zaman tüneli
şak şuka
devamını gör...
şak şuka
(bkz: şaka da şuka) diye devam eder.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
bekleyin.
yerimi kaptığıma göre editleyebilirim.
çoooooook ben gibi hissediyorum bazen neden bilmiyorum ama ben bu kız diyorum.
çok çok çok sevmek!
ona karışanın ümmmüüüüğünü sıkmak
kafasını patlatmak.
(kalp)
yerimi kaptığıma göre editleyebilirim.
çoooooook ben gibi hissediyorum bazen neden bilmiyorum ama ben bu kız diyorum.
çok çok çok sevmek!
ona karışanın ümmmüüüüğünü sıkmak
kafasını patlatmak.
(kalp)
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
sevdiğim bir eleman. çok az var bunlardan. koruma altında o yüzden.
devamını gör...
şak şuka
aslında tarık mengüç baba yaratılışın sırlarını şak şuka şarkısına kodlamış. o dans, o gülüş, o ayak hareketleri big bang öncesini anlatıyor.
devamını gör...
göbek piercingi
vazgeçin o hevesten. çok acı verici bir süreç bu.
devamını gör...
eskisi daha iyiydi dediğimiz şeyler
haberler. artık haber yerine reels videosu izliyoruz.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
hiçbir düşüncem yok tanımıyorum maalesef.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
hiçbir düşüncem yok tanımıyorum maalesef.
devamını gör...
sözlük erkeklerinin en iyi yaptığı yemek
öğren artı puandır.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
a.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
yaranın bir zamanlar kanadığını kanıtlamak için onu daha ne kadar kurcalayacaksın be opelina?
sus yeter diyorum kendime ve defoluyorum.
sus yeter diyorum kendime ve defoluyorum.
devamını gör...
hikaye yazmak
bir olay örgüsünü yazıya dökmek.
burada hikaye yazılıyor mu? yazılıyorsa uzun soluklu bir hikaye yazayım. ya da yarım kalan hikayemi tamamlarım.
burada hikaye yazılıyor mu? yazılıyorsa uzun soluklu bir hikaye yazayım. ya da yarım kalan hikayemi tamamlarım.
devamını gör...
uzatma kablosuna verdiğim ibretlik ayar
evdeki 5 li uzatma kablosuyla hayatımın en büyük varoluşsal savaşını verdim.
olay bu sabah saat 06:30 sularında gerçekleşiyor. telefonun şarjı %2, bilgisayarda önemli işlerim var, bir yandan da masa lambası açık. odayı aydınlatan tek şey, yerde yılan gibi çöreklenmiş, plastiği sararmış, üzerindeki kırmızı ışıklı anahtarı mangal gibi cızzzz cızzzz diye pavyon tabelası gibi göz kırpan 10 yıllık emektar ama huysuz ihtiyar uzatma kablosu.
bu priz tam bir ego yuvası olmuş beyler. 5 tane yuvası var ama keyfi yerindeyse sadece 2 tanesini çalıştırıyor. telefon şarj aletini takıyorsun, şarj olması için fişi 47 derecelik açıyla sol yukarı doğru bastırıp altına incil ve tevrat sıkıştırıp topal eşek dansı yapman gerekiyor. odada hızlı yürüyüp halıya basarsan oluşan titreşimden fiş sallanıyor, şarj kesiliyor. bildiğin mahalle muhtarı gibi keyfine göre elektrik dağıtıyor.
en son bilgisayarın fişini takarken tak diye bir kıvılcım attı, odada hafif bir yanık kablo kokusu ve o cızırdayan neon ışığı küt diye söndü. bilgisayar kapandı, emekler çöp oldu.
o an bende şalterler attı beyler. gözüm karardı.
yavaşça oturduğum yerden kalktım. önce gittim bunu duvardaki ana prizden çaaat diye çektim. akımı kestim. alet bir anda neye uğradığını şaşırdı, o gıcık cızırtı sesi bıçak gibi kesildi. masanın altından bunu kablosundan tutup yılan gibi sürükleyerek yavaş yavaş masanın üstüne çıkardım.
çekmeceden penseyi, düz tornavidayı ve yan keskiyi çıkardım. aletleri yanına sırayla dizdim. adeta ameliyathanedeki cerrah gibiyim. uzatma kablosu çaresizce masada yatıyor. hemen yanına da internetten açtığım akım korumalı 8'li akıllı priz - aynı gün kargo sayfasını içeren telefonu koydum. ekranı tam bunun gözünün önüne doğru çevirdim.
önce düz tornavidayı aldım, bunun gevşemiş, bollaşmış bakır yuvalarının içine sokup o bakır plakaları tek tek içeri doğru büktüm. bundan sonra öyle temassızlık yapmak, fişi seçmek yok der gibi. sonra yan keskiyi kablosunun tam ortasına dayadım.
kulağımı o kırmızı ışıklı anahtarına doğru eğdim, buz gibi bir ses tonuyla fısıldadım. bak oğlum. senin içinden geçen o bakır telleri tek tek söker, mahalledeki çocuklara bakır niyetine satarım. seni bu evdeki bütün elektronik cihazların önünde çöpe atar, yerine akım korumalı, type c girişli alman malı priz alırım. ömrünün kalanını çöp kamyonunun arkasında poşet delerek geçirirsin. şimdi o bakır plakalarını adam gibi tutacaksın. o kıvılcımı bir daha görürsem, kablonu üç yerden keserim.
beyler yemin ediyorum tornavidayla içini sıkıştırırken aletten çıt çıt diye teslimiyet sesleri geldi.
gittim fişini duvara geri taktım. telefon şarjını, bilgisayarı, lambayı, hatta hırsımı alamayıp saç kurutma makinesini ve fritözü bile aynı anda taktım.
beyler fişler yuvaya öyle bir oturdu ki, sanarsın fabrikanın orijinal parçası. laaps diye girdi, milim sallanmıyor. üzerindeki kırmızı ışık artık cızıramıyor, lazer gibi dimdik ve kesintisiz yanıyor. 5 yuvadan aynı anda o kadar pürüzsüz elektrik akıyor ki odadaki voltaj seviyesi şahlandı.
şu an masanın altında uslu uslu duruyor, ne bir kıvılcım var ne bir gürültü. ibret olsun diye yan keskiyi hala prizin hemen yanında, masanın üstünde bırakıyorum. gözü keskiye kaydıkça daha bir canlı yakıyor kırmızı ışığını.
adam olacaksınız. akım korumalı priz sepetten çıkarıldı.
olay bu sabah saat 06:30 sularında gerçekleşiyor. telefonun şarjı %2, bilgisayarda önemli işlerim var, bir yandan da masa lambası açık. odayı aydınlatan tek şey, yerde yılan gibi çöreklenmiş, plastiği sararmış, üzerindeki kırmızı ışıklı anahtarı mangal gibi cızzzz cızzzz diye pavyon tabelası gibi göz kırpan 10 yıllık emektar ama huysuz ihtiyar uzatma kablosu.
bu priz tam bir ego yuvası olmuş beyler. 5 tane yuvası var ama keyfi yerindeyse sadece 2 tanesini çalıştırıyor. telefon şarj aletini takıyorsun, şarj olması için fişi 47 derecelik açıyla sol yukarı doğru bastırıp altına incil ve tevrat sıkıştırıp topal eşek dansı yapman gerekiyor. odada hızlı yürüyüp halıya basarsan oluşan titreşimden fiş sallanıyor, şarj kesiliyor. bildiğin mahalle muhtarı gibi keyfine göre elektrik dağıtıyor.
en son bilgisayarın fişini takarken tak diye bir kıvılcım attı, odada hafif bir yanık kablo kokusu ve o cızırdayan neon ışığı küt diye söndü. bilgisayar kapandı, emekler çöp oldu.
o an bende şalterler attı beyler. gözüm karardı.
yavaşça oturduğum yerden kalktım. önce gittim bunu duvardaki ana prizden çaaat diye çektim. akımı kestim. alet bir anda neye uğradığını şaşırdı, o gıcık cızırtı sesi bıçak gibi kesildi. masanın altından bunu kablosundan tutup yılan gibi sürükleyerek yavaş yavaş masanın üstüne çıkardım.
çekmeceden penseyi, düz tornavidayı ve yan keskiyi çıkardım. aletleri yanına sırayla dizdim. adeta ameliyathanedeki cerrah gibiyim. uzatma kablosu çaresizce masada yatıyor. hemen yanına da internetten açtığım akım korumalı 8'li akıllı priz - aynı gün kargo sayfasını içeren telefonu koydum. ekranı tam bunun gözünün önüne doğru çevirdim.
önce düz tornavidayı aldım, bunun gevşemiş, bollaşmış bakır yuvalarının içine sokup o bakır plakaları tek tek içeri doğru büktüm. bundan sonra öyle temassızlık yapmak, fişi seçmek yok der gibi. sonra yan keskiyi kablosunun tam ortasına dayadım.
kulağımı o kırmızı ışıklı anahtarına doğru eğdim, buz gibi bir ses tonuyla fısıldadım. bak oğlum. senin içinden geçen o bakır telleri tek tek söker, mahalledeki çocuklara bakır niyetine satarım. seni bu evdeki bütün elektronik cihazların önünde çöpe atar, yerine akım korumalı, type c girişli alman malı priz alırım. ömrünün kalanını çöp kamyonunun arkasında poşet delerek geçirirsin. şimdi o bakır plakalarını adam gibi tutacaksın. o kıvılcımı bir daha görürsem, kablonu üç yerden keserim.
beyler yemin ediyorum tornavidayla içini sıkıştırırken aletten çıt çıt diye teslimiyet sesleri geldi.
gittim fişini duvara geri taktım. telefon şarjını, bilgisayarı, lambayı, hatta hırsımı alamayıp saç kurutma makinesini ve fritözü bile aynı anda taktım.
beyler fişler yuvaya öyle bir oturdu ki, sanarsın fabrikanın orijinal parçası. laaps diye girdi, milim sallanmıyor. üzerindeki kırmızı ışık artık cızıramıyor, lazer gibi dimdik ve kesintisiz yanıyor. 5 yuvadan aynı anda o kadar pürüzsüz elektrik akıyor ki odadaki voltaj seviyesi şahlandı.
şu an masanın altında uslu uslu duruyor, ne bir kıvılcım var ne bir gürültü. ibret olsun diye yan keskiyi hala prizin hemen yanında, masanın üstünde bırakıyorum. gözü keskiye kaydıkça daha bir canlı yakıyor kırmızı ışığını.
adam olacaksınız. akım korumalı priz sepetten çıkarıldı.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
ara sıra görüyorum foto paylaşıyor. zararsız birine benziyor her ne kadar nicki öyle olsa da.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
çok direndim yazmayım diye de yapacak bir şey yok…
bu arkadaşı düşününce allam beni yarattın devotus neden yarattın diyorum.
her seferinde yeni bir kilit açılıyor.
bu arkadaşı düşününce allam beni yarattın devotus neden yarattın diyorum.
her seferinde yeni bir kilit açılıyor.
devamını gör...
mümü
ismimdir ya benim hshxhsh. mücver müftüoğlu olmayan kısaltma.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
karma diye bir şey varsa. yaşadığın her talihsizlikte, rast gitmeyen her işinde beni hatırla. kimseye ah etmedim ama sana çok fena ah ediyorum şu an…
devamını gör...
vasata avantaj sağlayan koşullar
karşısına benim gibi karşısındakini insan sayan birilerinin çıkması.
kalbim çok saf, çok.
kalbim çok saf, çok.
devamını gör...
