zaman tüneli
yapay zekaya entry yazdıranlar uçurulsun kampanyası
guys kendi yazıyomuş ben ithamımı geri çektim
devamını gör...
yapay zekaya entry yazdıranlar uçurulsun kampanyası
aga o dediğim kişiyse, adamın müzik konusunda külliyatı harbiden sağlam yalnız, vj bülent, zeki kayhan coşkun, belki murat övüç bile getir götürünü yapar, ewed.
devamını gör...
douglas ankrah
pornstar martini’yi icat eden adam. london academy of bartenders (lab)’ın kurucusu.
devamını gör...
insanı yavaş yavaş öldüren şeyler
oksijen çekmek.
mantıklı geldi di mi?
mantıklı geldi di mi?
devamını gör...
pornstar martini
yanlış hatırlamıyorsam douglas ankrah’nın mükemmel bi tada sahip olan cocktaili. tarifini yazamayacağım çünkü içine koyduğum malzemelerin türkçesini bilmiyom. görüntü böyle, tadı efsane. tarif isteyen tiktok’a.
devamını gör...
miredi ferkuri
teşekkür ederim ya, erkek dediler problem yaratmadım gurur duydum açıkçası, fake dediler buna da okaydim valla... hatta mürekkep yalamış dediler, kanıma dokunsa da bırakmadım sözlüğü. ama adam gelmiş cipitiye yazdırıyosun diyo.
özellikle başkasının aklına gelmiş bir şeyi okuyup gülmek yerine kendi yazmış olamaz kibrini görüyorum burada. insanın kendi yetersizliğini başkasının üretimine mal ederek rahatlamasının zarif yolu yani. çünkü bir fikri beğenmemek başka bir şey, o fikrin bir insanın kafasından çıkmış olma ihtimalini kabullenememek başka bir şey.
“ben bunu yazamam” demek yerine “bunu o da yazamaz, kesin cipitiye yazdırmıştık” demek de insanın kendisiyle barışmasının ilginç bir yöntemi tabii.
o yüzden teşekkür ederim miredi ferküri abi.
özellikle başkasının aklına gelmiş bir şeyi okuyup gülmek yerine kendi yazmış olamaz kibrini görüyorum burada. insanın kendi yetersizliğini başkasının üretimine mal ederek rahatlamasının zarif yolu yani. çünkü bir fikri beğenmemek başka bir şey, o fikrin bir insanın kafasından çıkmış olma ihtimalini kabullenememek başka bir şey.
“ben bunu yazamam” demek yerine “bunu o da yazamaz, kesin cipitiye yazdırmıştık” demek de insanın kendisiyle barışmasının ilginç bir yöntemi tabii.
o yüzden teşekkür ederim miredi ferküri abi.
devamını gör...
sehpadaki midi klavye (yazar)
hayvanlı bir nicki olan saygıdeğer bir kardeşim vardı bir aralar, majeste'nin dostu olan bir arkadaşımız, ses mühendisiydi sanırım, radyo programlarını dinlerdim sözlük radyosunda. sen misin bro, ewed?
devamını gör...
sohbet muhabbet insanı
kişiye göre değişiyor benim ya. günlük hayatta mesela bugün ev bonboş. dışarı da çıkmadım, sadece arkadaşım aradı 3 cümle konuştum.
diğer arkadaşımla akşam buluşucaz onla aynı yerde çalışıyorduk. 3 saat aralıksız * konuşabilirim. karşıyı da dinlerim yani 1,5 saat ben 1,5 saat o konuşmuş olur. yeter daha ne.
diğer arkadaşımla akşam buluşucaz onla aynı yerde çalışıyorduk. 3 saat aralıksız * konuşabilirim. karşıyı da dinlerim yani 1,5 saat ben 1,5 saat o konuşmuş olur. yeter daha ne.
devamını gör...
yazarların kullandığı parfümler
hacı misi.
her ortama ve koşula uygun.
her ortama ve koşula uygun.
devamını gör...
sehpadaki midi klavye (yazar)
erkek mi kadın mı diye çok ikileme düşülmüş. cinsiyeti ile hiç ilgilenmiyorum. birinin fake hesabı falan da denmiş. kimseyi fake hesabını anlayacak kadar da tanımıyorum. birini fake hesabı ise o da umurumda değil.
birilerine nickaltı yazan biri hiç değilim. ama akışta görünce yazayım dedim. yazdıklarını okuyorum ben. çoğu zaman gülüyorum. olmadı tebessüm ediyorum. ama genel olarak komik buluyorum.
tespitlerini beğeniyorum. özellikle post rock gruplarının vokal seçimindeki hemoglobin detayı yarmıştır.
birilerine nickaltı yazan biri hiç değilim. ama akışta görünce yazayım dedim. yazdıklarını okuyorum ben. çoğu zaman gülüyorum. olmadı tebessüm ediyorum. ama genel olarak komik buluyorum.
tespitlerini beğeniyorum. özellikle post rock gruplarının vokal seçimindeki hemoglobin detayı yarmıştır.
devamını gör...
insanı yavaş yavaş öldüren şeyler
beklemek.
devamını gör...
lüks mekanlarda gezen işsiz kadınlar
nişantaşı’nda yürümek bile paralıdır. işsiz olmaları bir şey değiştirmez bence.
edit: insan fakir olunca böyle oluyor. yürümek diyorum mesela. arabayla gezmek aklıma sonradan geliyor.
edit: insan fakir olunca böyle oluyor. yürümek diyorum mesela. arabayla gezmek aklıma sonradan geliyor.
devamını gör...
lüks mekanlarda gezen işsiz kadınlar
nişantaşında bol bol göreceğiniz kadınlardır. hayır escortluk yapmıyorlar.
devamını gör...
hayy'dan gelen hu'ya gider
hi’dan gelen who’ya gider.
her şey merhaba ile başlar ve benim tanıdığım kişiyle bu kişi kim sorusu ile biter.
her şey merhaba ile başlar ve benim tanıdığım kişiyle bu kişi kim sorusu ile biter.
devamını gör...
insanı yavaş yavaş öldüren şeyler
aptallık.
devamını gör...
pilonidal sinüs
#4038243 evet dediğiniz kendiliğinden geçen vakalar milyonda bir var mesela şöyle derler kıl vardı çektim daha çıkmadı vs
devamını gör...
insanı yavaş yavaş öldüren şeyler
doğmak bunu zaten yapıyor.
stres gerçek manada insanı acımasızca katlediyor.
bir kere ölmüyorsun bin kere acı çekiyorsun ve sonra bummm.. yaşlılığı dahi beklemeden oyun buyun çıkmış.
stres deyip geçtim ama, insanı strese sokan gereksiz şeyler için esasinda yorum yapıyorum.
mesela birine imrenmek güzel,
birini kıskanmak normal,
birini uzun sure bu duygular ile düşünmek stres sebebi.
aşırı şekilde birine imrenmek sapkınlığa,
aşırı şekilde birini kıskanmak öfkeye, kine vs dönüşecektir. yoksa tüm duygular elbette insana dairdir ve hiçbir duygu hafife alınmamalı, bastırılmamalıdır. duygular yaşandıkça, anlamlandırıldıkça, bize altında yatan eksik yahut fazla yönlerimizi fısıldadıkça dengeye kavuşma idrakine erişmemiz mümkündür ama herhangi bir şekilde, fazla kaldığımızı düsünuyorsak o duygularda, işte o bizim için bir stres nedeni olacak ve bizi katledecektir.
merhamet gibi duygular bu durumda hep masum sanılır ve aşırıya gidildiği gözden kaçmaya en müsait olanlardandır. bir süre stres yapmamaya çalışıp kendimizi tanımaya uğraş verir isek zamanla bu konuda tarafsız bir hakeme dönüşmeye başlayabiliriz. böylece kendimize dışarıdan, daha geniş açıdan bakma imkanına sahip olabiliriz.
bunun en kestirme yolu, rahatsızlık duyduğumuz bir meselede, eğer cok sevdiğimiz bir yakınımıza tavsiye veriyor olsaydık nasıl davranmasını isterdik? sorusunu kendimize sormaya çalışmak olduğunu düşünüyorum. böylece kendimizi daha az kandiracak, problemlerimizi daha hızli cözebilecek, stres süremizi azaltmis olabilecegiz tabii uygulamasi yazmasindan epey zor.
stres gerçek manada insanı acımasızca katlediyor.
bir kere ölmüyorsun bin kere acı çekiyorsun ve sonra bummm.. yaşlılığı dahi beklemeden oyun buyun çıkmış.
stres deyip geçtim ama, insanı strese sokan gereksiz şeyler için esasinda yorum yapıyorum.
mesela birine imrenmek güzel,
birini kıskanmak normal,
birini uzun sure bu duygular ile düşünmek stres sebebi.
aşırı şekilde birine imrenmek sapkınlığa,
aşırı şekilde birini kıskanmak öfkeye, kine vs dönüşecektir. yoksa tüm duygular elbette insana dairdir ve hiçbir duygu hafife alınmamalı, bastırılmamalıdır. duygular yaşandıkça, anlamlandırıldıkça, bize altında yatan eksik yahut fazla yönlerimizi fısıldadıkça dengeye kavuşma idrakine erişmemiz mümkündür ama herhangi bir şekilde, fazla kaldığımızı düsünuyorsak o duygularda, işte o bizim için bir stres nedeni olacak ve bizi katledecektir.
merhamet gibi duygular bu durumda hep masum sanılır ve aşırıya gidildiği gözden kaçmaya en müsait olanlardandır. bir süre stres yapmamaya çalışıp kendimizi tanımaya uğraş verir isek zamanla bu konuda tarafsız bir hakeme dönüşmeye başlayabiliriz. böylece kendimize dışarıdan, daha geniş açıdan bakma imkanına sahip olabiliriz.
bunun en kestirme yolu, rahatsızlık duyduğumuz bir meselede, eğer cok sevdiğimiz bir yakınımıza tavsiye veriyor olsaydık nasıl davranmasını isterdik? sorusunu kendimize sormaya çalışmak olduğunu düşünüyorum. böylece kendimizi daha az kandiracak, problemlerimizi daha hızli cözebilecek, stres süremizi azaltmis olabilecegiz tabii uygulamasi yazmasindan epey zor.
devamını gör...
sehpadaki midi klavye (yazar)
#4038264 öyle bi şey yaptıysa adamdır ki
devamını gör...

