zaman tüneli
omegledan kız düşürmek
aramızda bazı şanslı yazar arkadaşlar varmış.
helal olsun. okumadım ama inşallah mutlu sonludur.
helal olsun. okumadım ama inşallah mutlu sonludur.
devamını gör...
öğlen birası
şöyle buzzz gibi olsa da içsek.
devamını gör...
nefret ve merhamet arasında kalmak
haklı mı olmak istiyorsun mutlu mu dedikleri soru ile eşdeğer neredeyse.
nefret etmek yük olur insana. allah’ından bulsun deyip yola devam etmek en güzeli. büyük konuşmamak lazım.
nefret etmek yük olur insana. allah’ından bulsun deyip yola devam etmek en güzeli. büyük konuşmamak lazım.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
sözlükteki samimi insanlardan biri.
devamını gör...
sıkılma eşiğini geliştirmek için radiohead dinlemek
#4033470
bu sefer çalıştığım yerden geldi hehe...
radiohead deyince herkesin aklına creep geliyor, bence de creep den çok öte bir grup. aklıma geldikçe ın rainbows from the basement perfonmansını dinlerim. thom yorke ile duyguya girer başka alemlerde dolaşırım, kendine çeker beni. ayrıca gitaristleri de çok başarılı bu videoda.
bu sefer çalıştığım yerden geldi hehe...
radiohead deyince herkesin aklına creep geliyor, bence de creep den çok öte bir grup. aklıma geldikçe ın rainbows from the basement perfonmansını dinlerim. thom yorke ile duyguya girer başka alemlerde dolaşırım, kendine çeker beni. ayrıca gitaristleri de çok başarılı bu videoda.
devamını gör...
mala davara faydası olmayan şarkıcılar
pj harvey...
eleştirmenlerin ve müzik meraklılarının gözünde devasa birisi ama halkın büyük kısmında “ha, bir de bu kadın vardı...” seviyesinde.
sesine, yorumuna, yaptığı işe lafım yok. hatta gayet iyi müzisyen. ama pj harvey'nin yıllardır maruz kaldığı o aşırı ciddiye alınma halini hiçbir zaman anlayamadım. bence pj harvey'nin en büyük talihsizliği kötü olması değil, kendisini dinleyen kitlenin dinlemekten çok pj harvey dinleyen biri olmayı sevmesi.
pj harvey'nin de tam bu kategoriye girdiğini düşünüyorum. yetenek var, saygınlık var, ödüller var, hakkında yazılmış binlerce şey var ama ortada hiçbir zaman gerçek anlamda bir yıldızlık hikayesi yok.
bir şarkısı açıldığında herkesin dönüp “bu kim?” diyeceği kadar görünüyor...
eleştirmenlerin ve müzik meraklılarının gözünde devasa birisi ama halkın büyük kısmında “ha, bir de bu kadın vardı...” seviyesinde.
sesine, yorumuna, yaptığı işe lafım yok. hatta gayet iyi müzisyen. ama pj harvey'nin yıllardır maruz kaldığı o aşırı ciddiye alınma halini hiçbir zaman anlayamadım. bence pj harvey'nin en büyük talihsizliği kötü olması değil, kendisini dinleyen kitlenin dinlemekten çok pj harvey dinleyen biri olmayı sevmesi.
pj harvey'nin de tam bu kategoriye girdiğini düşünüyorum. yetenek var, saygınlık var, ödüller var, hakkında yazılmış binlerce şey var ama ortada hiçbir zaman gerçek anlamda bir yıldızlık hikayesi yok.
bir şarkısı açıldığında herkesin dönüp “bu kim?” diyeceği kadar görünüyor...
devamını gör...
karpuz peynir
tulum peyniri, yanında tandır ekmeği, karpuzda çekirdeksiz olursa ...
sıcak yaz günlerinde en güzel yemek.
sıcak yaz günlerinde en güzel yemek.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
"bilmem gökyüzünde aramak
doğru da değil..."
doğru da değil..."
devamını gör...
nefret ve merhamet arasında kalmak
nefret ve mehmet arasında kalmak diye okudum başlığı, astigmatım artmış galiba... bir de kendi kendime ''mehmet'i seçerim ya nefret olmaz...'' diye düşündüm halbuki...
devamını gör...
sıkılma eşiğini geliştirmek için radiohead dinlemek
ilk albümler gayet güzel. gitarlar var, baslar var, vokal müthiş... dinlerken insanın başına bir şey geliyor. the bends, ok computer... bunlar apayrı şeyler.
sonra grup bir noktada “tamam, artık müzik yapmak yerine insanları hafifçe huzursuz edelim” diye karar vermiş gibi.
şarkıyı açıyorsun, ilk başta güzel. sonra thom yorke bir yerlerden mıy mıy ses çıkarmaya başlıyor. şarkı ilerliyor sanıyorsun ama aslında sadece uzuyor. bir noktadan sonra müzik dinlemiyorsun, thom yorke'un aynı notanın etrafında dolaşmasını sabırla takip ediyorsun.
ama kapatamıyorsun. çünkü radiohead dinleyen insanların yanında bunu beğenmediğini söylemek korkunç bir şey... karşı partiye oy veriyorum demek gibi. müzik zevkinin ilkokul seviyesinde olduğunu kendi ağzınla ilan ediyorsun. herkes gözlerini kapatmış, hafifçe başını sallıyor. kimisi hayatında ilk defa fark ettiği bir davula ayağıyla ritim tutuyor. sen de tutuyorsun. neye tuttuğunu bilmiyorsun ama belli ki burada çok önemli bir şey var.
sonra kendini denemeye karar veriyorsun. “bakalım bu sefer kaçıncı dakikada pes edeceğim” diyorsun. bir süre sonra mıy mıy thom yorke sesi arka planda kalıyor. artık müziği değil, kendi iradeni dinliyorsun. sonra bir bakıyorsun şarkı bitmiş.
hiçbir şey hissetmemişsin. ama kendinle gurur duyuyorsun. eskiden şarkının yarısında sıkılırken şimdi yedi dakika boyunca thom yorke'un mıy mıy sesine katlanabilmişsin. işte radiohead dinlemek budur.
insanın sıkılma eşiğini geliştirmek için yaptığı kardiyodur.
sonra grup bir noktada “tamam, artık müzik yapmak yerine insanları hafifçe huzursuz edelim” diye karar vermiş gibi.
şarkıyı açıyorsun, ilk başta güzel. sonra thom yorke bir yerlerden mıy mıy ses çıkarmaya başlıyor. şarkı ilerliyor sanıyorsun ama aslında sadece uzuyor. bir noktadan sonra müzik dinlemiyorsun, thom yorke'un aynı notanın etrafında dolaşmasını sabırla takip ediyorsun.
ama kapatamıyorsun. çünkü radiohead dinleyen insanların yanında bunu beğenmediğini söylemek korkunç bir şey... karşı partiye oy veriyorum demek gibi. müzik zevkinin ilkokul seviyesinde olduğunu kendi ağzınla ilan ediyorsun. herkes gözlerini kapatmış, hafifçe başını sallıyor. kimisi hayatında ilk defa fark ettiği bir davula ayağıyla ritim tutuyor. sen de tutuyorsun. neye tuttuğunu bilmiyorsun ama belli ki burada çok önemli bir şey var.
sonra kendini denemeye karar veriyorsun. “bakalım bu sefer kaçıncı dakikada pes edeceğim” diyorsun. bir süre sonra mıy mıy thom yorke sesi arka planda kalıyor. artık müziği değil, kendi iradeni dinliyorsun. sonra bir bakıyorsun şarkı bitmiş.
hiçbir şey hissetmemişsin. ama kendinle gurur duyuyorsun. eskiden şarkının yarısında sıkılırken şimdi yedi dakika boyunca thom yorke'un mıy mıy sesine katlanabilmişsin. işte radiohead dinlemek budur.
insanın sıkılma eşiğini geliştirmek için yaptığı kardiyodur.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
printerdan bastırdığınız geyikler çok güzel olmuş…
devamını gör...
nefret ve merhamet arasında kalmak
birinden nefret ederek kendime kötülük yapamam. nefretin insanda bıraktığı zehri taşımak, sonra da o duygunun bana verdiği zararları tamir etmekle uğraşmak istemem. bana bunu yapanın bedelini yine ben ödemek istemem…
ama merhamet tarafında da bir sınırım olmalı artık bunu kabul ediyorum. çünkü ölçüsüz merhamet bazen iyilik değil, maraz doğuruyor. insanı kendine karşı haksızlaştırıyor, karşısındakinin yaptıklarını normalleştirmesine neden oluyor.
öğrenmem gerekense merhamet ederken de kendimi unutmamak. bazı insanları affetmek zorunda değilim… ama onları içimde taşımak zorunda da değilim.
ama merhamet tarafında da bir sınırım olmalı artık bunu kabul ediyorum. çünkü ölçüsüz merhamet bazen iyilik değil, maraz doğuruyor. insanı kendine karşı haksızlaştırıyor, karşısındakinin yaptıklarını normalleştirmesine neden oluyor.
öğrenmem gerekense merhamet ederken de kendimi unutmamak. bazı insanları affetmek zorunda değilim… ama onları içimde taşımak zorunda da değilim.
devamını gör...
mala davara faydası olmayan şarkıcılar
asla büyük yıldız kategorisine çıkmamış, sesi ve yorumu belki iyi ama tavırlarında halka veya gençliğe geçen bir şeylerin olmadığı, kimisi tek bir şarkıyla bilinen, kimisi de yetenekli olduğu halde yıldız ışığına sahip olmayan, bazısı ise bunu kim sahneye çıkarmış dedirten şarkıcıların tamamı bu kategoriye girer. mesela (bkz: tayfun duygulu) girmez. çünkü kısa bir süre de olsa yıldız olmuştur ve yıldız ışığı da vardı. keza tüm karikatürize tarzına rağmen (bkz: engelbert humberdinck) de girmez. çünkü bir dönem tom jones ve elvis ile beraber las vegas'ın en çok para kazanan adamıydı. peki şöyle bir liste ortaya koyalım.
akrep nalan: allah rahmet eylesin. teyzem sana kim şarkıcı ol dedi ?
ercan turgut. hakikaten böyle bir herif vardı ve 70'lerin ortalarında 80'lerin başına kadar piyasada şöyle böyle sattı.
coşkun demir ve atilla atasoy: sağlam bariton ve bas bariton iki ses. ama sıfır karizma. çok yapaylar. bunlardan iyi damat olurdu.
banu kırbağ: allah rahmet eylesin. kimin torpillisiydi bilmiyorum. zaten bayramdan bayrama çıkardı.
ferda anıl yarkın: ibrahim tatlıses'in kemancısı aşkın nur yengi'nin sevgilisiydi derken bunu ünlü ettiler.
mithat körler: başlığın adeta somutlaşmış örneği. mithat abiiiiim
tanita tikaram: 80'lerde bir şarkıyla meşhur oldu. yılda 3 defa türkiye'ye gelir konser verir. ilk adetini 85'te görmüş ablalar gidiyor konserine herhalde.
nelly furtado. abla sen kimsin ve ne iş yaparsın ?
asaf avidan, imani, matt simons, vance joy, kiezza da tam tavşan boku gibi şarkıcılara örneklerdir.
akrep nalan: allah rahmet eylesin. teyzem sana kim şarkıcı ol dedi ?
ercan turgut. hakikaten böyle bir herif vardı ve 70'lerin ortalarında 80'lerin başına kadar piyasada şöyle böyle sattı.
coşkun demir ve atilla atasoy: sağlam bariton ve bas bariton iki ses. ama sıfır karizma. çok yapaylar. bunlardan iyi damat olurdu.
banu kırbağ: allah rahmet eylesin. kimin torpillisiydi bilmiyorum. zaten bayramdan bayrama çıkardı.
ferda anıl yarkın: ibrahim tatlıses'in kemancısı aşkın nur yengi'nin sevgilisiydi derken bunu ünlü ettiler.
mithat körler: başlığın adeta somutlaşmış örneği. mithat abiiiiim
tanita tikaram: 80'lerde bir şarkıyla meşhur oldu. yılda 3 defa türkiye'ye gelir konser verir. ilk adetini 85'te görmüş ablalar gidiyor konserine herhalde.
nelly furtado. abla sen kimsin ve ne iş yaparsın ?
asaf avidan, imani, matt simons, vance joy, kiezza da tam tavşan boku gibi şarkıcılara örneklerdir.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
lucifer (yazar)
nerdesin alooo, ofis erkeği, izinli gününde nerelere gittin, sözlüğü haberdar eyle, aloo,
yengemi üzdünse seni makfederim, cevap ver, hesap ver bana.
yengemi üzdünse seni makfederim, cevap ver, hesap ver bana.
devamını gör...
omegledan kız düşürmek
yıllar önce üniversite dönemlerimde omeglanın chat versiyonu vardı, görmeli değil yazmalı hehe.. nasıl bir kafadaydım bilmiyorum. her denk gelene "selam dünyalı ben man im" diye giriş yapardım hem erkek olduğum belli olsun sıkıcı olmasın diye, hi m 18 yazmak sıkıcı gerçekten. neyse bir tane hatunun sempatisini kazandık muhabbet sohbet faceden ekleştik. gerçekten değişik bir tipti 3 yaş küçüktü benden bir liseli müzik grubunda solistti. kayıtlarını falan atardı bana dinler yorum yapardım. değişik bir kafası vardı ama yaşı küçük diye yakıştramadım friend zone a çektim. öyle bir süre havadan sudan konuştuk kaybolduk gitti bir yere bağlanmadı. ama güzel bir deneyimdi, farklı birini tanımış oldum. tşkler...
devamını gör...
nefret ve merhamet arasında kalmak
nefret amaçsızdır kendini ipe götürmek demektir gereksiz merhamet de zarar bir diğer deyişle birinden durduk yere nefret et o kişi sana tepki verse feleğin şaşar haketmeyene merhamet gösterirsen pişman olursun
devamını gör...
insanın en rahatladığı an
bağırsakların boşaldığı andır.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
sanat sepet seven biri, boş şeyler yazmayı sevmiyor hehe..
devamını gör...
