zaman tüneli
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
eleman halen cezalı. güncel olarak oyunda profilime girip bakıyor konuşabilse bir şeyler anlatacak herhalde ama bilemiyorum.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
yalın- günaydın.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
asya - isyankar.
devamını gör...
nick vererek bir yazara seslen
herkes bana dnick vermeden sesleniyor niye kimse bana buradan seslenmiyor
what’s my nick. ?
say my nick.
nicki mi verin.
ortamlarda nickim çınlasın
what’s my nick. ?
say my nick.
nicki mi verin.
ortamlarda nickim çınlasın
devamını gör...
nick vererek bir yazara seslen
#4040285
archie bunker kardeşimin böyle varlık sorgulaması tadındaki soruları militan bir dille soruşuna hastayım. *
aslında daha kısa bir süre önce okuduğum yaşayan filozof agamben'in şöyle bir cümlesine denk geldim. "bazı insanların ölümü, yaşamayı hak edenlerin hayatlarını devam ettirmeleri adına meşrulaştırılır. peki kimin hayatı kutsaldır ve kim yaşamayı hak eder? "
işte agamben'in bu analizi yaşamın kıyısında kalmış ve hayatı ıskalamış tüm ezilenlerin * güçlü ve gücü elinde tutanların uyguladıkları vahşete ve katliamlara karşı ürettiği söylemlerde açığa çıkar.
sıradan insanların yaptığı kötülük kınanmakla geçiştirilir ama devletin yaptığı kötülük ödüllendirilir gibi bir kötülük ayırımcılığı ve ya kötülük cilalaması yapmamak gerekir. kötülüğün hiçbir biçimi övgüyü hak etmez ve güzel sözden pay almaz.
evet devletin hukuk adı altında uyguladığı bir şiddet vardır. ve bu şiddet çoğu insanın yaşam-ölüm ikilemi kıyısında kalmalarına neden olmaktadır. egemen güç her zaman buranın ağası da benim paşası da benim diyerek hukuku kendi lehine kırpa kırpa , değiştire değiştire süreç içinde hukuku yolunmuş tavuğa çevirir ve ortada hukuk diye bir şey kalmaz. halka da belli davanış kalıplarını dayatır ama kendisi bunu tınlamaz.
bu hem hukukun uyguladığı hem de hukukun bizatihi kendisine uygulanmış en büyük şiddettir işte. adalet ve hak arayışında olan bir kavram bir anda iktidar sahiplerinin elinde zulüm aracına dönüşüveriyor. iktidar şehvetiyle kudurmuşların iktidara gelmeden önceki cicili bicili pamuk sözleriyle , şimdiki tavırlarına baktığımızda aradaki farkı her insan teki görür zaten. ha bunu sadece mevcut iktidar için de söylemiyorum. tüm iktidarların bugüne kadarki tüm edimleri için söylüyorum.
gerçi sorularının cevaplarına biraz tersten başladım ama başa dönelim istersen.
iyiliğe ulaşmak için ne kadar kötülük yapmalı?
aslında bu sorunun cevabı biraz yunan tragedyasında biraz da ibrahimi dinler de saklı. yunan tragedyasında dünya insana hiçbir şey şey vermez ve insana karşı duyarsızdır. tanrı da vermez.
bu anlamıyla yunan tragedyası budizm gibi tamamen ruha yüklenerek ve dünyayı görmezden gelerek bu acı ve trajedinin aşılacağını savunmaz. hayatı tüm gerçekliği ile kabullenerek bu trajedi ve acıların içinde mutlu olabilmeyi başarabileceğimizi savunur.
"e iyi de karşim platon'un idealar dünyası ne ayak o zaman " diye sorabilirsin belki ama platon'un idealar dünyası diye bir şeyi de kim uydurdu bilmiyorum inan. öyle bir şey yok. adamın son diyaloglarını oku, mesela sokrates artık soru bile sormuyor . neredeyse tamamen susuyor . bu trajediyi kabullenmiş ve idealar dünyası gibi lale devri bir dünyada yaşamıyor.
ibrahimi dinlerle benzerliğine gelince; bu trajediyi kabulleniş bu dinlerde de var çünkü. mesela tevrat'ta eyüp peygamberin sürekli tanrı'ya şikayet edişleri vardır. bir şeylerden dert yanma ve acılar. bu dinler de her ne kadar "yalan dünya" diye baksa da bu dünyaya özü itibariyle bu dünyayı çok net bir biçimde kabul eder. ahiret inancı bu dünyayı ve gerçeklerini görmezden gelmesine sebep değildir . bu yönüyle yuna tragedyasına benzer ama tabi bu konu üstünde çok daha tartışılacak bir mevzu.bu kadarcıkla geçiştirilemez ama burası da sözlük sonuçta. fazla bile bu.
esasen iyiliğe ulaşma nasıl olur pek de cevabı verilebilecek bir soru değil. zira ben "insan özünde iyidir" lafına inanan bir değilim. bana göre "insan özünde kötüdür". ancak ve ancak bu kötü yönlerini tırpanlayabilir sadece. saf iyilik ve sürekli iyi olma hali gibi bir durum mümkün değil. hani hatta şunu bile kesin olarak söyleyebilirim. hani insan cennetten o yasak elmayı yediği için kovulmuş ya. bak şu an insanoğlu tüm bu zamanları yaşadıktan sonra tekrar cennete dönse mesela. bence yine o yasak elmayı yer aga. o vesveseye ve şehvete kapılıp aldanır ve o kötülüğü yapar. yani yeter ki insanın eline kötülük yapma fırsatı geçmesin. geçtiği anda kartlar yeniden dağıtılır. mutlaka kötülüğü tercih eder demiyorum ama sınandığı ilk testte ne bok yiyeceği belli olmaz. selamlar...
archie bunker kardeşimin böyle varlık sorgulaması tadındaki soruları militan bir dille soruşuna hastayım. *
aslında daha kısa bir süre önce okuduğum yaşayan filozof agamben'in şöyle bir cümlesine denk geldim. "bazı insanların ölümü, yaşamayı hak edenlerin hayatlarını devam ettirmeleri adına meşrulaştırılır. peki kimin hayatı kutsaldır ve kim yaşamayı hak eder? "
işte agamben'in bu analizi yaşamın kıyısında kalmış ve hayatı ıskalamış tüm ezilenlerin * güçlü ve gücü elinde tutanların uyguladıkları vahşete ve katliamlara karşı ürettiği söylemlerde açığa çıkar.
sıradan insanların yaptığı kötülük kınanmakla geçiştirilir ama devletin yaptığı kötülük ödüllendirilir gibi bir kötülük ayırımcılığı ve ya kötülük cilalaması yapmamak gerekir. kötülüğün hiçbir biçimi övgüyü hak etmez ve güzel sözden pay almaz.
evet devletin hukuk adı altında uyguladığı bir şiddet vardır. ve bu şiddet çoğu insanın yaşam-ölüm ikilemi kıyısında kalmalarına neden olmaktadır. egemen güç her zaman buranın ağası da benim paşası da benim diyerek hukuku kendi lehine kırpa kırpa , değiştire değiştire süreç içinde hukuku yolunmuş tavuğa çevirir ve ortada hukuk diye bir şey kalmaz. halka da belli davanış kalıplarını dayatır ama kendisi bunu tınlamaz.
bu hem hukukun uyguladığı hem de hukukun bizatihi kendisine uygulanmış en büyük şiddettir işte. adalet ve hak arayışında olan bir kavram bir anda iktidar sahiplerinin elinde zulüm aracına dönüşüveriyor. iktidar şehvetiyle kudurmuşların iktidara gelmeden önceki cicili bicili pamuk sözleriyle , şimdiki tavırlarına baktığımızda aradaki farkı her insan teki görür zaten. ha bunu sadece mevcut iktidar için de söylemiyorum. tüm iktidarların bugüne kadarki tüm edimleri için söylüyorum.
gerçi sorularının cevaplarına biraz tersten başladım ama başa dönelim istersen.
iyiliğe ulaşmak için ne kadar kötülük yapmalı?
aslında bu sorunun cevabı biraz yunan tragedyasında biraz da ibrahimi dinler de saklı. yunan tragedyasında dünya insana hiçbir şey şey vermez ve insana karşı duyarsızdır. tanrı da vermez.
bu anlamıyla yunan tragedyası budizm gibi tamamen ruha yüklenerek ve dünyayı görmezden gelerek bu acı ve trajedinin aşılacağını savunmaz. hayatı tüm gerçekliği ile kabullenerek bu trajedi ve acıların içinde mutlu olabilmeyi başarabileceğimizi savunur.
"e iyi de karşim platon'un idealar dünyası ne ayak o zaman " diye sorabilirsin belki ama platon'un idealar dünyası diye bir şeyi de kim uydurdu bilmiyorum inan. öyle bir şey yok. adamın son diyaloglarını oku, mesela sokrates artık soru bile sormuyor . neredeyse tamamen susuyor . bu trajediyi kabullenmiş ve idealar dünyası gibi lale devri bir dünyada yaşamıyor.
ibrahimi dinlerle benzerliğine gelince; bu trajediyi kabulleniş bu dinlerde de var çünkü. mesela tevrat'ta eyüp peygamberin sürekli tanrı'ya şikayet edişleri vardır. bir şeylerden dert yanma ve acılar. bu dinler de her ne kadar "yalan dünya" diye baksa da bu dünyaya özü itibariyle bu dünyayı çok net bir biçimde kabul eder. ahiret inancı bu dünyayı ve gerçeklerini görmezden gelmesine sebep değildir . bu yönüyle yuna tragedyasına benzer ama tabi bu konu üstünde çok daha tartışılacak bir mevzu.bu kadarcıkla geçiştirilemez ama burası da sözlük sonuçta. fazla bile bu.
esasen iyiliğe ulaşma nasıl olur pek de cevabı verilebilecek bir soru değil. zira ben "insan özünde iyidir" lafına inanan bir değilim. bana göre "insan özünde kötüdür". ancak ve ancak bu kötü yönlerini tırpanlayabilir sadece. saf iyilik ve sürekli iyi olma hali gibi bir durum mümkün değil. hani hatta şunu bile kesin olarak söyleyebilirim. hani insan cennetten o yasak elmayı yediği için kovulmuş ya. bak şu an insanoğlu tüm bu zamanları yaşadıktan sonra tekrar cennete dönse mesela. bence yine o yasak elmayı yer aga. o vesveseye ve şehvete kapılıp aldanır ve o kötülüğü yapar. yani yeter ki insanın eline kötülük yapma fırsatı geçmesin. geçtiği anda kartlar yeniden dağıtılır. mutlaka kötülüğü tercih eder demiyorum ama sınandığı ilk testte ne bok yiyeceği belli olmaz. selamlar...
devamını gör...
musluk suyuyla ayran yapan tip
koli basili içtik, ayrı mı düştük?
devamını gör...
musluk suyuyla ayran yapan tip
bari kaynatıp soğutun da şeyolmasın.
devamını gör...
musluk suyuyla ayran yapan tip
klasik aileler. su an ekmek arasinda hayvan cesedi yiyorum. yani tavuk. hayvan cesedi diyince cok trajik duruyo di mi.
annem de ayran yapti, musluk suyundan. eskiden boyle seylere takmazdim, buyudukce biraz degisiyorum. artik pis geliyo bana boyle seyler. ne bilim. sonucta ne kadar mikrop var musluk suyunda. ıgreniyorum su an baya ama napalim fakirlik iste. biz de filtre yok ki temiz temiz saril saril su aksin muslugumuzdan.
#reissedatpekeryardimet (saka yapiyorum abi. evet.)
edit: ayranin da rengi yesil ya, yogurdu az heralde. allah bize yardim et. tekrar evet.
annem de ayran yapti, musluk suyundan. eskiden boyle seylere takmazdim, buyudukce biraz degisiyorum. artik pis geliyo bana boyle seyler. ne bilim. sonucta ne kadar mikrop var musluk suyunda. ıgreniyorum su an baya ama napalim fakirlik iste. biz de filtre yok ki temiz temiz saril saril su aksin muslugumuzdan.
#reissedatpekeryardimet (saka yapiyorum abi. evet.)
edit: ayranin da rengi yesil ya, yogurdu az heralde. allah bize yardim et. tekrar evet.
devamını gör...
kördüğüm
devamını gör...
ümit besen’in kızının nikahına yetişememesi
bunca yıldır sevgili için tatava yaptın, daha kızının nikahına yetişemedin. terzi kendi söküğünü dikemez derlerdi de arabesk versiyonunu ilk kez görüyorum.
devamını gör...
istanbul havalimanı
istanbul havalimanı, 16 ağustos 2026’da 290.287 yolcu ve 1739 uçuşla türkiye ve avrupa’da tüm zamanların en yüksek günlük yolcu ve uçuş sayısına ulaştı.
(bkz: https://bigpara.hurriyet.co...)
(bkz: https://bigpara.hurriyet.co...)
devamını gör...
ümit besen’in kızının nikahına yetişememesi
"türkiye siyasetinde ne gibi kahpelikler olmuş, dünyada bir yerde bir bomba saldırısında bilmem kaç çocuk ölmüş" haberlerinin yanında s.ke sürülür bir haber değildir. bize acı lazım igrenme lazım şaşkınlık lazım, bunlara alıştık artık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının benzetildiği ünlüler
bahsetmeme gerek var mı? sısıs
devamını gör...
obsession
fakir olduğum için hd'sini bekleyeyim demiştim. yakın döneme nasipmiş. sonunda açtım. dedim ki bu kesin monkeys paw kafasında, dileğin gerçekleşiyor ama karşılığında hayatın mahvoluyor tarzı lanetli dilek filmlerindendir.
meğer erkeğin narsizmiyle manipülasyonunun kadının hayatını ve iradesini yavaş yavaş ele geçirmesinin korku sinemasındaki karşılığını izliyormuşum. pasif agresif erkeklik bir kadının bütün varoluşunu işgal edecek noktaya gelince işte buyrun size gerçek korku.
bir de inde navarrette... ekrana bakıp ''o ne güzelliktir, o ne hoş mimiklerdir be kadın'' diye diye filmin yarısını senin yüzünden kaçırdım!
meğer erkeğin narsizmiyle manipülasyonunun kadının hayatını ve iradesini yavaş yavaş ele geçirmesinin korku sinemasındaki karşılığını izliyormuşum. pasif agresif erkeklik bir kadının bütün varoluşunu işgal edecek noktaya gelince işte buyrun size gerçek korku.
bir de inde navarrette... ekrana bakıp ''o ne güzelliktir, o ne hoş mimiklerdir be kadın'' diye diye filmin yarısını senin yüzünden kaçırdım!
devamını gör...
sözlük yazarlarının bugün topladığı sevap pointleri
bugün küfretmem gerekenden daha az küfrettim, ki fırsat çoktu..
bol bol sabır point aldım.
karşıma derin dekolteli ve bayağı güzel bir kadın çıktı, kafamı çevirdim (yanımda genel müdür vardı, gönüllü bir sevap değildi ama olsun. bence en büyük puanı buradan aldık. sevabı yazan melek bile benden fazla bakmıştır).
bir arkadaşım geldi, kendi elimle kahve yaptım (fakat sonrasında çok dedikodu yaptık, orada bir amatörlüğümüz oldu).
bol bol sabır point aldım.
karşıma derin dekolteli ve bayağı güzel bir kadın çıktı, kafamı çevirdim (yanımda genel müdür vardı, gönüllü bir sevap değildi ama olsun. bence en büyük puanı buradan aldık. sevabı yazan melek bile benden fazla bakmıştır).
bir arkadaşım geldi, kendi elimle kahve yaptım (fakat sonrasında çok dedikodu yaptık, orada bir amatörlüğümüz oldu).
devamını gör...
ümit besen’in kızının nikahına yetişememesi
45 yıldır “nikahına çağır beni sevgilim” diye şarkılar söyleyen ümit besen, iş ciddiye bindiğinde nikaha yetişememiş..
bodrum’daki konserinin ardından uçağı kaçıran besen, edirne’de evlenmekte olan kızının nikah törenini kaçırmış (fakat düğüne yetişmiş çok şükür).
genç çifte mutluluklar dilerim ama ümit besen’in şarkılarına karşı da akıllarda bir soru işareti kalmıyor değil.
x.com/i/status/208931332487...
bodrum’daki konserinin ardından uçağı kaçıran besen, edirne’de evlenmekte olan kızının nikah törenini kaçırmış (fakat düğüne yetişmiş çok şükür).
genç çifte mutluluklar dilerim ama ümit besen’in şarkılarına karşı da akıllarda bir soru işareti kalmıyor değil.
x.com/i/status/208931332487...
devamını gör...



