zaman tüneli

ben yoldaş'a system of a down'dan fuck the system adlı güzide eserimizi armağan etmek istiyorum, ewed.
devamını gör...

ooooooo aşk mı kaldı. biteli yaklaşık 7-8 sene olmuştur.
devamını gör...

o zaman neden bu kadar farklıyız?
devamını gör...

kafamın çok yoğun olduğu bir akşam, alt katımda oturan tıp 5 öğrencisi kız kapımı çaldı.
ya arthurcum, tirbuşonun var mı dedi.
dedim var.
gittim ardiyeye, alet çantasını açtım.
arıyorum...
bulamıyorum, allah allah diyorum...
penseleri tornavidaları falan kurcalıyorum, yok burada değil diyorum.
matkap çantasını açtım acaba burada mı diye...
sonra dedim ki ben ne arıyorum?
acaba hayal dünyam o ara neredeydi? tirbuşonu ne ile karıştırdım diye yıllardır düşünürüm...
gittim tekrar kapıya, "ne yapacaktınız ki?" dedim...
kızcağız da şaşkın şaşkın, "ş-şşarap açacaktık" dedi sesi titreyerek.
ben ağız dolusu bir "haaaaa öyle"yi kapı eşiğinde bırakıp mutfağa gittim, çekmeceden alıp verdim.
"arthur iyi misin sen?" diyor.
iyiyim iyiyim dedim, gel istersen bizimkiler(yakın ark grubu) var yabancı değiller dedi.
bu kafayla gelmeyeyim dedim.
gitmedim de, tirbuşonu ertesi gün geri getirdi ne olur ne olmaz diye*
devamını gör...

olm benim kamara pavyon gibi, ohh mis, ewed.
devamını gör...

yıllar önce yaz tatili, evde oturuyorum öyle.
kapı çaldı bir açtım önümde iki tane adam, icra dairesinden geliyoruz dediler.
tepkim: kimin bize borcu varmış???

bina isimleri aynı olduğu için karıştırmışlar meğer. işte bunlar hep babamın yüzünden.
devamını gör...

kaybolmuyor abi. kaybolmayacak. yaşadığım müddetçe kaybetmeyeceğim o inancı.
devamını gör...

aşk diye bir şey yok. boşuna arayıpta kendinizi yıpratmayın. o aşklar artık sadece romanlarda kaldı.
devamını gör...

gemi aynı olsa da kamaralar farklıdır.
devamını gör...

burası özelinde utanç duyduğum bir konudur, evet.
devamını gör...

ama aynı derinlikte değil.
devamını gör...

ben bi kere birine; “ omuzların geniş güzel” demiştim. “canlı görsen, sokakta verirsin.” demişti.
yuh ebesinin nikahı o kadar da değil.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

alın size allah diyen kedi, ewed.
devamını gör...

liselere giriş sınavı'dır. sınava hazırlanırken benim en çok zorlandığım konulardan biri düzenli bir program oluşturup bunu devam ettirmekti. özellikle sınava hazırlık sürecinde kaç kere kendime yeni program hazırladığımı hatırlamıyorum. ilk birkaç gün güzel gidiyor, sonra bir gün aksıyor, ertesi gün yetiştirmeye çalışıyorum derken bütün program dağılıyordu.

uzun süre sorunun bende olduğunu düşündüm. “herhalde yeterince disiplinli değilim” diyordum. sonradan fark ettim ki asıl problem çoğu zaman ders çalışma programı hazırlarken gerçekçi davranmamaktı.

mesela klasik şekilde “her gün 6 saat çalışacağım” diye program yapıyordum. kağıt üzerinde güzel ama okul, yol, yemek ve dinlenme derken gerçekte o kadar zaman kalmıyor. bir gün 3 saat çalıştığımda bile 3 saat çalışmış gibi değil, 3 saat eksik çalışmış gibi hissediyordum.
bence ister yks ister lgs hazırlık sürecinde olun, önce gerçekten kaç saat çalışabildiğinizi görmek gerekiyor. bir hafta boyunca ekstra yüklenmeden sadece çalışma sürenizi takip edin. benim için en işe yarayan şeylerden biri bu oldu. günde gerçekten 3 saat çalışabiliyorsam bunu bir anda 6 saate çıkarmak yerine yavaş yavaş artırmak çok daha mantıklı.

bir diğer hatam da programı tamamen konular üzerinden hazırlamaktı. “bugün paragraf bitecek”, “problemler tamamlanacak” gibi şeyler yazıyordum. konu yetişmeyince bütün program kayıyordu. özellikle yoğun bir sınava hazırlık döneminde bir günün aksaması bazen bütün haftayı etkiliyor.

şimdi daha çok çalışma blokları üzerinden gidiyorum. mesela 45 dakika çalışma, 15 dakika mola. o gün 4 blok yapabiliyorsam önümde ne kadar zaman olduğunu biliyorum. bir konu uzun sürerse bütün haftayı bozmak yerine sonraki bloklardan birini ona ayırıyorum. bence iyi bir ders çalışma programı da böyle olmalı. her dakikayı zorla doldurmak yerine, çalışma kapasitenize göre esneyebilmeli.

tekrar konusu da uzun süre ihmal ettiğim bir şeydi. yeni konu çalışınca ilerliyormuşum gibi hissediyordum ve tekrarları sürekli erteliyordum. sonra denemelerde daha önce çalıştığım konulardan yanlış yapmaya başladığımı fark ettim. şimdi haftalık çalışma süresinin bir bölümünü özellikle tekrara bırakıyorum. bence yaklaşık dörtte birini eski konulara ayırmak gayet mantıklı. bu özellikle lgs hazırlık döneminde önemli çünkü konular ilerledikçe eskileri unutmak çok kolay.

bir de programı hazırlayıp haftalarca değiştirmemek bence yanlış.
ben haftanın sonunda şunlara bakıyorum:
• hangi çalışmaları sürekli aksattım?
• hangi ders hep sona kaldı?
• denemede en çok hangi konudan yanlış yaptım?

sonraki haftayı da buna göre düzenliyorum. benim için iyi bir ders çalışma programı, bir kere hazırlanıp aylarca kullanılan bir liste değil; deneme sonuçlarına ve eksiklere göre değişen bir sistem. bunları bir dönem excel’de tutuyordum ama her hafta tablo düzenlemek, konu eklemek ve deneme sonuçlarını ayrı ayrı takip etmek bir süre sonra ekstra iş olmaya başladı.

sonrasında hippotenus’u kullanmaya başladım. en sevdiğim tarafı programı tamamen sıfırdan kurmak zorunda kalmamam oldu. müsait olduğum saatleri ve seviyemi giriyorum, 7 günlük bir çalışma planı oluşturuyor. özellikle sınava hazırlık döneminde benim işimi ciddi anlamda kolaylaştırdı. her hafta sıfırdan program yapmak yerine çıkan plan üzerinde ihtiyacıma göre düzenleme yapabiliyorum.
deneme sonuçlarını girdikçe hangi ders ve konularda daha fazla hata yaptığımı da görebiliyorum. bazen benim eksik olduğumu düşündüğüm konu ile denemelerde gerçekten sorun yaşadığım konu aynı olmuyordu. bunu görmek güzel oluyor.
lgs hazırlık yapanlar için de faydalı olacağını düşünüyorum. türkçe, matematik, fen gibi farklı dersleri aynı anda takip ederken hangisinin geride kaldığını elle görmek zor olabiliyor.

bir de net ve puan hesaplama araçları var. ben ara sıra kullanıyorum, üyelik istememesi de güzel. tabii ki bunların hepsi kağıt kalemle veya excel’le de yapılabilir. buradaki asıl mesele ders çalışma programı hazırlarken gerçekçi olmak, tekrarları programa koymak ve programı düzenli olarak güncellemek. ama benim gibi her hafta tekrar tekrar program hazırlamaktan sıkıldıysanız hippotenus bu kısmı bayağı kolaylaştırıyor. en azından benim sınava hazırlık sürecinde programı birkaç gün uygulayıp bırakmak yerine daha düzenli devam etmemi sağladı.
devamını gör...

ben de ekonovich'ten yana oyumu kullanıyorum, tabii ki kullanıcam olm ne diyorsun sen, adamla yıllarca aynı sözlükte yazdık, dövüş kulübünün ilk kuralı dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır.
dövüş kulübünün ikinci kuralı dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır. üçüncü kural.. ewed.
devamını gör...

bazı yazarları sözlükte gördüğünüz zaman demek istediğimiz ama nanoşluk olur diye diyemediğimiz iyimser bir cümle.

o kendini biliyor puhaha...
devamını gör...

ayağım ağrıyor üstüne üstlük eşek kadar olmuşken regl ağrısı çekiyom. evedeyim bu halde çalışıyorum.
devamını gör...

annemle kahvaltı yapıyorum ve iki kelimesinden biri;” bırak şu telefonu elinden.”
allah’ım susmuyor, susmuyor…
devamını gör...

geçen gün öyle bir şeye kulak misafiri oldum ki artık rüyamda at olup bozkırda koşuşturmuyorum.
yaşam sevincim götümde.
kulağınızı her deliğe dayamayın. naçizane tavsiyem.
devamını gör...

tuvalette sıçıyorum
zira başka türlü pek girmem sözlüğe
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim