zaman tüneli

#4048419
atla eşeği karşılaştırarak doğruyu bulamazsın.
bambaşka iki sistemden bahsediyoruz.
şöyle özetleyeyim:

almanya'da her gebenin hebamme yani ebe tutma hakkı yasaldır. öncesi ve sonrası süreci bu ebeler yürütür.
türkiye'de bu sistem doktor üzerinden yürür çünkü yetişmiş eğitimli ebe sayımız çok az.

işin tazminat konusu bambaşka.
doktor tıbben %100 haklı olsa bile onlarca milyonluk tazminat davalarıyla karşılaşabiliyor ve ülkedesi adalet sistemi bilime karşı olduğu için genelde doktor tazminat ödüyor.
daha geçen ay tamamen doktordan bağımsız, hastanın kendi bedeninde ameliyat esnasında var olan bir komplikasyon sebebiyle doktora 85 milyon tl'lik dava açıldı ve adam kanıtlamasına rağmen ödemek zorunda bırakıldı.
bu işler doğal olarak defansif tıp olayını doğuruyor. daha az riskli işlemi tercih etmek, bir açıdan kendini ve mesleğini korumak.

en büyük etkene geliyorum: tokofobi.
tamamen eğitimsizlikten kaynaklanan, komşusu böyle olmuş anneannesi şöyle demiş gibi şeylere dayanan şey.
gebelerin %20'si zaten kendisi talep ediyor.

neyse konuyu gereksiz uzatmayayım.
almanya'da doktorluk buradan daha keyifli ve daha kafa rahat iş.
mesela burada "ay biraz halsiz hissediyorum" diyen hastayı acilde sadece yarım saat beklettiğinizde (o ara tüm acil ekibi trafik kazasında bağırsağı dışarı çıkmış hastayla uğraşırken) cimer'e yazıyorlar ve bunun için savunma veriyorsunuz.
almanya'da mesela ateşiniz belirli bir celciusun üzerinde değilse doktor sizi direkt eve gönderir.
şikayetinize göre 5-6 saat bekleyebiliyorsiniz ve herhangi bir yere şikayet etseniz de sonuç alamazsınız çünkü "doktor öyle uygun görmüşse doğrudur" derler.
devamını gör...

içimizin huzurla dolduğu bir gün olsun dileklerimizle, günaydın herkese.
devamını gör...

topçu oğlu topçu, bir beşiktaşlı olarak çok beğeniyorum.
ama içinde tam bir mert hakan, tam bir sabri sarıoğlu yatıyor*
sebebi de (bkz: choc des olympiques)
haydi yine iyisiniz genel kültürü kaptınız sabah sabah

fransa'da lyon ve marsilya kulüplerinin savaşı bu.
matteo da eski bir marsilyalı olarak lyon'luları kudurtma işini sever mantık olarak.

olayın vatandaşlıkla alakası yok.
burada olsa da hiçbir şey olmazdı.
bu ülke rakip takım çeyrek finalde elenince sosyal medya hesaplarından kupa paylaşan "vatansızlara" alışık.
devamını gör...

reptiliandırlar çünkü, ewed.
devamını gör...

ne yalan söyleyeyim cas davasinin geri çekilmesinin aedinda 26 ağustos da trabzonsporun cl ligine gönderilmesi hep aklımda.. içimde hep bir sebepli huzursuzluk
devamını gör...

baska gezegenlerden gonderilmis olan kadim gozculer... yildizlari takip ederek yonlerini de bulabilirler.
devamını gör...

matteo guendouzi gelirken hatırlayanlar bilir; trash talk çok sever, arsenaldeyken milleti delirtiyordu demiştim. hatta brighton maçında hepinizin toplamından çok maaş alıyorum diye adamları delirtmişti. bugün de aynı tarifeyi lyon oyuncularına yapmış.
devamını gör...

sözlük yazarı terbiyecisi olan yazar kişisi hehe...
devamını gör...

acaba dünyanın sekizinci harikası doktorlarımız ve bilhassa kadın doğum uzmanlarımız orada da türkiye'de yaptıkları gibi hamilelerin gözünü korkutup onları sezaryene yönlendirebiliyor mu ? almanya'da hangi gün saat kaçta kesip biçeceğini hastayla belirlesen herhalde ''hayırdır'' diyecek bir sağlık bakanlığı vardır.
devamını gör...

börekten 2 tane (çok iyi)
filtre kahvesi de mis
bir de bu manzara

hepsi 150 tl

yaşa datça belediyesi
günaydın

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

zannederim en çok okka altına giden meslek erbapları mafya patronları..
devamını gör...

bir karadenizli kız ismi.. unisex ve daha az yöresel versiyonu, armağan..

o değil de, fen lisesinde okurken sürmeneli bir kız vardı bizim sınıfta, adı şişe'ydi.. neşe değil, yanlış yazım da değil, düz şişe..

karadeniz'de olan bir isimmiş, söyleyenlerin yalancısıyım..

şimdi bu kız tabii ki, bütün dalgalarımızın kurbanı olarak lise tedrisatını tamamladıktan sonra, reşit olduğu dakika adını neşe'ye çevirdi..

geçenlerde bizim bora var, "neşe naapıyor" diye sordum, telefonda.. "adını alara'ya çevirdi" dedi.. zannederim bir süre sonra onu da değiştirir.

zira, bence insan 18 sene şişe olarak yaşadıktan sonra hiç bir isimde dikiş tutturamaz..
devamını gör...

marlon brando ile sophia loren'in oynadığı 1967 tarihli film. aynı zaten charlie chaplin'in son kez yönetmenlik koltuğuna oturduğu filmdir. tarzı ve konusuyla demode bulunan film son derece başarısız olduğu gibi, chaplin gibi rezil bir karakter bile kendisinden daha rezil birisi olan brando'yla karşılaşınca afallamış, birbirlerinden nefret ede ede filmi bitirmişlerdir.
devamını gör...

devamını gör...

sizde bacım deyin konu uzamasın.
devamını gör...

yine en iyi yöntem prezervatiftir. cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklardan da korur çoğunlukla.
doğum kontrol hapları etkin koruma sağlasa da bazı kadınlarda kilo yapıyor.
devamını gör...

"acizlik" yaratılışımızın özünde yer alan hassamızdır. aksi şirk olur. haşa.
devamını gör...

yunmuş, yıkanmış, ter-ü taze, mis gibi bir gün olsun.

günaydın sözlük!

cia direktörünün neden moskova'ya gittiğinden bize ne... biz takva'mıza bakarız...

yolda almışım iki boyoz "oollum ordan iki çay". ohh mis!
devamını gör...

ince çizgi filan yoktur.

patavatsız bir insana sempati duyulduğu için nezaket göstermek istenirse "dobra" denir.

patavatsız bir insana sempati duyulmuyorsa doğrudan "dallama" denir.

insan ölür, gübre olur, patavatsızlığı baki kalır.
devamını gör...

fenerbahçe'nin, bizi çok ama çok mutlu ettiği futbol müsabakası.

teşekkürler fenerbahçe. sen bu hayatın neşesi, tadı tuzusun.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim