zaman tüneli
günaydın sözlük
günaydın sözlük,
sabah sabah düşündüm de salı günü kadar "no name" bir gün yok. yüzyıllık yalnızlık kitabında marquez, 150 sayfa boyunca uzun uzun betimlediği karakteri "bir salı günü öldüğünde yağmur başladı." diyerek aniden öldürüyor.
oysa diğer günler öyle mi? pazartesinin ünü zaten dillere pelesenk halde. "sendromu" var bir kere, nasıl ünlü olmasın? çarşamba zaten hafta ortası, perşembe desen hafta sonuna az kaldı günü, cuma hem mübarek hem de çalışanlar, özellikle beyaz yaka için hafta sonunun başladığını müjdeleyen kutsal (!) gün. cumartesi pazar günlerini söylemiyorum bile...
gerçi benim gibi işsizliğin dibine vurmuş biri için her gün aynı ama neyse... yine de, bir yazarın sayfalarca betimlediği karakterini bir salı günü pat diye öldürmesi, salı gününün ne kadar değersiz bir gün olduğunu anlatan müthiş bir metafor bence...
sabah sabah düşündüm de salı günü kadar "no name" bir gün yok. yüzyıllık yalnızlık kitabında marquez, 150 sayfa boyunca uzun uzun betimlediği karakteri "bir salı günü öldüğünde yağmur başladı." diyerek aniden öldürüyor.
oysa diğer günler öyle mi? pazartesinin ünü zaten dillere pelesenk halde. "sendromu" var bir kere, nasıl ünlü olmasın? çarşamba zaten hafta ortası, perşembe desen hafta sonuna az kaldı günü, cuma hem mübarek hem de çalışanlar, özellikle beyaz yaka için hafta sonunun başladığını müjdeleyen kutsal (!) gün. cumartesi pazar günlerini söylemiyorum bile...
gerçi benim gibi işsizliğin dibine vurmuş biri için her gün aynı ama neyse... yine de, bir yazarın sayfalarca betimlediği karakterini bir salı günü pat diye öldürmesi, salı gününün ne kadar değersiz bir gün olduğunu anlatan müthiş bir metafor bence...
devamını gör...
normal sözlük'te tek kullanıcıdan oluşan sitcom kadrosu
normal sözlükte buna "pir zola" etkisi diyoruz.
nevi şahsına özgü kimse dir.
nevi şahsına özgü kimse dir.
devamını gör...
günaydın sözlük
anlamsız bir güne daha merhaba demeden önce aynada kendimize "merhaba"!
günaydın sözlük!
pompa fiyatına yansıtılacak ne çok şey var bilseniz yataktan çıkmayı istemezdiniz. ama zorunluluklar...ahhh!
günaydın sözlük!
pompa fiyatına yansıtılacak ne çok şey var bilseniz yataktan çıkmayı istemezdiniz. ama zorunluluklar...ahhh!
devamını gör...
acun ılıcalı
fenerbahçe üst yönetimi tarafından anlamsız şekilde "hırpalanan" başarılı premier lig klüp başkanı dır.
onunla iş yapmak varken kavgalı olmak ne kadar aptalca.
tam bir ortadoğulu kafası.
onunla iş yapmak varken kavgalı olmak ne kadar aptalca.
tam bir ortadoğulu kafası.
devamını gör...
yaz bitti kadın ayağı göremeyeceğiz
kabullenilmesi zor bir gerçektir.
devamını gör...
tut şunun ucunu döşeyelim abi
termodinamiğin ikinci yasası "entropinin* artmak zorunluluğunu" tanımlar.
devamını gör...
pompa korumalı mevduat
az önce işe gitmek için benzinliğin yanından geçerken motorin fiyatı olarak 96'yı gördüm. devamına bakmadım. eskiden 3 kuruş farklı olan benzinliği kovalardık, şimdi geçti o günler. şimdi geçmedi gerçi, çok oldu o günlerin geçmesinin üzerinden. ilk başta teğet geçti ekonomimizi büyük bir kriz. ama nasıl geçti bir bilseniz. o dönem neler neler özelleşti teğet geçsin diye. o günlerde üretim zayıfladı, kente hücum arttı. o dönem çakallar daha da çoğaldı, konseyler kafalarına göre iş yaptı ve bugüne geldik. bakın bakalım o kriz teğet mi geçmiş yoksa bağırsağa kadar mı köklemiş...
devamını gör...
tut şunun ucunu döşeyelim abi
düşünün ki o zaman toplum ne kadar temizmiş. insanlar böyle bir reklamı yanlış anlayıp, bunu hiç kullanmadılar. jenerasyon ilerledikçe, insanlık daha çirkin hale gelmeye başladı. şimdi her şey bel altına özellikle çekiliyor.
devamını gör...
borderline kadınların erkeklere çekici gelmesi
borderline ciddi bir kişilik bozukluğudur. bu insanlarla normal ilişki ve iletişim kuramazsınız. ilginç gelebilirler çünkü standart insanların hayata bakış açılarından daha farklı bir bakış açıları vardır. bu noktada şunu unutmamak önem arz eder: bu durum bir yetenek değildir. bu durum, hastalığın onlara dayattığı bir sendrom biçimidir. yani onları "marjinal oldukları için beğeniyorsanız" frene basın. bu marjinallik değil.
hayat boyu ilaç kullanmaları gerekir. yani hayat boyu, düzenli olarak bir psikiyatr'ın kontrolü altında olmaları gerekiyor. bu yüzden, sağlıklı bir yetişkin yerine koyup ciddi kararlar almamanızı öneririm. bilhassa, borderline olan bir bireyle duygusal ilişki yaşamak, sağlıklı sınırlarınızı zamanla yok edebilir. düzenli anormaliteye maruz kalmak, duygu durumunuzu ve bakış açınızı bozabilir.
onları yok sayın, iletişim kurmayın demiyorum. sadece güncel durumlarını aklınızdan çıkartmayın. hiçbir davranışlarını ve tepkilerini de kendinize bağlamayın. git- geller sizden bağımsız şekilleniyor. bu durum rasyonel insanlar için çok zor. insan ilişkilerine hep "nedensellik" üzerinden bakan bireyler, borderline olan insanlarla çok zorluk çekerler. borderline insanlar size davranışlarının sebeplerini açıklayamazlar ve sık sık tavır değişikliğine giderler. bu insani iletişimlerde her değişimi bir nedene dayandırmak isteyen insanlar için çok güç bir durumdur. her şeyi üstlerine alınırlar çünkü. unutmayın, bunların sizinle hiçbir bağlantısı yok. - sizinle iletişim kuruyor olsalar da yok.
hayat boyu ilaç kullanmaları gerekir. yani hayat boyu, düzenli olarak bir psikiyatr'ın kontrolü altında olmaları gerekiyor. bu yüzden, sağlıklı bir yetişkin yerine koyup ciddi kararlar almamanızı öneririm. bilhassa, borderline olan bir bireyle duygusal ilişki yaşamak, sağlıklı sınırlarınızı zamanla yok edebilir. düzenli anormaliteye maruz kalmak, duygu durumunuzu ve bakış açınızı bozabilir.
onları yok sayın, iletişim kurmayın demiyorum. sadece güncel durumlarını aklınızdan çıkartmayın. hiçbir davranışlarını ve tepkilerini de kendinize bağlamayın. git- geller sizden bağımsız şekilleniyor. bu durum rasyonel insanlar için çok zor. insan ilişkilerine hep "nedensellik" üzerinden bakan bireyler, borderline olan insanlarla çok zorluk çekerler. borderline insanlar size davranışlarının sebeplerini açıklayamazlar ve sık sık tavır değişikliğine giderler. bu insani iletişimlerde her değişimi bir nedene dayandırmak isteyen insanlar için çok güç bir durumdur. her şeyi üstlerine alınırlar çünkü. unutmayın, bunların sizinle hiçbir bağlantısı yok. - sizinle iletişim kuruyor olsalar da yok.
devamını gör...
eski reklamlar
gurmeler hatırlar. (evet reklamında gurmesi olur)
devamını gör...
kötü psikolog belirtileri
ben allah'a şükür hiç psikoloğa gitmedim. küçükken dikkat dağınıklığım için annem götürmüş, hatırlamıyorum bile.
ama size durumu şöyle özetleyebilirim; sosyal medya boku sağolsun, bir tikli ve adının yanında psk. yazan bir arkadaş, takipçilerine resmen onedio testi sormuştu. :)
ama size durumu şöyle özetleyebilirim; sosyal medya boku sağolsun, bir tikli ve adının yanında psk. yazan bir arkadaş, takipçilerine resmen onedio testi sormuştu. :)
devamını gör...
eski reklamlar
eskiden izlediğimiz her reklamın bir kalitesi varmış. şu an televizyona baktığımda anlıyorum bunu. kaliteli tüm reklamcıları ve metin yazarlarını kaybetmişiz.
bazı reklamları görünce " ben ne izliyorum" diyorum. mesela buna en iyi örneklerden biri "eti canga " reklamı olacaktır. dünyanın en anlamsız ve biçimsiz reklamlarından biri olabilir. "bu nasıl bir saçmalık" diyorum hem de her seferinde.
karam'ın çikolata reklamları aynı şekilde.. basit bir çikolata reklamı izlememiz gerekirken, pars'ın ( kara panter'in) kadraja girmesiyle "bu ne reklamı?" oluyoruz. atmosferi iyi kuruluyor, arka plan renkleri falan güzel ama reklamın kendisiyle, pazarlanan ürün birbirini tutmuyor.
ben çocukluğumun dr. oetker reklamlarını çok seviyorum. bana hep çok sıcak, çok "ev" gibi geliyordu. yıllar geçti, hala satış stratejilerini bozmadılar. reklamları hala benzer şekilde kurgulanıyor. bence gayet tutarlı bir ürün imajı yaratıyorlar. reklamı izlediğinizde de, neyin pazarlandığını anlıyorsunuz ve sizde bir garip duygu oluşturmuyor.
o ikonik reklam cümlesi hala aklımdadır " kabartma tozu pastayı nasıl kabartır? babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi?"
bazı reklamları görünce " ben ne izliyorum" diyorum. mesela buna en iyi örneklerden biri "eti canga " reklamı olacaktır. dünyanın en anlamsız ve biçimsiz reklamlarından biri olabilir. "bu nasıl bir saçmalık" diyorum hem de her seferinde.
karam'ın çikolata reklamları aynı şekilde.. basit bir çikolata reklamı izlememiz gerekirken, pars'ın ( kara panter'in) kadraja girmesiyle "bu ne reklamı?" oluyoruz. atmosferi iyi kuruluyor, arka plan renkleri falan güzel ama reklamın kendisiyle, pazarlanan ürün birbirini tutmuyor.
ben çocukluğumun dr. oetker reklamlarını çok seviyorum. bana hep çok sıcak, çok "ev" gibi geliyordu. yıllar geçti, hala satış stratejilerini bozmadılar. reklamları hala benzer şekilde kurgulanıyor. bence gayet tutarlı bir ürün imajı yaratıyorlar. reklamı izlediğinizde de, neyin pazarlandığını anlıyorsunuz ve sizde bir garip duygu oluşturmuyor.
o ikonik reklam cümlesi hala aklımdadır " kabartma tozu pastayı nasıl kabartır? babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi?"
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
böyle şeyleri düşünmeye gerek olduğu kanısında değilim. ararsanız daima kötünün bir kötüsünü bulursunuz. bu herkesin hayatına ve yaşadığı koşullara göre şekil değiştirir. kimsenin "en kötüsü veyahut kötünün de kötüsü" birbiri ile aynı değildir.
pozitif olun.
pozitif olun.
devamını gör...
kötü psikolog belirtileri
size fazla soru soran, bunun karşılığında ise kalıp- ezber cümlelerle konuşan- akıl veren psikologtur. derdinize çare olmaz, laf kalabalığı yapar. ilk seanstan sizde bir farklılık yaratmamasından anlarsınız.
psikolog ve psikiyatr konusunda tamamen iç güdülerinize güvenin. ilk seanstan sonra dahi duygusal bir rahatlama hissetmiyorsanız, yanlış kişiye gitmişsiniz demektir.
not:
bu arada şu an çoğu psikoloğun fazlasıyla niteliksiz ve donanımsız olduğunu düşünüyorum. internetten online ders verir gibi, herkes online terapi vermeye başladığı için bu işte kalite falan kalmadı. eskisi gibi kapısını çaldığımız nitelikli psikologları mumla arıyoruz.
şu anda üniversite öğrencileri veya yeni mezunlar bile seans verdiği ile ilgili ilanlar açıyor. ne biliyorsunuz ki neyi analiz ediyorsunuz? lisans mezununun, minimum yüksek lisans bitirmeden vaka bakmaya hazır olabileceğine ( türkiye şartlarında) kesinlikle inanmıyorum. türkiye'de psikoloji lisans bölümleri sadece ezber üzerine eğitim veriyor. 2-3 tane mini stajlarınız oluyor o kadar. bunlar danışan almak için, yönlendirmek için yeterli değil. ben bu işte minimum yüksek lisans mezuniyetini yeterlilik sayarım.
teknoloji iyi bir yerde değil. çoğu insan bu konuda ciddi soyuluyor.
terapi seansları da yeni bir ticaret biçimi oldu.
psikolog ve psikiyatr konusunda tamamen iç güdülerinize güvenin. ilk seanstan sonra dahi duygusal bir rahatlama hissetmiyorsanız, yanlış kişiye gitmişsiniz demektir.
not:
bu arada şu an çoğu psikoloğun fazlasıyla niteliksiz ve donanımsız olduğunu düşünüyorum. internetten online ders verir gibi, herkes online terapi vermeye başladığı için bu işte kalite falan kalmadı. eskisi gibi kapısını çaldığımız nitelikli psikologları mumla arıyoruz.
şu anda üniversite öğrencileri veya yeni mezunlar bile seans verdiği ile ilgili ilanlar açıyor. ne biliyorsunuz ki neyi analiz ediyorsunuz? lisans mezununun, minimum yüksek lisans bitirmeden vaka bakmaya hazır olabileceğine ( türkiye şartlarında) kesinlikle inanmıyorum. türkiye'de psikoloji lisans bölümleri sadece ezber üzerine eğitim veriyor. 2-3 tane mini stajlarınız oluyor o kadar. bunlar danışan almak için, yönlendirmek için yeterli değil. ben bu işte minimum yüksek lisans mezuniyetini yeterlilik sayarım.
teknoloji iyi bir yerde değil. çoğu insan bu konuda ciddi soyuluyor.
terapi seansları da yeni bir ticaret biçimi oldu.
devamını gör...
koşu bandı alacaklara tavsiyeler
eğer normalde spor yapan biri değilseniz, ben almamanızı tavsiye ederim. şu ana kadar gerçekten alan nadir insanın cihazı kullandığını gördüm. ürün genellikle bir hevesle alınıyor ve evin bir köşesinde aylarca bekletilip, bir aile tanıdığına bağışlanıyor. döngü maalesef ki hep aynı. cihaza verilen para da çöp oluyor.
türkiye şartlarında bakmayın bu ciddi bir yük. yurt dışında çok komik paralara sahip olabildiğiniz bu ev içi ürünler, burada neredeyse birinin 2 aylık maaşı ediyor. bu yüzden kullanmadığınız ürünün taksidini yüklü biçimde ödemek bence kendinize haksızlıktır.
ben düzenli spor yapan biriyim. haftanın her gününde spor hayatımın merkezidir. kar, kış, ağustos sıcağı veyahut hastalık dahi demem sporumu yaparım. boş oturmayı, hareket etmeden yatmayı seven bir yapım yok. cocukluğumdan beri hiperaktif bir yanım var. boş oturmak daima uykumu getirir. hayat döngüm dinamik olduğu için, hep hedefim eve bir koşu bandı almaktı çünkü gerçekten zamandan müthiş kazanmanıza sebep oluyor. istediğiniz her zaman spor yapabilme şansınızın olması istanbul gibi bir şehir için lüks bu arada...
fakat evimizde koşu bandını koyabileceğimiz ekstra alan olmadığı için alamıyoruz. hepimizin üzüldüğü bir durum bu. bakmayın aslında koşu bantları ciddi yer kaplayan ürünler. her ne kadar portatif ve minik olanları çıksa da, asıl profesyonel veri sağlayacak olanları ciddi yer istiyor. eviniz küçükse, ona özellikle bir alan ayırmanız lazım. büyük m2 evler için bu zaten sorun değil. nereye koysanız duruyor.
alacak arkadaşlara şunu şiddetle öneriyorum: mutlaka satın alımınız esnasında, ürünün ne kadar sese sebebiyet verdiğini sorun. bazı markalar ve ürünler inanılmaz derecede gürültüye neden oluyorlar. ev içinde oluşacak bir yankılanmadan bahsetmiyorum( elektrik süpürgesi gibi düşünmeyin). bahsi geçen husus siz üstüne çıkıp yürümeye başladığınızda, alt komşunuza yansıyan gürültü ve titreşimdir. çoğu alt kata feci ses yansıtıyor.
iyi modellerde bu sorunun olacağını düşünmüyorum. bu yüzden bu tarz ürünlerde bütçeden kaçınmayın. ucuz yollu bir şey alırsınız ama sürekli şikayete gelen alt komşunuz yüzünden kullanamazsınız.
konunun özeti:
zaten spor yapan biriyseniz ve zamandan kurtarmak için alıyorsanız kesinlikle kullanırsınız.
"ben bunu alırsam sporu kesin yaparım" mantığıyla alırsanız, kenarda çeyiz sandığınız olur.
türkiye şartlarında bakmayın bu ciddi bir yük. yurt dışında çok komik paralara sahip olabildiğiniz bu ev içi ürünler, burada neredeyse birinin 2 aylık maaşı ediyor. bu yüzden kullanmadığınız ürünün taksidini yüklü biçimde ödemek bence kendinize haksızlıktır.
ben düzenli spor yapan biriyim. haftanın her gününde spor hayatımın merkezidir. kar, kış, ağustos sıcağı veyahut hastalık dahi demem sporumu yaparım. boş oturmayı, hareket etmeden yatmayı seven bir yapım yok. cocukluğumdan beri hiperaktif bir yanım var. boş oturmak daima uykumu getirir. hayat döngüm dinamik olduğu için, hep hedefim eve bir koşu bandı almaktı çünkü gerçekten zamandan müthiş kazanmanıza sebep oluyor. istediğiniz her zaman spor yapabilme şansınızın olması istanbul gibi bir şehir için lüks bu arada...
fakat evimizde koşu bandını koyabileceğimiz ekstra alan olmadığı için alamıyoruz. hepimizin üzüldüğü bir durum bu. bakmayın aslında koşu bantları ciddi yer kaplayan ürünler. her ne kadar portatif ve minik olanları çıksa da, asıl profesyonel veri sağlayacak olanları ciddi yer istiyor. eviniz küçükse, ona özellikle bir alan ayırmanız lazım. büyük m2 evler için bu zaten sorun değil. nereye koysanız duruyor.
alacak arkadaşlara şunu şiddetle öneriyorum: mutlaka satın alımınız esnasında, ürünün ne kadar sese sebebiyet verdiğini sorun. bazı markalar ve ürünler inanılmaz derecede gürültüye neden oluyorlar. ev içinde oluşacak bir yankılanmadan bahsetmiyorum( elektrik süpürgesi gibi düşünmeyin). bahsi geçen husus siz üstüne çıkıp yürümeye başladığınızda, alt komşunuza yansıyan gürültü ve titreşimdir. çoğu alt kata feci ses yansıtıyor.
iyi modellerde bu sorunun olacağını düşünmüyorum. bu yüzden bu tarz ürünlerde bütçeden kaçınmayın. ucuz yollu bir şey alırsınız ama sürekli şikayete gelen alt komşunuz yüzünden kullanamazsınız.
konunun özeti:
zaten spor yapan biriyseniz ve zamandan kurtarmak için alıyorsanız kesinlikle kullanırsınız.
"ben bunu alırsam sporu kesin yaparım" mantığıyla alırsanız, kenarda çeyiz sandığınız olur.
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
ailenin izniyle akşam fazladan bir saat daha tv izleyerek kurallar dışına çıkmak. tasmam yine bağlı ama ipini uzatmışlar.
arkadaşlarınla saklambaç oynamak, bisiklete binmek, futbol maçı yapmak. bir topluluğun parçası olmuşsun.
magnum dondurma. lükse ulaşabilmişsin.
arkadaşlarınla saklambaç oynamak, bisiklete binmek, futbol maçı yapmak. bir topluluğun parçası olmuşsun.
magnum dondurma. lükse ulaşabilmişsin.
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
ölümden sonra tekrar bir hayatın olması veya reenkarnasyon. ölelim bitsin orada devamı gelmesin. tekrar bir yaşam olacaksa da daha kolay olsun lütfen hehe.. ne biliyim nerede yaşayacaz kim olacaz seçelim easy mod olsun yani hehe..
devamını gör...
şu anda çalan şarkı
allah bu şarkının belasını versin. çok kalbimi kırıyo... albümde her zaman pas geçiyorum... yine de dinlemekten alıkoyamıyorum kendimi...
nefret ediyorum senden... yine de çok seviyorum... aramızda toksik ilişki var...
nefret ediyorum senden... yine de çok seviyorum... aramızda toksik ilişki var...
devamını gör...
aranızda yirmişer tl toplayabilir misiniz acil
liseye kadar duyduğumuz sınıftaki duyurudur
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
müslümana ölüm kötü değildir
devamını gör...