, kadından feminen tavırlar bekler.
bazı insanlar bu beklentiyi karşılayamaz. erkektir ama feminen tavra sahiptir. toplum, onu erkek olarak görmekte zorlanır. işte transgender lobisi burada devreye girer.
o feminen erkeğe, sen aslında kadınsın erkek bedeninde yaşamak zorunda değilsin der.
bu, aslında toplumun en sığ, yobaz kesiminin önyargılarının aktivizm maskesi takmış halidir.
birey, hormon alır. hiçbir işe yaramayan onlarca ameliyata girer. sonunda olduğu şey kadın görünümlü bir biyolojik erkektir.
özetle, transgender lobisi, sizi cinsiyet ifadenizin farklı olması üzerinden manipüle eder ve hayatınızı çalar.
devamını gör...




