zaman tüneli
sözlük yazarlarının cehalet seviyesi
kendi mesleğimle ilgili bile her şeyi bilmem o derece bir cahillik. bana ev yaptırana şans dilerim mesela.
devamını gör...
hazır moderasyon yokken
az biraz cıvıtsak mı
eylülde yoldaşa toplu para yatacak
moderasyon alımı yapacak
o zamana kadar at koşturucam
ses etmeyin
eylülde yoldaşa toplu para yatacak
moderasyon alımı yapacak
o zamana kadar at koşturucam
ses etmeyin
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaptığı sporlar
kendimde güç gördüğüm zamanlarda ki bu zaman ayda 1 kere filan oluyor tenis. diğer zamanlarda koşu, aerobik, yüzme, step allah ne versiyse yani. yapın efendim spor önemli. hareket etmeyen adam depresyona girer
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ölümden döndüğü anlar
sene bilmem ne... gecenin bir vakti yataktan yüzü koyun bir şekilde yukarı doğru yükselirken buldum kendimi... ama nasıl bir huzur, nasıl bir mutluluk anlatamam, hayatınızda asla yaşayamayacağınız cinsten bir hafiflik hissi... yukarı doğru yükselirken yanımda uyuyan hatun kişi uyanıp, bağırıp çağırmaya, ağlamaya başladı. arkama doğru bakıp "nolur alma onu yalvarırım bırak" falan diye dövünüyor ama ben halimden o kadar memnunum ki; umrumda değil.. velhasıl tam tavandan yukarı geçecekken birden bırakıldım ve çat diye yatağa yapıştım. yapışmam ile beraber uyandım. uyandım da benim gırtlak yatağın kenarına denk gelmiş ve nefessizlikten boğuluyormuşum meğersem... her boğulayazan canlı gibi mosmor olmuşum, kafam şişmiş, öğürüp kusarak, kan ter içinde attım kendimi yataktan... 10 dakikada falan anca geldim kendime... o günden sonra ölüme yakın deneyim yaşayanların anlattıkları o hafifleme hissini de öğrenmiş oldum çok şükür... ha hatun kişisi mi? osura osura uyuyordu, ben kalkınca o da kalktı. "ne böğurüyosun yahu uykumun içine ettin" dedi ve uyumaya devam etti...
devamını gör...
söylemekten hoşlanılan fakat günümüzde pek kullanılmayan kelimeler
zerdüşt, zındık, mendebur.
devamını gör...
normal sözlük memeleri
bence oylama yapalım. ezici çoğunluk ( kadın-erkek) okey derse mahalle baskısı yok demektir.
atacak olana demokratik zemin sağlayalım.
meme görmek isteyenler?
atacak olana demokratik zemin sağlayalım.
meme görmek isteyenler?
devamını gör...
söylemekten hoşlanılan fakat günümüzde pek kullanılmayan kelimeler
soyka.
devamını gör...
the man who sleeps
george perec'in aynı isimli romanından uyarlama, bernard queysanne ile birlikte yönetmenliğini yaptığı 1974 yapımı bir fransız filmi. film aynı tarihte jean vigo ödülüne layık görülmüştür.
filmin başlangıcından itibaren ikinci tekil şahıs kullanan bir anlatıcıdan dinleriz kahramanımızın yaşadığı içsel yolculuğu. 25 yaşında paris'te bir üniversite öğrencisinin her şeyi bir kenara bırakıp, durup yaşamı seyretmeye karar verişini izleriz. yaşama dair tüm anlamsızlıkları sindirmesini ve hatta bunu bir iç sıkıntısı ile değil sakin bir kabulleniş ile karşıladığını görürüz. beklentisiz ve kayıtsız bir yaşam sürmek ne denli mümkün? tüm bu karmaşanın içinde durup öylece, yalnızca etrafa bakmak neden hiç aklımıza gelmez? bunu düşündürür bize film. izlemesi zor bir filmdir. zira film boyunca diyalog bulunmaz, renkli film yerine kasıtlı bir şekilde siyah-beyaz çekilmiştir, paris'in boş sokakları, kafeleri, parkları ve yönetmenin çocukluk evi de bu buhranlı filmin içinde görsel bir şölen olarak karşımıza çıkar.
benim de en sevdiğim filmlerden biri olur kendisi. tesadüfen 25 yaşında, başkahramanımız ile aynı buhranlı günleri yaşıyor ve balkondan aşşa kendimi atmamak için bir sebep arıyorken izlemiş bulundum... izledikten sonra atmak daha cazip gelse de bir şekilde kendimi tuttum, böyle güzel filmler izlemeye devam etmem gerekir diye düşündüm. heheh. *
25 yaş krizini hafife almamak lazım. insanın tüm bu anlamsızlığı kabullenip cebinde taşıyarak ve bunu hatırlamamaya çalışarak yaşaması gerektiğini kafasına kakan yaştır 25. bir eşiktir. işte bu film de tam olarak o eşiği anlatan, -benim için- çok özel bir filmdir.
filmin başlangıcından itibaren ikinci tekil şahıs kullanan bir anlatıcıdan dinleriz kahramanımızın yaşadığı içsel yolculuğu. 25 yaşında paris'te bir üniversite öğrencisinin her şeyi bir kenara bırakıp, durup yaşamı seyretmeye karar verişini izleriz. yaşama dair tüm anlamsızlıkları sindirmesini ve hatta bunu bir iç sıkıntısı ile değil sakin bir kabulleniş ile karşıladığını görürüz. beklentisiz ve kayıtsız bir yaşam sürmek ne denli mümkün? tüm bu karmaşanın içinde durup öylece, yalnızca etrafa bakmak neden hiç aklımıza gelmez? bunu düşündürür bize film. izlemesi zor bir filmdir. zira film boyunca diyalog bulunmaz, renkli film yerine kasıtlı bir şekilde siyah-beyaz çekilmiştir, paris'in boş sokakları, kafeleri, parkları ve yönetmenin çocukluk evi de bu buhranlı filmin içinde görsel bir şölen olarak karşımıza çıkar.
benim de en sevdiğim filmlerden biri olur kendisi. tesadüfen 25 yaşında, başkahramanımız ile aynı buhranlı günleri yaşıyor ve balkondan aşşa kendimi atmamak için bir sebep arıyorken izlemiş bulundum... izledikten sonra atmak daha cazip gelse de bir şekilde kendimi tuttum, böyle güzel filmler izlemeye devam etmem gerekir diye düşündüm. heheh. *
25 yaş krizini hafife almamak lazım. insanın tüm bu anlamsızlığı kabullenip cebinde taşıyarak ve bunu hatırlamamaya çalışarak yaşaması gerektiğini kafasına kakan yaştır 25. bir eşiktir. işte bu film de tam olarak o eşiği anlatan, -benim için- çok özel bir filmdir.
devamını gör...
normal sözlük memeleri
allah hepinizin belasını versin
miim
miim
meme değil
miiim
komikli görseller işte
sapıksınız
sizden tiksiniyorum
mizah yapmaya geldiğim sözlükte şu olanlara bak.
neyse meme atın hadi
miim
miim
meme değil
miiim
komikli görseller işte
sapıksınız
sizden tiksiniyorum
mizah yapmaya geldiğim sözlükte şu olanlara bak.
neyse meme atın hadi
devamını gör...
kültürlü bir insan karşısında dehşete düşüyorum
keske olsa da sohbet etsem. herkes birbirinden birşeyler öğrendiği harıka masalardır ve masaydı. hepimiz bir yerlere dağıldık.
15-30 arasının ekmeğini yiyoruz.
15-30 arasının ekmeğini yiyoruz.
devamını gör...
tahir sarıkaya
medyaya yukardan paraşütle inen habercilerden biri dir. son olarak melih gökçek'e ait "beyaz tv" anahaber sunucu/yorumcu olarak görev yaparken "şantaj" suçlamasıyla gözaltı ardından tutuklanan "din ile aldatanlar"a katılan kimse. ilk ifadesinde geçenler ibretlik. bunlar "faiz haram diye kripto hesabı kullanan" dindar insanlar mı şimdi? çok yazık:
fatih eke’den aldığı paraların kripto hesabıyla bağlantısı olmadığını savunan sarıkaya, “faiz haram olduğu için kripto hesabımı aktif olarak kullanırım” dedi. ancak hesabından kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’ne gönderilen ve buradan alınan paralar sorulduğunda, söz konusu işlemleri aile dostuyla kıbrıs’a giderek “eğlenme amaçlı oyun oynamak” için gerçekleştirdiğini söyledi.
sarıkaya’nın kripto kullanımını dinî hassasiyetle açıklarken para transferlerini oyun ve eğlence gerekçesine dayandırması, savunmasındaki dikkat çekici tutarsızlıklardan biri olarak kayda geçti.
haberin tamamı için mynet buradan
akepe "tek parti devleti" sürecinde ahlaki çöküş ve sosyal yozlaşmanın simgeleri* arasına katıldı bu nasipsiz de...
fatih eke’den aldığı paraların kripto hesabıyla bağlantısı olmadığını savunan sarıkaya, “faiz haram olduğu için kripto hesabımı aktif olarak kullanırım” dedi. ancak hesabından kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’ne gönderilen ve buradan alınan paralar sorulduğunda, söz konusu işlemleri aile dostuyla kıbrıs’a giderek “eğlenme amaçlı oyun oynamak” için gerçekleştirdiğini söyledi.
sarıkaya’nın kripto kullanımını dinî hassasiyetle açıklarken para transferlerini oyun ve eğlence gerekçesine dayandırması, savunmasındaki dikkat çekici tutarsızlıklardan biri olarak kayda geçti.
akepe "tek parti devleti" sürecinde ahlaki çöküş ve sosyal yozlaşmanın simgeleri* arasına katıldı bu nasipsiz de...
devamını gör...
kültürlü bir insan karşısında dehşete düşüyorum
gilles deleuze’e göre "kültürlü insan" olmanın özeti hayattan kopuk hazır bilgiler biriktirmektir. her konuda konuşan ama hiçbir şey üretmeyen kültürlü insan için bilgi sadece bir gevezelik aracı olarak kalır. dolayısıyla ezber bilgiler, insanın kendi özgün düşüncesini geliştirmesini engeller. oysa gerçek bilgi sadece bir sorunla karşılaşınca öğrenilendir ve insan zihninde önceden depolanmış, kullanılmayan hazır fikirler olmamalıdır. yani her şey hakkında bir fikri olan coğrafya, tarih vb konular üzerine her an konuşabilen "kültürlü insan" aslında psüdo entelektüeldir. 1989 yılında kendisiyle yapılan söyleşide bu doğrultuda şunları söyler:
“kültürlü insanlar karşısında dehşete kapılıyorum. her şeyi biliyorlar, her şey hakkında konuşabiliyorlar. bu tiksindirici bir şey. ne entelektüel ne de kültürlü bir olmadığımı söylediğimde, aslında çok basit bir şeyden, “rezerv bilgi”ye sahip olmadığımdan bahsediyorum. herhangi bir rezervim, tedarikim, hazırlık kabilinden bilgilerim yok benim. öğrendiğim her şeyi, belli bir iş için öğreniyorum, iş bittiğinde hemen unutuyorum, böylece on yıl sonra -ki bu bana büyük zevk veriyor- aynı konuya yakın bir şeyle ilgilenmem gerekirse, tekrar sıfırdan başlamam gerekiyor... tabi kalbimde taşıdığım spinoza üzerine bilgiler hariç. kültür bir dolu konuşmaktan ibaret. konuşmak kirli, oysa yazmak temiz. konuşmak kirli, çünkü ayartıcı olabilmek demek bu. entelektüeller seyahat falan etmiyorlar, onların seyahat dediği şey şaka gibi. yaptıkları, konuşmaya gitmek için oradan oraya dolaşmak. konuştukları bir yerden kalkıp, konuşacakları bir başka yere gidiyorlar. konuşmalara dayanamıyorum. sergilere, sinemaya kültürlü olmak için değil, tetikte olmak için gidiyorum. kültüre değil, karşılaşmalara inanıyorum, bu faaliyetlerimi tetikte olmaya yaptığım bir yatırımın parçası olarak görüyorum karşılaşmaların insanlarla olduğuna inanılıyor, oysa bu korkunç bir şey. çünkü karşılaşmalar insanlarla değil, şeylerle olur. bir resim, bir müzik, vb. tabi karşılaşma olacağı kesin değildir. biri bir şey yaptığında, bu aslında ondan çıkıp gitmekle de ilgilidir, felsefenin içinde kalmak, bize ondan nasıl çıkılacağını da verir. ben felsefeden felsefe yoluyla çıkmak istiyorum. beni ilgilendiren asıl şey bu.”
“kültürlü insanlar karşısında dehşete kapılıyorum. her şeyi biliyorlar, her şey hakkında konuşabiliyorlar. bu tiksindirici bir şey. ne entelektüel ne de kültürlü bir olmadığımı söylediğimde, aslında çok basit bir şeyden, “rezerv bilgi”ye sahip olmadığımdan bahsediyorum. herhangi bir rezervim, tedarikim, hazırlık kabilinden bilgilerim yok benim. öğrendiğim her şeyi, belli bir iş için öğreniyorum, iş bittiğinde hemen unutuyorum, böylece on yıl sonra -ki bu bana büyük zevk veriyor- aynı konuya yakın bir şeyle ilgilenmem gerekirse, tekrar sıfırdan başlamam gerekiyor... tabi kalbimde taşıdığım spinoza üzerine bilgiler hariç. kültür bir dolu konuşmaktan ibaret. konuşmak kirli, oysa yazmak temiz. konuşmak kirli, çünkü ayartıcı olabilmek demek bu. entelektüeller seyahat falan etmiyorlar, onların seyahat dediği şey şaka gibi. yaptıkları, konuşmaya gitmek için oradan oraya dolaşmak. konuştukları bir yerden kalkıp, konuşacakları bir başka yere gidiyorlar. konuşmalara dayanamıyorum. sergilere, sinemaya kültürlü olmak için değil, tetikte olmak için gidiyorum. kültüre değil, karşılaşmalara inanıyorum, bu faaliyetlerimi tetikte olmaya yaptığım bir yatırımın parçası olarak görüyorum karşılaşmaların insanlarla olduğuna inanılıyor, oysa bu korkunç bir şey. çünkü karşılaşmalar insanlarla değil, şeylerle olur. bir resim, bir müzik, vb. tabi karşılaşma olacağı kesin değildir. biri bir şey yaptığında, bu aslında ondan çıkıp gitmekle de ilgilidir, felsefenin içinde kalmak, bize ondan nasıl çıkılacağını da verir. ben felsefeden felsefe yoluyla çıkmak istiyorum. beni ilgilendiren asıl şey bu.”
devamını gör...
normal sözlük memeleri
her sitede bir paylasan var, eyyy yazarlar bizim neden meme atanımız yok?
bu konuyu ciddiye almamız lazım.
devamını gör...
normal sözlük memeleri
pusuda bekleyip sürekli sayfayı yenileyenler.
devamını gör...
sözlük yazarlarının cehalet seviyesi
bugün orta amerika’da nikaragua diye bi ülke olduğunu öğrendim. bi arkadaşımın dıdısının dıdısının dıdısı nikaragualıymış da bilmem nereliymiş. cehalet seviyemiz yerlerde hshsjsj
devamını gör...




