zaman tüneli
günaydın sözlük
günaydın.
devamını gör...
30 yaşını geçip ailesiyle aynı yalıda yaşayan insan
kimle yaşayacaktı hasımlarıyla mı.
aile denince akla niçin anne ve baba geliyor ki?
bu sıkıntılı bir zihniyet sanki.
aile denince akla,
kişinin eşi gelmiyor mesela.
kedisi de gelmiyor
kan bağı olmayıp aile olabildiği kardeşleri vs vs bunlar hiç gelmiyor işte.
aile kavramımız sakat bizim.
aile denince akla niçin anne ve baba geliyor ki?
bu sıkıntılı bir zihniyet sanki.
aile denince akla,
kişinin eşi gelmiyor mesela.
kedisi de gelmiyor
kan bağı olmayıp aile olabildiği kardeşleri vs vs bunlar hiç gelmiyor işte.
aile kavramımız sakat bizim.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydınnn!
musmutlu, huzurlu, bol kahkahalı bir pazar olsun hepimize…
börek soğurken kahvemi içeyim dedim. miskinler hala yatıyor, tabii beklemek her zamanki gibi yine bana düştü.
neyse… pazar sabrıdır bu da. kahve biter, börek soğur, millet uyanır… hayat devam eder.
sabah şarkımızı da bırakalım, güne biraz müzik, biraz kahve, biraz da miskinlik yakışır.
hadi bakalım, günümüz güzel olsun.
musmutlu, huzurlu, bol kahkahalı bir pazar olsun hepimize…
börek soğurken kahvemi içeyim dedim. miskinler hala yatıyor, tabii beklemek her zamanki gibi yine bana düştü.
neyse… pazar sabrıdır bu da. kahve biter, börek soğur, millet uyanır… hayat devam eder.
sabah şarkımızı da bırakalım, güne biraz müzik, biraz kahve, biraz da miskinlik yakışır.
hadi bakalım, günümüz güzel olsun.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
çocuğumuz ayaklandı anaokuluna başladı. hani çöpü döküp geliyordun. 5 yıl oldu... neredesin allahın cezası?
devamını gör...
anne
büyük bir sorumluluk altında olan, bir insanın akıbetini iki dudadığının arasında tutan kutsal varlık.
her kutsal şey gibi, ona biçtiğimiz anlam,
onu koyduğumuz makam yakar bizi.
o, çok güç sahibi bir varlıktır işte.
gücünün farkında olmayanlar, o gücü kontrolsüzce saçar etrafına.
kontrolsüz merhameti zayıflık doğurabilir
kontrolsüz sevgisi öfkeye evrilebilir
evlat, minnet duygusu altında varlığını sorgularken,
yok olabilir doğumuna vesile olan kutsal güç tarafından.
linç yükleniyor ben kaçim.
her kutsal şey gibi, ona biçtiğimiz anlam,
onu koyduğumuz makam yakar bizi.
o, çok güç sahibi bir varlıktır işte.
gücünün farkında olmayanlar, o gücü kontrolsüzce saçar etrafına.
kontrolsüz merhameti zayıflık doğurabilir
kontrolsüz sevgisi öfkeye evrilebilir
evlat, minnet duygusu altında varlığını sorgularken,
yok olabilir doğumuna vesile olan kutsal güç tarafından.
linç yükleniyor ben kaçim.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
"kalp kalbe karşıdır diyorlar
seni özledim, hissettin mi?"
seni özledim, hissettin mi?"
devamını gör...
abdest
maide 6-7'de wudu diye bir kelime bulunmaz ama nimet var!
allah'ın tamamlamak istediği nimetine "işittik ve itaat ettik" cevabını veriyorlar. adamlar ayet öğreniyor ne namazı ne rekatı
resul, salat vakitlerinde insanlara ayetleri öğretti...
salatnedir.blogspot.com/202...
allah'ın tamamlamak istediği nimetine "işittik ve itaat ettik" cevabını veriyorlar. adamlar ayet öğreniyor ne namazı ne rekatı
resul, salat vakitlerinde insanlara ayetleri öğretti...
salatnedir.blogspot.com/202...
devamını gör...
günaydın sözlük
bugün de gözümü açtım. diğerinin aynısı. ben zaten değişimlerden çok hoşlanan birisi değilim. yoruldum artık. öyle büyük heyecanlar falan istemem hayatımda. zamanında girip, çıktık o fırtınalara. yetti. tek düze bir hayat istiyorum artık. hatta hayat bile istemiyorum. o kadar istemiyorum ki, kalkıp, hiçbir şey yapasım yok. canım hiçbir şey istemiyor. sigara içiyorum, demek ki sigara istiyorum. zararlı şeylere olan bu düşkünlüğüm ne olacak benim? hiçbir şey. ölünce hepsi geçer. şimdilik hayattayız. günaydın.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın.
devamını gör...
abdest
daha önce de dediğim gibi, tüm ayrıntısı sadece kuran'da vardır.
zaten bugün elimizdeki tek gerçek kutsal kitap kuran'dır:
www.kurandakidin.com/2011/1...
emre1974tr.blogspot.com/
zaten bugün elimizdeki tek gerçek kutsal kitap kuran'dır:
www.kurandakidin.com/2011/1...
emre1974tr.blogspot.com/
devamını gör...
anne
siyah dalgalı saçları, bembeyaz teni, bal rengi gözleri vardı. gözleri her zaman hüzünlü bakardı, sesi her zaman ağlamanın eşiğindeki o titrek ve boğuk tonda çıkardı.
sanırım doğuştan melankolik bir kadındı. aramızdaki ilişki soğuktu. sevgiden çok saygıya dayalıydı. kadın resmen bana hayrandı. onaylamadığı tek bir davranışım bile yoktu. ben en iyisini bilirmişim, öyle derdi. hayatım boyunca yetecek kadar onayı ondan almışım herhalde ki hiç onaylanma ihtiyacı hissetmedim. kaldı ki babamda öyleydi. tuhaf bir aileydik.
hiçbir şeyime karışmazdı. ne zaman istesem o zaman, ne kadar istesem o kadar yemek yer, istediğim kadar sokaklarda sürterdim. beni hiçbir zaman eve çağırmazdı. istersem giderdim. sabahları uyandırmaz, geceleri uyutmazdı.
sessiz, sakin bir kadındı. kimsenin işine karışmaz, hiç kimseye cırlamazdı, sesi hiçbir zaman çok çıkmazdı, hiç kimseyle kavga ettiğini görmedim mesela. kendi halindeydi.
çok güzel yemek yapardı. özellikle yayla çorbasını bolca yapardı. nerdeyse iki günde bir yayla çorbası yapardı. ne zaman yayla çorbası içsem aklıma anam gelir. patates kızartmalarını da koca koca yapardı, dışı çıtır çıtır olurdu, içi ise yumuşacık.
gider kucağına yatardım, saçlarımı okşarken bana şarkı söylerdi. genellikle azeri şarkıları söylerdi. favori şarkısı ayrılık'tı.
fazla vakit geçiremedim kendisiyle. beş yaşından sonra toplasan 4 kere daha görmüşümdür. o zamanlarda sürekli ağlıyordu kadın. yürürken, otururken, yemek yerken, uyurken, ağlıyordu. hayret göz pınarları da kurumuyordu. hayatımda o kadar ağlayan bir insana daha rast gelmedim, görmedim, duymadım, bilmiyorum.
onu seviyor muydum? bilmiyorum. sürekli ağlıyordu ve beni çaresiz hissettiriyordu. bir erkek için anasının ağlaması kadar tiksinç bir şey yok. elimden bir şey gelmiyordu. susuyordum. içime ağlıyordum bende onun yanında. teselli edilmeyi sevmediğim gibi teselli etmekten de hoşlanmıyordum. ben hiçbir zaman etrafa ışıltılı umutlar saçan biri olmadım. bilmiyorum. ben öyle değildim işte. karanlık o kadar da ürkütücü gelmiyordu bana. yalan söylemek konusunda diğerleri kadar hevesli değildim. benim yalanlarım daha çok tasarlanmamış, anlık ağzımdan çıkanlardı, geleceğe uzananlar değildi, sönüp gidiyorlardı çaresiz.
iyi kadındı rahmetli. mezarına bir kere gittim. teyzemler götürmüştü. bir daha gitmedim, gitmem de. ölülerle takılmayı sevmiyorum. ölünce uğrarım bir ara anacım.
sanırım doğuştan melankolik bir kadındı. aramızdaki ilişki soğuktu. sevgiden çok saygıya dayalıydı. kadın resmen bana hayrandı. onaylamadığı tek bir davranışım bile yoktu. ben en iyisini bilirmişim, öyle derdi. hayatım boyunca yetecek kadar onayı ondan almışım herhalde ki hiç onaylanma ihtiyacı hissetmedim. kaldı ki babamda öyleydi. tuhaf bir aileydik.
hiçbir şeyime karışmazdı. ne zaman istesem o zaman, ne kadar istesem o kadar yemek yer, istediğim kadar sokaklarda sürterdim. beni hiçbir zaman eve çağırmazdı. istersem giderdim. sabahları uyandırmaz, geceleri uyutmazdı.
sessiz, sakin bir kadındı. kimsenin işine karışmaz, hiç kimseye cırlamazdı, sesi hiçbir zaman çok çıkmazdı, hiç kimseyle kavga ettiğini görmedim mesela. kendi halindeydi.
çok güzel yemek yapardı. özellikle yayla çorbasını bolca yapardı. nerdeyse iki günde bir yayla çorbası yapardı. ne zaman yayla çorbası içsem aklıma anam gelir. patates kızartmalarını da koca koca yapardı, dışı çıtır çıtır olurdu, içi ise yumuşacık.
gider kucağına yatardım, saçlarımı okşarken bana şarkı söylerdi. genellikle azeri şarkıları söylerdi. favori şarkısı ayrılık'tı.
fazla vakit geçiremedim kendisiyle. beş yaşından sonra toplasan 4 kere daha görmüşümdür. o zamanlarda sürekli ağlıyordu kadın. yürürken, otururken, yemek yerken, uyurken, ağlıyordu. hayret göz pınarları da kurumuyordu. hayatımda o kadar ağlayan bir insana daha rast gelmedim, görmedim, duymadım, bilmiyorum.
onu seviyor muydum? bilmiyorum. sürekli ağlıyordu ve beni çaresiz hissettiriyordu. bir erkek için anasının ağlaması kadar tiksinç bir şey yok. elimden bir şey gelmiyordu. susuyordum. içime ağlıyordum bende onun yanında. teselli edilmeyi sevmediğim gibi teselli etmekten de hoşlanmıyordum. ben hiçbir zaman etrafa ışıltılı umutlar saçan biri olmadım. bilmiyorum. ben öyle değildim işte. karanlık o kadar da ürkütücü gelmiyordu bana. yalan söylemek konusunda diğerleri kadar hevesli değildim. benim yalanlarım daha çok tasarlanmamış, anlık ağzımdan çıkanlardı, geleceğe uzananlar değildi, sönüp gidiyorlardı çaresiz.
iyi kadındı rahmetli. mezarına bir kere gittim. teyzemler götürmüştü. bir daha gitmedim, gitmem de. ölülerle takılmayı sevmiyorum. ölünce uğrarım bir ara anacım.
devamını gör...
beethoven waldstein sonatı
kısa kes aydın havası olsun şeklinde yazalım.
beethoven ' ın 21. piyano sonatıdır. do majör tonundadır. çok ünlü ve de çok güzel bir sonattır.
çok kazık bir sonattır, 3 bölümlüdür. 1. bölüm çok ünlüdür, 3. bölüm çalması çok güç bir bölümdür.
pollini ve rubinstein bu eseri bence en iyi çalan iki büyük piyanisttirler. ıkisinden de dinleyiniz.
beethoven ' ın 21. piyano sonatıdır. do majör tonundadır. çok ünlü ve de çok güzel bir sonattır.
çok kazık bir sonattır, 3 bölümlüdür. 1. bölüm çok ünlüdür, 3. bölüm çalması çok güç bir bölümdür.
pollini ve rubinstein bu eseri bence en iyi çalan iki büyük piyanisttirler. ıkisinden de dinleyiniz.
devamını gör...
malibu
ülkeye ilk "tatlı alkol" deneyimini yaşatan ürün.
devamını gör...
rahşan ecevit
kocasının cenazesini ''sebt'' gününe denk gelmesi için midir bilinmez 6 gün morgda bekletip, ardından merasimi, akp karşıtı bir gösteriye çevirmiş hanımefendi. siyasi yaşamında ecevit'i kararlar almada olumsuz etkilediği söylenerek günah keçisi ilan edilse de bence tencere-kapak misali birbirlerini bulmuşlardı. dar, basmakalıp bir dünya tasavvuruna sahip, kindar iki kişiydiler. demirel'in hüsamettin cindoruk'u, tansu çiller'in esat kıratlıoğlu'su varsa, bülent ecevit'in de rahşan'ı vardı.
devamını gör...
günaydın sözlük
uzun zaman sonra sözlüğe geri dönüşümü tatlış bir günaydınla yapmak isterim efenim. hayatım tepeden tırnağa değişmişken yeni bir düzen kurmaya çalışıyorum, umarım başarılı olurum.
devamını gör...




