zaman tüneli
kadınlarla yatak hikayelerini anlatip ilgi çekeceğini sanmak
açılın kaos var ve bana sallıyor. belki de lucifer'e belki de yoldaşa bilmiyorum yani. ama ben varım bu poleminkte ehehe.
kardeşim ben yatak anıları falan anlatmam. buna cinsel mizah denir seven var sevmeyen var. ama oversharing yapmadan komik olduğunu düşündüğüm küçük anılarımı anlatırım.
evet küçük sallayacak mısın hahaha.
şimdi ilkkancığım ne oldu sana birkaç gündür kangal köpeği gibisin ?
nikaltıma da döşer misin ? yoksa hanımın ayaklarını yıkamak diye başlık açıp acınası halini kadinlara sempatik göstermeye mi çalışırsın?
ekmeğimizdeyiz çok şükür. henüz 28 yıllık hayatımda utanılacak bir şey yapmadım. kul hakkı yemedim ? sen niye kudurdun bunu da çözemedim. çünkü gerçek hayatın içerisine karışırsan yapmış olduğum tanımın normalde bu durumlar için kullanıldığını anlarsın.
sözlükte fotoğraf paylaştığımda da salla bana lütfen. sadece luciye salliyorsun aliniyorum. bizim ondan aşağı kalır ne yanımız var ? belki uzun boy dışında dkhdhdjd.
kardeşim ben yatak anıları falan anlatmam. buna cinsel mizah denir seven var sevmeyen var. ama oversharing yapmadan komik olduğunu düşündüğüm küçük anılarımı anlatırım.
evet küçük sallayacak mısın hahaha.
şimdi ilkkancığım ne oldu sana birkaç gündür kangal köpeği gibisin ?
nikaltıma da döşer misin ? yoksa hanımın ayaklarını yıkamak diye başlık açıp acınası halini kadinlara sempatik göstermeye mi çalışırsın?
ekmeğimizdeyiz çok şükür. henüz 28 yıllık hayatımda utanılacak bir şey yapmadım. kul hakkı yemedim ? sen niye kudurdun bunu da çözemedim. çünkü gerçek hayatın içerisine karışırsan yapmış olduğum tanımın normalde bu durumlar için kullanıldığını anlarsın.
sözlükte fotoğraf paylaştığımda da salla bana lütfen. sadece luciye salliyorsun aliniyorum. bizim ondan aşağı kalır ne yanımız var ? belki uzun boy dışında dkhdhdjd.
devamını gör...
anathema dinleyen arkadaşın evine belediyeyle girmek
ben iyi zamanımda anathema dinliyorum. kötü zamanımda sela dinlersiniz artık.
devamını gör...
anathema dinleyen arkadaşın evine belediyeyle girmek
günlerdir doğru şeyi yapıp yapmadığımı sorguluyorum sözlük.
yıllardır tanıdığım ve enerjisine hayran olduğum bir arkadaşımın yıllar önce anathema dinlediği kötü, karanlık bir dönemi olmuştu. antimatter'lar, shamrain'ler havada uçuşuyordu. kendisine destek olma amaçlı birkaç aylık bir rehabilitasyon süreci başlatmış, stooges, cramps, buzzcocks falan dinleterek çocuğu kendine getirmiştik.
çok şükür toparlamıştı... yani biz öyle sanıyorduk aslında... fark ettim ki geçenlerde tekrar kurumsal depresyona girmiş öküz. battaniye altı ağıt popuna tekrar bulaşmış... baktım enerjisi düşük, hülyalı hülyalı bakıyor... dayanamadım mesaj attım, ''nasılsın?” diye sordum. gelen cevap “we are here because we're here...”.
o an bütün hayat enerjimi emildi be sözlük...
normalde yanında olup iyileştirmeye çalışacağımı düşünen benim bile artık tahammülüm kalmadı.boka tekrar bulaştığını hisseder hissetmez ilk iş belediyeyi aradım... ihbar ettim onu... belediye ekipleriyle eve girdik.
ev aramasında alternative 4'ü dexter gibi havalandırmanın içine saklamış, arayınca bulamayalım diye oraya koymuş herhalde... hayır spotify'dan dinlediği yetmezmiş gibi albümü gidip fiziksel olarak da satın almış.
daha da kötüsü mutfakta deeper into the night albümünü bulduk.
shamrain'e de bulaşmış... aah ah...
adam yaklaşık 1,5 yıldır kimseye hissettirmeden gizli gizli anathema dinliyormuş. en son evresinde fark ettik. daha da kötüsü olay hukuki bir boyut kazandı. çünkü kendi dinlediği yetmezmiş gibi flörtlerine de antimatter falan atıyormuş. bu boku dinlemekle kalmıyor, insanlara öneriyormuş.
yani mesele artık kişisel olmaktan çıktı. sanıyorum rehabilitasyon kapsamında kendisine türk punk dinletecekler.
oysa ki yıllar önce uyarmıştım...
“bak,” demiştim, “insanlar sana benim gibi davranmaz. garage punk falan dinletmezler. gider türk punk dinletirler. vallahi kahrolursun kalitesizlik içinde... etrafını liseli bebeler sarar.” demiştim yani. dedim be, dedim... dedim!
aaah ah.
içim yanıyor içim.
yıllardır tanıdığım ve enerjisine hayran olduğum bir arkadaşımın yıllar önce anathema dinlediği kötü, karanlık bir dönemi olmuştu. antimatter'lar, shamrain'ler havada uçuşuyordu. kendisine destek olma amaçlı birkaç aylık bir rehabilitasyon süreci başlatmış, stooges, cramps, buzzcocks falan dinleterek çocuğu kendine getirmiştik.
çok şükür toparlamıştı... yani biz öyle sanıyorduk aslında... fark ettim ki geçenlerde tekrar kurumsal depresyona girmiş öküz. battaniye altı ağıt popuna tekrar bulaşmış... baktım enerjisi düşük, hülyalı hülyalı bakıyor... dayanamadım mesaj attım, ''nasılsın?” diye sordum. gelen cevap “we are here because we're here...”.
o an bütün hayat enerjimi emildi be sözlük...
normalde yanında olup iyileştirmeye çalışacağımı düşünen benim bile artık tahammülüm kalmadı.boka tekrar bulaştığını hisseder hissetmez ilk iş belediyeyi aradım... ihbar ettim onu... belediye ekipleriyle eve girdik.
ev aramasında alternative 4'ü dexter gibi havalandırmanın içine saklamış, arayınca bulamayalım diye oraya koymuş herhalde... hayır spotify'dan dinlediği yetmezmiş gibi albümü gidip fiziksel olarak da satın almış.
daha da kötüsü mutfakta deeper into the night albümünü bulduk.
shamrain'e de bulaşmış... aah ah...
adam yaklaşık 1,5 yıldır kimseye hissettirmeden gizli gizli anathema dinliyormuş. en son evresinde fark ettik. daha da kötüsü olay hukuki bir boyut kazandı. çünkü kendi dinlediği yetmezmiş gibi flörtlerine de antimatter falan atıyormuş. bu boku dinlemekle kalmıyor, insanlara öneriyormuş.
yani mesele artık kişisel olmaktan çıktı. sanıyorum rehabilitasyon kapsamında kendisine türk punk dinletecekler.
oysa ki yıllar önce uyarmıştım...
“bak,” demiştim, “insanlar sana benim gibi davranmaz. garage punk falan dinletmezler. gider türk punk dinletirler. vallahi kahrolursun kalitesizlik içinde... etrafını liseli bebeler sarar.” demiştim yani. dedim be, dedim... dedim!
aaah ah.
içim yanıyor içim.
devamını gör...
kitap alacaklara tavsiyeler
halk kütüphanelerinden ödünç alın, günümüzde kitaplar epey pahalı o kadar para vermeyin.
devamını gör...
yoldaş tekel
hemen gidem de karşısına yoldaş market açam maksat itlik serserilik.
devamını gör...
kadınlarla yatak hikayelerini anlatip ilgi çekeceğini sanmak
dosto dikkat et kendine her başlıkta beni ifşa etmeye başladın anlamadım sanma. benle düşman olmak istemezsin bu sana ilk uyarım bak 8-10 defa daha uyarırım selametle
devamını gör...
sözlükte büyük bir kavga çıkacağını hissetmek
sanırım çıkmıştır. (bkz: hissi kablel vuku)
devamını gör...
kadınlarla yatak hikayelerini anlatip ilgi çekeceğini sanmak
biraz geri zekalı olduğunuzu gösterir.
devamını gör...
hiçbir şey beklemeden kadınların tarafında olmak
sevim koş! kavga var...
devamını gör...
bize her yer trabzon
ama bir tek size.. dünyanın kalanının bu sava herhangi bir değer verdiği yok.
devamını gör...
eyfel kulesi
haussmann'ın paris'i yeniden yapmak için yerle yeksan etmesinden sonra fransızların "paris'in içinden geçtik, bari bir de tüy dikelim" diye düşünüp yaptıkları ucube demir yığını.
devamını gör...
yazarların ruh hallerini anlatan bir söz
yolum yok yordamım yok.
devamını gör...
who let the dogs out
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının kapak fotoğrafları
bay gatsby var kapağımda, hayali aşığım.
devamını gör...
hiçbir şey beklemeden kadınların tarafında olmak
s.i.s.k kendine acı sen dostum...
burada seviştiğin kadınlarla yatak hikayelerini anlatip ilgi çekmeye çalısmaya devam...
burada seviştiğin kadınlarla yatak hikayelerini anlatip ilgi çekmeye çalısmaya devam...
devamını gör...
hiçbir şey beklemeden kadınların tarafında olmak
sevabına kardaş. haklı kimse ondan tarafız. genellikle de kadınlar haklı, ne yapayım. objektif olduğum için işte hep bunlar.
devamını gör...
yarın çok geç olabilir
duygu iletimi "acil" dir. çünkü oluştuğu mecra da anlamlanır.
düşünce iletimi "ertelenebilir" ama duygu yerinde "ağır" dır.
düşünce iletimi "ertelenebilir" ama duygu yerinde "ağır" dır.
devamını gör...
sıhhiye
kızılay ve ulus'un ortasında olmasına rağmen ikisinden de çok farklı hissettiren semt.
behzat ç'nin 25. bölümünde tam sıhhiye köprüsü'nün altından geçerlerken arabanın önüne ceset düşmesiyle akbaba'nın verdiği "aha düştü, sonunda kafamıza da düştü a***" tepkisiyle de hatırlanabilir.
behzat ç'nin 25. bölümünde tam sıhhiye köprüsü'nün altından geçerlerken arabanın önüne ceset düşmesiyle akbaba'nın verdiği "aha düştü, sonunda kafamıza da düştü a***" tepkisiyle de hatırlanabilir.
devamını gör...
özledim seni
ağzımda yalana dönen cümle. ben bu duygunun nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum. bazen söylemek zorunda kaldığım zamanlar oluyor. geçen yeğenim; özledim seni dayı dedi, eh, öyle olunca, napayım yani? ben de seni dedim. çocuk işte. bazen hassas davranman gerekebiliyor. her zaman öküz olamazsın sonuçta. dürüstlükte bir yere kadar.
biz genel olarak ailecek ve sülalecek böyleyiz. gözden ırak, gönülden ırak, bizim olayımız bu. babam çok duygusal adamdı rahmetli. sülalenin yüz karası. uzaktayken her gün arayıp beni darlardı. gözümde tütüyorsun falan derdi. ağzı iyi laf yapardı rahmetlinin. bir şekilde ikna edemediği insana az rastladım. bu açıdan çok kabiliyetli herifti. siyasi hareketlerde başkanlık falan yapmış, alfaydı herif. bu açıdan ondan pek hoşlandığım söylenemez. bütün ikna oyunları üzerimde pek çalışmıyordu da. ya baba her gün her gün arama, hadi kapat, arada bir ara yeter diyordum. özlemedin mi beni diyordu. yoh diyordum. çok duygusuzsun diyordu. eh diyordum. eyh! yeter be. şefkati de boldu rahmetlinin. en sevmediğim şey. şefkat bende tiksinti uyandırıyordu.
özlemek diyince birisi ben hiçbir şey anlamıyorum. acıkıp yemek yemek gibi, canın elma çekmesi gibi bir şey algılıyorum. belki de gerçekten başka türden bir şeydir. onlar da vardır öyle bir duygu da bende yoktur. olabilir. ne söylesem boş.
biz genel olarak ailecek ve sülalecek böyleyiz. gözden ırak, gönülden ırak, bizim olayımız bu. babam çok duygusal adamdı rahmetli. sülalenin yüz karası. uzaktayken her gün arayıp beni darlardı. gözümde tütüyorsun falan derdi. ağzı iyi laf yapardı rahmetlinin. bir şekilde ikna edemediği insana az rastladım. bu açıdan çok kabiliyetli herifti. siyasi hareketlerde başkanlık falan yapmış, alfaydı herif. bu açıdan ondan pek hoşlandığım söylenemez. bütün ikna oyunları üzerimde pek çalışmıyordu da. ya baba her gün her gün arama, hadi kapat, arada bir ara yeter diyordum. özlemedin mi beni diyordu. yoh diyordum. çok duygusuzsun diyordu. eh diyordum. eyh! yeter be. şefkati de boldu rahmetlinin. en sevmediğim şey. şefkat bende tiksinti uyandırıyordu.
özlemek diyince birisi ben hiçbir şey anlamıyorum. acıkıp yemek yemek gibi, canın elma çekmesi gibi bir şey algılıyorum. belki de gerçekten başka türden bir şeydir. onlar da vardır öyle bir duygu da bende yoktur. olabilir. ne söylesem boş.
devamını gör...
