zaman tüneli

arabamı kaybedişim. sebebi annem, bunu da detaylı anlatacağım anne part 2 veya 3’te. arabam ağır yara açtı içimde, bir yandan da fanilerin arasına karışmak, otobüs ve tramvaya binerek, iyi geldi. yaşadığımı hissetmeye başladım ve nefes aldım.
devamını gör...

çünkü insanlar fikirlerini ifade edince küfürlerle gömmeye çalışan troller yok.
devamını gör...

wow bunu sevdim. harbi güzel düşünce. yine de bu herkesin kaybettiği anlamına gelmez. hepimiz eşit bazılarımız elit, ve kaybetmeyen tarafta. mesela kayıp ne kadar bir kayıp? kendi kontrolünde olmayan kaderinden ötürü mü? yoksa yaptığın seçimlerden dolayı yaşadığın fail’lerden ötürü mü?

şans vardır arkadaşım. yeterki şansım olsun şu hayatta. seçimlerinde ona göre değişir. böylece kazanan tarafta olursun.

bu arada her şeyi değiştirmek yine de bizim elimizde. önemli olan inanmak mıdır? inanalım o halde.
devamını gör...

berivanım türküsünü de söyleriz artık...

dağ başında bir gül gibi....
devamını gör...

bu hayatta kimin ne kazandığı var ki? ancak ödediği bedellere körleşmiş ahmaklar kendisini muzaffer ilan edebilir.

hayatta sadece yemek yemek için bile sarf ettiğin çabanın hepsinin sonu mezarda kurtlara yem olmak için kendi bedenini besili hale çekmektir.

zaferin parıltısı ile sarhoş olanlar var sadece. herkes bir şekilde sarhoş oluyor. sarhoşluğuna da mutluluğum diyor. ben kestirme yoldan direkt alkole gidiyorum. basit adamım ben sarhoş olmak için fazla mesai harcıyamam.

za zdrovye!
devamını gör...

şuan bulunduğum ortam. köylüler bile bazen deli diyormuş. tek başına dağın başında takılıyor diye.
telefon çekiyor evet.
aslında korkulacak birşey yok . domuz geçiyor arada o da insandan korkuyor. yılan da aynı şekilde
aslında doğa için en tehlikeli varlık biz insanlarız.
devamını gör...

fena sayılmaz ama bir cuckold veya swinger kanka kadar değildir.
devamını gör...

diş problemleri. trakeostomi. gastrektomili olmak. kolostomili olmak. safra kesesiz olmak. felç olmak.
devamını gör...

iyiliğin gizli yapılanı makbuldür düşüncesinin bir faydası da buradadır.
devamını gör...

drama… ağlamamak için kendini aşırı kastığında oluşan düğüm. kaşığı ağzını götürürsün tam o sırada dökülen o sakin gözyaşı zehir zıkkım eder yemeği. sonrasında devamı hüngür şakır geldiği için yiyemiyorsun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: belgarion)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

artık bulgarian split squat yapamayacağım. adını değiştirmek lazım. böyle götveren squatı manası varmış.
devamını gör...

kimine göre doğru önerme fakat zamanın gösterdiği şeyler farklı şeyler söylüyor kendi adıma.
edit: tabi şimdilik. zaman ilerde neler gösterir bilinmez
devamını gör...

gömülenimiz kalanımızdan çok.
devamını gör...

şayet o evde bir abla varsa tanrı o çocuğa merhamet etsin, çünkü ablası etmeyecek.
#kendimdenbiliyorum
devamını gör...

benim için de şunları dedi…
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anne part 1

sizin için kutsal benim için sadece kendi özelliğim olandır. anlaşılması zor oldu dur. kendim anneyim ve bu çok güzel bir duygu. kendi annemin olması ise manasız. boş. boşluktan ağır.
ben küçükken yaşayamadığı hayalindeki hayatının sebebini benim varlığıma bağlayıp, bunu tanımlandıramayan veya itiraf edemeyen bir şahıstır kendisi. hıncını benden alışından anladım büyüdüğümde.
o halde neden doğurdun beni salak kadın? hiç mi düşunmedun sen? olaylar şu şekil gelişti;

doğdum, baba yurtdışında. asabi, hırçın, sabırlı ve sabırsız, iyi ve kötü, zeki ve salak, erteleyen, amacına ulaşma azmi olan özellikleri taşıyan amcam ve teyzemin kucağına verilmişim. bu özelliklerini bana da aktarmışlar. aynı anda taşıyorum hepsini ve bu da çoğu zaman kendimle savaşmama yol açıyor. önemli işlerimi erteliyor sonrasında kotarmak için deli bi azimle çabalıyorum. genelde amacıma ulaşıyorum. *

neyse başlığa döneyim. anne…

bu salak kadın beni beş yaşımda yapayalnız bırakır, evin kapısını kitler giderdi. sabahtan geceye kadar yalnızdım. bana ne yapmam gerektiği hiç söylenmedi bende bıçağı elime aldım, sebzeleri doğrayarak salatayı keşfettim. tüm gün camdan dışarı, diğer annesi ve babası olan çocuklara bakardım. horladığımda uyandırırdı. kokuyorsun derdi. yıkasaydın? onuda ben mi keşfediyim? beş yaşındayım demi? keşfettim onu da, hallettim. evden gitmediği anlarda konuşmam yasaktı. zıplamak, hızlı yürümek, çiko istemek, dışarı çıkmak, arkadaşlarımın olması, camdan dışarı uzun süre bakmak, odamdan çıkmak veya herhangi bir şey sormanın da yasak olduğu gibi. oyuncaklarım yoktu. bir tek amcamın getirdiği lego setim vardı. varmış, ben şahsen hatırlamıyorum.

okkalı olaylar oldu taciz gibi. 1 yıl sürdü bu işkencem. hiç detaya inmeyeceğim, bu salak kadına söylemedim ben ne yaşadığımı. baba zaten yok. yılda bir kere geliyor, sıkılınca gidiyor. o dönem babam çok çalışkan diye gitmek zorunda sanıyorum. anne sürekli ağlıyor. ağlamadığı zamanlarda burun delikleri şişik. sinirli hanfendi. a desem dövüyor. soru sorsam yine dövüyor. en iyisi konuşmamak…

bir tek odamın duvarları mavi diye mutluydum. sanki diğer çocukların odalarından daha matahtı. vibe diyince de ben.

biri bi oyuncak ayı getirmişti. keltoş yaşlı biri, o da anneme yürümüş heralde. annem telefonda babama ağlayarak anlatırken duydum. bir tıkta abarttı sanki adam evli diye hüngür şakır ağlayarak ananeme anlatıyor falan… evi kitle olsun bitsin? ne dram yaptın.
üstüne bir de beni dövdü sırf orada dikiliyordum diye. yumruk ve tekme şeklinde dövüyor, ağlıyorum diye daha çok dövüyordu. salak mısın? dövmesen ağlamam zaten??? ağlamaaa diye bağırıyor. lan dövmesen… offf sıkıldım… o da sıkıldıkça veya duygudurumu değiştikçe dövüyordu. dedim ya salak. yada beni kum torbası sanıyordu, emin değilim…

okula başladım, bir cetvel bile almadı bana. öğretmenler gününde tüm veliler para toplayıp bilezik alıyorlar öğretmene diye beni azarladı. ulan sanki fikri ben verdim!? şiir ezberlemem gerekiyordu, odamın kapı çizgisinden salon koltuğunda oturan anneme doğru söylerdim. neden bu uzak mesafe dersen, kendisinin emri. takıldığım zaman yaklaş diyip ağzıma vururdu. mecburen ezberimin çok hızlı bir şekilde gelişmesi gerekiyordu yoksa bu kadını alt edemeyeceğim belli…
bir gün o takdir edilen komşunun çocuğu varya hah! onun kuzen versiyonu bizim evimizdeydi, birinci sınıftaydım ve mathematik ile yeni tanışmıştım. o kız bizim orta sehpanın yanında, ortada ben, annemde sehpanın diğer yanındayken ben bir soruyu anlamadım ve kadın elinin tersiyle, yüzüğünü burnuma denk gelicek şekilde vurdu, ben kanamaya başladım. kuzenime tiltim zaten, benden iki üst sınıf ve her boku biliyor diye. üstüne bir de yanında rezil oldum. hem de onu benden çok seviyor, kıza daha da uyuzum. ona neden yüzüğüyle vurmuyor? her şey çok saçma.

sonunda babam yanına aldı bizi. bu sefer kombin oldular ikisi aynı anda dövmeye başladı beni. herhalde annem öğretiyordu bu ebeveyn taktiklerini. bak ağzını açarsa yumruklaman lazım, ağlamaya başlıycak, saçlarını çek, biraz daha yumrukla! daha da ağlayabilir, bu seni yıldırmasın!

bir akşamüstü dışarda oturuyorlar, yanlarına gittim bilmiyorum neden… ve müjde! bu seferki sapasağlam bir oğlan olacak! dedi babam. hahah gelsin, gelsin de görsün harika ebeveynlerini diye düşündüm içimden. bir sn sürdü bu düşüncem sadece. ne kadar mutlu olduklarını görünce, dövülecek tek enayi benmişim anladım.

mommy issues

to be continued diyor ve kahve yapmaya gidiyorum.
devamını gör...

bu analar acayip, oğluna iş yaptırmaz, kocasından iş bekler. damadı iş yapsın ister, oğlu iş yapmasın ister.
devamını gör...

ya şu gözünü sevdiğiminin içeceğini çok sevmiştim ilk kafama diktiğimde.
aşkımdan öldüm ama bir daha bulamadım ben bunu.
yok. hiçbir yerde yok. çıldırıcam.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim